Ben Mi Yazayım?
oropheroropher
Üye
[center]BEN Mİ YAZAYIM?
(based on a true story)

J.Çvş. Turgut UÇ

"Asker yatar şafak atar, bu güneş bir gün elbet bize de doğar.."[/center]

"Tam bir başyapıt. Yıllarca akıllardan çıkmayacak.
                                                      New York Times"

[right]"Baştan sona soluksuz okunacak bir hikaye.
                                  Peter Colat"[/right]

"Her satırda yazarın zekasına biraz daha hayran olacaksınız.
                                                                              Yeni Şafak"

[right]"Ben bu kitabın üzerine daha da birşey yazmam
bu son mesajım, ha belki bir de mahkemeye veririm
                                              Elif"[/right]

"Esas duruşunu da düzeltirse bu çocuk olacak!
                                            J.Kd.Bçvş. Mert Bakkal"
oropheroropher
Üye
[center]Önsöz[/center]

Üniversiteyi bitirmiş her Türk erkeğinin kafasını kurcuklayan o soru benim de aklımdan çıkmıyordu;

"Şimdi ne bok yiyeceğim?"

Zaten ittire kaktıra anca 6 (yazıyla altı) senede bitirebildiğim okul sonrası 23 yaşına gelmiş, işe yaramaz adamın tekiydim. İşe girmek istesem askerliğini yapmamış adama kim iş verir? Yüksek lisans desen zaten seneler uçup gitmiş, kaç yaşında gideceksin askere? Bunun sonucunda ülkemiz şartlarında en geçerli formül olan "ya se se, ya si si"yi benimseyerek askerliğin yolunu tutma kararı aldım. Elbette özünde anarşik, üşengeç, sıkılgan, vurdumduymaz, "emaaan"pervaz bir adam olduğum için bu formülün "ya si si" bölümü bu kararı almamda etken unsur oldu. Sonuç olarak 12 Ağustos 2010 itibariyle botumu bağlayarak silah altına girmiş bulundum. Önümüzdeki sayfalarda vatana olan borcunu ödemekte olan bendenizin başından geçen şeyleri günlük tadında okuyacaksınız. Bittabi yukarıda da belirttiğim gibi ben özünde üşengeç bir herif olduğum içun bu satırları 06 Kasım 2010 tarihinde yani askerliğimin 87. gününde yazıyorum (şafak 72). Eh o kadar da olsun, bu şafaktan sonra onu da mı ben düşüneyim?
oropheroropher
Üye
[center]Previously on Turkish Military
(a.k.a. Özet Geç P.ç)
[/center]

Haziran sonunda askeriğe kaydımı yaptıktan sonra yaklaşık bir aylık bir bekleme sürecine girmiştim. Şimdiki aklım olsa bu süreyi daha faideli geçirirdim sanıyorum. Eğer bu satırları okumaktaysanız ve ufukta askerlik gözüküyorsa artık eşek değilsiniz ya biraz ders çıkarırsınız. Çünkü ne zaman ki Ağustos başı geldi ve ben sınava girdim, işte o zaman anladım ki bu askerlik çok b.ktan bir olay!

Askerlik Sınavı (02 Ağustos 2010)

Ağustosun ilk üç günü gerçekleştirilen (Ağustos celbi baz alınmıştır) "kısa dönem askerleri ne eylesek?" sınavı için Etimesgut Zırhlı Birliklerin yolunu tuttum. Burası gerçekten de "Allahın diktir ettiği yer" sıfatını sonuna kadar hak ediyor. Taksiye verdiğim 35 liralık (oturduğumda hala acısını hissederim) kazığın etkisi henüz üzerimdeyken karşılaştığım manzara ile dumurlardan dumurlara gark oldum. Sabah henüz 06.45 olmasına rağmen kapıda 200 kadar adam sıra beklemekteydi. "Hasss..." demeye kalmadan arka tarafta sinsice yerlerine konuşlanmış olan "sucuk-köfte ekmek, su, meşrubat" insanlarını görüp bir nebze olsun rahatladım. Bu insanlar inanılmaz bir şekilde ne zaman bir grupsal hareket olsa orada beliriveriyorlar. Konser önü, maç öncesi, öss vb. sınav lokasyonları ve daha pek çok organizasyona cebren ve hile ile dahil olup, stresli kalabalığın gazını almak suretiyle gönülleri hoş eyliyorlar, canlarım! Türk mantığı ile A4 kağıda yazılmış olan sıra listesine adımı dahil ettikten sonra (212.) usulca bey amcaya sokulup bir sucuk ekmek bir de su aldım. Eevet ağzım belki leş gibi kokacaktı ama zaten 200 küsür adamın yaydığı ortalama koku da pek hoş sayılmazdı. 08.30 gibi gelen iki askerin meydandakileri (ki bu saate kadar sayı 500'ü bulmuştu) sıraya sokması ve yirmibeşerli gruplar halinde içeri alması nedeniyle içeri girme saatim 10.00'u bulmuştu. Ancak "oh be bekleme kısmı bitti" diye beyhude bir sevince kapılan göynüm, içeride verilen ikinci bir sıra numarasıyla dalgakıranlara bodoslama dalmak zorunda kaldı. Bahçede geçen bir saatlik ikinci bir bekleyişin ardından sınav yerine gitmek için otobüslere doldurulduk. Bu Etimesgut Zırhlı Birlikler de öküz gibi büyük arkadaş, sınava girmek için otobüse biniyorsun, 10 dakika yol gidiyorsun falan, devlet bunlara arazi s.çmış resmen! Sınava girmeden önce bizleri ufak bir binaya sokarak kayıt altına aldılar ve meyve suyu ile kek ikram ettiler. Hem meyve suyu hem de kek g.tüm gibiydi, Türk Silahlı Kuvvetleri Bim'i tercih ettikleri için kınıyorum...

Sanıyorsanız ki bu cümleye "Ondan sonra da sınava girmek için yerini aldım" diye başlayacağım, daha çok beklersiniz. Çünkü ben bekledim. Alın size bir ders daha, askerliğin %90'ı beklemektir arkadaş, yazın bunu bir kenara. Grup halinde alındığımız ikinci bir binada rütbeli bir personel "ihtiyaç" dahilindekileri ayırmak için bazı sorular sordu. "Öğretmen var mı?", "Dalgıçlık yapabilen?", "Peki ya müzisyen hiç mi yok?" gibi sorulardan hiç biri beni teğet bile geçmedi, hamdolsun! Bu kişilerin isimleri alınıp fişlendikten sonra bir alt katta bulunan sınav bölümüne iniş yaptık. Eğer ki askere gitmeye niyetlenirseniz bu sınavla ilgili pek çok şehir efsanesi duyacaksınız. "Bu sınavın hiçbir önemi yok olm, kafalarına göre belirliyorlar işte", "Yapabildiğin kadar yap hacı, mutlaka etkisi olur, en kötü havan olur" vb. pek çok safsata. Ben tabii girdiği her sınavda hep en iyiyi çakmış bir insan olduğumdan "kısa dönem er" kutucuğunu işaretleyip karşıma çıkan tüm sorularda yardırdım. Zaten kolay bir sınav, aranızda çıkmış soruları arayanlar falan olmasın, tokatlarım! 1 saatlik bir sürenin sonunda sınavı tamamladım ve koyun sürüsüne dahil olarak çıkışa doğru yo laldım. Yaklaşık 6 saat süren bir eziyet sonrası artık rahatlamıştım. "Yemek yer misiniz gençlik, köfte var" sorusuna hiç aldırış etmeden bir an önce kurtulmanın amacındaydım. Bekleme, stres, gerginlik beni boğmuş, nefes alamaz hale getirmişti. Koşar adım kapıdan çıkarken bilmediğim şey ise askerliğimin en kolay gününü geride bıraktığımdı...

[right]devam edecek..[/right]
niyazi
Üye
TSK icin endiseleniyorum =)
FaironFairon
Üye
Bunu şimdi mi okusam yoksa önümüzdeki Ankara buluşmalarındaki olası askerlik anıları bölümüne mi saklasam karar veremedim ;D(Bu kararı verincee kadar bu kısmı okudum tabi)
phdphd
Üye
*takip*
stabilostabilo
Üye
Tam bir başyapıt. Sonraki yıllarda aynı yollardan geçecek olan bizler için bulunmaz bir kaynak. Hastasıyız, 10/10
monster_42
Üye
takip
Misafir
takip
gduman94gduman94
Üye
takip
creiGncreiGn
Üye
phd dedi:


*takip*





takip



Trajengya dedi:


takip




gduman94 dedi:


takip




Post kasmayın lan.
discussioncontroller