İncelemelerim
Raguel
Üye
Borderlands incelemesi
http://oyungezer.com.tr/component/content/article/80-fps/2451-borderlands
Magicka incelemesi
http://oyungezer.com.tr/component/content/article/13-aksiyon/4943-magicka

Knights Of Honor başlığı bulamadım o yüzden buraya yazıyorum

Knights Of Honor İnceleme
Real-Time Diplomasi
Belki de oyunumuzu en güzel açıklayan başlığı buldum diyebilirim. Evet… real- time diplomasi. Knights of Honor, aslında hak ettiği değeri ve prestiji kazanamamış bir oyun. Öyle ki zamanında yepyeni bir tür ortaya çıkardı. Beğeneni de çok oldu eminim. Devamı beklenen oyunlar arasına girdi fakat ne olursa olsun devamı yapılmadı ya da yapılamadı.
Oyunumuzun geçtiği dönem orta çağ avrupası. Tahmin edebildiğiniz gibi kılıçlar kalkanlar ve entrikaların döndüğü bir dünya. Oyunun senaryosu üç dilime ayrılıyor. Erken Dönem, yani 1000’li yıllar, Orta Çağ 1200lü yıllar ve Geç Dönem 1350 ve sonrası. Oyunda ki devlet seçimi menüsü çok güzel gerçekten. Devletlerin tek tek isimlerinin olduğu bir ekrandan devletinizi seçebildiğiniz gibi, harita üzerinden de seçebiliyorsunuz. Oyunu ana hatlarıyla değerlendirmemiz gerekirse. Oyun bir real-time diplomasi oyunu. Başına geçtiğiniz devleti yıkılana kadar ya da avrupa’nın kralı olana kadar yönetiyorsunuz. Oyundaki yegane amaç avrupa’nın saygı gören büyük imparatoru olmak. Oyun burada bir mantık hatasına düşüyor. Avrupa’nın imparatorunun seçilişi oylamalarla yapılıyor ve oylamalara Müslüman devletler de katılabiliyor. O dönemin avrupasını düşündüğümüzde ne olursa olsun Müslüman bir devletin avrupa’nın büyük imparatoru olmasına izin verilmezdi herhalde. Oyunumuz gerçi bu eksisini çok çabuk kapatıyor diğer artılarıyla. Örneğin harita üzerindeki her devletin seçilebilir ve oynanabilir olması Knights of Honor’ın en büyük artısı. Her devlet derken tam manasıyla her devletten bahsediyorum. Tek bir şehri olan, ekonomosi sıfır olan bir devleti bile yönetebiliyorsunuz. Açık konuşmak gerekirse oyun birazda europa universalis’in real- time oynanışı ile gerçekçilik hissini ve total war serilerinin kolay anlaşılabilir oluşunu bünyesinde barındırıyor. Malum, europa universalis oynayanlar bilir oyun gerçekten çok güç bir oyundu. Her yere kafa yormak gerekiyordu bu da yorucu oluyordu. Azimli bir bünye kolay kolay vazgeçmemesine rağmen, shooter bir oyuncuysanız ve aksiyon yanlısıysanız, bu oyundan nefret etmeniz işten bile değildi.
Knights of Honor kendisini burada o fazla ayrıntılardan soyutlayıp, daha çok total war oynanışına kayıyor. Ayrıntılardan soyutluyor derken sakın ayrıntısız bir oyun dediğimi düşünmeyin. Aksine çok da ayrıntılı fakat bu ayrıntıları kullanıcıya güzel bir şekilde öğretebilen bir ara yüzü var. Oyuncuyu zorlamıyor yani.
Knights of Honor’da bütün devletlerin seçilebileceğini söylemiştik. Bunlara Osmanlı, Selçuklu, Abbasi, Fatimi, Memlük gibi büyük imparatorluklar da dahil. Hadi onları beğenmediniz mi, zaten her oyunda oynuyoruz onlarla dediniz diyelim. O zaman biraz kuzeye bakın ve asya Türklerinin avrupa’ya akınlarını yönetin. Altın Ordu devleti Kırım devleti gibi pek çok devlet rüyalarınızı süslüyor ve dini inançlarına kadar hiçbir şey atlanmamış.
Gel gelelim oyunumuzun işleyişine. Oyun bizi 8 slotluk bir karakter ekranıyla karşılıyor. Bu 8 slotluk karakter ekranını ne kadar aktif ve düzgün kullanabilirseniz, devletiniz o kadar hızlı gelişip askeri bünyesi o kadar çabuk artıyor. Diyelim ki bir mareşal atadınız konseyinize, bu mareşal başkentin yanında ordusuz olarak bekliyor ve onu şehre sokup ordusunu toparlayıp sefer gönderebiliyorsunuz. Ayrıca sefere çıkan askeri taa anadolu’dan ingiltere’ye yollamakta akıl karı değil. Çünkü orduların her birinin yiyecek stokları var. Ve belli bir süre gidipte yiyecek stoğu tükenen orduların moralleri bozuluyor. Bunun sonucunda savaşlarda başarı beklenemez hale geliyor. Genellikle 8 slotu mümkün olduğunca ailenizin adamlarıyla veliaht prenslerle doldurmanız gerekiyor. Çünkü herhangi bir ordu isyanı ülkenizi parçalayıp ordunuzun tamamını etkisiz hale getirebilir. Oyunun ikinci güzel yanı da işte burada ortaya çıkıyor. Entrikalar.
Entrikalar Knights Of Honor’da çok güzel işlenmiş durumda. Spy’lar 8 slotluk yerlere atandığında, kralınıza hizmet etmeye başlıyorlar. Onları diğer devletlere karşı her şekilde kullanabiliyorsunuz. Mesela başka bir devletin içine sızan spy sizin adınıza kralı öldürebiliyor ya da veliaht prensleri. Ya da orduyu isyana teşvik edip düşman krallığı ordusuz bırakabiliyor. Bunun dışında eğer bir şehrin valisi olursa, o şehirde isyan başlatıp şehri bağımsız bir devlet haline getiriyor ve bu devlet sizin kuklanız oluyor. Yani siz ne derseniz yapıyor. İsterseniz topraklarınıza bile katabilirsiniz. Tabii aldığınız spy’ın hain çıkıp bir gün sizi yatağınızda kesmesi de muhtemel olaylardan biri.
Oyunda belki de üzerinde en az durulan ve çok yüzeysel olarak işlenen olay ticaret olayı. Ticaret yaparken karşınıza çıkan ara yüz o kadar basit ki şaşar kalırsınız. Merchantlar da slotlar vasıtasıyla kullanılabiliyor. Ve ne kadar merchantınız olursa hazineniz o kadar güçlü, devletiniz o kadar büyük, ordunuz o kadar haşmetli hale geliyor.
Oyun hiçbir ayrıntıyı gözden kaçırmamış diyebilirim. Yukarıda saydığım konsey adamları haricinde iki adamınız daha var. Bunlar da inşaatçılar ve rahipler. Bunlar da şehirlere artı inanç ve building puanı katıyor ki gerçekten ihtiyaç duyulan adamlar.
Bu kadar ayrıntılı bir oyunun, oyun-içi değerlendirmelerine anca gelebiliyorum. Ve oyun içi değerlendirmelerde ne yazık ki bizi birkaç eksi yönü karşılıyor oyunun. Öncelikle real-time diplomasi oluşu kalbimi fethetti onu söylemeden geçemeyeceğim. Çünkü gerçekten çok güzel bir işleyiş var oyunda. Turn based tarzı strateji oyunlarından artık biraz da sıkılmıştım. Satranç gibiydi çünkü hareketini yap bekle. Ama buradaki iş çok farklı. Oyunun her saniyesi canlı. Her an bir şeyler olabiliyor. İsyanlar, düşman saldırıları, casuslar, savaş ilanları, bir savaş ilanını okurken tak diye başka bir savaş ilanı ve fark etmeden bölgenizin içine girmiş askerler. Oyun bu kadar ayrıntıyı da toparlarken hiçbir hata yapmamış diyebilirim. Diplomasi de saçma sapan mantık hatalarına pek rastlayamıyorsunuz. Bir devlete yamuk yaparsanız yamuk yapmışsınız demektir. Aranız iyiyse dostsunuz demektir. İki Dakka sonra; “Hacı ben senden sıkıldım hadi savaşalım kim ölecek kim kalacak.” Demiyorlar. Seneler boyu bir devletle dost kalıp oyunu bitirmeniz mümkün.
Oyunun birimleri de neredeyse hatasız. Osmanlılarda yeni çeriler, İngiltere teutonic şovalyeler. Gerçekten her ülkenin belli başlı üniteleri ve bonusları oyuna çok iyi yansıtılmış. Ama yine de biraz zayıf kalmış. Total wardaki büyük ünite ayrıntılarına rastlayamıyorsunuz. Ve bu da biraz üzücü oluyor.
Oyunun eksi yönlerine madem başladık devam edelim. En önemli ve en büyük eksi savaş ekranı. Savaşlarda ki grafikler ve harita kullanımı gerçekten çok dandik. Tamam kimse üç boyutlu bir savaş beklemez bu kadar ayrıntını üstüne. Zaten ayrıntılar havuzunda real-time olarak yüzüyoruz, fakat be arkadaş şu savaş ekranını biraz daha düzenleyelim, biraz daha törpüleyip güzel edelim demediniz mi hiç? Büyük orduların katıldığı savaşları yönetmek neredeyse imkansız. Kim nerede ne zaman morali bozuldu çözemeden savaş bitiyor. Bu oyunda savaşlar genelde otomatik yapılıyor anlayacağınız. Ama real-time otomatik olduğu için müdahale şansınız her an var. Ordunuzun kaybetmeye başladığını gördüğünüz anda geri çekip, hemen kaleden destek kuvvetlerinizi göndererek, düşman ordusu için yeni bir mezarlık yaratabilirsiniz.
Diğer eksisine gelirsek, deniz savaşları. Ortaçağda en belirleyici rolü denizin üstlendiğini düşündüğümüzde bu oyunda nasıl deniz savaşları olmaz diye saçımı başımı yolmadım değil. Ben istemez miyim ordumu alıp şöyle bir akdenizden açılıp avrupa’nın batısına geçip bütün avrupa’yı fethedeyim. Ama yok arkadaş deniz savaşı yok. Oyunun savaş ara yüzünden sonra en büyük eksisi olarak bunu yazabilirim açıkçası.
Sonuç bölümümüze geldiğimizde, karşımıza iki büyük artı ve iki büyük eksi çıkıyor;
Real – Time bir strateji olması ve Her devletin seçilebilir olup her şekilde yönetilebilmesi artıları arasındayken,
Savaş ara yüzü ve deniz savaşlarının yokluğu eksileri olarak karşımızda.Bunun dışında oyunun çabuk bitmesi ve çok uzun tekrarlardan sonra biraz baş ağrıtıp sıkmasını da sayabiliriz.

Bütün bunlara rağmen her daim elinizin altında bulunması gereken bir oyun. Eğer ki strateji seviyorsanız, diplomasi hastasıysanız kesinlikle denemelisiniz Knights of Honor’ı. Her daim bir şansı hak edecek bir oyun Knights of Honor. İnanın yıllar sonra; “nerede lan bu knights of honor oynayacağım lan.” Diyerek keşler gibi cd’yi aramanız mümkün olur. Hiç sıkılmadan da tekrar oynayacağınıza eminim.


Yorumlarınıza ve eleştirilerinize açığım, eksiklerimi düzeltmekten memnun olurum.
discussioncontroller