Witcher Serisi - Andrzej Sapkowski
mit1980mit1980
Oyungezer
image

İngiltere için Tolkien, Amerika için George R. R. Martin neyse Doğu Avrupa için Sapkowski odur.

Rivyalı Geralt bir Witcher’dır. Henüz küçük bir çocukken seçilmiş, eğitilmiş, büyülerle donatılmış ve mutasyon geçirmiş bir canavar avcısı. Acımasız, tekinsiz, karanlık ve canavarlarla dolu bir dünyada yaşar.

Onun dünyasında peri masalları hiç de saf değildir. Pamuk Prenses bir haydut çetesinin başındadır. Güzel ve Çirkin’deki roller çok farklıdır. Üç dilek hakkı sunan cinlerle karşılaşmak bile istemezsiniz.

Masumların savunucusu Geralt, kızları canavara dönüşmüş ensest krallarla, intikam hırsıyla yanan cinlerle, âşık vampirlerle ve daha nicesiyle karşılaşıyor. Hepsi çok tehlikeli ve hiçbiri göründüğü gibi değil.

“Mieville ve Neil Gaiman gibi Sapkowski de eskiyi alıp yeniliyor… Fantastik türde taze bir açılım.”
—Foundation

“Bu kitabi gerçekten, gerçekten çok beğendim... Sapkowski’nin dünyasındaki hiçbir karakter siyah-beyaz değil. Geralt ve canavarlar dâhil herkes grinin bir tonu.”
—The Deckled Edge

“Dünyadan bıkmışlığı ve sayısız savaşta geliştirilmiş güçleri, Geralt’i böylesine ilginç bir karakter yapıyor.”
—Edge

“Sapkowski’nin Witcher Evreni, modern fantastik edebiyat dünyasının en detaylılarından biridir ve birçok yenilikçi fikir sunar. Karmaşık karakter ilişkileri bu dünyayı daha da zenginleştirir… Fantastik edebiyat hayranlarının el üstünde tutacağı bir seri.”
—B&N

“Okuduğum en iyi ve en ilginç fantastik edebiyat serilerinden biri. Sapkowski hiç kimseye benzemeyen bir tasarımcı.”
—Nerds Of A Feather

“Sapkowski’nin romanı, karmaşık bir büyü gibi; fantastik malzemeler, entelektüel diskur ve ince bir mizahın karışımı.”
—Time

“Artık eskimiş bir türde yeni bir soluk. Sakın kaçırmayın.”
—Dreamwatch

“Sapkowski’nin müthiş üslubu, sansasyonel olaylar ve ilgi çekici bir atmosfer yaratmadaki bulunmaz yeteneği, gerilimi ve mizahi usta bir harmanda birleştirebilmesi onu eşsiz kılıyor.”
—Polityka

“Sapkowski ilginç ve olağanüstü derinlikte karakterler yaratmakta usta. Son Dilek melankoli ve mizah dolu bir roman.”
—The Wertzone

“Polonyalı yazar Andrzej Sapkowski’nin karakter bazlı muhteşem yazılmış eseri türünün en önde gelen romanlarından.”
—The Specusphere

“Tanıdık hikâyelerin böyle farklı ele alınması çok sevindirici. Son Dilek’in çoğu bir peri masalı gibi.”
—Sfx

“Doğu Avrupa Folkloru ve Efsaneleri ile Güzel Prensesler ve Huysuz Şeytanlar bir arada. Son Dilek’te hiçbir şey göründüğü gibi değil. başladığınız zaman bırakamayacaksınız.”
—Waterstones

(Tanıtım metninden)


mit1980mit1980
Oyungezer
Merhaba Oyungezerler,

Bildiğiniz gibi Witcher Serisi'nin ilk kitabı "Son Dilek" uzuuuuun ve çileli bir bekleyişin ardından nihayet Türkçeye çevrildi. Senelerdir Kayıp Rıhtım ekibiyle birlikte Witcher kitapları dilimize çevrilsin diye uğraşıp dururuz. Nihayet, 5 yıl gibi zahmetli bir sürecin ardından da olsa bunun gerçekleştiğini görmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Ben de bu fırsattan istifade kitabı hemen alıp bir çırpıda okudum ve hikâyelerinden çevirisine dek detaylı bir biçimde inceledim. Eğer göz atmak isterseniz kendisine şu adres üzerinden ulaşabilirsiniz.

Uzun yazıları okuyacak kadar vakti olmayan dostlar için kısa yorumum:

Kitabın İngilizce çevirisini daha önce okumuştum, Türkçe çevirisinin de ondan aşağı kalır yanı yok. Hatta beklediğimden çok çok daha iyi! Pegasus ekibi gerçekten de iyi bir iş çıkarmış. Arada muhtemelen sadece benim takılacağım, akıcılığı az da olsa bozduğunu düşündüğüm tercihler var. "Bedel Meselesi" adlı öyküde de çevirisel anlamda bazı hatalar var; sanki o hikâyeyi başkası çevirmiş gibi, kitabın geri kalanına göre daha sallantılı bir Türkçeleştirme söz konusu. Ama onun dışında olumsuz anlamda söyleyebileceğim hiçbir şey yok. Almancadan çevrilmesine rağmen Dandelion, Roach, Vizima vb gibi isimlerin hepsi bizim alıştığımız şekilde, İngilizce tercümesine uygun olarak çevrilmiş. Anlatım gayet temiz ve anlaşılır. Anlatılmak istenenler oldukça başarılı bir şekilde okura aktarılıyor.

Hikâyelere zaten söyleyecek sözüm yok; hepsi de usta işi. "Witcher" adlı öykü bizleri Kral Foltest ile Geralt'ın ilk tanışmasına ve ilk oyundaki efsanevi Striga dövüşü videosuna götürüyor. "Ufak Bir Gerçeklik Payı" hem bu dünyadaki insanların Witcherlara olan bakış açısını sunma hem de Güzel ve Çirkin masalını çarpıtma açısından oldukça başarılı bir iş çıkarıyor. Pamuk Prenses masalını çarpıtan "Ehvenişer" Geralt'ın kötücül lakaplarından birini nasıl kazandığını görmemizi sağlarken "Bedel Meselesi" ise serinin geleceğini kökten etkileyecek bir olayın ilk tohumlarını atıyor. "Dünyanın Ucu" adlı öyküde elflerin bu dünyadaki yerine ilk defa şahit oluyor, "Son Dilek" ile ise Geralt'ın en büyük aşkı Yennefer'la tanışmasını okuyoruz. Hepsini birbirine bağlayan "Mantığın Sesi" adlı ara bölümler ise en az ana hikâyeler kadar başarılı.

Geralt’ın ortaya çıkışını görmek ve Witcher dünyasını daha yakından tanımak için eşsiz bir fırsat.

Sizlerin de yorumlarını beklerim :) Keyifli okumalar...

NeOzguRNeOzguR
Üye
Senelerdir millet yana yakıla arıyordu. Onlar için büyük bir fırsat olmuş gerçekten. Bu kadar geç kalınması zaten ilginçti.

Bu arada bazıları çeviri için suyunun suyu diyebilir ama İksan abi gibi bir çevirmen genel olarak iyi diyorsa o zaman tebrik etmek gerekir.

Fakat okuyacak olanlar bence daha fazla kitabın çıkmasını beklesin. En azından arayı soğutmamış olurlar. Witcher oynayacak adam, oynamayı düşünen adam zaten mutlaka okumalı. Oyunlardan alınan zevk en az 10 kat yukarılara fırlıyor.
FaironFairon
Üye
Hala ilk hikayeyse Geralt'ın yaratıkla konuştuğu hikaye bir evreni ve karakteri tanıtma açısından yapılmış en iyi giriş hikayesi olabilir sanırım.
mit1980mit1980
Oyungezer
NeOzguR dedi:


Fakat okuyacak olanlar bence daha fazla kitabın çıkmasını beklesin. En azından arayı soğutmamış olurlar. Witcher oynayacak adam, oynamayı düşünen adam zaten mutlaka okumalı. Oyunlardan alınan zevk en az 10 kat yukarılara fırlıyor.



Bizim ülkemizde seri kitapların yarım kalmasının en büyük sebebi işte tam olarak bu :) "Arayı soğutmamak" ya da "tamamlandıktan sonra alma" isteği satışları çok büyük ölçüde etkiliyor ve Pegasus gibi satış odaklı firmalar istedikleri rakama ulaşamayınca serilerin devamını getirmiyor. Olan da bize oluyor, niye devam etmedi diye ağlıyoruz sonra :) Yayınevlerinin, çeviri ve editörlük işlerinin içinde olduğum için bu dediğime mim koyun. Tecrübeyle sabittir.

Onun için daha fazla kitabın çıkmasını falan beklemeyin. Alın, okuyun. Arayı soğutmamak sizin için çok çok önemliyse yine alın, bir kenara koyun. Sonra okursunuz :)


Beğenenler: NeOzguR, Danka Funka

MAVİSAKALMAVİSAKAL
Üye
Ben kapağı beğenmedim. Kitabın içeriği, cevirisi kadar, kapağıda önemlidir benim için.
DharkanDharkan
Üye
kapağı da*
YigitilhanYigitilhan
Üye
çeviri güzel olmuş ama okuttukça okutuyor.arayı fazla açmadan 2.si gelse keşke
MAVİSAKALMAVİSAKAL
Üye
Dharkan dedi:

kapağı da*



Ona mı takildin yavvv. :DD

NeOzguRNeOzguR
Üye
mit1980 dedi:

NeOzguR dedi:


Fakat okuyacak olanlar bence daha fazla kitabın çıkmasını beklesin. En azından arayı soğutmamış olurlar. Witcher oynayacak adam, oynamayı düşünen adam zaten mutlaka okumalı. Oyunlardan alınan zevk en az 10 kat yukarılara fırlıyor.



Bizim ülkemizde seri kitapların yarım kalmasının en büyük sebebi işte tam olarak bu :) "Arayı soğutmamak" ya da "tamamlandıktan sonra alma" isteği satışları çok büyük ölçüde etkiliyor ve Pegasus gibi satış odaklı firmalar istedikleri rakama ulaşamayınca serilerin devamını getirmiyor. Olan da bize oluyor, niye devam etmedi diye ağlıyoruz sonra :) Yayınevlerinin, çeviri ve editörlük işlerinin içinde olduğum için bu dediğime mim koyun. Tecrübeyle sabittir.

Onun için daha fazla kitabın çıkmasını falan beklemeyin. Alın, okuyun. Arayı soğutmamak sizin için çok çok önemliyse yine alın, bir kenara koyun. Sonra okursunuz :)




Doğru dedin abi. Alıp kenarda bekletmek de güzel bir seçenek. Böylece hepsi toplanınca ya da biraz birikince okunabilir. Ayrıca da yayınevi parasını kazanır.

Eeee benim gibi işlerden bir cacık anlamayınca böyle yorumlar atılabülüyür demek ki :!

@MAVİ

Aga kusura bakma da kapağa bakıp kitap almamak çok saçma yav. Ben de bu kapaklılardan aldım gram pişman değilim. Üstelik sırtları kırmızı kırmızı rafta göz alıyor.

Beğenenler: mit1980

DharkanDharkan
Üye

Dharkan dedi:

kapağı da*



Ona mı takildin yavvv. :DD



Sen kapağına takılmışsın, ben dil bilgisine takılmışım çok mu. :)

Çevirinin suyunun suyu olmasına gelirsek, herhangi bir kitabı yazıldığı dilde okumadığınız sürece, bu çeviriyi ya da ingilizcesini okumanızın hiçbir farkı yok. Olduğunu düşünebilirsiniz, tercihiniz farklı da olabilir, fakat ingilizcesini okurken "daha iyi" olanını okumuş olmayacaksınız.

Beğenenler: mit1980

discussioncontroller