BtG - A. Everdeen (deathly hallow)
AdramelechAdramelech
Üye
Astus Everdeen

Spoiler:
Astus Everdeen olsun karakterimin adı. Eski bir piyanist. Hatta çocukluğunda oldukça popülermiş. YouTube, Twitter vs, baya hayrranı varmış. Yıllar sonra birikimleriyle bir tiyatro açmış. Tek amacı piyano çalmak değilmiş yani. Oyunculuğa da merak salarmış. Popüler olduğu için de çok kişi başvurmuş tiyatro kadrosuna. Bizimki yine de sadece arka planda müzik çalarmış. Başta işler güzel gitmiş. Hatta bir sevgilisi olmuş. Leah'mış adı.

Günlerden bir gün (çok klişe oldu bu da şimdi ), hafta sonu tatili için şehirden ayrılmak isterler. Yolculuk için her şeyleri hazırdır hani. Yola da çıkmışlardır, fakat daha sınırı geçemeden kaza geçirmişlerdir. İşte bu, hayatında büyük bir dönüm noktası olmuştur: Sevgilisi komaya girmiş, komadan çıktığında ise boynundan aşağısı tamamen felçli kalmıştır. Astus bunun için kendini asla affetmemiş ve göz göre göre tiyatronun batmasına sebep olmuştur. Piyano çalan elleri artık titriyordur, Tanrı vergisi gördüğü bu yeteneği kullanamamktadır...

Sonra kapanır tiyatro. Sevgilisinin yüzüne bakamaz olur. Bir süre sonra hastane ziyaretlerini de keser. Gününün tamamını dışarıda dolanarak geçirir, kimi zaman eve gidecek gücü bile bulamaz kendinde ve bir bank üzerinde uyuyuverir. Evsizlerle arkadaş olur... Bir süre sonra eve dönmeyi de bırakır. Evsizlerle yaşar, evsiz biri olur.

Birisini öldürür... Bir gece bank kavgası yüzünden işler kontrolden çıkar. Ne ara kendisinin adamın boğazında bulduğunu hatırlamaz bile. Kendinden geçmiştir... Ve öldürür adamı... Polise yakalanmamıştır, şanslıdır; zira eldiven takmıştır o soğuk gece. Ne kan izi, ne parmak izi...

Şu aralar evsiz olarak hayatını sürdürmekte. Ama ne karısına olanları, ne de öldürdüğü adamı asla unutamamaktadır.


12/09/2012 - 23:45

Ölüm. Yüzünü bile hatırlamadığın bir adamın elindeki bir şırınga yüzünden ölmek garip bir duyguydu ama yine de, uzun zamandır hissettiği o basık ölümdü. Hareket edemiyordu ancak öldüğünü fark etmişti. Ruhunun falan çıkması gerekmiyor muydu?

Bir hareket sezdi etrafında. İki buçuk metrelik, ince bir adam vardı. Yüzü görünmüyordu, sanki karanlık bir sisten oluşuyor gibiydi. Işıklar yüzüne ulaşamıyordu veya aydınlatacak bir madde bulamıyordu sanki. Adam her ne kadar uzun olsa da, vücudunda bir düzensizlik de yoktu. Sanki lastik gibi çekilmiş ve uzatılmıştı. Üstünde siyah uzun bir trençkot vardı. Zaten vücudunun hiç bir hattı belli olmuyordu. Ağzını açmadı, ancak Astus onu duydu. Soğuk, tek düze ama acı ve yük dolu bir sesti.

"Bir anlaşmaya ne dersin, ölmektense yaşamaya? Kabul edersen yaşlılık dışında ölüm tanımazsın, söz veriyorum. O vücuda seni geri sokabilirim, benimle paylaşmaya razı olursan. Ağzını açmadan konuşabilirsin. Ağzını açmadan kabul edebilirsin."
deathly hallowdeathly hallow
Üye
Bu tecrübeyi benden başka kimse tatmamıştı kuşkusuz. Karanlık sis içerisinde inatla adamın yüzünü seçmeye çalışıyor, bir sonuca ulaşamıyordum. Adam bana bir seçenek sunmuştu. Peki gerçekten de bir seçenek miydi ki bu? Başka bir şansım var mıydı ki? Ağzımı açmadan konuşabileceğimi söylemişti bana. Tereddütle başımı salladım. Eğer bahsettiği buysa, kafamı sallamalıyım diye düşündüm.

Yeniden hayata dönmeden önce beni öldüren insanın kim olduğunu bilmek isterdim.
deathly hallowdeathly hallow
Üye
(Patlamanın olduğu yerle park arasında ne kadar mesafe vardır acaba?)
AdramelechAdramelech
Üye
(Parktan çıktıktan sonra 5-6 sokak ötede, ki bu baya bir mesafe yapıyor olsa da, patlamanın az bir sesini işittiniz işte)

Kafası hareket etmemiş olsa da, karşısındaki şeyin hareket ettiğini gördü. Duygusuz bir şekilde ilerlediğini ve ona yaklaştığını, ruhunu tuttuğunu, ruhuyla birleştiğini ve bedenine döndüğünü hissetti. Farklı hissediyordu artık, ölümün soğukluğunu hissettikten sonra, her şeyin bittiği o karanlığı gördükten sonra kim aynı olabilirdi ki?

Yaraları iyileşmişti. Hastalıkları ve yorgunluğu da kalmamıştı.
deathly hallowdeathly hallow
Üye
İşte, olmuştu! Ölümden dönmüştüm!

Siyahlar içindeki adamı düşündüm. Beni neden kurtarmak istemişti? Korkuyordum, benden isteyeceği şeyler olabilirdi belki de... Hayal dahi edemeyeceğim şeyler... İstemsizce vücuduma dokundum. Bir şekilde içimdeydi fakat varlığını o esnanda hissedemiyordum.

Ya hepsi bir rüyaysa ve şimdi uyandıysam? Ama hayır, farklı, çok farklı hissediyordum artık. Bir patlama duymuştum, öyle değil mi? Ama yoo, bir güne yetecek bir macera yaşamıştım. Yaşlılık harici ölmeyeceğimi söylemişti adam. Fakat içimden bir ses ona güvenme diyordu yine de. Ne olursa olsun, daha dikkatli bir adam olmalıydım. Bana bir şans tanındı ve bunu hakkını vererek kullanmalıydım.

Az önce yattığım banka tekrar baktım. Ellerimi gayri ihtiyari cebime götürdüm fakat tabii ki içi bomboştu. Evime dönmek istiyordum, bu geceyi rahat geçirmeyi... Kendi evime hırsız gibi girmek zorunda kalacaktım sanırım. Hiçbir çilingir bu halimle bana güvenmezdi. Üstelik evde param olduğundan bile emin değildim. Hayır, bu işi bir evsiz gibi halledecektim. Hem, belki de, aynı bedeni paylaştığım adam bana yardım edebilirdi?

Ellerim... artık titremiyordu.
AdramelechAdramelech
Üye
Astus hafifçe ayağa kalktığında, sol elinde bir kalem vardı. Eski bir mürekkepli kalemdi ve üzerinde garip bir yazı vardı. O anlaşmamızın kanıtı. Sana bazı... "güçler" verdi bu deneyimin. Zamanla keşfedersin... Kalem de bu güçlerin bir kısmını taşıyor ve ikimizin arasındaki bağı sembolize ediyor. Kaybetme, unutma.

Park sessizdi, ve karanlıktı. Gölgelerde kan kaplı böcekler dolaşıyor ve şehrin sesleri garip bir ölüm senfonisi yaratıyordu.

Ölmüştü ve dirilmişti. Onu kim öldürmüştü?
deathly hallowdeathly hallow
Üye
Evime vardığımda bile bir elim sımsıkı, yarı parçalanmış cebimdeki kalemi tutuyordu. Parktaki halime göre daha güçlü hissediyordum kendimi.

Yangın merdiveni!

İşte, aradığımı bulmuştum. Sakin bir şekilde tırmanırken, biri bana tuhaf tuhaf bakıyor mudur diye düşünmeden edemedim. Saçı sakalı birbirine girmiş bir insan, gecenin bir yarısı bir binanın yangın merdivenine tırmanıyor... Etrafta polis olmadığına şükrettim... En azından şimdilik; etraf sessizdi. Kendi penceremi bulduğumda bir an için tereddüt ettim. Sonra üzerimdeki yeleği çıkarıp yumruk yaptığım elime sardım. Kalemi tekrar kontrol ettim.

Sabah kalktığımda ilk iş, kendime çeki düzen vermek olacaktı. Sonra karımı görmeye gidebilirdim belki, hı? Kendime o derece güveniyor muydum ki?

Bütün gücümle pencereye vurdum.
AdramelechAdramelech
Üye
Neyse ki oturduğu çevre şehrin en parasız kesimleriydi bir süredir ki, bu sayede camdan dışarıya bakıp polisi arayacak pek kimse olmayacaktı. Cam parça parça oldu ancak Astus'un da kolunu kesti. Kan akıyordu ve acıyordu. Ancak nedense önemsemedi. Bir saat önce ölüydü. Küçük bir yaradan korkacak değildi.

O yarayı hızlıca iyileştirebilirsin... Vücudunda ölümün enerjileri dolaşıyor Astus Everdeen, plasm denen bir enerji. Ancak ölümü hissederek bulabileceğin, edinebileceğin bir enerji. Deathmask bulmalısın kendine veya... ölüm bulmalısın. Ancak mezarlıklardaki gibi unutulmuş ölüm değil, yeni ölümü kastediyorum. Ölümün gezdiği yerler. Bunların bazıları hayaletlerin gezindiği yerler olur, bazıları Haunt denilen yerler olur... Bazıları her ikisi de. Plasm azaldığında kendini güçsüz hissedeceksin, arttığında ise ölü. Bu iyi. Yaralarını plasm kullanarak kapatabilirsin. Ancak yara ne kadar büyükse o kadar çok kullanmış olursun, dikkatli ol.

(Plasm miktarını her tur sonunda kontrol edebilirsin kağıttan. Oraya yazacağım gerçek zamanlı olarak)
deathly hallowdeathly hallow
Üye
Öteki'nin dediğine uymam gerekirdi. Yine de şimdilik bu basit yarayı halletmeliydim. Banyoya koşmadan önce camdan tekrar sessiz sokağa baktım. Loş sokak lambasının altında bir kara bir kedi kıvrılmış yatıyordu. Onun haricinde başka bir canlı göze çarpmıyordu. Bu iyiydi. Güvendeydim... şimdilik.

İlk yardım çantam her zamanki köşesinde beni bekliyordu. Açıp içinden tentürdiyot ve gazlı bez çıkardım. Çamur renkli sıvı yarama değdiği anda önce buz gibi soğukluk hissettim. Ardından ufak bir batma... Kolumdaki kanı temizledikten sonra gazlı bezi dikkatle yaranın etrafına doladım. İlk işim bitmişti. Şimdi plana göre yatmam gerekiyordu fakat Öteki'nin bahsettiği plasm olayını düşündüm.

"Deathmask'ı nerden bulabilirim?" dedim. Aynaya bakıyor, bir elimle gür sakalımı kurcalıyordum. "Ayrıca bana Haunt denilen yerlerden bahsetmelisin. Plasm hakkında daha detaylı bilgin varsa da iyi olur. Burada ikimizin hayatı da söz konusu."
AdramelechAdramelech
Üye
Öteki, ne kadar beklerse beklesin cevap vermedi. Astus kendini yalnız hissetti ve böyle hissetmeye devam edeceğini fark etti.

(Geist'e verdiğin isme bayıldım. "Öteki" çok güzel bir seçim olmuş.)
deathly hallowdeathly hallow
Üye
Rahatsız olmuştum. Yine tek başımaydım...

Tıraş makinem aynanın önünde duruyordu. Elime alıp, sakalıma nasıl bir şekil vereceğimi düşünürken ayna karşısında hayali bir şekilde elimi bir oraya, bir buraya götürüp durdum. Sonunda hiç sakal istemediğimi farkettim. O hayatı tamamen bırakmalıydım. Bunu da eski görünümümden tamamen kurtularak gerçekleştirmeliydim. Yarım saatin sonunda sakal tıraşı bitmişti. Ardından gözlerime giren saçlarımı kesmeye başladım. Elimden geldiğince yamuk kesmemeye gayret ediyordum ama elbette bir berber tekniği yoktu bende.

Ah, teknik... Piyano çalmayı ne kadar da özlemiştim...

Berberlik işimi gördükten sonra salona geçtim. Yatmadan önce iki melodi tıngırdatmak hem benim ruhuma... hem de belki Öteki'nin artık nesi varsa, ona iyi gelirdi.

Piyanonun üstündeki tozu üfledim. Koruyucuyu kaldırırken kalbimin eski heycanla tekrar attığını hissediyordum. Moonlight Sonata'nın ilk notalarını girerken, eski tecrübemin, özgüvenimin yerine geldiğini görmek hayret vericiydi doğrusu.

Cevap vermeyeceğini bilmeme rağmen, "Teşekkür ederim, Öteki," dedim.

(Teşekkür ederim =))
Bu tartışma kapatıldı.
Aktif Başlıklar
discussioncontroller