Komünizm vs Faşizm
CoraxCorax
Üye
kurtkapankurtkapan
Üye
Corax dedi:

Eheh.
DarkTemplarDarkTemplar
Üye
Benim bildiğim kadarıyla sovyet dış güçlerin etkisiyle kendi içindeki ulusların milliyetçilik duygularının dürtülmesiyle yıkılmıştır. Uluslar artık kendi devletlerini istiyordu.

Şunuda belirtmek isterim. Askerlik yaptığım yerde aslen kazakistanlı sonradan türk vatandaşı olmuş bir genç vardı. Küçüklüğünü bana anlattı. Çocukluğun sovyet tankları sivillere saldırıp üstlerinde geçtiğini büyük bir duygusallıkla anlattı. Yalan söyleyemezdi çünkü anlatırken sanki o olayları yeniden yaşıyordu. Dediğine göre son zamanlarda komünizm
iyi uygulanmıyordu.

Benim düşünceme gelirsek. Komünizm de faşizm de kendi içinde zamanla yıkılmak zorundadır. Çünkü değişim mecburiyettir evrensel yasalarda. Şöyleki; komünizm bireysel refahlığı ve eşitliği sunsada çeşitlilikden uzaktır. Kültürel ve sanatsal çeşitliliği yoktur. Ki insan temeli kültür ve sanattır. Türkiye'de ki eğitim sisteminin bozukluğuda burda yatar. Kültür, sanat ve kendi kendine sorgulama düşünme olaylarından tamamen uzaktır. Her neyse. Bu çeşitlilik olmadığından dolayı doğal olarak insan eninde sonunda isyan edecektir. Çünkü insan ruhu değişim isteyen br şeydir. Sabitliği sevmez. Çeşitliliğide bu yüzden ister.

Faşizim ise zenginliğin küçük kısmını alabilen büyük kitlenin eninde sonunda isyan etmesini gerektirir. Bu da insanın doğasıdır.

Gördüğüm kadarıyla ve düşüncemin temeli olarak ilerleyen zamanda dünyasal çapta bir değişim olacaktır. Çünkü bu artık mecburiyet olmuştur.

Bana göre en iyi sistem ise tek dünya ülkesi, tek dünya dili ve kültürlerin saygı çerçevesinde sevgiye dayalı bir sistem. Tabi bu ne kadar mümkün bilemiyorum =)
YojimboYojimbo
Mod



Benim düşünceme gelirsek. Komünizm de faşizm de kendi içinde zamanla yıkılmak zorundadır. Çünkü değişim mecburiyettir evrensel yasalarda. Şöyleki; komünizm bireysel refahlığı ve eşitliği sunsada çeşitlilikden uzaktır. Kültürel ve sanatsal çeşitliliği yoktur. Ki insan temeli kültür ve sanattır. Türkiye'de ki eğitim sisteminin bozukluğuda burda yatar. Kültür, sanat ve kendi kendine sorgulama düşünme olaylarından tamamen uzaktır. Her neyse. Bu çeşitlilik olmadığından dolayı doğal olarak insan eninde sonunda isyan edecektir. Çünkü insan ruhu değişim isteyen br şeydir. Sabitliği sevmez. Çeşitliliğide bu yüzden ister.




Komünizm konusundaki argümanlarına katılamadığımı söylemeliyim.

Doğrudur; komünizmin özü, -kapitalizmin bireyselciliğinin aksine- toplumsalcılıktır. Sınıfsız ve eşitlikçi bir toplumsal yapı ön görür bu sebepten ötürü. Üretim ve tüketim konusunda ön gördüğü sosyalizasyonlar, iktisadi temeller genel olarak bu ideal üzerine kuruludur.

Fakat komünizmin sosyo-ekonomik anlamda sınıfsız bir toplum yaratma arzusunun; sanatsal ve kültürel anlamda çeşitsizlikle sonuçlanacağını ön görmek pek de tutarlı bir söylem olmayacaktır. Aksine komünizmde "devlet" tasfiye olmuştur, doğrudan demokrasi ve öz yönetim söz konusudur; herhangi bir oligarşik ya da despotik yapının bulunmadığı, kar-rant güdünümünün olmadığı bir toplum sanatsal ve kültürel çeşitliliklerin gelişim gösterebilmesi için en özgürlükçü ve uygun koşulları sunar bireye. Komünizm, bireyselcilik söylemleriyle insanı giderek yalnızlaştıran, duyarsızlaştıran ve lümpen bir tüketici kitlesi haline getiren kapitalizmin aksine; toplum bilincine sahip, emeğin ve üretmenin karşılık bulduğu, sosyal, özgür bir toplumsal model öngörür.

Sovyetler birliğinin son dönemlerinde komünizmin işlemediği argümanın, sosyalizm ile komünizm arasında bir anlam kargaşası yaşıyor olabileceğin fikrini uyandırdı bende bu arada. (Sovyetlerin çözülüşüyle ilgili Rosa Luxemburg, Konsey Komünizmi kuramcısı Anton Pannekoek, devlet kapitalizmi argümanını öne süren Tony Cliff gibi farklı sosyalist fraksiyonlardan önemli isimlerin Sovyetler Birliği eleştirilerine de göz atılabilir. (Evet saat çok geç oldu, tembellik yapıp kaynak gösterdim :P Sovyetlerle ilgili uzun uzadıya birçok şey karalamıştım vakti zamanında zaten))

"Değişim" konusuysa esasında Marksizmin, diyalektik materyalizmin temelini teşkil eder. Elbette toplumsal evrim hiçbir zaman sona ermeyecektir. Her sistem kendi çelişkilerini doğuracak, bu çelişkilerin yaratacağı karşıtlıkların güçlenmesiyle devrimler gerçekleşecektir. Feodal yapıya son veren burjuva-demokrasi devrimleri ile insanoğlu siyasi alanda eşitlik söylemine kavuşmuş olsa da sosyal alandaki sömürü devam etmiştir.

Kapitalizm de kendi çelişkilerini yaratmış, üretim araçlarının özel mülkiyeti, toplumsal ihtiyaçları görmezden gelen, emek sömürüsü, kar ve rant üzerine endeksli bir üretim modeliyle sonuçlanmış ve bu modelin tekelci kapitalizme, emperyalizme evrilmesi, enternasyonalist anlamda sınıfsal çelişkileri daha da güçlendirmiştir.

Marx, güçlenen bu çelişkilerin de sosyalizmle sonuçlanacak yeni devrimlere sebep olacağı fikrindeydi. Marksist ideolojide sosyalizm, proletarya kontrolünde olan devlet aygıtının sınıfsız bir toplum yaratabilmek adına gerekli sosyalizasyonların yapılmasını sağlamak maksadıyla kullanıldığı, sürekli devrimlerle desteklenen, ve sonunda kendini tasfiye ederek komünizme evrilecek bir devrimsel süreci işaret eder.
DarkTemplarDarkTemplar
Üye
Bazı konularda haklısın. Öncelikle şunu demeliyim. Benim sosyalizm ve komünizm hakkında ileri detay bilgim yoktur. Yani ondan benim düşüncem diye belirtmişimdir. Düşüncelerimde araştırmalara dayanır. Çeşitlilik yoktan kastım şuydu. SOvyetleri araştırdığımda sanatsal açıdan hep komünizm ve devlet temalı sanatların işleyişiydi. Tema çeşitliliği yoktu. Dediğinde haklısın. Sonuçta zenginliğin paylaşılması konusunda eşitlik vardı ve sınıf sistemini yokediyordu. Buda refaha erişen insanların bilinçlenmesi ve kültür sanat akımına kapılması demektir. Ama o dereceye varması zaman alır. Ağır sanayi çok büyük etkendir özellikle. Sovyetleri incelediğimizde abd ile çok büyük bir ilim yarışında olup gerçekten de gözyaşartan başarılar doğurmuştur.
Tıpkı Rambo gibi filmlerin vietnam savaşında abd'yi haklı olarak göstermesi gibi medyanın etkisi abd'nin elindeydi ve şu anda da beyin yıkama işleri çok güzel ilerliyor malesef. Güçlü olan kazanır felsefesi insanların beynine kazınarak kapitalizmi haklı gösteriyorlar. Komünizm diyince de insanlar tiksinti ile bakıyor.
YojimboYojimbo
Mod

Bazı konularda haklısın. Öncelikle şunu demeliyim. Benim sosyalizm ve komünizm hakkında ileri detay bilgim yoktur. Yani ondan benim düşüncem diye belirtmişimdir. Düşüncelerimde araştırmalara dayanır. Çeşitlilik yoktan kastım şuydu. SOvyetleri araştırdığımda sanatsal açıdan hep komünizm ve devlet temalı sanatların işleyişiydi. Tema çeşitliliği yoktu. Dediğinde haklısın. Sonuçta zenginliğin paylaşılması konusunda eşitlik vardı ve sınıf sistemini yokediyordu. Buda refaha erişen insanların bilinçlenmesi ve kültür sanat akımına kapılması demektir. Ama o dereceye varması zaman alır. Ağır sanayi çok büyük etkendir özellikle. Sovyetleri incelediğimizde abd ile çok büyük bir ilim yarışında olup gerçekten de gözyaşartan başarılar doğurmuştur.
Tıpkı Rambo gibi filmlerin vietnam savaşında abd'yi haklı olarak göstermesi gibi medyanın etkisi abd'nin elindeydi ve şu anda da beyin yıkama işleri çok güzel ilerliyor malesef. Güçlü olan kazanır felsefesi insanların beynine kazınarak kapitalizmi haklı gösteriyorlar. Komünizm diyince de insanlar tiksinti ile bakıyor.



Önceki mesajımdaki argümanlar, komünizm üzerineydi. Şayet Sovyetler ve diğer reel sosyalizm deneyimleri üzerine tartışıyorsak, farklı argümanlar kullanmak gerekir.

Şunu söylemeliyim; var olan reel sosyalizm deneyimlerine eleştirel yaklaşmam, Chomsky'nin özgürlükçü sosyalizm, Pannekoek'in konsey komünizmi, Bookchin'in otonomist marksizmi gibi farklı fraksiyonlarla da pek bir içli dışlı olmamla sonuçlanmıştır.

Sosyalist bir toplumun örgütlenme modeli, halk meclisleri tarafından seçilen ve sürekli değişen delegelerden oluşan yerel yönetimler üzerine inşa edilmelidir. Doğrudan-demoraksi ve özyönetimin gerçek anlamda var olabilmesi için elzem bir gerekliliktir bu. Yerel yönetimlerin bir araya gelerek oluşturduğu konseyler ağı ile tabandan-tavana örgütlü, gerçek anlamda kollektif, halkın muktedir olduğu bir yapı ortaya çıkacaktır. Marksist perspektiften bakıldığında, ileride komünizme evrilebilecek toplumsal bilince ancak böyle bir model ile ulaşılabileceği kanaatindeyim.

Sovyetlerin çözülmesindeki önemli sebeplerden biri, bu örgütlenme modelinin yerine, otoriter bir devlet ve lider vurgusunun yapılmasıdır. (Ki sosyalizm ideolojisindeki kollektivite olgusuna rağmen, reel sosyalizm deneyimlerinde var olan lider fetişizmi durumu da bir başka çelişkidir.) Haliyle, proletarya ile devlet arasındaki bağlar giderek zayıflamış, dejenere bir işçi devleti yapısı ortaya çıkmaya başlamıştır. Bir süre sonra, emekçi sınıfın herhangi bir yaptırımının olmadığı, toplumsal bilincinin gelişemediği bu ortamda, bürokratik kirlenmeler baş göstermiş, Gorbaçov dönemindeki Glasnost politikalarına gelindiğinde artık geriye sosyalist değil "devlet kapitalisti" bir toplumsal yapı kalmıştır.
Gullo
Üye

"Herkes salak bi siz akıllısınız" cümlesi ne güzel bi cümle di mi.. Ruslar bile yıktı kendi kurdukları komunizmi..

Bi siz akıllısınız.



Amerikalılar bile atom bombası attı. Bi siz akıllısınız de mi ? Atom bombası atmak güzeldir falan...
DarkTemplarDarkTemplar
Üye
Sovyet çöküşü ile yazdıkların bence gayet mantıklı. Tabi ış güçlerin ulus milliyetçiliğini aşılaması da bu konuda etken.

Benim düşüncemde ise en refah ve eşit toplum için tek dünya ülkesi tek dünya dili olması lazım. Aynı zamanda her bireyin temel yaşam ihtiyaçlarının ğlkece karşılanması gerekir. Böylece insanlar hayatta kalma çabasından kurtulup bilinçlenme aydınlanma aşamasına geçer.
Dostm senin dediğin yöntem ilk başlarda belki işler ama sonrasında dejenere olacaktır. İnsanın yapısıdır bu. Çünkü her yerel yönetim değiştikce hırslılar gelcektir ve bozulacakır. Oysa benim tek dünya ülke düşüncemde böyle bir yönetim olmayacaktır. Aksine anarşi devleti olacaktır. Asla çoğunluğun kararını azınlıkta çeker gibi saçma felsefeye sahip demokrasi olmayacaktır. İnsanlar bilinçlenip aydınlandığı için mal hırsı gibi şeyler ortadan kalkacakdır ve yönetime yasalara ihtiyaç duymayacakdır.
YojimboYojimbo
Mod

Sovyet çöküşü ile yazdıkların bence gayet mantıklı. Tabi ış güçlerin ulus milliyetçiliğini aşılaması da bu konuda etken.

Benim düşüncemde ise en refah ve eşit toplum için tek dünya ülkesi tek dünya dili olması lazım. Aynı zamanda her bireyin temel yaşam ihtiyaçlarının ğlkece karşılanması gerekir. Böylece insanlar hayatta kalma çabasından kurtulup bilinçlenme aydınlanma aşamasına geçer.
Dostm senin dediğin yöntem ilk başlarda belki işler ama sonrasında dejenere olacaktır. İnsanın yapısıdır bu. Çünkü her yerel yönetim değiştikce hırslılar gelcektir ve bozulacakır. Oysa benim tek dünya ülke düşüncemde böyle bir yönetim olmayacaktır. Aksine anarşi devleti olacaktır. Asla çoğunluğun kararını azınlıkta çeker gibi saçma felsefeye sahip demokrasi olmayacaktır. İnsanlar bilinçlenip aydınlandığı için mal hırsı gibi şeyler ortadan kalkacakdır ve yönetime yasalara ihtiyaç duymayacakdır.




Tabandan örgütlenmiş, doğrudan-demokrasi üzerine kurulu bir özyönetim modeli, dejenere olması en güç sistemlerdendir. Keza, halkın kontrolünde sürekli değişen, dinamik bir yapıya sahip yerel yönetimler (yönetimden ziyade delege, yani temsilcilik sistemidir bu) ve bu yönetimlerin oluşturduğu konseyler ağı söz konusudur. Oligarşik bir yapının temelleneceği bir yönetim modeli, kar-rant üzerine kurulu ekonomik ilişkiler söz konusu değildir. Bugünün oligarşik burjuva-demokrasisini, doğrudan-demokrasiyle ve özyönetimle bir tutmamak gerekir.

"Tek dünya ülkesi" söylemi ise iktisadi bir model, ya da üretim-tüketim ilişkileri sunmaktan uzak, fazla genel bir söylem. Derinleştirmen gerek bunu. Fakat, sosyalizm zaten ileride devlet sisteminin tamamiyle tasfiye olup, sınırların ortadan kalkacağı, tam anlamıyla komünist bir dünya idealine sahiptir. Sosyalizmin, devrimsel bir süreç olarak gerekliliği de bu noktada gizlidir zaten.
hayalgezerhayalgezer
Üye
Küresel kaynak paylaşımı hem kapitalist hem komunist görüşteki insanlara göre kaçınılmazdır.

Ancak bu kadar övgüye rağmen "küreselleşme" bu düzende herkesin bayıldığı bir dönem haline gelemedi.

Komunist görüş ise şu anda böyle bir yolu açacak "oyuncu"dan yoksun.

Bana sorsalar,komunist görüşün küreselleşmesini tercih ederim tabii ki :lol:
discussioncontroller