Nereye Gitti Büyük Sasaniler?
DeidaraSanjiDeidaraSanji
Üye
ebu'l kasım firdevsi ismi belki de dünyanın en büyük ironilerinden biridir.

10. yüzyılda yazdığı bir beyitte der ki:

"nereye gitti büyük sasaniler?"
"ne oldu behram'a ve samanilere?"

bu dizeler bana öyle trajik gelmiştir ki, her okuyuşumda hüzünlenirim.

firdevsi 900 lü yıllarda gazneli devletinde yaşıyor, ismi arapçada "kasım'ın babası firdevsi" anlamına geliyor. ebu'l ve kasım kelimeleri arapça kelimeler, çocuğuna arapça isim vermiş yani. kendisi acem, firdevs zaten acemce/farsça "cennet bahçesi" demek. yazdığı şehnamede ilk insandan itibaren acem tarihini anlatmış. türklere de giydirmiş yer yer. firdevsi bile ismini arapça yapacak kadar araplaşmışsa bütün dünya araplaşabilir demektir bu ki dünyanın yarısı araplaşmıştır da zaten.

demiş ya dizelerinde "nereye gitti büyük sasaniler?" ben size onların nereye gittiğinin hikayesini anlatayım:

muhammet'ten sonra halifeler döneminde ortadoğuda siyasal bir birlik mevcut değilken orta doğunun en güçlü devleti kadim pers medeniyetinden gelen sasanilerdi. ve hatta eğer sasaniler o vakitte islam ordularını durdurabilmiş olsalardı bugün bir tane bile türk müslüman göremezdiniz. ve hatta mısırlı müslüman ya da mezopotamyalı müslüman dahi olmazdı. islam arabistan yarım adasına sıkışır ve belki de yok olup giderdi. ancak böyle olmadı. mö. 652 yılında med imparatorluğunun kurulması ile başlayan zerdüşt iran devletleri ardından pers imaparatorluğuna ve onun ardından sasani imparatorluğuna dönüştü ve sasaniler olarak olarak ms. 651 yılında arap halife ordusunun kazandığı zafer ile son buldu. bu tarihe kadar ilkel bir kabile dini olan islam tüm dünyaya özellikle de türk coğrafyasına yayılmaya başladı ve bugünkü dünyanın en büyük dinlerinden biri halinde geldi. kimler araplaşmadı ki ondan sonra:

sümer, babil ve akadın devamı olan halklar, firavunlar devleti büyük mısır'ın halkı, koskoca hitit'in devamı olan halklardan o bölgede yaşayanlar, fenikeliler, israilliler,filistinliler, ürdünlüler, süryaniler, mitanniler, hurriler, badariler, kenan devletleri: ugaritliler, kadeşliler, megiddolular, kuzey afrika halkları: kartacalılar,vandallar, numidialılar, berberiler, roma ve yunan kolonilerinden kalma halklar, fenikelilerin fasta kurduğu kolonilerden kalma halklar, osmanlı kolonilerinden kalma halklar...

daha isimlerini bile sayamadığımız bunca halkın bugün tek bir ismi var: arap

belki binlerce farklı geleneği göreneği adeti olan bu halkların bugün tek bir adeti var "sünnet". belki onlarca farklı dili olan bu halkların bugün tek bir dili var arapça ve tek bir alfabesi var arap alfabesi.

islamiyet sanıldığının aksine aşırı derecede ırkçı bir ideolojidir.ense kökünden yakaladığı bir halkı kendi ırkına kendi milletine dönüştürmeden rahat edemez. evet soruyorum sizlere ne oldu o koskoca babil imparatorlarına yenilmez ölümsüz mısır firavunlarına ey ahali? bunların tümünü islam unutturmadı ise bu insanlara ne unutturdu, kim unutturdu? tutankamonun neslini eğer islamiyet arap yapmadı ise kim yaptı? islamdan daha asimilasyoncu, kültür yıkımcı, tek tipleştirici bir öğreti gelmiş midir acaba bu dünyaya?

hakikaten nereye gitti bu büyük sasaniler?
OneInchManOneInchMan
Üye
image
CombiningPersonCombiningPerson
Üye
tl; dr?
TriumvirateTriumvirate
Üye
Tarihin her bölümünde bu genişlemeci koloni politikaları olmuş ve süregelmiştir, sadece tek bir tarihi periyot, bir millet yada coğrafi alan ile sınırlandırmaz. Ama şu bir gerçek bu tar faaliyetlerin en uzun ömürlüsü bir fikri başka bir kültüre empoze etmek ile oluyor. İnglizler'in Imperial döneminde Afrika'da yaptıklarına daha yakından baktığınız da göreceksiniz ki, Batı'nın ilk geldiğinde Beyaz Adamın ön saflarında misyonerleri ve onların elinde de kitapları vardı, fakat topraklar Siyah adamın elindeydi. Bu durum Siyah adamın kültürünü kaybedip, Beyaz Adam'In üstünlüğünü kabul etmesiyle ve Beyaz Adam'ı kendisine efendi olarak kabul etmesiyle değişti tabi. Artık topraklar Beyaz Adam'da, kitap ise Siyah Adam'daydı ve tek kaybolan şey ise Siyah Adam'ın yüzlerce yıllık tarihi, kültürü ve benliğiydi. Bir ırkın size tamamen boyun eğmesini sağlamak ancak bu şekilde mümkündü zaten, ortaya bir fikir atıp, bu fikre inanıp, karşınızdakini de bu fikre inanmasını sağlamak, çünkü güç kullanılarak olan dönüşümler kısa ömürlü olmaktadır. Beyaz Adam'ın dini Beyaz'a kutsal gözle bakarken karşısındaki Siyah olarak niteler ve bu görsel oyunları ile kendi kendisini tanımaya çalışan Sİyah Adam'a kendisini bir aşağı yaratık gibi tanımlama olanağı sunar, ki bu tamamen bir fikrin aklı kötüleştirmesinden ibarettir. Fakat buna rağmen kişi, Beyaz Adam'ın dininde iyi yada kötü herkese kurtuluş yolunun açık olduğu düşüncesi ile karmaşaya düşer ve kendi kültürü ile bu durumu kıyaslar. Kendi içerisinde bulunduğu kültürünün ona bir çıkış vermediğini düşünürse, Beyaz Adam'ın inancını daha hızlı kabul eder. Bu durum kimi zaman daha yavaş bir süre alabilir fakat çoğunluğun o tarafa geçtiği anda, toplum kitleler halinde tarafa değiştirmeye başlar. Savaş vermeye karar verenler çıkabilir, oysaki o savaş artık çoktan kaybedilmiştir ve direnecek kişi zihninde yapayalnızdır.
Ve o andan sonra, kültür ve kimlik kaybolur. Siyah Adam bu durumdan dolayı Beyaz Adam'dan nefret eder, ve aynı zamanda onun üstünlüğünden dolayı Beyaz adamı taklit eder. Onun yerine geçip kendisinin efendi, Beyaz Adam'ın ise köle olduğu günün hayalini kurar. Her halükarda kişi artık çoktan değişmiştir ve Efendi-Köle ilişkisi ortada durmakta, yani bilinen Batı Anlayışı, sorun olmaya devam etmektedir. Doğu da olan da aslında bunun tıpatıp aynısıdır.


Derseniz ki, öbür türlü işgal ve genişleme süreçlerinde kültürler yaşamaya devam ediyor ama neden aynı durum bu tarz sosyolojik, kültürsel mücadelelerde olmuyor ? Çünkü bu noktadaki durum doğrudan kişinin inanç dünyasını hedef almakta ve kimliği üzerinden sürmekte, daha doğrusu kişinin zihninde ve toplumun düşünce ve inanç sisteminin içinde geçmekte. Aksi halinde zaten bu tarz işgallerden kurtulmak çok daha basit oluyor, çünkü toplum zaten kendi kültürünü muhafaza etmiş oluyor. Fanon bu durum'un süregelmesini durdurmak için, akıl karmaşasından çabuk sıyrılmak için doğrudan silahlı mücadele'ye geçilmeli görüşünü benimsemekte çünkü ona göre bu silahlı mücadele'ye geçen kişi artık kendi hayatından vaz geçmiş bu nedenle de sıfır'ı görmüş kişidir. Ve sıfır'a ulaşıldığı anda bellek ve duygular temizlenir, karmaşa gider, ve bu zemin üzerine tekrar da milli yapıyı inşa etmek daha kolay olmaktadır görüşünü savunmuştur. Ngugi wa thiongo'ya göre ise, sadece silahlı mücadele yeterli olamamakta, çünkü sonradan edinilen kimlik bir şekilde devam etmekte, devrimle gelen yöneticilerin taraf değiştirmesi ile katmerleşmektedir. Bu yüzden yapılması gereken tek şey, aklı dekolonize etmektir. Bu da sadece ve sadece milli kültür'ün sanat ile canlandırılıp çocuklarımıza, gençlerimize okutulması ile, kısacası, milli kültür propagandası ile mümkündür.

Beğenenler: DeidaraSanji

discussioncontroller