Death KnightDeath Knight
Üye
Yaz lan! :(
Creator
Üye
Yeni foruma girmenin balını benim konum yedi sanırsam. Bir iki sayfa geride font limitini aşmamız nedeniyle oluşan bug sonucu önizleme gibi ayrıcalıklarımızı kaybetmiştik. Site yenilenmesi kısvesi altında bizlere tarihin en uzun radyo yayını dinletme emellerine kavuşan ogz ekibine (kaza eseri bile olsa) bu hatayı hallettikleri için teşekkür edelim :/

Yazılarımı renklendirip, resimler koyabilir hale geldiğimize göre arada sırada buralarda birşeyler tartışmaya devam edebiliriz bence(dodger'dan resleme denemesi gelmiş zaten) ^_^ Dhark'im ve Death'ime "ne diyo lan bu" tavrına girmeden çiziktirdiklerime ortak oldukları içinde teşekkür ederim.

Aslında şu an hiç bişi çiziktirme niyetim yoktu. Fakat HİSSETTİM ARKADAŞIM. "Font aşımı sorunu hallolmuştur. O kadar radyolarını dinledik aaaa!!!1!1!" dedim yani. Böyle triplere girme huyum var evet :/ Eşek kadar adam oldum hala "sınavdan en yüksek notu almışsın" dediklerinde şımarıyorum, sevmediğim adamın dersi olunca "zaten Rusları sevmem" diye bahane üretip dersi ekiyorum. Böyle pis bir herifim işte. İşinize gelirse saygıdeğer okuyucu(aynı cümlede hem saygı hem meydan okuma).

Bu arada sitenin yeni hali, feysbukla "eski site"nin mantık evliliği yapıp doğurdukları çocuk gibi olmuş. Enteresan, sosyal birşey. Yılışıkta olmuş aslında. Telefonumu istedi demin örneğin. İlk randevuda olmaması gereken şeyler. Ama ironi oluşturacak şekilde yavaşlamış. Yani düşünsenize hem görür görmez telefonumu istiyor, hem ben vermeye kalktığımda elimden kapamıyor. Bu ne yaman çelişki? Ofcm sitedeki böcükleri yakalayın demiş. Bende bu bağlamda foruma felsefi boyutta yaklaşmaya kalktığınızda karşılaştığımız böcüklere dikkat çekmek istedim. Foruma sınırsız katkım ve eylemlerim arada sırada devam edecek efendim... :/

*Crea barın kapısından nefes nefese girer ve barmene doğru seslenir*

-Herkese benden süt ve kurabiye!
Creator
Üye
Şimdi şöyle bir durum var...

Şahsen hayatım boyunca gösterilere eylemlere aktif olarak katılan biri olmadım. Fakat insanların seslerini duyurmak için başka yolu olmadığından, gösteri fikrine soğuk baktığımı söyleyemem. Bir süredir haberleri takip etme talihsizliğini yaşadığımdan gördüğüm üzere bu ülkede pek böyle şeyler anlaşılabilmiş değil.

Protesto etme kültürü pek yerleşik değil öncelikle. Biraz "devlet baba" kültürünün etkisi var herhalde. Genelde kimse protestolara katılma ihtiyacı hissetmez fakat protestolara katılanları eleştirmekten kaçınmaz. Yahu adam en azından birşeyler değiştirmek için uğraşıyor di mi?

Geçende Boğaziçi Üniversitesi'ne hükümetten adamlar gitmiş. Bir kısım öğrencide oturma eylemi yapmak istemişler. Burasını medeni bir ülke sanmanın bedelini polisin ağızlarını burunlarını kırması ve üzerine birde dava açılmasıyla ödediler. Olaydan sonra orada okuyan bir tanıdığımla konuştum. Kızcağız şoke girmişti. "Orada oturuyorlardı sadece. Biri açıklama yapmak için ayağa kalkar kalkmaz üzerlerine saldırdılar." dedi.

Bunun gibi daha çok şey var. Yakın zamanda hamile kızın bebeği öldü müdahale sırasında. Bir üniversite öğrencisinin, (hamile olduğunu bilemezler diyip geçelim hadi) bir kıza bebeğini öldürecek şiddette darp edenlerin tasması kimin elinde ben bunu merak ediyorum?

Roma İmparatorluğu'nda hatta Osmanlı da bile türevleri uygulanan bir yöntemdir. Savaştan önce vahşi hayvanları karşı tarafın ordusunun üzerine salarsın. Karşı taraf korkar, kargaşaya sürüklenir, gözdağı vermiş olursun. Bu müdahaler bana bu taktiği anımsatıyor. Protesto edenleri kendilerine düşman belleyip, sindirmeye çalışanların kasıtlarına benziyor.

Ki bu düşman belleme kısmının acı da bir ironisi var. Terörist yandaşları etrafı yakmaya başladığında nedense ekranlarda yerlerde metrelerce sürüklenen kızlar, bebekleri öldürülenler, sadece oturdukları için ağızları burunları kırılanlar falan göremiyoruz. Şehri yakan, ülke düşmanı olduklarını bağıran insanlara karşı saygıda kusur etmeyen kişiler anayasal haklarını kullanan üniversite öğrencileri üzerinde güç gösterisi yapıp, erkekliklerini kanıtlamaktan neden çekinmiyor acaba? Demek ki bu tip insanları yönetenlerin gözünü korkutup, sindirmek istedikleri kitleler bölücüler değil. Hükümeti protesto etmeye çalışan siviller.

Burda şöyle bir not düşmek lazım. Benim kuzenim asker, dayım savcı. Devlet memurlarının(böyle olaylara karışmayan polislerde dahil) bireysel olarak zan altında olduklarını söylemiyorum. Bu tip ayıpların önünü kesecek güçte olan kişiler yöneticilerdir. Üniversitelerde protesto edenlerin uç bölücü örgütlere üye olduğunu söyleyen yöneticilerden bahsediyorum tabi.

Sen anayasal hakkını kullanmak için sokağa çık, haksız biçimde hastanelik ol, üzerine sana dava açılsın, sonra birde devlet yetkilileri senin bölücü terörist olduğunu medyaya söylesin. Ne ala memleket. Bu arada gerçek teröristlere dokunan yok haliyle. Sonra bana diyorlar; niye önüne gelene "imkanın varsa çık git bu ülkeden" diyorsun? E neden?

Ki gidişat iyi değil bence. Sen ne kadar insanları devlet güçleriyle korkutmaya çalışırsan insanlar o kadar fazla tepki vermeye başlar. Yöneticiler ünilerde çalışanlara ve okuyanlara gerek yasa çıkartırken gerek özelleştirmeler yapılırken gerekse protestolarında insanmış gibi davransaydı bugün gittikleri her kurumda kafalarına yumurta yerler miydi? Allahtan karşılarına aldıkları kitleler eğitimli, düzgün insanlar. Gidip hayvan gibi araç yakıp, insan öldürmüyorlar. Gerçi düşünüyorumda günümüz şartlarında etrafı yakıp, insan canına kastedilenler böyle ılımlı insanlardan kat kat daha iyi muamele görüyor. Belki bizim protestocuların insan gibi davranmaları kaybettikleri noktayı oluşturuyor, kim bilir?
Creator
Üye
Aslında günlük sayfası yerine şu blog hedelerine yazılabilir sanki =/ Ama öyle de toplu durmuyor be yahu. Zaman zaman açıyorum bakıyorum eski yazıları(bloglarda olsun, burda olsun vs.) "ne lamermişim zaaa xD" diyorum ehehe. O vakitler için yazıların toplu durması işe yarıyor.

O değilde sınavların bastırmasıyla kendimi dizilere verdim. Walking Dead izlendi mesela. Resident Evil filmlerinden daha fazla görseli vardı mubarek. 6 bölüm sonra "yeni sezon bir sene sonra hehöhö" denmesi tam bir canilikti zaten.

Sonra 1. sezondan baydığım clone wars'ın son sezonuna göz attım. Bayağı politikaya falan girmiş. "Düşmanlarda demokrasi istiyor bam bam bam!" tarzı hikayeleri var. İyi güzelde, 3. filmi izlemiş birine hangi mantıkla "klonlarda insan. Onlar sadece emirlere uymuyor aynı zamanda düşünüyorlar, sevimliler. Anakin noel baba gibi adam." mesajlarını yedirmenizin imkanı yok yani. Lucas amcamında hikayeyi ilerletmek için "4-5 sezon çekelim daha sonra hohoho!" şeklindeki açıklamalarını hesaba katmıyorum bile. Seriyi takip eden adamın karakterleri kafasında oturtması zor. Clone Wars yerine 2004 yapımı animated series'i beş kez öneririm. Aha bu:


image

Birde yeni dizilerden Nikita var. Alias, Dollhouse gibi gizli servis örgütü hikayesi. Onları çökertmeye çalışan 2 hatun var falan filan. Başrollerin çekici olmasına güvenerek orta seviye bir dizi yazmışlar işte. Boş vakitte gidiyor çerez niyetine.

Diziler bir yana bu "a personal appeal from" geyiği tavana vurdu yahu. Hala bu kadar yayılmasının şoku içersindeyim. 4chan'ı açıyorum "a personal appeal...", gidiyorum paticik.com'u açıyorum orda da aynısı :D Banner'ın sağ altına "money talks" yazmışlar birde. Yarıldım. =/ İnternetle beraber nerde yaşarsak yaşayalım her taraf tek büyük bir çiftliğe döndü sanırım okur ._. İzlediklerimiz aynı, güldüklerimiz aynı.


image
Creator
Üye
Bu haftamın haylaytları:

* Mass Effect ve Skyrim açıklandı. İki oyunada her vakit giydiren ben çalışmaktan boş vaktim kalmadığı bir döneme girdiğim için bir iki saat girip çıkılabilecek eskisi kadar hardcore olmayan oyunları takdir etmeye başladığımı farkettim.

* ODTÜ'de polislerin kurduğu barikatla uzun eşek oynandı. Her ne kadar benim "Stonhenge'de uzun eşek oynama hayvanlığıma" yetişemese de yine de uzun eşek oynama konseptine bizim gibi profesyonal açıdan yaklaşan insanlar için zafer dolu bir gündü.

* Aynı zamanda öğrencilerin üzerine gaz bombası atmaya çalışan bir canlının elinde patladı o bomba. Yılın "oh olsun" görüntüsüydü resmen.

* Bana bitirme projesi vermesi gereken hocanın bu hafta 3 sınav, iki adet ödev ve TOEFL'a girmem gerektiğini öğrenmesi üzerine sempati duyup "senin üzerine çok geliyorlar, sonra hallederiz" demesi. Ve tabi bunun üzerime kendimi avea'ya yeni geçecek müşteri gibi hissetmem =/

* Facebook'un hızını yıllardır beğenmeyen ben, ogz'de 10 dakika geçirdikten sonra feysbukuma jet hızıyla eriştiğimi hissediyorum.

* 4 senedir "hiç bişe öğrenmeden mezun olacaz" derken ilk sene derslerini yükseltmeye almamla beraber "oha herşey çok basitmiş aslında" tribine girmem.

* Yarın sınav, sonraki gün sınav, sonraki gün sınav, sonraki gün sınav, sonrada işşizim =/
Creator
Üye
Keyfine gelmeyip sonra "ek ders koycaz arkadaşlar" diyen hocalara uyuz oluyorum arkadaşım. Biz ders var diye gidiyoruz adam aynı saatte "bugün finlandiya yerlileriyle tanıştık, hebele hebele hebele" diye facebook iletisi giriyor. Rektör seçiminde yalaka adayları kazanamadı diye "bugün kalktım hayat çok manasız geldi o yüzden derse girmedim" yazıyor. Sonra gelip bana "son hafta ek ders koyucam" dediği vakit ben dellenirim arkadaş. Cemaatinin adamı yetki alamadı diye bunalıma benim ders saatimde gir mi dedim ben sana? Ben mi dedim yerine adam ayarlamadan git elin köylerini gez? Hayır ek ders koysa benim diğer derslerimin içine girecek. Onların saatini de mahvedecek. Gitmesem sadece yalakalıkla geçen tipler yüzünden yoklamadan düşürecek. Fakat gitsem bile sadece kendi hocasının gösterdiği yere kadar konuyu götürebilmek için notlarına baka baka, koştur koştur formül ispatları yığıp dersi bitirecek. Ne ben o konuyu anlayacam, ne sınavda sorduğu vakit yapabilcem, ne de ilerde yüksek lisans yapmak için başvurduğumda "sen bu konuyu okumuş görünüyorsun, anlat bakalım" dediklerinde cevap verebilecem. (Evet kızgın olduğumda cümlelerim ğ'lerin eksikliğini çekiyor) Adam gibi zamanında anlat konunu, zamanında bitir. Babamda yüksek fizik konularını kağıttan tahtaya yazarak ders bitirmesini bilir yani. Sadece mezun olabilmek için muhattap almak zorunda olduğum insanlardan nefret ediyorum...

Bunun dışında geçtiğimiz haftayı vampir haftası ilan ettim. Blade ve Underworld serilerini baştan teker teker izledim. Blade'in yalnız çalışmaya yatkın karakterine rağmen her filmde bayan yardımcı oyuncu bulmasının şaşkınlığını tekrar yaşadım. Bu kadınların diğer aksiyon filmlerine tamamen tezat biçimde Blade'e asla pas vermemesi ise takdire şayan buldum. Blade'de "vampir kesiyom bee yaaa >_> " diye triplere girsin anca sdf. Ayrıca son filmde Hannibal King'in karizmatik biçimde sahneye girmesi ve akabinde hiçbir önemli düşmanı vuramaması filmin en enteresan noktasıydı diyebilirim. Bunun dışında Hannibal King'i filmin ortasında "Dracula ölmez hacı, mutlu son olmaz bu filmde" diyerek yanlış spoiler vermesiyle ve bütün vampirler öldükten sonra ogz'de modaratörlük kadrosunda iş bulmasıyla tanıyoruz.

Underworld ise başka bir alem. Blade'in garip mimikleri yok bir kere. Filmleri bu yönde genelde kötü eleştiri almış olsa da Serene gibi karakterler şu ana kadar gördüğüm bütün vampir filmlerinden daha derin karakterler bence. İlk filmde manasız boss olarak çıkan elder abimizi, "böyle davranıyosam bi sebebi var abicim" takılan lucian'ı ikinci filmde çözme fırsatımız oluyor. İlk iki filmi genelde bu tip filmlerde değinilmeyen supernatural grupların politik ve örgütlenme kısımlarına yönelik oldukça doyurucu çekimler içermesi en çok hoşuma giden hadise oldu. Vampire the Masquarade kitapları tadı aldım diyebilirim. 3 film gruplardan ziyade karakterler üzerine olduğu için pek hoşuma gitmedi.

image



Bu arada ---> Arkadaşlar yeni forum; iyi güzel hoş fakat yenisinden ziyade kullanılabilmesi önemli. Hız işi netteki diğer forumlara yaklaşamadığı sürece içerik gezmek hiç içimden gelmiyor.
Creator
Üye
Çok çok farklı hisler içerisindeyim okuyucu.

Geçen sene yeni yıla tv'de "sil baştan" çalarken, elimde çatapatlarla manasız biçimde karşı ki binanın cephesine bakarak girmiştim. Geçen sene iyi bir fikirmiş gibi gelen bu olayın yanlış birşey olduğunu, içinde bulunduğumuz, kocaman bir sene boyunca anladım. Bu tür konularda batıl inançlı olduğumdan da değil üstelik. Bütün seneyi elimde çatapatlarla bina cephelerine bakarak geçirmedim tabi ki. Fakat böyle uzun çabalar sonucu yapay neşe yaptığımız günleri(bayramlar falan) mutlu olarak geçirmek lazım azizim. Yani yılda kaç kere durup dururken kutlama havasına girip hediyelere boğuluyoruz ki? Tadını çıkarmak lazım.

Ben bu düşüncelerdeyken çeşitli karizma yapmak için fırsat arayan genç dimaların bu sene yılbaşını "aşağılayarak karizmatik görünülecek bir pop ögesi" seçmesi sinirimi bozdu. Çeşitli argümanlar ortalıkta dönse de çoğunın şov amaçlı olduğu belli. Yılbaşının en büyük fanı olmasam da(uyuyarak yeni yıla girmişliğim vardır) "noel ile yılbaşı arasındaki farkı bilmeyenler", "yılbaşı kutlamalarının hristiyanlıktan eski olduğunu bilmeyenler", "hindinin ülke bütünlüğüne düşman bir tutum içinde olduğu algısında olanlar" ve favorim olan "alışverişten yırtmak için 'abiee pop bu işler'" diyen kitlelerin çabasına " zaaa xD" şeklinde müdahale etmeden yapamıyorum =)

Yılbaşını kutlamayan adam benim bildiğim o gün evine gider yatar. Topluluk sitelerinde "bunlar amerikalıların oyunu, hristiyan oyunları" diye işsiz gezinmez. Veya ne bileyim "ayet okuyarak şişme noel baba kesmek" kadar hastalıklı bir yaşantı sürdürmemeli bence. Sonra yurtdışı neden bizi terörist görüyor diye ağlanıyor. Aha sebebi: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1034580&Date=30.12.2010&CategoryID=77

Her ne kadar bu senem çok sıkışmış olsa da yarın ne yapıcağım hakkında bir güvencem olmasa da son bir senede bayağı mutlu olduğum anlar oldu. İyi kötü bir arkadaş çevrem var ve bu insanlar "bizim kültürümüz, düşüncemiz, yapımız vs.miz" gibi zincirlere sahip değiller. Farklı olanı denemek ve öğrenmekle ilgili bir sıkıntıları yok. Bu bakımdan şanslıyım mesela.

İlişki namına da iyi kötü birşeyler var. Sonracığıma ilk sene salya sümük "nerden girdim bu bölüme" dediğim dersler üzerinde hakimiyet sağladığımdan kaynaklanan enteresan bir otorite egosu oluştu mesela :D "Bu işi yaparım yeaaa" tatmini oldu. Sonra gerek programlama gerek bilişim alanında yönetim, koruma ve tamir alanlarında aldığım sertifikalar oldu. Spora başlayalı 1.5 seneyi geçmiş bulunuyor vs. vs. Bu sene bayağı geliştirdim kendimi.

Tecrübe denen hede de çok önemli bir unsur ayrıca(hede ağzıma fena yapıştı bu arada). Bu sene yaşadığımız şeyleri seneye yaşamamızın tek sebebi bu arkadaş. Kendisinden yeterince ders almak kendim dahil herkese tavsiyedir :)

En önemlisi, kötüsüyle iyisiyle bir yılı daha devirmemiz. Dert tasa tarafı geçip gidiyor ama yaşanan mutluluklar hep hatıra olarak cebimde kalıyor benim. Daha yapmamız gereken tonla iş, yaşanacak tonla macera var. Aynı cengaver ruh haliyle nice yıllara diyorum efendim.

image
Creator
Üye
Ben anlamıyorum ki valla..

Televizyoncu bir kız öldü. Millet günlerdir tartışıyor. Niye ki yani? Ölen insan üzerinden haber konusu olmak isteyecek kadar umutsuz muyuz? Medyanın ölen kişilerin cinsel hayatını tartışmaktan başka gündem konusu yok mu? Özdil güzel yazmış bu konuda "limon satın, gazeteci olmayın" demiş. Böyle çirkinleşerek hayatımı kazanacaksam olmam tabi ki. Ülke ayrı bir manyak zaten. Uçuyorum diye kendini kameraların önüne atanlar, milletin acısının görüntülerinin arkasına Reqiuem for a Dream soundtracki yapıştırarak pembe dizi gibi izletenler ve izleyenler vs.vs. İnsanların piskolojisi acayip bozuldu şu son 10 senede.

Birde tanınmamış kişileri öldükleri zaman yüceleştirenler var. Bunlarda ayrı alem. Barış Akarsu'yu tanımıyordum abicim ben. Bir insanın ölmesi tabi ki kötü birşey ama feysbuklardan profilimin resmini tanımadığım biri için değiştirmek kadarda içi boş birşey yok afedersiniz. Aslına bakarsanız feysbuktan organize edilen hareketler kadar içi boş pek az şey var gerçi ama o konuya girsem çıkamam herhalde.

Yani özellikle ağırlığı olsun diye ölülerden bahsediyorum. Yoksa insanların akbaba gibi üşüşmesi için ortada ceset olması bile gerekmiyor. Medya haber olsun diye her türlü çirkinliği yaparken ekrandan uzak olan insanların(gerek normal halk olsun gerek yıldızı sönmüş sanatçılar) bu dünyaya girebilmek için yapmayacakları pislik kalmıyor diye gözlemledim ben, bilemiyorum.
Death KnightDeath Knight
Üye
Think of me like Yoda, but instead of...
Creator
Üye
Ayrıca şu da garip..

Artık haber falan takip edemiyorum. Bomba patlasa gün boyu haberi dönüyor. Patlayıcı tipi neymiş, hangi cam kırılmış, bomba hangi maddeden yapılmış... Bunlardan bana ne? Bombanın tipini bilince daha üretken bir birey mi oluyorum, nedir yani? Haber yığını denilen şey çöpten ibaret. 4chanı takip etmek gibi bir şey. O an vaktini alıyor fakat yarım saat sonra haberde dinlediğin şeyler 404 oluyor, manası kalmıyor.

Haberlerin genelde çöp olmasını geçtim. İnsanı olarak yapılmaması gereken işler gösteriyorlar. Çocuğu ölmüş ailenin cenazede nasıl perişan olduğunu göstermeler, spikerlerin yakınlar ile röportaj yaparken insanlar ağlasın diye dört takla atmaları, can ve mal kayıplı olayları pembe diziymişçesine arkadan müzik vererek göstermeler falan.

Hepsininde ötesinde birde yandaş medya denen bir olay var. "Asker ne bok yemiş" temalı gazeteler, "Bale yapan kız çocuğunu sansürlü gösterme" kafasında editörler, "fanatik grupları kışkırtma amacıyla" yalan haber yazıp, hedef gösterme yöntemiyle çalışan kuruluşlar var. Para yediği gücün şakşakçılığını yapmayan grup mu kaldı?

Haberler çöp, verilmeye çalışılan bilgiler en iyi ihtimalle çöp değilse yıkıcı ve bölücü içerikli. İzlemem haber falan. Manyak mıyım?
discussioncontroller