İnsan Evrimi ve Primatlar
kurtkapankurtkapan
Üye


Dini öğretiler ile doğrudan zıtlaşan teorilerden biri olduğundan, evrim söz konusu olduğunda insanlar genelde tutumlarına göre taraflı davranacaktır.

Bu engelde aşılır gelecekte.
büdü:Biz pek göremiyoruz derste.
Mad Dok
Üye
İnsanların taraflı olmaları kötü bir şey değil aslında. Başkalarının öğrenmesine ya da yapılan araştırmalara bilerek engel olmaları ise epey kötü bir şey, bunun aşılması iyi olurdu.
LovermanLoverman
Üye
Bilmiyorum ki ben. Bölümüm gereği hiç karşılaşmadım. Üniversitede okutulduğunu biliyorum, ama lise olarak biyoloji kitaplarında yok sanırım. Yani 2 sene evvel beraber kaldığım arkadaşlar sayısaldı, bir kere olsun evrim bahsi geçmedi, geçerdi kesinlikle çıkmamış olsa. Yahut çok önem veriliyor olsa.

Ayrıca araplar evrim yok diye hançer çekiyor olsalar dahi Kuran'da bir familyadan bahsediliyor. Bunun üstüne gidilmesi lazım.

Lise hayatım boyunca 1 kere biyoloji dersi gördüm, onda da evrim görmedim bu arada.

Neyse lisede zaten seksten öte düşünen yok artık. Üniversitelerin sağlam bilgi vermesi lazım.

Yukarıda Kuran'daki familya bahsini destekleyen bilgiler de vereyim ki havada kalmasın. Kuran'daki evrim, darwinizm ile tesadüfi olup olmaması yönünden ayrılıyor öğrendiğim kadarıyla. Tanrı müdahelesi ile gerçekleşiyor. Lakin zamanla yapılan Kuran çevirilerinde kelime oyunları ile oldukça azalmış evrim/değişim hakkındaki ayetler.

Bir kaç örnek veriyorum:

-Oysa O, sizleri aşama aşama yaratmıştır.
Nuh Suresi, 71/14

Sonralardan bu aşama aşama kelimesi, tavır tavır oluyor, sonra da şu şekilde bir yoruma gidiliyor, önce çamurdan yaptı, sonra ruh üfledi, aşaması budur. Görüldüğü üzere gayet sığ.

-O inkâr edenler görmüyorlar mı ki göklerle yer, birbirleriyle bitişikken onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Yine de onlar inanmayacaklar mı?
Enbiya Suresi, 21/30

-Gerçekten de insanın üzerinden anılan bir şey olmadığı bir süre geçmedi mi zamandan?
Insan Suresi, 76/1

12- And olsun biz insanı, çamurdan, bir sülâleden yarattık.


Yani benim anladığım, her şeyin başlangıcı olarak su gösterildikten sonra, çamurdan türeyen insan familyası bahsi geçiyor. Bir değişim sonucu mental hakimiyeti de artan insan (adem) diğerlerinden sıyrılıyor ve farklılaşıyor.



SÜLÂLE kelimesi sell masdarından alınmadır. Sell, bir şeyi bir şeyden incelik ve yumuşaklıkla sıyırıp çıkarmak demektir. Nitekim dilimizde de bilindiği üzere, kılıcı kınından sıyırıp çekmeye "Sell-i Seyf" denilir. Böyle "fuâle" veznindeki isimler, alındıkları fiile göre bazan gaye olurlar, "hülâsa" gibi ki, sülâle de buna benzer; bazan da olmazlar, "kulâme, künâse" gibi Keşşâf'ın açıklamasına göre bu vezin, bir kıllet (azlık) mânâsıyla da ilgilidir. Dilimizde bu veznin karşılığı (...inti) ekiyle yapılan kelimelerdir ki, süzüntü, kuruntu, kırpıntı, süprüntü gibi. Fakat sell fiilini bir kelime ile ifade edemediğimizden sülâle kelimesini bu şekilde terceme edememişizdir. Şu halde bir şeyin sülâlesi o şeyden sıyrılıp çıkarılan bir netice demek olur. Çoluk çocuğa da sülâle denilmesi bu mânâya göredir. Bundan dolayı, sülâle tabirinden bir silsile mânâsı düşünürüz. Çünkü sülâle aslın değil, ondan süzülüp çıkarılan hülâsanın ismidir.

İşte insan, yaratılış evrelerinde önce, böyle çamurdan sıyrılıp çıkarılmış bir sülâleden yaratılmıştır ki, bu mertebe ilk insan olan Âdem'in yaratıldığı ve dolayısıyla insan cinsinin, insan organlarının ilk başladığı evre olmakla, hiçbir insan tohumu ile meydana gelmiş değildir. Bazıları burada "tîyn" Âdem (a.s)in bir ismidir, demiş bazıları sülâleden maksat Âdem'dir demiş ise de ikisi de doğru değildir. Zira Âdem, insandır. "Biz muhakkak insanı yarattık" (Tîn, 95/4) âyetindeki ifadeye dahildir. Ayetin açık mânâsı, bu sülâle'nin Âdem'den önce olmasıdır. Hatta bir kısım tefsircilerin İbnü Abbas, İkrime, Katâde ve Mukatil'den nakledildiğine göre, burada kelimesini Âdem diye tefsir etmişler. "lâm"ı ahid lâmı olarak kabul etmişlerdir. Gerçi tahkîkçi âlimlerin görüşü cins için olmasıdır. Sözün gelişi de buna uygundur. Nitekim

Ebussuud, demiştir ki: "el-insan" ile kastedilen cinstir ve anlam şudur: Billahi insan cinsini Âdem'in yaratılmasıyla "tıyn"den, yani çamurdan bir sülâleden toplayıp yaratmakla halk ettik..." Bununla beraber ahd olduğu takdirde de zımnen bu mânâ gerekir.

Demek ki, yüce yaratıcı, önce çamurdan seçerek bir sülâle çıkarmış ve insanı ilk defa o sülâleden yaratmıştır. Hıcr Sûresi'nde "Yoluna girmiş, şekillendirilmiş balçık"(Hıcr, 15/26) denilmiş olan bu çamur sülâlesinin, Fahreddîn Razî'nin de kaydettiği üzere, bir kısım tefsircilerin açıklamasına göre insanlara gıda olarak insanlığın organlarına ilk dönüşen maddeler olarak düşünülmesi mümkündür ki, bu maddeler çamurdan sıyrılmış çıkmış madensel veya bitkisel veya hayvansal maddelerdir (elementlerdir). Nitekim sülâle, nutfenin meydana geldiği gıda maddeleri ile de tefsir edilmiştir ki, bu mânâ ile bu âyet, yalnız Âdem'e veya Âdem mânâsında cinse ait olmakla kalmayıp her ferde de doğrudan doğruya uygun olur. Çünkü gıda maddelerinden her insanda insan uzuvları yaratıldığı ve bu şekilde insanın yaratılışına bu maddelerin seçilerek bir başlangıç oluşturduğu bilinmektedir. Bu ise seçilip ayıklanınca ilk insanın yaratılış maddesini idrak için bir delil olur. Ancak sonraki insanlarda bu maddeler, bir insan menisi ile geçmiş olan bir vücut içinde hazım ve temsil olunduğundan bunu, insan bedenine daha önce verilmiş olan hayat gücünün bir eseri olarak düşünmek ve bundan dolayı baba menisinin kuvvetine aitmiş gibi görmek uygun olmaz. Halbuki ilk insanın yaratılışında böyle bir düşünceye imkan yoktur. Çünkü bu maddeleri insan şekline sokmak için henüz bir insan varlığı yoktur.

Bundan dolayı, o yüce yaratıcının ilk evvel yaratmış olduğu açıktır. Âyetin hatırlattığı esas nokta da budur. Bu açıklamadan anlaşıldığına göre demek olur ki, insan cinsinin ilk yaratıldığı çamur sülâlesi, ilk insanın ve ilk insan hücreciklerinin yaratıldığı zamana kadar, çamurdan seçilip çıkarılmış olan ve sonra insanın erzakı, hizmetini yerine getirdiği üç mevcut şey'in özüdür. Allah Teâlâ, çamurdan madenleri, bitkileri ve hayvanları sıyırıp çıkardıktan sonra, bunların hülâlasasından da insanı hiç yokken yaratmış ve insan bunların sonucu olmuştur.

Bize ulaşan eserlere göre insanın yaratılışı, yukardaki üç maddenin yaratılmasından sonra olduğunda bir ihtilaf görülmüyor. Şu halde topraktan insana kadar üç şeyin bütün cins ve nevileriyle gerçek bir tasnifi tam mânâsıyla bilinse, kuru toprağın ilk insan hücresi haline gelinceye kadar geçirmiş olduğu yaratılış ve seçilme evreleri anlaşılabilecekti. Bundan dolayı madenlerin, bitkilerin ve hayvanların tasniflerine çok önem verilmiş ve zaman zaman değişik bakış açılarından değişik tasnifler yapılmış ve türlü düşünceler ileri sürülmüştür. Netice olarak İbnü Türkete'l-İsfahânî, Füsûs Şerhinde demiştir ki :"Yeryüzünde ilk meydana gelen madenler, sonra bitkiler, sonra hayvanlardır. Ve Allah Teâlâ bu mevcut şeylerin cinslerinden her sınıfının sonunu, takip edenin başlangıcı kıldı da madenlerin sonunu ve bitkilerin evvelini mantar, bitkilerin sonunu ve hayvanların evvelini hurma, hayvanların sonunu ve insanın evvelini maymun kıldı ki, birbirine ulanma birliği bozulmadan, değişmeden, aralanmadan, kesilmeden korunsun ve birbirine bağlansın."

13-2- Sonra onu emin ve sağlam bir karargahta (rahimde) nutfe haline getirdik, yani o insan cinsini veya neslini sağlam bir karargah olan rahimde yerleşen bir nutfe yaptık. Önce bir çamurdan, bir sülâleden yaratılmış olan insan bundan sonra "Sonra onun zürriyetini nutfeden, hakîr bir sudan üretmiştir" (Secde, 32/ âyet-i kerimesine göre, hakîr bir su sülâlesi olan nutfeden çoğalma yoluyla yaratılarak diğer bir sülâle oldu. Hem her nutfe'den değil, rahimde yerleşen nutfeden; her rahimde değil, rahimde yerleşen nutfeden; her rahimde değil, sağlam, aldığını tutan, güçlü ve sağlam bir rahimde. Buradan anlaşılıyor ki, Kur'ân'da nutfe yalnız menînin ismi değil, daha çok menî içindeki tohumun ismidir. Zira rahimde karar kılıp yerleşen odur. Bir de zamirinin, çekilmiş, sıyrılmış mânâsı ile sülâleye ait kılınması da caiz görülmüştür ki, o çamur sülâlesini nutfe yaptık, demek olur.

İşte nutfe yapıldıktan sonra insan yaratılışı, doğal ve kanunî denilen malum şeklini almış oldu. Yoksa ille başta çamurdan sülâlenin, sülâleden insan veya nutfesinin yaratılışı doğa üstüdür. Çünkü henüz bir insan ve tabiatı yoktu. Demek ki insanı yaratan yaratıcı kudret insan tabiatından başkadır. Herhangi bir şeyin tabiatı ise o şeyin kendisinin dışında olamaz. Onun için bir şey, kendisinin gayrısı olamayacağı gibi, tabiatının gayrısı da olamaz. Bu yüzden tabiat ancak devamlı ve değişmez bir şey olmak üzere düşünülebilir. Ve bir şey kendisi değişmedikçe tabiatının değişmesine imkan yoktur. Bundan dolayı herhangi bir şeyin tabiatında bir değişme görüldüğü zaman, o şeyin kendisinde bir değişme meydan geldiği anlaşılır ve ona dıştan bir etki aranır. Tabiî ilimler adı verilen ilimlerin hiçbiri yoktur ki, tetkik ettiği bir değişmenin ayrı bir sebebini aramasın da kendi kendine tabiatıyla oluvermiş diyebilsin.

Hatta bu noktada, iyice düşünülünce "Tabii ilimler" denilen ilimler, tabiatların kendi kendine değişmesini kabul etmeyip, değişmenin dış etkenlerini arayan ve bu şekilde hiçbir olayın tabiî olmadığını ispat eden ilimlerdir, denmekte tereddüt edilmez. Çünkü bir tabiatın, kendisinin dışında bir eşinden etki almasıyla izah edilen olaylara tabiat demek çelişki olur. Evet tabiatta değişme, seçilme, gelişme yok değildir. Fakat o seçimi ve gelişmeyi yapan tabiat değil, tabiatlar üzerinde hakim olan yaratıcıdır. Eğer tabiat hakim olsaydı, çamur normal olarak kalır, ondan bir sülâle çıkamaz, insan ve nutfe gelişmesi ve seçilip çıkarılması olamazdı. Hatta nutfe yaratıldıktan sonra nutfe tabiatından ileri geçemezdi. Bu takdirde bilinmesi lazım gelir ki insanın, tabiî sayılan nutfeden meydana gelmesi evrelerinde de insanı yaratan nutfe tabiatı değil, nutfeye ve rahime o yaratılış değişimini veren yüce yaratıcıdır. Onun için buyuruluyor ki:

14-3- Sonra nutfeyi aleka olarak yarattık. Rahime iliştirip aşılama yaptırarak tutturup pıhtı kan gibi bir tutuk haline değiştirdik.

okuma Zorlugu olanlara Isin özünü Buraya yazayim:


Ayetin açık mânâsı, bu sülâle'nin Âdem'den önce olmasıdır. Hatta bir kısım tefsircilerin İbnü Abbas, İkrime, Katâde ve Mukatil'den nakledildiğine göre, burada kelimesini Âdem diye tefsir etmişler. "lâm"ı ahid lâmı olarak kabul etmişlerdir. Gerçi tahkîkçi âlimlerin görüşü cins için olmasıdır. Sözün gelişi de buna uygundur. Nitekim

Ebusuud, demiştir ki: "el-insan" ile kastedilen cinstir ve anlam şudur: Billahi insan cinsini Âdem'in yaratılmasıyla "tıyn"den, yani çamurdan bir sülâleden toplayıp yaratmakla halk ettik..." Bununla beraber ahd olduğu takdirde de zımnen bu mânâ gerekir.

Demek ki, yüce yaratıcı, önce çamurdan seçerek bir sülâle çıkarmış ve insanı ilk defa o sülâleden yaratmıştır. Hıcr Sûresi'nde "Yoluna girmiş, şekillendirilmiş balçık"(Hıcr, 15/26) denilmiş olan bu çamur sülâlesinin, Fahreddîn Razî'nin de kaydettiği üzere, bir kısım tefsircilerin açıklamasına göre insanlara gıda olarak insanlığın organlarına ilk dönüşen maddeler olarak düşünülmesi mümkündür ki, bu maddeler çamurdan sıyrılmış çıkmış madensel veya bitkisel veya hayvansal maddelerdir (elementlerdir).

( MÜMINUN )

13. "Ne oluyor size de Allah için bir vakar ümidinde olmuyorsunuz?"

14. "O ki, sizi halden hale/evreden evreye geçirerek yarattı."

15. "Görmediniz mi, Allah yedi göğü ahenkli bir bütün olarak nasıl yarattı?"

16. "Ve Ay'ı, bunlar içinde bir nur yaptı ve Güneş'i bir kandil haline getirdi."

17. "Ve Allah sizi bir bitki olarak yerden bitirdi."

18. "Sonra sizi yere geri gönderiyor ve sonra bir çıkarışla tekrar çıkarıyor." ( NUH )


Ayrica Islam filozoflari tarafindan Evrim in ele alinmasi Darwin den 850 yil önceye gider.

Yukarıdaki yazıyı da alıntıladım. Hani belki bir katkısı olur.

EDİP AKBAYRAM: Ha yine müslüman ateist kavgası geçmiş. Valla yanacaksınız diyen elemandan sonra müslümanlığı en fazla dile getiren insan benim herhalde forumda, ama görüldüğü gibi fikrim bu. Kavga, tartışma amaçlı değilim. Ateistlik ve dindarlıkla bağlantı yapmak istemiyorum siz koyunsunuz demediğiniz sürece. :F
cocoldplay3
Üye
Valla ben bir program izlemiştim zamanında. Saygın bilim adamları ile Harun Yahya (nam-ı diğer adnan hoca) tayfası karşı karşıya gelmişti. Bu bilim adamlarından biri "dünya oluştuktan sonra tek hücreli canlılar evrimleşerek bugünün canlıların atası olmuştur" dedi. Tabi gerici tayfa hemen çirkefleşti. Sonra adamın biri çıkıp: "O tek hücreli canlı nasıl oluştu? Tabiki Allah yarattı" falan deyince bilim adamları big bangi falan anlattı ama nafile. Bu iki tarafta evrim olduğunda mutabıktı, ama bir taraf evrim sürecinde ilk yaratanın kozmik güçler olduğunu, diğer tarafta ilk yaratanın Allah olduğunu söylüyordu. Sanırım bunun için evrime inanlara ateist gibi yaftalar yapıştırıyolar. Programda izlediğim kadar biliyorum maalesef. Bu tartışmalar çok yararsız olduğu için hiç ilgi duymadım bu konuya.
LovermanLoverman
Üye
Ben o tetiklemeyi yapan tanrıdır diye basite indirmiyorum, zira bir çok dünya oluşuyor öyle. Kimisi sırf su, kimisi toz bilmem ne. Bunların hepsinin sistemini yaratan bir güç olduğuna inanıyorum. Buradan da evrendeki tek canlı olmadığımıza inandığım çıkabilir.
sultan ısultan ı
Üye
İÇERİDE KAL, BİZİMLE KAL!


''
Ankara'da derste bir öğrencisinin
"İnsanlar maymundan mı geldi?"
sorusunu sorması üzerine
tüm canlıların değişime uğradığını anlatarak Darwin'den bahseden Süleyman Biçer’e müfredat dışına çıktığı gerekçesiyle ceza verildi

''

NTV
Mad Dok
Üye
öeh.
acdervisacdervis
Mod
Lise sonda okutuluyor diye biliyorum evrim. En azından bize okuttular.

Uyarı alan öğretmen 5. sınıf hocasıydı sanırım.
Rajaz
Üye
Evrim okutulsa ne okutulmasa ne? Biz de gördük, hoca "biz maymunuz" diye kavga ediyordu öğrencilerde ve bu öğretmenin yaptığı eylemin sonuçları da kutuplaşma oluşturmaktan öteye de gidemedi.

Kendi ideolojisini ise kavga gürültüyle bir öğrenciye aktaran öğretmenler varken, yöneticilerin de kendi düşüncelerini empoze etmek gibi küçük! bir alışkanlıkları olmasından mütevellit(tek bir görüş değil, tüm görüşler, üstelik daha kendi tuttuklarının ne olduğunun farkında bile değillerken) bu ders olsa ne olur olmasa ne olur? Ben daha doğru düzgün anlatan bir öğretmene rastlamadım. İllaha bir kavga, illaha bir gürültü. Benim zamanımda ortaöğretim lise'yi kapsamıyordu ve orta okul son sınıfında görmüştüm biyoloji dersinde evrim'i. O yaştaki çocukla bildiğin mahalle karısı ağzıyla tartışıyorlardı hocalar.
acdervisacdervis
Mod
Yani; bir avuç kendini bilmez hoca ve inanç bazlı önyargı yüzünden tüm canlıların oluşumunu açıklayan bir teori okutulmasın?

eheh
discussioncontroller