Neredeyse Bir Balina (Evrim Teorisi ve 'Türlerin Kökeni' Üzerine)
Misafir

Geçtiğimiz yıl Evrensel Yayınları'ndan çıkan Steve Jones imzalı "Neredeyse Bir Balina" (Almost Like A Whale:The Origin Of Species Updated)adlı kitaptan esinlendim başlığı adlandırırken. Kitap, Charles Darwin'in 1859 yılında yayımlanan Türlerin Kökeni (The Origin Of Species) adlı kitabında ortaya attığı Evrim Teorisi'nin geçen 150 yılda katettiği aşamalara genel bir bakış açısı getiriyor, kitap forumlarımızda ayrıca tartışabiliriz kitap hakkında, oraya saklıyorum.

Başlığı açmamın amacı 150 yıldır üzerindeki tartışmalar bitmemiş, evrensel kanun haline gelememesine rağmen ilk haliyle henüz çürütülememiş bulunan Evrim Teorisi hakkında genel bir tartışma alanımızın olması. Fikir birliğine varılması önemli değil, sonuçta 150 yıldır nice bilimadamına saç baş yoldurtmuş bir teoriden bahsediyoruz. Ben bu başlığa kendi görüşlerim, derlediğim bilgiler ve bazen çeviri makalelerle katkıda bulunmaya çalışacağım. Şimdilik Türlerin Kökeni'nden bir alıntıyla bitiriyorum mesajımı, zamanım oldukça buradayım.

"In North America the black bear was seen by Hearne swimming for hours with widely open mouth, thus catching, almost like a whale, insects in the water. As we sometimes see individuals following habits different from those proper to their species and to the other species of the same genus, we might expect that such individuals would occasionally give rise to new species, having anomalous habits, and with their structure either slightly or considerably modified from that of their type." * -Charles Darwin, "The Origin Of Species"(Türlerin Kökeni)



*"Siyah Ayı, Kuzey Amerika'da Hearne tarafından, ağzı saatlerce açık olduğu halde yüzerken gözlendi, neredeyse bir balina gibi, suda yaşayan haşereler gibi. Bireyleri kendi türlerinden yada aynı genleri taşıyan türlerden gelen alışkanlıklarından farklı alışkanlıkları takip ederken görebildiğimiz gibi, aynı bireylerin arada sırada anormal davranışlar kazanarak ve kendi türlerinden önemsiz yada oldukça büyük oranlarda farklılaşarak meydana gelecek yeni türlere yol açmasını bekleyebiliriz."

Çepni
Üye
Bildiğim kadaıyla Darwin,bir canlıda meydana gelebilecek değişiklikleri sınırsız saydığından,günümüz evrim biyologları neo-darwinizm adı verilen,temel darwinizmin mantığa yakınlaştırılmış hali sayılabilecek bir bilismel akım kapsamında çalışmalarını yürütüyor.Yanılıyor olabilirim.
Darwin'in Türlerin Kökeni adlı kitabındaki teori/bilgilerin büyük kısmı,neo-darwinist bilim adamları tarafından değişikliğe uğratılmıştı yanılmıyorsam(hatalıysam düzeltin).
Evrim hakkında,kitap babında yalnızca bazı Tübitak yayınları ve Darwin'in İnsanın Türeyişi'ni okumuştum.Yaradılışçı olduğumdan pek mantıklı bulduğumu/katıldığımı söyleyemem ;).
monster_42
Üye
Darwinin kariyer hayatı boyunca yapmıs oldugu en büyük hata Galapakos Adalarında bir adaya gitmemiş olmasıdır.Eğer o adaya gitseydi evrim teorisi gibi saçma bir şeyi ortaya atmıyacaktı.Benim bu dediklerime karşı çıkanlar mutlaka olcaktır.Darwin belkide modern biyoloji ve alt türevlerinin bel kemiği sayılan kanunları bulmuştur fakat her söyleği doğru olcak diye bir şey yoktur.Evrenin var olusu ıle ılgılı yapılan deneylerın bazıları bır bırıne cok benzer bır bırlerıyle butunlesır.Örneğin;Hetetrof Hipotezi,Big-Bang Teorisi vb bunlara benzer bir suru arastırma.Ama atalarımız ne demıstır her zaman "Yukarda Allah var".Bosu bosuna bız den önce gelmıs mılyarlarca ınsan sureklı bırının olduguna ve duzenın onun sayesınde korunduguna ınanmamıstır...
odiflame
Üye
bu topiğin geleceğini çok karanlık görüyorum - Master Yoda.
Misafir
Adı üstünde "Evrim Teorisi" Asla kanıtlanamamış, kanıtlanamayacak bir teori. Zaten DNA gibi olguların bulunması ile de çürütüldü sanıyorum.
odiflame
Üye
Kuram veya teori, sistemli bir biçimde düzenlenmiş birçok olayı açıklayan ve bir bilime temel olan kurallar, yasalar bütünüdür.

Kuram kavramlaştırmaya yönelik olarak, değişkenler arasındaki ilişkiyi basit ve anlaşılır bir biçimde ifade etmek amacıyla birleştirilmiş tanımlar, örgütlendirilmiş gözlemler, koşullar ve ilkeler bütünüdür.

Bilimde kullanıldığı anlamıyla kuram, çok sayıda doğal gözlemi birbirine bağlayan bir gerçekler ve açıklamalar bütünüdür. Bir tahmin veya hipotez değildir. Kuantum kuramı, Görelilik kuramı, Evrim kuramı gibi birçok kuram, günümüz bilim çevrelerinde yaygın olarak kabul gören, az sayıda prensiple çok sayıda gözlemi birleştiren ve açıklayan kavramlar ve açıklamalar bütünüdür. Şu an deneme aşamasında olan, ve bir gün yeteri kadar denendiklerinde kanun konumuna yükselecek olan tahminler değildir.

Batı dillerinde Theoria sözcüğü , harao fiilinden gelmektedir. Harao, görüyorum demektir. Ayrıca tasarım,dikkat,merak,görülenden duyulan sevinç,düzenlenen dinsel kaynaklı şölenlerde seyirci olmak, tapınaklarda geleceği bilen kahinlere soru sormaya gitmek anlamına da gelebilmektedir.

kimsenin işine gelmediği için evrim kuramı yerine teorisi diyoruz.teori diyince sanki geçersiz kafadan atılmış gibi algılanıyor.
QwertZ
Üye



link vermek yerine uzun uzun yazardım ama zaten başkaları tarafından bunlar size("evrim teorisi gibi saçma bir şeyi" diyenlere)muhtemelen defalarca anlatılmıştır. yazılı anlatımın işe yaramadığını varsayarak linki veriyorum, kafa karıştıran bazı noktalar çok güzel anlatılmış.


Ama atalarımız ne demıstır her zaman "Yukarda Allah var".Bosu bosuna bız den önce gelmıs mılyarlarca ınsan sureklı bırının olduguna ve duzenın onun sayesınde korunduguna ınanmamıstır...



Bu atalar dünyanın düz olduğunu, güneşin dünyanın etrafında döndüğünü iddia eden atalarımızla aynı soydan gelmiyorlar sanırım?
Creator
Üye
Ehem şimdi din konusuna sokarsanız bu konu çıkmaza girer. Ama yukarda Allah var diye kestirip attırmak yerine insanlar araştırma yapıyorsa saygı duymak gerek. Yunanlılar yukarıda Tanrılar sülalesi olduğunada inanıyordu. Fakat bu onları bilimsel ve felsefi gelişmelerden uzak tuttuysa şayet onların yaşadığı dünya için sadece kayıptır bu. Kimse araştırmaların önüne geçerek bir kazanç ede edemez.

  Başka örnek verelim, Avrupa rönesansla ve reformla bilimle barışık duruma gelince bu ülkeler atılıma geçti. Bu işten tek zararlı çıkan kesim yalan hayaller satan din adamları oldu. Cennetten toprak satıp para kazanma yöntemlerini kaybettiler mesela. Bu tür araştırmaları küçük görmek, yok saymak, kulak tıkamak insanların geneline kazanç sağlamaz.

  Teori diye küçük görmek başka bir yanlış konu. Kuram-teori ilişkisini/farkını yukarda açıklamış bir üye. Ben teoriye döneyim. Bir teorinin yasalaşması inanılmaz derecede zordur. Daha önceki yasalarla teorilerle karşılaştırmak ve mutlak anlamda bütünlük sağlanmak vs. uzun bir süreçtir. Teoriler yanlış olduklarından teori adını almaz(yaygın kanının aksine) yasalaşmak için gereken gerçek yoğunluğuna, araştırma olgunluğuna erişemedikleri için teoridirler. Mantıksal olarak yanlışlığı kanıtlanan teorilerin artık tartışma konusu olmaz. Evrim bu katagoride değil.

  Bu bağlamda kuantuma gelirsek: Bu bilim dalı inanılmaz birşey. Çok doğru ve inanılmaz hassas sonuçlar buluyorsun. Fakat görece olarak yeni ve henüz her tarafı anlaşılmadığı için kanun değil.

  Ben sizide anlıyorum. Okulda görürken biyoloji hocamız hep çekinerek anlatırdı. Evrim konusuna gelince, her iki cümlesinden birinde "tabii olamaz böyle şeyler" diyerek sınıfı rahatlatmaya çalışırdı. Adam iyi niyetliydi fakat kendisine yukardan böcek belgeselleri izletme izni bile gelmemiş olduğundan baskı altında hissediyordu.

Böyle bir ortamda sağlıklı objektif düşünmek gerçekten zor oluyor. Bir yandan bu çekinceleri hazmetmiş insanlar yetişiyor bir yandanda bu çekincelerden nefret eden insanlar yetişiyor. Uzlaşmak zor, farkındayım fakat konuyu din eksenine veya dine hakaret eksenine çekerek kimseye bir fayda sağlayamayız. Bu bir bilim konusu, bilimsel şekilde konuşmak yapılacak en güzel şey olur.
elderhusman
Üye
çok hassas bir konu açmışsın tanistlin cesaretinden dolayı tebrik ederim seni.bu konu hakkında birçok farklı yorum geleceği çok belli ama önemli olan bence kimsenin görüşüne hakaret ederek ya da küçük düşürücü herhangi bir şey söyleyerek cevap vermemek.benim gittiğim okul daha açık görüşlü ve meb in baskısı altında olmadığından çok uzun bir süre öğretmenimiz bize bu konuyu anlatmıştı ve üstünde çok tartıştık.aslında dipsiz bir kuyu olarak düşünebiliriz.ben de Tanrı inancı olan bir insanım ama yine de herşeyin belli bir kuralla yaratıldığına inanıyorum yani evrim teorisi çok da mantıksız durmuyor gözümde.sonuçta insanlar tanrı tarafından yaratılmış olsalar da neden bu şekilde yaratılmış olmasınlar.sonuçta nasıl fizik kuralları varsa bunun gibi yaratılış kuralları neden olmasın.yani demek istediğim ben buna ve bilimin gücüne inanan birisiyim ama ayrıca Tanrıya da inanıyorum.sonuçta genelimizin inandığı din olan müslümanlık insanların okumalarını ve öğrenmelerini cahil kalmamalarını söylemiştir.şu anda dünyanın bir çok ülkesinde gördüğümüz dinsel inançlar  kutsal kitapların öğretilerinin çok dışında hareket ediyor.konuyu kaydırmadan toparlayayım en iyisi.diyeceğim şu ki herkesin başkasının kişisel görüşlerine sygılı olması gerekiyor.kişi ister buna inanır ister inanmaz.
ksilofon
Üye
İnsanların evrim teorisiyle karşılaştıklarında ilk yaptıkları hata, genellikle sağdan soldan duydukları dini bilgilerle evrim teorisinin ortaya koydukları fikirleri ayrı kutuplarda konumlandırarak ikisini birbirine karşıt olgular olarak algılayıp içinden bir seçim yapma zorunluluğunu kendilerinde hissetmeleridir bana kalırsa. Anlatmaya çalışacağım şey şudur ki: yapmayın gözünüzün yağını yiyeyim.

Madem konu dini tartışmaları da barındıracak (eli mahkum), forumsal kuralların dışına taşmayarak birkaç şey söylemek isterim. Aramızda Hristiyan veya Yahudi var mı bilmiyorum ama evrim teorisi başlıca bu 2 dinin sorunudur. İncil'in yanılmıyorsam Genesis bölümünde açık bir şekilde geçer dünyanın 6 günde yaratıldığı. (ve tanrı içine hayvanları koydu ve bunun iyi olduğunu gördü falan şeklinde ortaya konmuştur yaratılış süreci) Hatta Usher isimli bir rahip (sanırım öleli 5-10 yüzyıl oluyor) bu gibi metinlerden yola çıkarak bir hesaplama yapmış ve dünyanın İ.Ö 4004 gibi bir tarihte yaratıldığını öne sürmüş. (dünyanın yaşıyla ilgili radyokarbonsal muhabbetler ilk ortaya çıktığında koyu Hristiyanlar bu "hesap" yüzünden dünyanın milyonlarca yıl yaşında olduğuna pek inanamamışlar) Her neyse; İsa öldükten birkaç yüzyıl sonra bu fikirler kağıda geçirildiğinden dolayı, çarpıtılmış olabilir ve bu konuda bilimsel bir bağlayıcılığı elbette ki yoktur. Kuran'da ise bu konuda daha yuvarlak ifadeler vardır, örneğin insan olmayan (yanılmıyorsam meallerde insansı olarak geçiyor) bazı varlıkların bahsi geçmektedir. Bir de Dawkins'in kitabında denk geldiğim Cairns-Smith'in RNA'ların oluşumu konusundaki fikrini görünce "biz sizi külden yarattık" ayeti canlandı gözümün önünde, ki bu ikisi aslında öz olarak aynı şeyi tarif ediyor. Öte yandan, kesin gibi görünen bazı yargıları ise günümüzün modern İslam düşünürleri, bu yargıların içinde alt anlamlar arayarak bu ayetlerin aslında evrimle çelişmediğini savunmaktadır. (Richard Dawkins bunlara kıvırıyorsunuz ulen diyerek çok kızıyor ayrıca, haklı olabilir) Belki onların yaptığı şey zorlamadır alt anlam konusunda; ama şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki evrim teorisinin esas çatıştığı din İslam değil, İsevilik ve Musevilik'tir. Eğer evrimin İslam'la düpedüz çeliştiğini ve evrime ateistlerin, yaratılışa ise Müslümanların inandığını düşünüyorsanız, kitaplığınızdaki Harun Yahya kitaplarını çöpe atın, zihninizi bulandırmayın.

Teori-kanun konusunda zaten yazılması gerekenler yazılmış. Francis Bacon te 5 yüzyıl önce bilimin tümdengelimli yöntemini sistematik bir şekilde ortaya koyarken bir bilim adamının yapması gereken aşamaları sıralamış, ki bunlar yanılmıyorsam lise 1'in ilk biyoloji dersinde gösteriliyor: veri toplama, hipotez, kontrollü deney, teori vs. şeklinde. Teori zaten kanıtlanmış bir hipotezdir yahu. Neden söz konusu olay bir başka teori olan kuantum teorisiyken ve ona "mutlak doğru bilgilerin sunulduğu bir teori" olarak yaklaşıp rahatça tartışabiliyorken; olay evrim teorisine gelince "sadece teori zaten hımpf" geyiğine girmek zorunda kalıyoruz ki?

Kanıt konusunda evrim teorisi gün geçtikçe güçleniyor. Darwin'in zamanında bu kanıtlar çok zayıftı ve Darwin'in kendisi dahi notlarında yazmıştır teorime getirilebilecek en mantıklı karşı sav yeterince fosilin bulunmamasıdır diye. Haberleri sıkı takip edenler (ki bizim kanallarımızda çıkmaz bunlar, yabancı kaynaklar verir genelde bu tarz önemli haberleri) bilirler, geçtiğimiz günlerde 90 milyon yıllık sürüngen-balık karışımı bir yaratığın fosili bulundu. Daha öncesinde de (ntvmsnbc'de görmüştüm, arayan bulabilir halen sanıyorum) 300 milyon yıllık bir denizden karaya geçiş canlısının fosili bulunmuştu. Fosil olmak zordur, canlıların çok küçük bir bölümü fosil olabilir; kaldı ki 3-5 yıl değil yüz milyonlarca yıldan bahsediyoruz; kim bilir kaç deprem, kaç meteor geçti bu fosillerin üzerinden. Bunlardan birini bile bulabildiğimiz için çok şanslıyız aslında.

Neticede esas tartışılması gereken evrimin olup olmadığı değil, evrimin mekanizmasının nasıl işlediği ve evrimleşmesi imkansız gibi görünen bazı özelliklerin nasıl ortaya çıktığıdır. Zira bilimsel tartışma budur, zihin açar; gerisi teferruattır, bulandırmaktan başka bir şey yapmaz.
hannibal_king
Üye
Uzunluğunu tam hatırlamadığım, bir süre önce ben de bir belgeselde, bulunan yeni fosilleri izlemiştim. Eskiden deniz, şimdi ise çöl olan bir mekanda yapılan kazılar sonucunda balina fosilleri bulunmuştu. İşin ilginç yanı çölde balina fosili bulunması değil, bulunan fosillerin kuyruk kısmının sağ ve sol tarafında küçük, ayak benzeri kemiklerinin olmasıydı. İskeletin balinaya ait olduğu kesindi ve bu ekstra ayak-yüzgeç karışımı uzuvlar, balinaların evrimleştiğinin büyük bir kanıtı olarak nitelendiriliyordu.
discussioncontroller