Anadolu/Arap/Pers mitleri
BonecrusherBonecrusher
Üye
Her oyunu ve filmi açtığımızda karşımıza Yunan, Japon ve Şovalye mitolojileri, tarihleri çıkıyor.
Buna karşın Anadolu/Arap/Pers tarihi bilmediğimizden midir, yoksa Yunan mitolojisi kadar popülerleştirilmediği için midir, pek değinilmiyor. ancak assassinler, iblisler, cinler, eğik kılıçlar, sultanlar felan oldukça geniş hikaye olanaklarına sahip.

Örneğin şu alttaki Paizo'dan resimler çok güzeller. Böyle karakterlerin olduğu bir şehir hayal edince ilgimi çekiyor, daha bir canlı ve daha bir tehlikeli.
vahşi, barbarca, aynı zamanda uygar bir his veriyor. bu hissi bana dark horse'un Conan çizgi romanları da vermişti. sanırım Conan hikayelerinde Turan, Shem, Stygia yerlere gidildiğinden olsa gerek.

image

image

image

image

Bu konuda düşünceleriniz, güzel kaynaklar, resimler veya film/oyun/romanlar var mı?
SamsonSamson
Üye
Prince of Persia bir de Eycof'taki Perslerin Filleri...
SnakeSnake
Üye
anadolu mitleri çoğunlukla yunan mitleri ile benzerlik gösterir zaten. esasında anadolu da antik çağlarda çok tanrılı kültürlere ev sahipliği yapıyordu fakat hellenistik dönemle birlikte yunan/roma mitolojisi hakim oldu. bunun temel sebebi tanrılara bakıldığında daha net anlaşılabilir, zira hem anadolu mitolojisindeki hem de yunan mitolojisindeki tanrılar birbirlerinin benzeridirler, çoğunlukla isimler farklılaşır. mitoloji/tanrılar benzer olmasına rağmen anadolu halklarının kültürel kökenlerinin ve dolayısıyla geleneklerinin farklı olması mitolojinin de farklı yaşanmasına sebebiyet vermiştir. misal antik yunan'da tümülüsler yokken anadolu'da tümülüsler çok yaygındır, gibi gibi.

pers mitolojisinin kökeninin de iyilikle kötülüğün sonsuz birlikteliği ve mücadelesi sonucuna ulaşılır (Zerdüştlük yani; gerçi burada hint mitolojisinden de etkilenmelerin olduğu söylenebilir). yani anadolu mitolojisi ile pers mitolojisi arasında kesin çizgiler vardır. lakin benzerlik mitolojinin yani mitolojiyi ortaya çıkaran felsefi görüşlerin yorumlanmasının paralel olmasındadır. yani yunan/anadolu/pers mitolojileri daha çok felsefi birer çizgide ilerlerken misal arap mitolojisi daha çok Yahudilik, Hristiyanlık, İslamiyet çizgisine yakın bir çizgide ilerlemiştir. yani esasında bu mitolojileri birbirinden ayıran temel karakteristik özellikleri vardır.

gereksiz sayılabilecek not:

Spoiler:
gerçi mitoloji denilen şey aslında sosyokültürel yaşam biçimlerinin, geleneklerin, siyasi fikirlerin imgelendirilmesi ve bu imgelere dayalı bir yaşam biçimi ve kültür oluşturulmasıdır.

örneğin antik yunan'da da roma'da da (mitolojik anlamda) hükümdar tanrının dünya üzerindeki elidir, sözcüsüdür, yasa uygulayıcısıdır. tanrının sözü hükümdarın sözü, hükümdarın sözü tanrının sözüdür (tanrıdan kasıt elbette zeustur). misal tanrılar her zaman bir mecliste bulunurlar, siyasi yapılanmada da aynı şekilde meclis görülür. bu meclis tanrıların meclisinin yeryüzündeki yansımasıdır. bir diğer örnek tanrıların kendilerine ibadet edilmediğinde yok olmalarıdır ki esasında burada vurgulanan asıl husus köleler olmazsa yöneticilerin yok olacağı gerçeğidir. dahası bizim mitoloji diye adlandırdığımız bu kurallar bütünü antik çağ siyasi anlayışının yani mitolojinin yok olmasıyla birlikte kendisini olduğu gibi Hristiyanlığa transfer etmiştir. zira o zamanki siyasi mücadelelere bakıldığında ne kadar stratejik bir hamle yapıldığı daha net anlaşılabilir. zira İsa (as)'ın tanrının oğlu diye nitelendirilmesi aslında antik çağdaki siyasi anlayışın devamıdır. dahası papazlar da İsa (as)'ın vekilleri olduklarından yönetim yine kendisinin tanrıyı/dini temsil ettiğini söyleyen kişilerin egemenliği altındadır. siyasi anlamda ise yahudiler Musa (as) önderliğinde esaretten kurtulup vaat edilen topraklarda hükümdarlıklarını iddia etmişler, romaya karşı büyük bir tehdit oluşturmuşlardır. yine yahudilere gönderilen peygamber İsa (as) ise roma tarafından benimsenmiş, roma bu sayede sarsılan dini ve siyasi otoritesini bizim mitoloji diye adlandırdığımız siyasi anlayışını yeni bir dine adapte ederek yeniden canlandırmıştır. yahudiler tanrının oğlunu öldürmüşler tanrıyla aralarındaki "ahit"i (eski ahit, ahd-i atik) bozmuşlar, roma da İsa (as)'a sahip çıkarak tanrıyla yeni bir "ahit" yapmıştır (yeni ahit, ahd-i cedit). yahudilerin Hristiyanlığı tanımama, hristiyanların ise Yahudiliği tanıma gerekçeleri budur.

elbette kimse tanrı ile bir sözleşme yapmamıştır. siyasi otoritelerin "din"leri kendi istekleri doğrultusunda şekillendirmeleridir bütün olay. elbette tanrılar meclisinin halen hayatta olduğunu da söylemeye gerek yok. "tanrıların" da insan tanrıları nitelediğinden bahsetmeye gerek yok.

Beğenenler: CombiningPerson

discussioncontroller