YAZ YAZ YAZ Dediniz Bak Ne Oldu Şimdi???
LovermanLoverman
Üye
-

uçtu
kayaalper
Üye
Sonunda.Okuyalım bakalım.
AlphariusAlpharius
Üye
Olm yalnız bir aile ağacı da çizmen lazım çok karışık olmuş.
LovermanLoverman
Üye
uçtu
RelentlessRelentless
Üye
Affedebilecek misin beni kardo?
LovermanLoverman
Üye
-
JejunumJejunum
Üye
Yavaş yaz birader okuyacağız.


Dök İçini konusundan kalktık geldik buralara. Önce bir söylemek lazım bu zat ne yapıyor, niye yazıyor, ne bulacaksınız takip ederseniz...

Bir kaç gün evvel Dök İçini başlığına aslında kısacık bir şey yazacaktım, şöyle şuram ağrıyor, şunu yapamıyorum, buna gidemiyorum, gençliğimi tam yaşanması gerektiği gibi yaşamıyorum şeklinde. Baktım devamı geliyor, büyüdükçe büyüyor, yazdıkça da rahatlıyorum, rahatladıkça da fark ediyorum ki beni en yakın arkadaşlarımla ayrılalıberi dinleyen yokmuş, kimseye içimi dökmüyormuşum... Aslında Rose hastalığı geçirdikten sonra bunu doktor da söylemişti ama, o vakit niyeyse önemsemedim.

Her neyse, işte o sebepten buraya böyle arada çiziktiricem bir şeyler, yer yer imlâ ilkokul seviyesine inecek, yer yer pis pis konulara girilecek, ama çoğunlukla hayatımın belirli bir bölümünün, belirli olaylarını yazacağım, yorumlayacağım. Şimdi:


Kısaca bir BEFORE LOVER yapayım ki kafalarda otursun zira hikayeyi anlamak için beni değil, esasında iki aileyi anlamak gerekiyor. Ben sadece bu iki ailenin ürünü bir gözlemci sıfatında oldum çoğu sefer. Baba tarafım, Tanrıkulu ailesi. Dedem kişisi, Süleyman Tanrıkulu. Eski bir belediye başkanı ve Yunak müftüsü. Hatırı sayılır bir alim, onun babası da İstanbul Üniversitesinde -Hüseyin Avni- başöğretmen. Onun babası da bir paşa, paşadan olan evlatlar var işte ertorun ve öztorun, neyse oraları aydınlatamadım artık , pek de lazım değil zaten. Bu dedem, müftülük yaptığı yerde toprak sahibi aynı zamanda, bissürü toprağı var -eski emirdağ garajı dahil- ve işte paşalar gibi yaşıyor maşaallah. Hayratlar falan yaptırıyor çokça, eli de açık yani. Yalnız bir zaafı var ki, çabuk sinirleniyor -bunu unutmayalım- . Kendisi o bölgelerin en güzel kızlarından birini alıyor, 6 tane çocukları oluyor 10 sene içersinde. En büyükleri babam olacak zat, bir tanesi belçika'da inşaatçı olan Şakir amcam, bir tanesi koyu gaddar bir Kürtle evli olan Safiye halam, bir tanesi eki Milletvekili Halil Ürün'ün karısı Esma halam -kara ambar kamyoncular derneği başkanı da evlatları İsmail Hakkı Ürün aka Sakarya Fırattaki laz komutan - :D , bir tanesi Safiye halamın remake edilmiş ama biraz daha huysuz olanı Zehra Halam, bir de aralrında genç yaşta bir öğretmenle evlenen mutfakta harikalar yaratan Dudu halam. Dudu halam hariç hepsi Avrupa'da yaşıyorlar, o Eskişehirde.

Görüldüğü üzere kalabalık, bir de bunların oğulları ve onların da oğulları var ki hiç girmeyeceğim. -Bi bitmediniz mk- lafı cuk diye oturuyor.... Ama biterler mi ? Dedem boş durmuş mu... Daha bu sübyanlar ufacıkken, babaannem hastalanıyor ve ölecek diyor doktorlar. Kendisi de çoluk çocuk sefil olmasın deyü, diyor ki sen kocaman ağasaaan, git bir eş bul ben ölmeden onay vereyim, evlen baksın çocuklara. Dedem de hiç reddetmiyor, köyde güzelliği ile ünlü bir Kürt kızı olan cicibabaannem ile evleniyor.

Ve Allah'ın bir hikmeti, ilk karısı iyileşiyor. Lakin boşanma gibi bir durum asla olamayacağı için, 2. bir ev inşaa ediliyor, eğlence başlıyor. Bu kadından da 5 evladı oluyor dedemin. -beli kuvvetliymiş mübareğin-

Mustafa amcam - Almanya idi yüzyıllardır, oğlu kızı alamancı, şimdi Datça'da.
Sevde Halam - suratını dahi hatırlayamıyorum da sarışın bişeydi, nerde bilmem.
Nimet Halam - en son 6. veya 7. kocasını değiştiriyordu. Dışarda o da.
Yusuf Amcam - Allah'ın afrikalarında deri ceket fabrikası mı vardı, öyle bir yerlerde paso.
Siyami Amcam - O da belçika, fransa taraflarında. Evli çoluğu çocuğu var, normal bir insan.


Mustafa amcam anlatır, gece gelirmiş dedem eve, dermiş ki amcama kalk öteki eve git... Bu da uyanır gidermiş, yarım saat sonra dedem yine gelip, kalk öteki eve git şimdi de dermiş... Rahmetlik böyle böyle uyku uyutmadı der. :D


Evlatlardan birer tanesinin yeri karıştı, hangi anadan karıştırdım. Neyse yine önemli değil esasında. Bu iki anadan çocuklar büyürken, sürekli ikinci anneden olanlar kendi anneleri tarafından öyle bir durum olmadığı halde üveymişler gibi doldurulmuşlar, biraz açgözlülük işlemiştir o yüzden kanlarına. Hatta Mustafa amcam yine der ki, kendi annemden çok üvey annemi severdim çünkü kendi annemin yaptığı tek şey agresiflikti vesair. Küçüklükten atılan bu garez tohumları, ilerde çok pis filizleniyor ki işte bakın bir halamı daha görmedim bile hiç... Bir gün bile aramazlar, diğerleri de sadece tarladan kalkan ekin gelirleri için bir ziyaret yaparlar her sene....

Bu evlatlar arasında en taşaklısı benim babam oluyor tabii, istediğini dövüyor, istediği kadar paraya hakim, dedemin en çok dayağını da o yiyor ama dedem de sırf onda zeka pırıltısı gördüğü için tüm parasını onun eğitimine adıyor işte. Diğer evlatlardan kız olanlar evde hep, oğlanlar ise biraz daha yaramaz. Amcamların bir gün kola içmek uğruna İran'a kaçmaları ve sınırda polise yakalanıp geri Konya'ya gönderilmeleri var mesela... Cesarete gel...

Bu evlatların eğitim durumlarını bilmiyorum ama babamınki şöyle, liseyi falan yatılı okuyor, üniversite İstanbul Üniversitesi Mimarlık, fakat 68 kuşağı olduğu için (46lı kendisi) 2. yıl üniversiteden atılıyor. Kendisi der ki Deniz Gezmiş ondan bundan tokat yiyordu, esas arkasındaki Hüseyin süper adamdı. Deniz'i yakışıklı diye marka ettiler, der. Ve yine der ki, bir gün aşık olduğu kızın üniversitesini basmış Denizler -Marmara?- ve bunlar gitmiş geri almış, orada işte aşk meşk durumları. Ülkücü ya bizimkiler, kalabalıklar tabiisi. Neyse aşık oluyor solcu bir kıza, kız da buna. Takıyor nişanı 20 yaşındayken, lakin kız solcu olduğundan yaptığı çoğu şey babam tarafından kaşarlık olarak addediliyor ve bana henüz anlatılmayan bir mevzudan dolayı, sanırım kızın bir başkasıyla mektuplaşması, babam sinirlenip kıza küfürler ediyor ve yüzüğü bırakıp gidiyor. Lakin acısını durdurmak için kızın en yakın arkadaşını ayarlıyor ve hamile bırakıyor... Aldırmıyorlar da, hatun doğuruyor. Babam da bu esnada 2 yıllık Gazetecilik okuyor işte, doğan çocuk ablam olur. Ulan çok geriden aldım yazıyı yalnız ilerlemiyo ya ahahaha. Bunlar ortada kalırlar, dedem bakmaz suratlarına ilk nişan saçmalığına kızdığı için. Kalkarlar kızın amcasının evine giderler, orada uzunca kalırlar... Babam karısını sevmediğinden sürekli sorunlar yaşıyorlar, o evde bile kavgalar edilir. Vefakat kendisinden 10 yaş küçük olan bir kız vardır evde, karısının amcasının kızı, annem. İlk aşkına çok benzemektedir babamın, o evden çıktıkları süreden sonra kızın büyümesini takip eder senelerce. O esnada kendi karısından bir evlat daha gelir dünyaya, abim. Bu arada o küçük kız büyür, evlenir, bir çocuğu olur.

Şimdi bir nefes alayım ya. Var ya burdan benim yoğunluktan dolayı dota oynayamama falan geleceğiz daha, çok zor çok....



Hocu sen harbiden Tolkien'in Silmarillion'un sonunda yaptığı gibi bir soy ağacı falan çiz, her şey birbirine karıştı. Babanın çocukları kimden, amcanlar kim, hiç görmediğin sarışın halan hangi babaannenden my mind is full of fuck... Neyse devam edeyim okumaya.
LovermanLoverman
Üye
uçtu
JejunumJejunum
Üye
Devam devam...
comansnala
Üye
Okuduk, devam. (aynı zamanda takip şeysi olsun bu vesileyle).
RelentlessRelentless
Üye
Forumun seviyesini ve samimiyetini hunharca artırıyorsun Lover. (:

İyi kötü yine güzel bir çocukluk yaşamışsın bence, bir sürü anlatacak anın var.
discussioncontroller