BtG - A. Everdeen (deathly hallow)
AdramelechAdramelech
Üye
İlk denemelerden sonra oldukça akıcı bir şekilde çalmaya başladı Astus. Müzik tekrardan canlanmıştı.

"Öldürdüğün adamı hatırlıyor musun?"
deathly hallowdeathly hallow
Üye
Notalar sustu.

Tekrar o geceye dönmüştüm. Ellerim boğazındaydı. Şerefsiz herif benim yerimi kapmış ve oradan kalkmamakla inat etmişti. Ona hakkını göstermeliydim. Gırtlağını baş parmağım ve işaret parmağım arasına sıkıştırmıştım.

"'Senin akordunu yapmak lazım,' demiştim", dedim. "Ne oldu, şarkı canını mı sıktı? Az öncesine kadar konuşmuyordun?"
AdramelechAdramelech
Üye
Bir hırıltı. Kahkaha olup olmadığını anlayamadı Astus.

"O adamın, senin yüzünden hala orada dolaştığını biliyor muydun? Hala, acı içinde kıvrandığını."
deathly hallowdeathly hallow
Üye
"Nasıl yani, hayalet olarak mı?" Bu sözler sesli olarak daha da saçma göründü bir an için. Her ne kadar, az önce Öteki'ne o adamdan bahsederken dalga geçer bir edayla söylediysem de olanları, yine de öldürdüğüm evsize acıyordum. İçkiyi fazla kaçırmıştı belki de o akşam... Üstelik o gerçek bir evsizdi. Benim gibi sonradan görme değil.

İstemsizce güldüm.

"Ona yardım edebilir miyim?" dedim. "Acısını dindirmek isterdim." Ya belki de, beni affetmesini...
AdramelechAdramelech
Üye
Dindirebilirsin.

Sessizliği keskindi. Astus'a orada yardım etmek için bulunmadığını gösteriyordu sanki. Sadece hayatta kalmasını sağlayacak kadar bilgi veriyor, gerisini önemsemiyordu belki. Belki Astus'un keşfetmesini istiyordu. Her iki şekilde de, cevapları kısa öz ve genelde yetersizdi.
deathly hallowdeathly hallow
Üye
Sinlrenmeye başlamıştım.

Aralık kapıdan görünen yatağıma baktım. Uykumun yarıda kesilmesinden hiç hoşlanmazdım ve daha az önce tanımadığım biri tarafından öldürülerek uykum yarıda kesilmişti. Şimdi ona geri dönmek ne kadar güzel olurdu... Peki ya yaptığım hata? Öldürdüğüm adamın acısını dindirmeli miydim gerçekten? Bunu nasıl yapabileceğimi bile bilmiyordum. Herhalde parka geri dönmem gerekirdi. Gerisi kendiliğinden olurdu.

Olur muydu?

"Lanet olsun! Parka gidiyorum!"
AdramelechAdramelech
Üye
Hayata geri dönmüş birisi için oldukça... umursamaz olmaya çalışıyorsun. Bir saat on iki dakika önce öldün ve hala bir şeylerin ayağına gelmesini bekliyorsun. Benim sana cevaplar vermemi bekliyorsun. Dışarı çık. Kendin öğren. Çünkü sadece yaşayanların dünyasını değil, ölülerinkini de keşfedebilirsin artık.

Yağmur oldukça şiddetli bir şekilde yağıyor ve Astus'un dışarı çıkmasını engellemek istercesine cama vuruyordu. Gök gürlemesi. Sonra da bir yıldırım.
deathly hallowdeathly hallow
Üye
Yağmur damlalarının sesi uykumu daha da getiriyordu. Şöyle kahvemi alıp camdan dışarı seyredebilmeyi düşledim bir an. Ama hayır. Dışarı çıkmalıydım. Eski, sıradan hayatıma geri dönemezdim (eh, evsiz biri olmadan önceki). Yatak odasına girdim. Son bir kez bozulmuş yatağıma bakıp -evden çıkarken toplamamışım demek ki- gardırobun kapağını gıcırdatarak açıp üstüme kalın bir kaban aldım. Şemsiyem giriş kapısının yanında, ayakkabılığın üstünde gelişigüzel bırakılmıştı en son. Onu, orada tekrar bulmak beni rahatlattı. Kapıyı açtım.

Geri döneceğim.

Merdivenleri hızla indim. Dış kapıyı açarken şemsiyemi hazırladım. Yağmurlu sokağa adımımı attım. Az önce sokak lambasının altındaki hayvan buradan gitmiş olmalıydı...

Nelerle karşılaşacağımı bilmediğim parka doğru yola koyuldum. Eğer onu orada bulabilirsem... bilmiyorum, bir şeyler olabilir, bir şeyler yapabilir, bir şekilde onun acısını dindirebilirdim.

Evet, bunu tecrübe etmeliydim.
AdramelechAdramelech
Üye
Şehir onun gözüne farklı geliyordu artık. Deneyimi, gözlerini mi açmıştı yoksa dünyayı daha karanlık mı görüyordu emin değildi. Ölüm şekli belki de hayatını değiştirmiş veya psikolojisini bozmuştu tamamen. Asidin o rahatsız edici kokusunu duyuyordu ama bazen, yağmurun bir an tenini yaktığını bile sandı.

Apartmanın önündeki yol, birer bina tarafından engellenip diğer yönlere kıvrılmak zorunda kalıncaya dek iki yöne uzanıyordu. Uzun yolu yürümek veya cebindeki son parayla taksi tutmak gibi bir seçim yapmalıydı.

(Bu ilk paragraftaki şey, Morbid Reality. Oyunun mekanik olarak etkilemese de, rol bakımından etkileyebilecek bir şey. Sin-Eaterlar, ölüm şekillerine bağlı olarak dünyayı biraz daha değişik görmeye başlarlar, aslında hiçbir değişiklik olmasa bile. Hiçbir kötü yanı olmayan çok hafif şizofreni gibi düşünebilirsin. Ama dediğim gibi, kötü yanı yok ve şizofreni gibi büyük şeyler olmuyor.)
deathly hallowdeathly hallow
Üye
Cebimdeki son parayı taksiye harcamak gibi bir aptallık yapamazdım. Uzun yolu yürümek zorunda kaldım. Uzun yol sıkıcı demekti ve şu anda yanımda olmasını en çok istediğim şey müzik çalarımdı. Evden çıkarken aptallık etmiş, unutmuştum. Şöyle bir düşününce o kadar zamanı parkta, müziksiz nasıl geçirebildiğime şaşırdım.

Sonra aklım Leah'a gitti. Şu anda nasıldı acaba? Onu görmeyeli o kadar uzun zaman olmuştu ki... Yüzünü, sesini, kokusunu unutmaya başlıyordum yavaş yavaş. Tıpkı zamanı biten ampüller gibi sönükleşiyordu anılar. Onun bu durumda olmasına ben sebep olmuştum. Koduğumun kazasından hiçbir yara almadan çıkmış, sevdiğim kadının ise hayatının geri kalanını işkenceye çevirmiştim. Bir de bu yetmezmiş gibi onunla artık görüşmemeye başlamıştım. Onu o halde gördüğüm her an kendimi öldürmek istiyordum çünkü. Ya da hiç olmazsa kendime zarar vermeliydim. Onun yerinde ben olmalıydım!

Neden? Neden bu kadar dikkatsiz davranmıştım ki sanki? Ya da şerefsizin oğlu, baba parasıyla aldığı arabayla son hız giden çocuğun suçu muydu bu? Anılar o kadar bulanıklaşmıştı ki, hatırlayamıyordum. Sabah olduğunda işleri yoluna koymalım, diye söz verdim kendi kendime. Yürümeye devam ettim. Yol bir hayli uzundu ve yorulmaya başlıyordum.

Keşke ucuz bir mp3 çalar alacak param olsaydı.
Bu tartışma kapatıldı.
Aktif Başlıklar
discussioncontroller