Gerçeklik nedir,yaşadığımız Dünya ne kadar gerçek?
thegmnkthegmnk
Üye
Aradım ama şunun dışında böyle bir konu göremedim, bu da biraz farklı. Ben açayım dedim.

Spoiler:
Öncelikle, burada gerçek dediğim algıladıklarımız. En basit ve bilinen örneğe indirgemek gerekirse, "Yaşadıklarımız bir rüya mı?" veya "Biz birer Sim miyiz ve yukarıda nerdin biri bizi yönetiyor mu?". Daha detaylandırmak gerekirse, gerçeği yaşadığımızı nereden biliyoruz?

Maddecilikte savunulduğu gibi aslında biyolojik bir robot muyuz? Yaşadığımız her şey tamamen gerçek ve yaşadığımız kadardan mı ibaret? Bunun doğruluğunu ele alalım, insan düşünceleri, özgür iradesi olan gelişebilen, biyolojik bir robot olsun. Yine de tam bir gerçekten bahsedebilir miyiz? Unutmayalım ki, birçok bilimkurguda karşımıza çıkan humanoid/insansı robotlar insanın yapabildiği pek çok şeyi yapabiliyor, duyuları var. Peki bu duyuların yaptığı aslında nedir? Çevremizdekileri olduğu gibi beyine aktarmak mı, yoksa çevremizdekilerin yansımasını aktarmak mı? Örnek verecek olursak, göz dediğimiz organ algıladığı şeylerin anlamını beynimize ulaştırır. Yani bir tüm imgedir, hayaldir. Aslında beynimizin algıladığı sadece o cisimden yansıyan ışıklardır. O zaman o cisim, aslında gördüğümüz gibi değildir. Peki, bir tanrı veya başka bir yaratan, ya da etrafı algılaması en üst seviyede olan herhangi bir yaratık, yani kısaca "gerçek" olanı en doğal, en gerçek haliyle görebilen birisi nasıl görür?

Ya da, sonradan kör olma bir insanı düşünelim: Nerede olduğunu bilmiyor, ama sadece duyabiliyor. Etrafında, örneğin su sesleri, çocuk bağırışları, araba motorları duyuyor. O anda, bir şelalede milli parkında olduğunu tahmin ediyor. Kimse ona aksini söylemediği sürece, gerçekten nerede olduğunun bir önemi var mıdır? Kendisini bir şelalenin yanında hissediyorsa, beyninde gerçekliği o olmuştur ve o şelalenin yanında olmaya devam edecektir.

Ya da, oyunculukla çok yakından ilgili bir konuya gelelim: Matrix'te denilen olay. Sen gerçek dünyada değilsin, yapay bir dünyadasın(en azından gerçek dediğimiz dünyanın yerlileri tarafından yapılmış bir dünyadasın). Bunu bu kadar büyütmeye gerek yok, daha küçük örneklerle gidebiliriz. Mesela, Inception'daki bir sahnede bahsedilen örneği verelim: Bir grup insan, belli bir yere, aynı rüyayı paylaşmak için geliyorlar. Günde 16 saat rüya makinesine bağlılar, bu da gerçek hayatta, günde 200 saate yakın ediyor(tam sayıları hatırlamıyorum şimdi). Bu insanlar yaşadıklarının rüya olduğunu biliyorlar ama umursamıyorlar, çünkü artık rüya onların gerçekliği olmuş. Rüya gördüğün her 200 saat için gerçek denilen dünyada sadece 8 saat geçiren bir insan için çok da anormal olmasa gerek bu. Çünkü adam bunu kabul etmiş, yapay olduğunu bildiği halde(ya da en azından beyninin ürünü olduğunu bildiği halde) onun rüyası artık sadece 8 saat geçirdiği gerçek dünya olmuş. O zaman, aslında rüya da bir tür gerçeklik sayılabilir mi? Rüya dediğimiz olaydayken, tüm bunların gerçek olduğuna can-ı gönülden inanırız, tıpkı şu anda yaşadığımız anın gerçek olduğundan (birçoğumuzun) emin olduğu gibi. Peki ya, rüyada ve gerçekte ayrı kişilersek ve ruhumuz(ne diyeceğimi bilemedim burada biraz, ruh en mantıklı kavram olarak gözüktü :P) bu kişilikler arasında gelip giderken, yanında öteki yaşantısının sadece bulanık bir kısmını götürüyorsa? Yani rüyadaki biz için "gerçek" biz aslında bir rüyadan öte değilsek?

Dur lan, başında oyun demiştim, çok dağıtmadan oraya geleyim. Öncelikle, birazdan bahsedeceğim şeyin medyanın favori konularından olan oyun bağımlılığı ile ilgisi yoktur, bahsettiğim herhangi bir bağlılık içermemektedir. Şimdi, belki aranızda yaşayanlar olmuştur, belki de olmamıştır ama yaşayanlar demek istediğimi çok iyi anlayacaklardır. Bu dönem tatilinde, yapacak pek fazla işim yoktu, ben de Skyrim oynayım dedim. Günde ortalama 10 saat uyku desen(tatil malum, ehehe), geriye 14 saat kalıyordu ve ben birçok gün bu 14 saatin en az 8'inde Skyrim oynadım. Bu yemek/tuvalet/şınav-mekik molalarını çıkardığınızda ortaya çıkan bir rakam. Kalan zamanlarda ailemle vakit geçirdim, üç-dört defa mı ne arkadaşlarımla buluştum(şehir dışındayım biraz), yani anlayacağınız tamamen asosyal bir hayat da sürmedim. Ama günümde gerçek dünyadan çok zaman geçirdiğim bir dünya vardı sonuçta ve o dünya da atmosferiyle insanı içine çeken bir dünyaydı. Hani zindanlara girip canavar falan kesmiyordum, daha çok etrafta dağ bayır geziyor, şehirlerde dolanıyordum, geceleri meyhanelere girip oturuyordum, çevrede bulduğum kitapları karıştırıyordum. Bu sırada hiçbir bağımlılık duygusu hissetmedim, istediğim zaman bırakabiliyordum veya diğer insanların önüne asla koymuyordum oyunu. Bir süre sonra, tatilin sonlarına doğru "Ben ne yapıyorum?" dedirtti, çünkü o dünya beni gerçekten içine çekmişti, sadece atmosfer veya beğenme olarak değil, 100'lerce saat düzenli olarak bu oyunu oynadıktan sonra artık kendimi Skyrim'in bir parçası gibi hissetmiştim. Önce garip duygular oluşturan bu his, oyundan sıkılıp hızlıca bitirdikten sonra aklımda unutulmaz bir tecrübe olarak kaldı, bu da zaten gerçeklik olgusunu ciddi olarak ilk sorgulamaya başladığım zamandır. Neyse efendim, sonuçta, bir insan, bunu yapabilen bir oyunu isterse kendi gerçekliği haline de getirebilir demek ki. Ha bu aşamaya daha çok var ama hepimiz o günün geleceğini biliyoruz. O gün geldiğinde, insanlar gerçekten kendilerini fantastik veya herhangi bir olmayan evrenin parçası hissetmeye başladıklarında, normal hayatlarını o evrende sürebilecekler mi, bu evren onların gerçekliği olabilecek mi? Peki bu, aslında insana bir tür hapis mi olacak, yoksa ona daha fazla özgürlük tanıyıp aklındaki sınırları geçmesine yardımcı mı oalcak?

Son bahsedeceğim şey ise, ölüm, daha doğrusu bu yaşamın ötesi. Dediklerimin hiçbiri çıkmasın, insanlar hala tek bir gerçekliğe gömülü olsunlar. Peki öldükten sonra hala o bizim gerçekliğimiz mi olacak? Başka bir gerçekliğe mi gideceğiz, bu evreni kapsayan bir evren belki, belki cennet veya cehennem, belki hiçbir yere gitmeyeceğiz ve sonsuz bir uykuya dalacağız, o zaman ne olacak? Bu uyku bir yokoluş mu olacak yoksa hiçbir şeyin gerçek olmadığını anlayacağımız bir trans mı olacak?


Neyse, sonlara doğru saçmalamamışımdır umarım. Bakmıyorum ama galiba epey uzun bir yazı oldu, ama eminim ki bu konuda düşünmüş, fikirleri olan insan çoktur bu forumda. Sizin de bu konudaki yorumlarınızı bekliyorum.

EDIT: ÖEH. Spoilere alayım şunları.
KurtulanSamaKurtulanSama
Üye
tl/dr. Biri total recall izlemiş sanırım.
thegmnkthegmnk
Üye
Hayır lan, daha izlemedim. Yenisi çıkmadan eskisini bir izleyim ama :D
ZodiacZodiac
Üye
QuendarthQuendarth
Mod
Gerçek dünyayı, rüyaları, video oyunlarını, veya Matrix'deki sanal dünyayı farklı gerçeklikler olarak tanımlamışsın, ama hepsi tek bir ortak noktada kesişiyor aslında; bunların hepsini şu anda sahip olduğun tek bir beyinle algılıyorsun. Bu da bence bunların farklı bir gerçeklik olarak tanımlanmasını yanlış kılıyor. Sonuçta gerçek hayattaki bilgileri işlerken sahip olduğun benlikle bir video oyunundaki bilgileri işlerken sahip olduğun benlik aynı. Başka bir ülkeyi ziyaret etmekten çok da bir farkı yok.
acdervisacdervis
Mod
Cogito ergo sum
thegmnkthegmnk
Üye
Son cümlen zaten dediğimi özetliyor: Farklı bir mekanı ziyaret etmekten farkı yok, yani yabancı bir ülkeye gitmek ne kadar gerçekse, insan bu dediklerimi o kadar gerçek algılayabiliyor.
JerryJerry
Üye
Gerçeklik duyular bütünüdür. En keskin ve sorulara fırsat bırakmamak için sokakta gördüğün iri kıyım birine ana avrat söverek gerçekliği tadabilirsin. Şaka felan yapmıyorum, kafandaki garip soruları silip atmanın en güzel yoludur.
JerryJerry
Üye
Hissedemez. Sadece gerçeklikte tüm duyularını aynı anda hissedebilirmişsin. Bu yüzden duyular bütünüdür. Duyularının tamamını kontrol edebildiğin her yer gerçeklik içindedir. Bu kanıtlanmış bir şey.
thegmnkthegmnk
Üye
Bununla ilgili kaynağın falan var mı veya bir yazı? Merak ettim şimdi dediğini.

Peki ya hissettiğini nereden bilirsin aslında? Rüyadayken tüm duyularını kullanıyor gibi gelmez mi insana?
JerryJerry
Üye
Zamanında Discovery'de izlemiştim. Bu konuyu Google'da ingilizce olarak aratırsan bulacağını düşünüyorum. Aynı programda eğer 5 duyuyu sanal olarak verebilirsen, kendi gerçekliğini yaratacağını yani sanal olan bir şeyi gerçeğe çevirebileceğini anlatıyorlardı.

Bu durum ahiret, rüya ve sanal ortamları çok güzel açıklıyor. Yani şuanki bilgi birikimle hayal dediğin bir şey gelecekte gerçekliğe dönüşebilir. Aynı şekilde hayal diye düşündüğün ölümden sonraki yaşam da ancak ona ulaştığın zaman gerçekliğe dönüşür.
discussioncontroller