İslam İnancı ve Tanrı Algımızı Düzeltmek Üzerine
İ. Evrenİ. Evren
Üye
Ben de bakayim. Akşam akşam merak ettim.
AjiratheIX
Üye
Tartışmanızı bölmeyeyim ama konu amacından sapıyor. Duramıyoruz sonra.
CúthalionCúthalion
Üye
Ben seninle tartışmayacağım ki Hatake. Sen sordun, ben de cevap vereceğim. Ama bundan önce senin neler düşündüğünü bilmeliyim ki ona göre cevap vermeliyim değil mi? Hâlâ bekliyorum mesajını zaten.
İ. Evrenİ. Evren
Üye
Şöyle şeyler buldum. Merak edebilecek insanlar olabileceği için paylaşayim dedim:

Spoiler:

Cinlerin bir tek ferdine "cinnî" denir. "cânn" kelimesi cin ile eşanlamdır. Ğûl ve ifrit cinlerin değişik türleridir.

İslâm'dan önce Arabistan'da cinler, çölün "satyre" ve "nymphe"leri idi. Tabiat hayatının, insanların hükmü altına girmemiş ve düşman kalmış tarafını temsil ediyorlardı. Fakat Hz. Peygamber (s.a.s.)'in bey'ati esnasında cinler önemli ve bilinmeyen ilâhlar arasına girmekte idiler. Mekke Arapları cinler ile Allah arasında bir nesep yakınlığı bulunduğunu söylerler (es-Saffât, 37/158), onları Allah'ın ortakları mertebesine çıkarırlar (el-En'âm, 6/128) ve onlardan yardım dilerlerdi. (el-Cumua, 62/6)

Cinin varlığı Kur'an ve sünnet ile sabittir. Hayat sahibi yaratıklar yalnız şu madde dünyasındaki insanlarla, çeşitlerini bilemediğimiz hayvanlardan ibaret değildir. Bir de ancak peygamberlerin ve asfiyâ (dinde yüksek mertebe sahibi kimseler)'nın gördüğü varlıklar vardır ki, bunlar melekler ile cinlerdir. Bunlar çeşitli şekillere girecek vaziyette yaratılmışlardır. Melekler Allah'a itaattan asla ayrılmazlar. Göklerde bulunurlar, ancak Allahu Teâlâ'nın emriyle yeryüzüne iner, tekrar göklere yükselirler. Cinler ise, insanlar gibi yeryüzünde bulunurlar. Müminleri ve kâfirleri vardır. Meleklerin ve cinlerin varlığı, Kur'an ve sünnetle sabit olduğundan, bunları inkâr etmek, İslâm akîdesini zedeler.

Cinler de insanlar gibi mükellef olup onlara da peygamberler gönderilmiştir: "Ey cin ve insan topluluğu; size, içinizden, ayetlerimi anlatan ve şu (korkunç haşr) gününüzün geleceğini haber verip sizi korkutan peygamberler gelmedi mi?" (el-En'âm, 6/130)

"Doğrusu biz (cinler) o hidayet rehberi (olan Allah'ın Peygamberini) dinlediğimizde hemen O'na inandık. Her kim bu suretle Rabbi'ne iman ederse o, ne hakkı eksilmekten, ne de zulme uğramaktan korkmaz. " (el-Cinn, 72/13)

"Şu vakti de hatırla ki, cinlerden bir kısmını Kur'an dinlesinler diye sana sevketmiştik. Onlar (Peygamber'in huzurunda) Kur'an dinlemeye hazır olunca (birbirlerine): "Susunuz (dinleyiniz)"dediler. Kur'an okunması bitirilince de döndüler ve inzâr etmek üzere kavimlerine gittiler. Ey kavmimiz. dediler: Biz bir kitap dinledik. Musa'dan sonra indirilmiş. O, kendisinden öncekini tasdik ile hakka ve doğru bir yola hidâyet ediyor. Ey kavmimiz, Allah'ın davetçisine icabet ve ona iman edin ki, Allah günahlarınızdan bir kısmını mağfiret etsin ve sizi elem verici bir azaptan korusun; ve her kim Allah'ın davetçisi (Peygamberi)ne icabet eylemezse arzda aciz bırakacak değildir. Ve ona ondan başka sahip olacak veliler de yoktur. Öyleleri açık bir dalâlet içindedirler" (el-Ahkâf, 46/29-32)

Hadis râvileri Rasûlullah (s.a.s.)'ın, cin'i görüp görmediği konusunda farklı görüştedirler. Müslim'de, Abdullah İbn Mes'ud (r.a.)'dan rivayete göre, Peygamber Efendimiz cinni'lerin davetine icabet buyurmuş, onları görmüş ve irşad etmiştir. Buhârî ve Müslim'in, İbn Abbas'tan rivayetlerine göre ise, Hz. Peygamber ashabıyla "Ukaz" panayırına giderken "Nahle"de sabah namazını kıldırmış, bir grup cin gelip Kur'an dinlemiş ve müslüman olmuştur. Bu durumu Cenâb-ı Hakk, Hz. Peygamber Efendimize Cin sûresinin ilk ayetlerinde haber vermiştir. (el-Cin, 72/1-3).

Müfessir İmam Kurtubî, bu iki rivayeti şu şekilde yorumlar: İbn Abbas'ın rivayetine göre, Hz. Peygamber o olayda, cinni görmemiş; onların Kur'an dinleyip müslüman olduklarını, Cenâb-ı Hakk daha sonra haber vermiştir. Fakat bu olayla İbn Mes'ud'un rivayet ettiği olay farklıdır. Nitekim İbn Mes'ud (r.a.) şöyle demiştir: "Bir gece Hz. Peygamber (s.a.s.) ile beraberdik. Derken aramızdan kayboldu. Vadilerde, dağlarda aradık bulamadık. O geceyi hep endişe içinde geçirdik. Nihayet sabah olunca bir baktık ki Hîra* tarafından geliyor. "Ya Rasûlallah dedik, sizi kaybettik. Aradık bulamadık. Bu yüzden bütün gecemiz endişe içinde geçti." şöyle buyurdu: "Bana cin(ler)den bir davetçi geldi. Onunla beraber gittim. Onlara Kur'an okudum" (Kurtubî, el-Camî'li-Ahkâmi'l-Kur'an, Beyrut 1967, XIX, 2 vd.)

Cinler gaybı bilemezler. (Sebe, 34/14) Allah'ın peygamberlerine bildirdiği şeyleri öğrenemezler: "Şüphe yok ki onlar (meleklerin sözünü) işitmekten kat'i surette azledilmişlerdir. " (eş-Şuarâ, 26/212)

Cinler insanlardan önce yaratılmışlardır, Kur'an-ı Kerîm'de çok zehirli bir ateşten yaratıldıkları haber verilir:

"Cânnı da, daha önce çok zehirli ateşten yarattık. " (el-Hicr, 15/27)

Cinlerin erkek ve dişi olanları vardır. Evlenirler, çoğalırlar, yerler, içerler. İhtiyarı, genci vardır. Cinler de mükellef olup insanlar gibi Allah'ın emir ve yasaklarına uymak zorundadırlar: "Ben cinleri ve insanları ancak ibadet etsinler diye yarattım. " (ez-Zariyat, 51/56).

Cinlerin yaratılışlarıß türlü şekillere girmeye, ağır işler görmeye elverişlidir. Nitekim Kur'an'da ifade olunduğuna göre (en-Neml, 27/39), Hz. Süleyman Belkıs'ın tahtını Yemen'den getirmek isteyince, bir cin, daha sen makamından kalkmadan ben sana onu getiririm, benim herhalde buna yetecek gücüm var demiştir. Süleyman (a.s.) Kudüs'te, getirilecek taht Yemen'deydi. Onu bir saniyede getirmek büyük bir hız ve güce sahip olmak demekti. Süleyman peygamber, cinleri ağır ve güç işlerde çalıştırmıştır.

"Süleyman (a.s.)'ın önünde, Rabbı'nın izniyle iş gören bazı cinler de vardı. İçlerinden kim bizim emrimizden ayrılıp saparsa ona çılgın azabdan tattırdık. " (Sebe, 34/12).

Şeytan da cinlerdendir. Allahu Teâlâ kendisini Hz. Adem (a.s.)'e secde etmekle mükellef tutmuş; şeytan ise, kendisinin ateşten, Adem'in topraktan yaratıldığını ileri sürerek secde etmemiştir. Bunun üzerine Allahu Teâlâ onu rahmetinden kovmuş o da kâfir olmuştur (el-Bakara, 2/24) Şeytanların amiri durumundaki şeytana İblis denir. Şeytan, insanları azdırmak için çeşitli yollara başvurur. Ondan sakınmak gerekir:

"Ey Ademoğulları, Şeytana tapmayın. Çünkü o sizi Rabbınız'dan ayıran bir düşmandır, diye size emretmedim mi?" (Yasin, 36/60)

"Şeytan sizin için yaman bir düşmandır. Bu sebeple siz de onu düşman edinin. " (el-Fatır, 35/6).

Hz. Peygamber (s.a.s.) de şöyle buyurmuşlardır:

"Allah sizden her biri için, bir cinni arkadaş kılmıştır. " Ashab: "Size de mi yâ Rasûlallah?" diye sorduklarında, Rasûlullah: "Bana da ancak Allah ona karşı bana yardım etti de, o (cin) müslüman oldu, artık o, bana ancak hayır emrediyor. " buyurdu. (et-Tâc, V, 233).

Bu hadisten anlaşılıyor ki, şeytan insanı saptırır. E l-i Sünnet inancına göre, şeytan, insanın vücuduna da, aklına da zarar verir.

Felsefecilerin çoğu, özellikle İbn Sina ve Farabî cinlerin varlığını kabul etmezken; bazıları bunu kabul etmişlerdir. Bunlar cinlere süflî ruhlar adını vermektedirler. Bunların ervâh-ı felekiyyeden daha süratli cevap verdiklerini fakat onlardan daha zayıf olduklarını iddia etmişlerdir.

Buna karşılık peygamberlere inanan ve belli şerîatlara sahip olan milletler, cinlerin varlığını tereddütsüz kabul etmişler; ancak mahiyetleri hususunda farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Kimileri; cinler, havâî, yani rüzgârdan yaratılmış, çeşitli şekillere girebilen canlılardır, demişlerdir. Bazıları ise bunların, cevher olduklarını; â'râz* ve ecsâm olmadıklarını söylemişlerdir. Bu cevherleri de mahiyetleri muhtelif bazı kısımlara ayırmışlardır: Bazıları iyi, salih ve hayırseverdirler. Bazıları ise kötü, aşağılık ve kötülükseverdirler. Sayılarını ancak Allah bilir.

Bazı fırkalar da cinlerin cisim olmakla beraber, mahiyetlerinin farklı, sıfatlarının bir olduğunu söylemişlerdir. Sıfatları ise uzayda yer kaplamaları; uzunluk, genişlik ve derinlik gibi üç boyutlu olmalarıdır. Cinler; latif, kesif, ulvî ve süflî kısımlara ayrılırlar. Hevâî cism-i latîflerin, mahiyet itibariyle, diğer cisim türlerine benzemesi imkânsız bir olay değildir. Binaenaleyh bunların, kendilerine özgü ilimleri vardır, insanların yapamayacakları acaip ve zor işleri yapabilir, çeşitli şekillere girebilirler. Bu da Cenâbı Allah'ın onlara bu gücü vermesi sayesinde olur. Bazı fırkalar da, cisimlerin mahiyet itibariyle birbirine eşit olduğunu, hayat için bünyenin şart olmadığını söylemişlerdir. İmam Ebu'l-Hasan el-Eş'arî ile izleyicileri bu görüştedirler.

Mu'tezile ise bu görüşü ve buna paralel olarak cinlerin varlığını kabul etmemiştir. Bunlar, hayat için bünyenin şart olduğunu, zor işler yapabilmek için bünyenin katı olmasını bir şart olarak ileri sürmüşlerdir. Bu görüş, çoğunluk tarafından reddedilmiştir. Çünkü bu görüşte olanlar, harikulâde olayları inkâr, varlığı kitap ve sünnet ile sabit olan şeyleri reddetmiş oluyorlar.

Cinler de, İslâm dini açısından iki kısımda incelenirler: Mümin olanlar, kâfir olanlar. İnsanlar gibi cinler de, Peygamberimize iman ile mükelleftirler. Çünkü Peygamberimiz onlara da gönderilmiştir. Binaenaleyh ona iman eden, müminler grubuna dahil olur; müminlerle birlikte Cennet'e girer. Ona iman etmeyenler ise şeytanlarla beraber olur; Cehennem'i boylar.

Cinler islâm dini ile mükellef oldukları için, onların da bundan haberleri olması ve İslâm dininin onlara da tebliğ edilmesi lâzımdır. İşte burada cinlerle peygamberimizin temas şekli ortaya çıkıyor.

Cinler henüz peygamberimizin bi'setinden haberdar değillerken göğe çıkar, mele-i âlâ'da konuşulan şeyleri kulak hırsızlığı ederek çalarlardı. Buna bir çok şey ilâve eder, insanlara aktarırlardı. Peygamberimizin bi'setinden cinlerin haberi yoktu. Her zamanki gibi gökten bir şeyler öğrenmeye kalkıştılar; fakat yakıcı ateşlerle, şiddetli bekçilerle karşılaştılar. Bundan irkilerek sebebini araştırmaya başladılar. Yeryüzüne akın ettiler. İçlerinden bir grup, Peygamberimiz'i ashabı ile birlikte Nahle'de namaz kılarken buldu. Okuduğu Kur'an'ı dinlediler; güzelliği ve mükemmelliği karşısında hayret ettiler. Bunların üç ilâ on veya dokuz nefer oldukları ifade edilmektedir.

Peygamberimiz (s.a.s.) onlara İslâm'ı öğretti (Müslim, 1, 332; Kitabu's-Salat, hadis no: 150-153; Ebû Davûd, 1,10, hadis no: 39). Şurasını hemen hatırlatmak gerekir ki cinler, bize tamamen aykırı yaratıklardır. Onların İslam ile mükellef olmalarının şekli nedir; bunu ancak Allah ve Rasûlü bilirler. Bize sadece buna inanıp iman etmek gerekir.



Spoiler:

Cinlerin Yaratılma Sebebi ve Sorumlulukları

Hiç süphesiz cinlerin yaratılış sebebi insanlarınkinden farklı değildir. İnsanlar da, cinler de Allah’a kulluk etmek için yaratılmışlardır. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de; “Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” buyurulmaktadır. Bu da onların kullukla mükellef olduklarını, iman ve itikat gibi inanç esaslarından olduğu gibi, haram-helal gibi itaate, namaz, oruç gibi de ibadete yönelik hususlardan sorumlu olduklarını göstermektedir. Nitekim bu konuda Fethullah Gülen ****; “Cinler, yaratılışları itibariyle şuur ve idrak sahibi varlıklar oılarak, bitkilerden ve hayvanlardan ayrılırlar. İnsanlar gibi mükellefiyetleri bulunduğu için de mümin ve kafir cinler bulunabilir.” demektedir.

Peygamber efendimiz sadece insanların değil cinlerin de peygamberidir. Allah'ü Teala Kur'an- Kerim'de buyuruyor ki "Ey habibim! Onlara de ki cinlerden bir grubun Kur'an-ı Kerim dinlediği bana bildirildi. Onlar şöyle demişlerdi. Muhakkak ki biz doğru yola götüren akıllara durgunluk ve hayranlık veren bir Kur'an dinledik. Ona inandık, Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız." (Cin Suresi 1,2)

Cinler alemindeki durum, insanlara göre şekillenmekte ve “her insanla beraber bir cin bulunması” hadisinden yola çıkarak, onların insanlara bağlı olarak yaşadıklarını ve insanların sosyal hayatlarına göre de sosyal hayatlarının şekillendiğini söylemek mümkündür. Buna göre, insanlar da ne varsa onlarda da olacak ve insanlar arasındaki hakim görüş ve düşünceyede sahip olacaklardır. Nitekim Fethullah Gülen **** “ Abdülfettah Şahin” müstear ismiyle yazdığı “İnancın Gölgesinde” isimli kitabında bu konuya değinmekte ve şöyle demektedir: “Müslümanların galip veya mağlup olmaları, cinler aleminde de aynı tesiri gösterir. Yani, müslümanların galibiyeti cinni müslümanların da galip; mağlubiyetleri cinni müslümanların da mağlup olmaları demektir.” Şeytanın iddia ettiği gibi, cinlerin ateşten yaratılmaları onları üstün kılıp, kulluk görevini yerine getirmemeleri hakkını vermez. Bu hususta sorumluluk açısından insanlarla aralarında bir fark yoktur. Kim Allah’a kulluktan ve O’nun kitabından yüz çevirirse, gitgide artan çetin bir azapla cezalandırılır. Nitekim cinler de bunu bilmektedirler.

Dark_BlueDark_Blue
Üye
Olay aslında cin neden / ne için yaratıldı vs den çok aslında anlatılanların ve yazılanların sana ne kadar uyduğu ile ilgili.

Yani aslında kafanıza takılan tüm soruların cevapları gerek kutsal kitablarda gerekse başka yerlerde var ama dediğim gibi olay,açıklamayı kabul edip etmemek ile alakalı.

Yani - arka sayfalarda yazıldığı için söylüyorum - cinlerin başında meleklerin olup,onlar kötütlük yapacakken meleklerin sopayla kafalarına vurması bana masal geliyor mesela.
e.S
Üye
Tabii, Interwebz'de yazilan hersey de kati dogrudur.
MR.KubidikMR.Kubidik
Üye
@basilins ve feyling

Bir kısmını Cübbeli Ahmet'ten hatırlıyorum, bir kısmını ise ortaokul din hocamdan. Yazılı kaynak belirtiyor Cübbeli videolarında. 2-3 arama yapın elbet çıkar karşınıza.

Ayrıca cinlerin de peygamberi vardır bu arada. Nezir denir. Bizim peygamberlerimizle tam olarak aynı seviyede değiller diye hatırlıyorum. Cinler nerede denmiş. Şu anda sağınızda solunuzda bile vardır. Çok yalancı oldukları söylenir. Tabi dürüstleri yok değil. Onların da musevisi var hristiyanı var müslümanı var. Savaşlara da katılıyorlar. Dünya savaşlarına da katıldıkları söyleniyor. Pek çok askerin garip ifadeleri vardır, araştırın bir sürü bulursunuz.

Dedem 40'lı yaşlarında görmüş sanırım bir cin. Boyunun ufak olduğunu söylemişti. Dedemi görünce arkasını dönüp kaybolmuş. Adam haliyle korkmuş biraz. Sonra gelen giden olmamış tabi.
westgreywestgrey
Üye

Cinler farklı bir alemde değil miydi?

Bir de savaş konusunda Rommel Afrika'da o kadar az askerle mi tutundu sanıyorsunuz elbette hayır ARYAN cinler yardım etti ayrıca Normandiya Çıkartması sırasında Amerikan askerleri çok kayıp verince Liberal Cinler, DEMOKRASİNİN KARTALININ KANATLARI ALTINDA savaşa katıldı. Japonlar Banzai yaparken Kamikaze yaparken yalnız değildi. Onlarla birlikte Japonya'ya gelmiş olan ve nesillerdir birlikte yaşayan cinler, samuraylardan Meji'ye kadar her şeyi gördükleri için onlara çok saygı duyuyorlardı ve savaşa katıldılar. Atom bombası da Japonlardan çok Cinleri öldürdü denir zaten BİR İKİ ARAMA YAP ELBET ÇIKAR KARŞINA. Mussolini de o kadar güçlüyken nasıl devirdiler onu? Cinler halkın askeri kanadını oluşturdu bu açıdan önemli. Britanya Bombardımanı sırasında İngilizler ellerinde pilot kalmayınca Mason Cinler ile anlaştı hatta bu da önemli bir konudur.



Forumda o kadar saçma şey okudum ki şaka olarak alamıyorum, ciddisin galiba.
MR.KubidikMR.Kubidik
Üye
@hatake kakashi

Dalga geçmene gerek yok. Beğenmiyorsan sayfayı kapatabilirsin abi.

Farklı alemdeler evet, fakat şu şekilde:

Bizi görebiliyorlar, duyabiliyorlar, yanımızda gezebiliyorlar. Herhangi bir fiziksel müdahelede bulunamıyorlar. Hologram gibi falan düşün, nasıl anlatayım. Allah'ın izni olmadan bize bir şey yapamadıkları belirtilir. Bunlar normal cinlerdir. Bir de Şeytanın soyu olan cinler var tabi ki. Onlar kıyamete kadar insanları yoldan saptırmayı iş edinmişlerdir. Onlar insanların içine fitne fesat sokabilirler. Bu yüzden islamda gıybet ve yalan yasaktır. Şeytan işidir çünkü. Dedikodu ve yanlış sözlerin hızlı yayılması ve çevreye zarar vermesi çok kolaydır çünkü.
westgreywestgrey
Üye
Varlığı hakkındaki tek kanıtın Kuran'daki birkaç cümle olduğu hayali varlıklar için gerçekten çok fazla teori öne sürüyorsun. Büyük ihtimalle psikolojisi alt üst olmuş şok sendromu içindeki askerlerin ifadeleri "böyle şeyler var" demek için oldukça yetersiz.
Bu tartışma kapatıldı.
Aktif Başlıklar
discussioncontroller