Forumda bir oyun önersisi hk.
Maske_007
Üye
İyi akşamlar. Bir ara www.yuzuklerinefendisi.com.tr sitesinde çok güzel bir oyun vardı.(2001 tarihli) Yanılmıyorsam 3 sene devam etti. Ona benzer bir oyunu sitenizde görmeyi çok isterim.Oyungezer'in mektuplar köşesinde bu isteğimi yayınlar ve okurlar ile yazarlar'ın görşünü bildirirseniz memnun olurum. Bu oyun hangi oyun motoruyla yapıldı? Yanılmıyorsam Lucky Eye adında bir firma yapmıştıç Logosunda da Nevewinter Nights'' taki ağlauan göz sembolü kullanıldı. National Geografic dergisinden parayla bir promosyon ürünü de satılmıştı..Oyun bayağı hoşuma gitmişti. Forumları bir dungeon girişi ve macera sonunda bir yol çıkışı olduğunu hayal ederek oynamıştım. Hele o nazgul çıkınca kısa video efekti vardı çok hoşuma gitmişti. Balrog'u kesebilecek seviyeye tam ulaştığımda sitedeki oyun bitti . Smanpostlular, Darklords , Todza Klanları en ünlü klanlardı. Değişik bulmacalar aktiviteler vs ödüller vardı. Çok güzel bir ortamdı.

NOT: Bu sitede bir zamanlar oyuncu olanların da yorumlarını bekliyorum... Bu oyun hangi oyun motoruyla ve ne şekilde yapıldı? Bugün yapılan benzer oyunlar var mı?
Maske_007
Üye
Sayfaları gezerken ön planda görüntü veya resim çıkıyorsu.Atlu nazgul'un efekti bir harikaydı...
Maske_007
Üye
:indian_chie Guardian for todza ,???
Maske_007
Üye
BAKIN BU KONUDA YAZILAN ÇOK GÜZEL BİR YAZI KUYUTORMANIN GÜCÜ KLANI ÜYESİ BİR ARKADAŞIMIZIN O ZAMAN YAZDIĞI BİR YAZI.(buna benzeyen oyunu , sizin gibi harika bir oyun dergisi sitesine çok yakışacağını ve sizin ellerinizden ve emeğiniz sayesinde harika bir oyun çıkacağını güşünüyorum.

GELELİM YAZIYA:


Siyah arka planda bu yazıyı okumak zor olacak, tahmin edebiliyorum...

2002'de Yüzüklerin Efendisi'ni keşfetmiştim abim vasıtasıyla. Yaşım 14'tü. Ülkede ADSL duyulmaya başladıktan sonra bizim eve de ADSL bağlanmıştı ki Yüzük Kardeşliği'ni izledikten sonra bunun kitabı olduğunu öğrendim. Hani bir içimde okunan kitaplar vardır ya, öyle okudum kitabı, hani şu an farkında olduğum detayların büyük kısmını anlamadım tabi ama olay akıcıydı. "Oha devamı var" dedirtiyordu. Ana hatlarını görüyordum, düşündüğümden detaylı olduğunu farkediyordum hikayenin...Yine internet vasıtasıyla hikayenin Türkiye'de açılmış bir sitesi olduğunu görmüştüm. yuzuklerinefendisi.com.tr adresliydi. Hikayenin bilebildiğim kısımları dışında "Lambalar Çağı" gibi garip kavramlardan bahsetmekteydi içerik bölümünde. Ufak da bir oyun vardı, sitede gezindikçe tesadüfen karemsi bir kutu içerisinde bir yaratık çıkıyordu, birkaç tıklama gerektiriyordu öldürmek için. Öldürünce tecrübe kazanıyor, tecrübe kazandıkça seviye atlıyordum. Tabi Nazgûl, Balrog gibi yaratıklar geliyordu seviye arttıkça. Seviye 13 olabildim en son, Nazgûl'ü yenebildim lakin Balrog'u yenemedim hiç.

Sitenin forumunda bir de "Klanlar" bölümü vardı. Benim o yıllarda anlayabildiğim, insanlar bir isim altında bir araya gelip, "biz kötü orklarız, siz iyi elflersiniz; hadi kapışalım mesajlaşarak" diyorlardı fakat aynı insanlar, hepsi değil tabi, forumun başka başlıkları altında gayet samimi geyik döndürüyorlardı. Baranthalas, ranini, Greenleaf ve artık ismini unutma aşamasında olduğum daha nicesi... Ah, netteki zamanlarım size özenerek geçti. Cooldunuz deyimi yerindeyse. Samanpostlular ve Darklords gibi ekipleriniz vardı, bir de ranini'nin Cuma sofraları... Umarım bu mesajı görürsünüz de anasayfasında hala sizden bahseden birilerinin olduğunu bilmek hoşunuza gider.

Kendimi bir başka klana girmek için yabancı hissederekten şansımı kendi klanını kurmak ile denedim. Yüzük Kardeşliği'nin arkasındaki haritada yer alan ve ismini klan olarak duymadığım büyük puntolu yerlerden biri olan Kuyutorman'ı tercih ettim isim olarak. Tabi o yaş ki akıl ya, güç, görkem, ihtişam ifade etmeli ya. Kuyutormanın Gücü dedim adına. Düşününce Ankaragücü gibi, bunu diyenler de oldu nitekim bu isimle kurulduk...

Birkaç kişi girdi klana, ardından klanlar listesinde gösterilmeye başladık. Yıllar geçiyordu... Samimi arkadaşlarımdan biri olan Ömer Balyalı site lazım bu klana dedi (kendisine yazıyı göstereceğim), bana kısa yollarını gösterdi. Hazır siteyle başladık. Adres adres, garip garip gezdi Kuyutormanın Gücü; bir MyNet sitesi, ardından baktık mesajlaşma ihtiyacımız var, sonraları didiştiğimiz Arvandor'un forumu, bir hacker sitesinde bizim için açılan bir bölüm, proboards'ın forumları derken kendi sitemizdeydik. Tabi o zamanlar ne FRP, ne fantastik edebiyat kavramlarına aşinaydım zira hikayeyi okumak bunları öğretmemekte insana.

Pekçok kişi tanıdım o süreçte, ne kadar tanımak denirse artık. En azından iletişim kurdum diyeyim. Kimi zaten öylesine girmişti, kimi gerçekten orada bir çevre arıyordu, kimisi ise gerçekten kendini bir yerlere ait hissetmek istiyordu bu ortamda, zira diğerleri öyle yapmaktaydı. Klanlar bölümüne "üye alımı" ile alakalı duyurumuza ilaveten "gücümüz büyümeye devam ediyor, karanlığa karşı omuz omuza" gibi hafif siyasiyi andırdığının farkında olmadığım sloganlar kullanıyorduk. Başvuru yapmak isteyenler açtığım bir Yahoo e-postasına posta gönderiyorlar, biz de kurduğumuz denetim mekanizmasıyla(!) bu başvuruları değerlendiriyorduk. Bu e-postalardan biri "ismim Legolin, level 4'üm. Klanınıza katılmak istiyorum" şeklinde bir mesaj içerir ki gönderen kişiye hala "kardeşim" diye hitap ederim, sonradan oluşturduğumuz kurgu ve samimiyet gereği.

Sayımız arttı, aragorn_murtaza, Joseph_Stalin, legolas1988, PRENS_OF_PERSIA, b@nu, onenumberjames gibi ortama uyumsuz ve mantıken ya da dilbilimsel olarak hatalı rumuzlarımızın olduğunu ama farkederek ama farketsek de elimizden bir şey gelmeyerek orada büyüdük ve bir yandan da kendi forumumuzda iletişim kurduk. Ama hani hepimiz de bu kadar rezil rumuzlara sahip değildik elbet, Ruinféathalion gibi karizma rumuzlu kişiler de vardı.

Bir dönem geldi ki, gözümde oldukça görkemli bir konumda olan .com alan adlarını satın almanın o kadar da pahalı yahut zor bir şey olmadığını farkettim, burda da yukarıda bahsettiğim Ömer'in tavsiyeleri yok değildir hani. Hakkını yemeyeyim. Yıl 2005 iken klan olarak kavgalarla, gürültülerle kendi sitemize geçtik. Kuyutorman.com kuruldu, bir forumdan ibaret olarak...

Dönemi yaşayıp da yazıyı okuyanlar sanırım bundan sonrasını hatırlayınca kelimenin tam anlamıyla eğlenceli bulacaktır zira üzerinden yıllar geçmesine rağmen hala aynı alan adını taşıyan bu ortam ile ne kadar çok haşır neşir olup, şu an benim dahi önemsemediğim birçok şeyin o zamanlar kendileri için ne kadar önemli olduğunu hatırlamak ilginç olacaktır diye düşünüyorum.

Her şeyden önce belirtmem gerekir ki Kuyutormanın Gücü Klanı olarak bilinen topluluğun, kurucudan sonraki en yetkili kişisi vekilharcı idi. Tolkien'in Orta Dünyası'nda Elflerin vekilharcı olur mu, mantıken gerek var mı tartışılabilir tabi ki ama Kralın Dönüşü'nden etkilenen bir ekip olarak bu vekilharç kavramını klanda benimsemiştik ve ilk vekilharcımız da Joseph Stalin (büyük küçük harfleri yapamadım kusura kalmayasın) rumuzuyla bilinen sonradan Ahmet veya Meriç olarak tanıdığımız kişi idi. Yalan yok; uzun yıllar anlaşarak, uyum içinde iyi polis, kötü polisi oynadık onunla, bilhassa Kuyutorman.com'a geçiş sonrası. Bir konuda çok hassastı ki; kendi sitemizde, kendi aramızda düzgün Türkçe kullanımı. Tavizi yoktu, kendim dahil pekçok kişiye "doğrusu bu aslında, adam haklı beyler" dedirtirken, kimileri kendisine gelen uyarılar karşısında sinip, "durmam burada" diyordu. Ben de yılıp, aramızdan ayrılmaya çalışan adamı sitede tutmaya çalışıyordum, böyle yaşayıp gidiyorduk. O zamanların belki de en heyecanlı ve anlamlı kısmı şuydu ki; kendi aramızda birbirimizle istediğimiz kadar didişelim, dışarıya problemli görünelim farketmez, lakin yabancı bir ortama girdiğimizde "klan" kavramını iyi biliyorduk; kral, vekilharç, divan kurulu gibi kavramlar işliyordu. Ortak hareket edebiliyorduk. Ve zamanın gelgitleriyle, yuzuklerinefendisi.com.tr artık yapımcısı aracı firma olan LuckyEye (buydu sanırım) tarafından bakılmaz bir hale girmişken, oradan bu vakitten sonra bir randıman alınamayacağını farkettik, elimizi eteğimizi çektik zira kendi sitemizde ufaktan kendi çapımızda yaşayabiliyorduk fakat yine de hala öğreneceğimiz, yaşayacağımız çok şey olduğunu ve bunu kendi sitemizde, bir araya gelmiş insanlar olarak yaşayamayacağımızı kabullenerekten bir süre sonra açılan tekyuzuk.com'a girdik. Kurtarıcıydı bizim için.

Konsept değişmişti burada, Valar&Maiar kavramları girmişti devreye. com.tr'nin o yönetimsizlik hissiyatı, bir kaos ortamı burada yoktu. Güzel hikayeler yazılıyordu, yöneticiler aramıza katılıyordu. Site sıkı bir Yüzüklerin Efendisi tutkununun elinden çıkmıştı, websitesi yapan bir şirketin elinden değil ki bu com.tr çevresinin büyük kısmını kendisine çekti. Biz de orada yerimizi aldık, amacımız klanı burada büyütüp aramıza yeni kişiler katmaktı ve bunun için yapmamız gereken de çoğu sırf daha havalı olduğu için kötü (tamam kötü kelimesi benim de hoşuma gitmiyor) ırk olmayı seçen bir yığın karakter ve klana karşı üç beş aydınlık taraftaki klandan biri olmak idi.

Divan kurulu toplantısı yaptığımız bir gün Galëar ve Mithedan (Cirdan olarak bildik gerçi ve lise1'deki ilk sıra arkadaşım olur) ile olan konuşma sonrası kendilerine şunu söyledim: "Bu klana Arién'i katmamız lazım, çok iyi hikaye yazıyor ve şu an herhangi bir klana mensup değil." Öyle ya, klansız ve dikkat çeken her kişi bizim için com.tr'den bu yana potansiyel bir hedefti. "Tamam, biz hallederiz" dediler. Metodları neydi açıkçası hatırlamıyorum, sohbet mi ettiler yoksa hikayelerine mi katıldılar; fakat bir iki hafta sonra Arién'den bana "Kuyutorman'a katılmak istiyorum" mesajı geldi ki zaman geçip yıllar ilerledikçe iki defa vekilharç seçildi Kuyutorman'da. Tam bir başarıydı. Arién'in gelişi aslında bir kırılım noktasıydı ve o andan itibaren birçok kişi, com.tr'de klan kavramının aslında pek de mantıklı olduğunu düşünmeyen pekçok iyi yazar aramıza katıldı. Buzyeli, Hareth ve isimlerini atladığım için aflarını istediğim kişiler aramıza kattık, birçoğu da hala "Kuyutorman" diye adlandırdığım ekibin halen bünyesindedirler.

tekyuzuk.com'daki etkinliğimiz klan olarak tavan noktasındayken Melkor'un dikkatini çektik, zira o da 9 kişilik Valar, daha fazla sayıdaki Maiar kadrosunu yönetmekte güçlük çekiyordu. Melkor'dan da bahsetmek gerekirse; Kaan Girti, tekyuzuk.com'un kurucusu olur kendisi. Kendisine maddi sıkıntılar içerisinde tamamen gönlünden koparak siteye verdiği emeklerinden ötürü duyduğum saygıdan bugün herhangi bir şey eksilmiş değil. Bir gün bana mesajı geldi; yöneticilik önerisi içeren. Kendisi site içi işlerden uzak kalmak istiyordu ve yardımıma ihtiyaç duymuştu; yönetim kadrosunda dilediğim düzenlemeyi yapabilmek koşulu ile tekyuzuk.com'da Manwe karakterini aldım ve açıkça söylemek gerekirse kendi ekibimizden en aktif kişileri yönetime yerleştirdim. Düşününce evet kadrolaşma hareketiydi lakin Kuyutorman'ın klan mantığı iş görmekteydi, neden tekyuzuk.com yönetiminde iş görmesin diyordum. Aramızdan 4-5 kişi orada Valar & Maiar oldu. Bazı anlaşamadığım -kimileri Arvandorluydu zira- yöneticilerin Ali Cengizler ile yetkilerini alırken sitede aktif ve mümkün olduğunca sorunsuz hareket eden kişileri yönetime aldık. Nihayetinde kendi adıma hoş bir yönetim oluştu, bir süre de işi götürdük lakin sitenin masrafları kendisini gösterdi ve bir süre sonra sonra tekyuzuk.com uzunca bir süreliğine kapandı.

Kuyutorman olarak kendi evimize, Kuyutorman.com'a nihai göçümüzü gerçekleştirdik. Sanırım Kuyutorman.com'un görünüşte büyümesinin yanısıra, içten içe gerilemesine sebep olan dönem burada başladı. Hepimiz elimizden geldiğince bir şeyler karalarken, güçlü yazarlar da bünyemize katılmıştı. Kendi içimizde sıkıntı yaratmadan işleyen hiyerarşimiz vardı. Kendimize özgün vekilharçlık seçimleri, Kuyutorman buluşmaları yahut toplantıları, divan kurulu gibi geleneklerimiz vardı. Hani düşününce kendi kendimize yememiz gerekiyordu ki bizim için ayrım burada başladı. Kimi içerik derken, kimi FRP yapmalı kimi ise kaos çıkmalı canlı kalmak için diyordu. Herkes haklıydı fakat hem klan olarak kalıp, hem de bir fantastik kurgu alanı olmaya çalışmak yavaş yavaş bizi bitiriyordu.

Tamam, buluşuyorduk; yüzyüze görüşebiliyorduk bu platformda tanışabildiğimiz insanların bazılarıyla da, Kuyutorman'ın sanalda kalmadığına ikna olduğum bir olay oldu. Okuduğum lisenin Atatürkçü Düşünce Topluluğu'nun düzenlediği bir bilgi yarışması vardı. Sunuculuğunu da bizim Cirdan ya da Mithedan olarak bildiğimiz Onur yapıyordu. Sorunsuz geçen yarışmanın ardından Nerméltari ile birlikte yanına gidip kendisini tebrik ettik. Söylediği bir cümle vardır ki hala orada bulunan herkes için bir anlam ifade eder: "Kuyutorman sağolsun, katkısı büyük." Gerçekten de hiç tahmin etmediğim derecede uzayan ve yıllar parselleyen Kuyutorman, bir kişinin ağzından bu anlamı içeren bir cümlenin içinde çıkabiliyordu. Sanırım hissettirdiklerini aktarabilmem için bir bu kadar daha yazı yazmam gerekir ki şimdilik şunu söylemekle yetiniyorum: "kimilerimiz burada büyüdü"

Derken klansavaslari.net çıktı karşımıza. Belli tartışmaların ardından klan olarak oraya katıldık ki hani istatistiksel olarak tarihe kanla yazılmış bir başarımız olmasa da orada kurduğumuz klana katılan herhangi bir vatandaş, buradaki düzenimize hayran kalmaktaydı. "abi acil yardım! adam gömüyo :(", "s.a. kardeş, klanın köyüme saldırıyo, seni uyarıyorum, bi daa uyarmıcam" gibi mesajlar mı görmedik. Çok zevkliydi şaka maka. Hani Türkçe namına hiçbir şeye dikkat edilmeyen bir ortamda, kendimize ait forumumuzda Türkçe kuralları uygulatıyorduk, yazacaksan insan gibi yaz" diyorduk. klansavaslari.net'e 20 kişilik hiyerarşik bir ekip olarak katıldık. Elamshinae ve rei3 sancaktarlarımızdı ki oyun genelinde en başarılı oyunculardan ikisiydi. Orada kurduğumuz klan gel zaman git zaman 600ün üstünde kişiye ulaştı; şahsen oyunu oynamaktan ziyade milletin asker yardımı isteklerine cevap yetiştiriyordum, bu yüzden de güçlü bir hesap oluşturamadım pek. Hiç unutmam, klanda yaklaşık 100-150 kişi var ve bana ardışık saldırılar yapılıyordu; üzerinde oynadığımız haritanın farklı bölgelerinden, komşularımdan saldırı yemekteydim. Kuyutorman öyle bir bütün oldu ve bana öyle yardımlar gönderdiler ki saldırıları püskürttük ve oyunda geçen sonraki 6-7 ay boyunca saldırı yemedim. Gurur verici bir andı, Eroica kazanılan zafere şiirler yazdı. Oyunda 600ü aşkın üyeye ulaştığımızda, oynadığımız haritada en iyi 8. klan idik ama sayıca en kalabalık klandık. Hani 20 köye sahip elamshinae'nin 6 köye sahip gariban bana "kralım" diye hitap etmesini aramıza oyundan katılan kişiler önce anlamlandıramıyor, daha sonra da hiyerarşik yapıyı benimsiyorlardı. Videolar yaptılar bizim için, kimileri hala Youtube'da durur: "Kuyutorman W8" yazınca çıkıyor. Sağlam iz bıraktık diyebilirim...

Sonu olmayan oyunun da bir sıkıntısı var; amacı yok. Özellikle fantastik kurgu kavramını benimseyen kişiler "quest" denen şeyi ararlar bu tarz oyunlarda. Yoktu, sonsuza kadar birilerine saldırıp savaşabilirdik. Oyunda her şeyin 1.si olmanın bile bir getirisi yoktu, en tepede görünmekten gayrı. Kendim başta olmak üzere kimi üniversitede, kimi iş güç sahibi çekirdek kadro, bir yılı aşkın süredir geçen klan savaşları macerasından yorulmaya başlamıştı ve alınan ortak karar doğrultusunda 600 kişilik klanı dağıttık, ismimizin hiçbir yerde kullanılmamasını isteyerek. Zaten ekip olarak biz yoksak isim de iş görmeyecekti, nitekim klan dağıldı. Oyun dolayısıyla aramıza katılanlar başka klanlara geçti, kendi kadromuzdaki kişilerin kimi köylerini konu komşuya dağıtırken kimi başka klanlarda bir süre oyuna devam etti fakat nitekim Kuyutorman [KO] klanı, Klan Savaşları'ndan çekildi.

Böylece yine kendi dünyamıza, Kuyutorman.com'a geri döndük. Aslında hep oradaydık ama dışarıda bir ekip olduğumuzda bu site bizim sığınağımız oluyordu. Sitemize döndüğümüzde ise kendi aramızda vakit öldürüyorduk. Yukarıda değindiğim "siteyi canlı tutmak için gereken mantık" konusundaki anlaşmazlık, belki de tarihin gördüğü en saçma tartışma ile alevlendi ki buna artık değinmek istemiyorum. İlk vekiharç Joseph Stalin, Mithedan ve daha beraberindeki bir grup aktif Kuyutormanlının siteden ve ekipten ayrılmasıyla sonuçlandı.

Tam bu noktada ne "büyüklerim" diye hitap ettiğim Kuyutorman'ın zengin yazar kadrosunun, ne de kendi yaş çevremde olup aramızdan ayrılan kişilerin hakkını yemek istemiyorum. Tarihçenin buraya kadar olan kısmında eşit olması gerekmeksizin herkesin emeği, payı oldu. Fakat gerçekleşen kırılım ile birlikte Kuyutorman'ın çizmesi gereken bir yol oluştu önünde; hani çok kısaca analiz yapacak olursam, bir tarafta Kuyutorman ile büyüyen, ergenliğini geçiren, fantastik kurgunun gerektiği yaşam bir yana burada ve burayla "yaşayan" bir ekip vardı. Zamana rağmen yaşayabilmek için de gerçek hayatta olduğu gibi gerçekçi problemler yaşamamız gerektiğine inanan yaşça genç bir kitleydi bu ekip, diğer yanda da zaten gündelik yaşamın verdiği stresten, iş ortamının bunaltıcılığından kaçıp burada huzur bulmaya ve sorun yaşamamaya çalışan bir ekip vardı. Ve bu iki kitle er ya da geç yollarını ayırması gerekiyordu. Hani Kuyutorman bir yönden de gerçekleştirmeyi düşünüp bir türlü gerçekleştiremediğimiz hayaller ile doluydu. Mesafesel ayrılıklar yaşıyorduk, bugünkü gibi bir sosyal medya kavramı ya da bugünkü kadar hızlı bir anlık iletişimimiz de yoktu. Hani aramızdan ayrılan kişilerden bazılarının şehir değiştirerek, yeni bir ortamda üniversite macerasına açıldığı düşünülürse, Kuyutorman zaten onlar için, yapmak istedikleri için bir engeldi.

Nitekim Kuyutorman kendi halinde yoluna devam ederken, aramızdan ayrılanlar üniversitelerinde okuyucusu bol bir Sert Sessiz dergisi çıkardılar. Kelimenin tam anlamıyla başarılıydılar. Araştırması, denemesi, şiiri, röportajı derken gerçekten iyiydiler. Bir yanım "o dergi bu bünyede çıkarılabilirdi" derken, yeni üniversiteye atılan diğer yanım ise bunun yüzyüze buluşmadan yapılamayacağına, hele ki bunca sorun yaşarken olmayacağına inanıyordu. Diğer taraftan Kuyutorman'da kalan üyeler de kendi çerçevelerinde boş durmuş sayılmazlar. Ben kendi adıma okuduğum üniversite de iki yıl boyunca bilim kurgu ve fantastik kurgu topluluğu başkanlığı yaptım, Yavuz (Apocalypse) yine üniversitesinde bir dergiyi hayata geçirmek için, okulun anlamsızlıklarına, maddi olanaksızlıklarına rağmen canını dişine takarak bir edebiyat dergisini hayata geçirmeyi başardı. Benzer örnekler türer gider ama Kuyutorman'ı Kuyutorman yapan; kalan giden farketmeksizin her iki taraf da yoğruldukları doğrultuda güzel aktiviteler yaptılar.

Üniversiteden bahsetmişken kısaca şundan da bahsetmem gerekir ki, Kuyutorman'a en son bir yazı yazdığımda hala öğrenciydim ve buraya bir bilgisayar mühendisi olarak bu yazıyı yazıyorum ki bu siteye yapılması gereken şeylerin yüzde birini yapmaya çalışırken az çok PHP sökmüştüm, mesleği seçmemde Kuyutorman denen oluşumun çok ama çok büyük bir katkısı vardır.

Belli bir düzene sahip olmayan bu yazının çok uzadığının farkındayım, sona geliyorum: Kuyutorman sahip olduğu gelenekleri ilerleyen süreçte de devam ettirdi. Sitede bir yaşam sürmekteydi öyle ki telifleri beni bugün bile düşündüren hikayeler yazılıyordu. Bir türlü sonlanmadığından yakındığımız bazı hikaye girişimleri, çıktısını alıp yatakta okuyacağım ürünlere döndü. 5 kişinin aynı hikayeyi tüm edebiyat ve kurgu kurallarına uyarak yazabilmesi aslında değerinin farkında olmadığımız bir meziyet düşününce...

Akabinde de geleneğimiz gereği vekilharç seçimlerini sürdürdük. 8. Vekilharcımız Galëar Anárion oldu. Uzunca sayılabilecek bir süredir sitenin içişlerinden koptuğumdan, kendimi şehir dışı yaşamına, üniversite yaşantısına, yukarıda bahsettiğim öğrenci topluluğu sorunlarına vermiştim ki bu da vekilharcın sorumluluklarını artıran bir husustu. Galëar (Hakan Onur) da yeni yeni üniversiteye başlamıştı ve liseden üniversiteye geçerken şehir değiştiren bir insanda olabilecek özgür düşüncelere sahipti. com.tr günlerinde bizle beraber olan nadir kişilerdendi ve bu site ile ilgili planları vardı, hem sorumluluğu hem de yapmak istedikleri gereği. İzmir'de Onur ve kuzeni küçük çaplı bir buluşma yaptık. Kuyutorman'ın geleceğinden bahsettik, planlarını aktardı; gerektiği yerde benden isteyebileceklerini söyledi. Hoş bir buluşmaydı, buluşmadaki üç kişinin çekildiği fotoğraflar Facebook albümlerim arasında yer alır. Sigaraya başlamış kerata, "hadi Kuyutorman Hükümdarısın, yakayım sigaranı" diyerek çaktığım çakmağı karelemişti bir fotoğrafta kuzeni.

Amansız bir trafik kazası aramızdan aldı Onur'u, Galëar'ı. Henüz üniversiteye yeni başlamışken; elbet bazı sıkıntıları varken ama bunlara yönelik güçlü çözümleri de yanında sıralayabilirken aramızdan ayrıldı. Neredeyse kimseyle sorunu olmayan, herkesin sevdiği; bir hikayeye katkısı olduğunda kendisi için "Onur senin hikayeye katılışın ayrıca sevindirdi" denilen bir kişiydi. Maddi yahut manevi Kuyutorman'a yıllarını vermiş, ben 14 yaşında bu oluşumu başlatmışken, 13 yaşında aramıza katılıp ve yıllar yılı aramızda kalan, Kuyutorman ile büyüyenlerden biriydi... Yazıyı bundan daha fazla üzücü hale getirmek istemeyerekten Onur'a buradan da bir kez daha "yıldızlar yolunu aydınlatsın oğlum, bir gün görüşeceğiz. 105 atlının ve Seregrunya (Mithedan,Cirdan) ile bir ara siteden anlamsız ayrılışınızın geyiğini yapacağız" diyerek bu konuyu noktalıyorum burada.

Onur'un ayrılışıyla birlikte tekrar siteye el atmam, buradayız mesajı vermem, ne yapabiliriz gibi sorular sormam gerekiyordu. Fakat bunca fantastik, vurdulu kırdılı olayın yanında gerçek bir ayrılık yaşamak başta bende olmak üzere, gözlemlediğim kadarıyla kimsede heves bırakmadı ve Kuyutorman şu son günlerinde en son mesajları beş altı ay, belki daha uzun süre önce atılan bir yere döndü, Tezayak Hanı durdu, sohbet ettiğimiz alan da boş bir çerçeve kaldı... Ama içimizde bir yerlerde buranın bizim için olan önemi kalıcıydı, "Kuyutorman" ismi kalıcıydı.

Biz de bunun üzerine "dağılalım mı artık", "bizim zamanımız geçti mi acaba" diye düşündük uzunca bir sürenin ardından. Öyle ki, yaptığımız toplantıda gözlemlediğim ilk hissiyat buradaki ekibin birbirini özlediğine yönelikti. Kimse bu ailenin dağılmasını istemedi, sırf Kuyutorman.com'un akıbetini belirlemek için bile olsa bir araya gelelim yahu dendi. Ve bir karar çıkardık geriye, burada kalanlar olarak:

"Kuyutorman, Kuyutormanın Gücü adı altında bir klan olarak oluştu. Yıllaryılı başarılı bir biçimde klan hiyerarşisini ve akabinde klanın oluşturduğu hikayeyi ve RPsini yürüttü. Fakat artık yazılan ve yazılabilecek fantastik eserlerin kalitesini yeterince yansıtamamakta. İlaveten; Yüzüklerin Efendisi ile başlayan bir oluşum şu an ucu pekçok değişik yazarın elinden çıkmış evrenlere dayanmakta. Burada Salvatore'nin, Eddings'in ya da Rowling'in de hatta bilim kurgu kapsamında Asimov'un bile bir dünyasını yaratabiliriz, yeter ki bir arada kalalım. Bu bilgi bizde var, Yüzüklerin Efendisi bir sınır olmamalı bizim için.
Ve yıllaryılı, 2002'den beri sürdürdüğümüz oluşum, ekip olarak "Kuyutorman" ismini sürdürmeli fakat artık kendi oluşturduğumuz bir evrende yaşamalıyız, hayalgücümüz, bilgi birikimimiz ve tabi ki tecrübelerimizle... Zira öğrendik hepsini beraber geçirdiğimiz yıllarda. "

Kısacası Kuyutorman.com burada son bulmakta, Kuyutorman'ın 8. ve son vekilharcı Galëar Anárion'un ardından. Site elimizden geldiğince açık olacak fakat bir hatıra olarak, geçmişi yadedebilelim diye durağan bir hal alacak. Bu uzun sayılabilecek yazıda atladığım, hatırlanması gereken pekçok olay, anahtar kelime, vaka ve kişi var. Ufak bir sözlük oluşturarak bunların unutulmamasını sağlamaya çalışacağım. Eminim herkesin samimiyetle katacağı yorumlar olacaktır böyle bir alana.

Kuyutorman ekibi ise yaratacağı evrenin derdine düşecek şu andan itibaren. Hiyerarşisini korur mu emin değilim ama artık klan olmaktan daha fazlası gerekiyor bizim için, buradaki geçmişi başka isimler altında olsa dahi bir şekilde yaşatabilmemiz için...

Bugüne kadar başta hala aramızda olan, emeklerini esirgemeyen ve gelecek günlerde de esirgemeyeceğini gördüğüm Kuyutormanlılar olmak üzere, bir zamanlar bu diyarda vaktini geçirmiş, bizlerle paylaşımda bulunmuş, bu diyara katkıda bulunmuş tüm herkese Kuyutorman.com ve Kuyutorman ekibi ve kendi adıma teşekkürlerimi sunuyorum. Bir oyundu ve karşılıklı olarak iyi veya kötü ama güzel oynadık, sonucunda arada husumet oluşturmuş gibi gözükse de. Bilmenizi isterim ki her birinizi tanımak bir mutluluktu ve ekibin yahut ekibi oluşturacağı yeni platformun kapıları sonuna kadar sizlere açıktır. Son olarak bugüne kadar gerek rol gereği hatta çoğu zaman rol dışı düşman olduğumuz kişi veya topluluklar için şunu söylüyorum ki; sizleri tanımak ve sizlerle kapışmak da son derece büyük bir zevk ve eğlence idi. Bunca yıl sonra, yıllar önce uğraştığınız şeyler ile ilgili sizi hatırlayan birileri var ve kimseyi kötü olarak hatırlamıyoruz.

Sürç-i lisanlarım için af buyuraraktan, ismi geçen geçmeyen ama konsept dahilindeki herkese saygı ve sevgilerimle.

Céruwine
Kuyutorman 4. Çağ Kralı
(Emre Can Geçer)
discussioncontroller