Assassin's Creed III İncelemem
onatimus prime
Üye
İlk incelememi yazmış bulunmaktayıp.Görüşlerinizi bekliyorum :)

AMERİKA ÖZGÜRLÜK İÇİN SAVAŞIYOR

AC serisi bizi 1191’lerin Haşşaşilerinden tutup Rönesans'ın baş gösterdiği İtalya'dan geçirip en sonda İstanbul'a yollamıştı. Ama şimdi sıkı durun. Sıra şimdi mertliğin bozulduğu ve barutlu silahlar dönemine geçiş yapıldığı 1700'lülerin Amerika'sına götürüyor ve bize Amerikan halkının İngiliz sömürgecilere karşı verdiği mücadeleyi tanık ettiriyor.

Oyunumuz bu sene bizlere çok farklı tatlar tattırıyor diyemeyiz ama yeni eklenen denizcilik görevleri olsun, kış mevsimi olsun farklı deneyimler yaşatmaktan da geri kalmıyor. Ben yavaş yavaş oyunu anlatmaya başlıyorum…

YENİ BİR ARKADAŞ

Öncelikle artık bir Ezio’muz yok. Onun yerine daha ketum ve soğuk olan Kızılderili(şu vakte kadar Kızıldereli diye biliyordum…) Connor’umuz var. Çoğu oyuncu bu karakter değişikliğine benim gibi soğuk bakıyordu ama oyun çıkınca fikrim değişti. Bir Ezio olmasa da Connor, tarzıyla kendisini bana sevdirdi. Zaten hikâye ilerledikçe ısınıyorsunuz Connor’a.

AC serisi bu oyunla da AC II’de yakaladığı harika hikâye kalitesini yakalayamıyor. Ayrıca hikâye görevlerini yaparken bazı bölümler çok sığ olabilirken diğer görevler ise size o heyecanı vermeyi başarıyor. Bu oyunun istikrarını bozuyor ve tempoyu düşürüyor. Ama siz benim böyle dediğime bakmayın. Senaryo çok kaliteli olmuş. Bazı kırılma anlarında duygularınız bir anda değişebiliyor ve bu da oyuna ayrı bir hava katıyor. Hatta çoğu AC’de başarılamayan duygusal anlar bu oyunda önemli yer tutuyor. Oyun beni bir ara ağlatıyordu hatta…

Oyunun mekânının Amerika seçilmesi çok yerinde olmuş. Hem o zamanki kurtuluş mücadelesi oyuna iyi bir malzeme olmuş hem de o yıllarda yaşamış önemli kişilikler (Bkz. George Washington, Benjamin Franklin…) senaryoya farklı bir hava katmış ve sizi önemli bir kişi gibi hissettirmeyi başarmış. Sizi Amerika’nın özgürlüğü için savaşıyormuş havasına tam anlamıyla sokuyor oyun. Hikâye hakkında söyleyebileceğim şeylerden biri de yan görevler. Bu görevler AC: RE ’deki gibi çok az ve saçma sapan. Oyuna tam anlamıyla yedirilmiş. Pek hikâye odaklı değiller ama aksiyon ve çeşitlilik açısından çoğu oyundaki yan görevleri solluyor. Özellikle Homestead adlı görevler bana çok keyif verdi. Hatta sırf bu görevler ile bir oyun daha yapılabilirmiş…

KAR MI YAĞMIŞ NE?

Oyunu konsolda oynadığımdan dolayı PC grafikleri ile ilgili bir bilgim yok ama oyun sizi konsol da bile grafikleri ile büyüleyecek. Oyunlarda pek görmediğimiz yaz-kış döngüsü harika bir şekilde yansıtılmış. Ayrıca kar dinamikleri kendine hayran bırakıyor. Kar sezonunda Frontier’a yolunuz düşerse birkaç saat oradan çıkamayabilirsiniz. Oyunun en geniş haritası Frontier ve burası mevsim döngüsünü en çok yaşayacağınız yer. Daldan dala atlayacak, çalılardan hayvan avlayacak ve düşman konvoylarını soyacaksınız.

Oyunun şehirlerinde diğer oyunlardaki gibi harika, şaşalı yapılar yok. Çünkü o yıllarda New York ve Boston şehirleri sade şehirlerdi ki hala öyle bence. Birbiriniz kopyası binalar dışında pek bir şey göremeyeceksiniz. Oysaki AC II’deki o harika İtalyan yapıları ile büyülenemeyeceksiniz. Bu durumu mükemmel ormanları ile kapatabiliyor AC III. Grafiklerin diğer bir eksi yanı ise oyundaki bugların çok fazla olması. Özellikle şehirlerde birden kaybolan insanlar aklınıza iyi saatte olsunları aklınıza getirebiliyor(Bunu yazarken elektrikler gitti ve ödüm koptu). Bu da oyun zevkinizi baltalıyor. Grafikler hakkında son bir şey söylemek istiyorum. Ubisoft lütfen şu iğrenç kan animasyonunu değiştir artık. Sanki kızamık olmuş gibi her tarafımızı çil çil yayılmış kan lekeleri hakikatten berbat.

Animasyonlarda da oyun kalitesini koruyor. Counter Attack’lar her zaman ki gibi büyüleyici. Size düşmanınızın canını aldığını rahatlıkla hissettiriyor. Ayrıca oyun içi animasyonlar da baya bir arttırılmış. Evlerin içinde geçmeler, Y şeklindeki ağaçların arasından sıyrılmalar, çalılıklarda dolaşmalar gibi çok hoş animasyonlara şahit olacaksınız oyunu oynarken. Grafikler hakkındaki söyleyeceğim şeyler bunlardan ibaret. Şimdi de oynanabilirlik kısmına geçelim…

KIZILDERELİ, DENİZCİ, SÜİKASTÇI, AVCI, HIRSIZ...

Connor çok maharetli bir suikastçı ve oyun boyunca onun maharetlerine şahit oluyorsunuz. Zaten AC serisini bu kadar ünlü yapan dinamiklerinden biri de oynanıştaki çeşitlik. Bu sene bu çeşitliliğe denizcilik ve avcılık katılıyor. Denizcilik görevleri beklediğimden de harika çıktı. Deniz faktörü harika kullanılmış ve mükemmel tasarlanmış. Bu görevlerden çok zevk alacağınızı söyleyebilirim. Bir yandan gemiyi kontrol edecek bir yandan dalgalarla boğuşacak bir yandan düşman gemilerini batırmaya çalışacaksınız. Size tavsiyem MAN-O-WAR adlı o dev savaş gemilerine çok temkinli yaklaşmanız çünkü sizi çok rahat batırabilecek kapasitedeler. Son bir şey söylersek bu konu hakkında o da bu dinamiğin oyuna çok başarılı yedirildiğidir. İnşallah yeni AC’lerde de görürüz.

Avcılık konusu ise tamamen ticaretle ilgili. Para kazanmak istiyorsanız en kolay yolu avcılık. Bu dinamikte çok eğlenceli olmuş ama biraz dengesiz gibi geldi bana. Koskoca ayıyla göğüs göğüse güreşmek daha zor olmalıydı sanki. İki quick time eventla ortada ayı mayı kalmıyor zaten…

Dövüş konusuna gelirsek oyun Revalations’da dağıttığı sistemi oyunda toplayıp sade bir hale getirmeyi başarmış ama sanki biraz fazla sade olmuş. Bize biraz daha sorumluluk yüklenseymiş çok daha keyifli dövüş anları yaşayabilirdik. İşin dönüp dolaşıp Counter Attack’lara bağlanması biraz canımı sıktı doğrusu ama kullandığımız araç gereçler dövüşü biraz çeşitlendirmeyi başarmış. Okumuz ile sessizce saldırılar yapabiliyor tabancanız ile ani bir şekilde can alabiliyorsunuz. Bir de ucuna bıçak eklenmiş bir ip ile rakibinizi ağaçlara asabiliyorsunuz. Özetlemek gerekirse düşüncede güzel teoride orta kalıyor dövüş mekanikleri.

Son olarak gizlilik ve tırmanma konusuna değineceğim. Gizlilik biraz azaltılmış gibi geldi bana ama yine eski AC’lerdeki kalitesini koruyor. Tırmanma dinamiği ise bir çok animasyon ile renklendirilmiş vedaha hoş bir hale getirilmiş. Bu iki dinamik AC’nin olmazsa olmazı ve Ubisoft yine bu konuda taviz vermemiş.

UZUN EŞEK ???

Bu başlığı konumuzla ne alakası var derseniz yaptığım araştırmada Kızılderililerin Türklere ait 12 oyundan 11’ini oynadığını öğrendim. Bunlardan biri de uzun eşek. Oyun boyunca bize uzun eşek oynatamadığı için Ubisoft’a kırgınlığım olsa da Connor’u o halde düşününce bu fikrimden vazgeçtim. Geyiği bırak sonuca gel diyenlerdenseniz hemen sonucu yazıyorum.

AC III hikaye olarak yine II nin gerisinde kalıyor ama AC:REV de dağıtılan dövüş dinamiklerini toparlayarak en iyi AC oyunu olmasa da başarılı bir yapım. Verdiğiniz paraya değer bir yapım. Eğer Kızılderililerin Türk olduğuna inanlardansanız sakın kaçırmayın diyor ve oyuna 10 üzerinde 8,4 veriyorum.

GRAFİK : 8,6
HİKAYE : 7,5
OYNANABİLİRLİK : 8,8
EĞLENCE : 8,0
İÇERİK : 9,0
GENEL : 8,4
merakli_oyuncumerakli_oyuncu
Üye
iyiymiş.
CombiningPersonCombiningPerson
Üye
çok vermişsin
discussioncontroller