Death Note 2 [Oyun sona erdi. Domine Kira!]
Crow
Üye
Sonunda hastaneden çıktım. Evimdeyim. Bilgisayarımın başına geçtim ve televizyonumu açtım. Haberlerde “Kira”nın kullandığı silahın ele geçirildiği fakat davanın henüz bitmediğini duydum. “Kira’nın kullandığı silah”. Bunu öğrenmek zorundayım. Ama nasıl? Şu an kirafans.com ayaklanmıştır. Yakında Sakura TV haberlerine çıkacağına eminim. Bir dakika.. Buldum!
[Deleted User]
The user and all related content has been deleted.
Çağlayan
Üye
Çağla korkunç bir rüyadan uyandı.

Yatağından kalktı ve gözlerini ovuşturdu.

Buna daha fazla devam edemeyeceğini biliyordu.

Mutfağa gitti.

Çekmeceyi açtı.

Bir bıçak aldı.

Banyoya geçti.

Aynaya baktı. Yansımasının gözlerinin içine...

Ağzını açtı...

...ve mankenlik hayatını sona erdirecek hamleyi yaptı:

Dilini kesti.
Misafir
-Kira'yı ortadan kaldırdığımıza göre ölümler tekrar başlamadan önce Ses'in de icabına bakmalıyız.


-Kira'yı yakaladığımız henüz basına yansımadı. Ses'i sorguya almamız Kira yanlısı sivillerin çok tepkisini çekecektir. Böyle bir tepki çekmeyi göze alabilir miyiz gerçekten?

Watari ve L için kritik bir karardı. Watari, ellerini çenesinin altında birleştirmiş, ne yapmaları gerektiğini düşünüyordu. L ise, laptopun ekranındaki bir logodan ibaret olduğu için ne düşündüğünü bilmek imkansızdı. Ama buna rağmen onun bile gergin olduğu odadakiler tarafından hissedilmekteydi.

-Ses Death Note hakkında daha çok bilgiye sahip olabilir. Kira davasını tamamen kapatmak istiyorsak Ses'in bildiği her bilgi kırıntısını ondan öğrenmeliyiz.

[glow=blue,2,300]-Ses'ten öğrenebildiğimiz herşeyi öğrenmeliyiz. Death Note'un başkalarının da elinde olması ihtimalini es geçemeyiz.[/glow]

Bütün KIT üyeleri bu kritik karar üzerine şaşırmış bir şekilde sesin geldiği laptopa doğru döndü.

[glow=blue,2,300]-Emin olmak için başka şansımız yok. Death Note hakkında çok az şey biliyoruz.[/glow]

Odayı gerginlik dolu bir sessizlik kapladı. Herkes bu hareketin sonuçlarını düşünürken huzursuz bir şekilde kıpırdandı.

Watari ayağa kalktı. Yorgun ve çökmüş gözükse de, konuşurken sesi gayet kendinden emin çıkmıştı.

-O zaman Ses'i sorguya almak üzere bir ekip yolluyorum. Eğer yeni bir Kira varsa, Ses'e ondan önce ulaşmalıyız.

[hr]

Watari, toplantının ardından yorgun bir şekilde evine geldi. Eve girip, anahtarlarını bir köşeye fırlattıktan sonra ayaklarını sürüyerek salona geçti. Salonda Wii oynamakta olan adamı görünce birden irkildi.

-Ah, Koizumi. Hala uyumadın mı?

-Uyku tutmadı. Bende biraz kafa dağıtmaya çalışayım dedim. Pek iyi gözükmüyorsun, bir sorun mu var?

-Yo... Hayır. Sadece keyifsizim biraz.

-Pekala. Bana katılmak ister misin?

Audiodragon yorgunlukla gülümsedi.

-Aslında kafa dağıtmak için biraz oyun oynamak fena bir fikir değil.

Konsolun yanında durmakta olan Wiimote'lardan birini almak üzere ilerledi. Ancak birden tökezledi ve yere düştü. Kalbi, sanki bir bıçak saplanmış gibi bir acıyla patlamıştı sanki. Audiodragon, nefes almakta zorlanıyordu. Koizumi, Audiodragon'un yere kapaklandığını görünce yanına koştu.

-Audiodragon? İyi misin?

Audiodragon, Koizumi'ye değil de, başka birine sesleniyormuşcasına sayıklıyordu. Gözleri birden donuklaştı ve eli yana düştü. Koizumi, telefonunu çıkartıp hemen bir ambulans çağırdı. Bir yandan da Audiodragon'a dayanması için yalvarıyordu. Ancak Watari, yani Audiodragon son nefesini çoktan vermişti...

[hr][hr]

Spoiler:
Audiodragon, yani Watari öldü. Zer0, sorguya alındı...

Eärwen
Üye
Ter ve korku içinde uyandı Eärwen. Hala rüyanın etkisindeydi. Bir an gerçek olduğunu sandı ama rüya olduğunu anladığı anda yeniden doğmuş gibi oldu. Hemen telefona sarıldı.

-Ne oldu gecenin bir yarısı be
-Abi
-Ağlıyor musun sen?
-İyisin değil mi?
-Ben iyiyim de, sana ne oldu?
-Bir şeyim yok. Sadece bir kabus gördüm de
-Emin misin?
-Evet, evet ben iyiyim
-Tamam o zaman, hadi git uyu
-Tamam, iyi geceler
-İyi geceler


Telefonu kapattı. Yastığına gömülüp uyumaya çalıştı ama olmadı. Masasının üstünden bir kağıt ve bir kalem aldı. Yazmaya başladı.

Abi, seni o kadar özledim ki... Yanımda olmanı, seninle sohbet edebilmeyi o kadar özledim ki. Şuanda sana bir kere sarılabilmek için her şeyimi feda edebilirim. İyi ki varsın. İyi ki abimsin. Varlığın için, hep yanımda olup beni desteklediğin için, her zaman beni koruduğun için teşekkür ederim. Sana abi dememe izin verdiğin için, abim olduğun için binlerce kez teşekkür ederim.

Kağıdı üzerinde bir kaç damla göz yaşıyla birlikte masaya bıraktı. Duygularını dışarı vurmak onu biraz olsun rahatlatmıştı. Rüyasında abisinin Kira tarafından öldürüldüğünü görmüştü.

Ona bir şey olursa ben nasıl yaşarım.

Ve uykuya daldı.
hajimenodairinin
Üye
Koizumi hastanenin dar koridorlarında bir ileri bir geri yürüyordu. Doktorlardan bir haber bekliyordu ev arkadaşının kurtulduğuna dair, onu Kira'nın öldürdüğüne inanmak istemiyordu.
..
Anahtarı güçlükle deliğe sokabildi, çevirecek gücü ise neredeyse kendinde bulamıyordu. Salona doğru yöneldi, ev arkadaşının can verdiği yere doğru. Daha dün akşam onun kıvrandığı yere oturdu, kafasını kollarının arasına gömdü. "Böyle olmaması gerekiyordu" diye mırıldandı. Audiodragon ile tanışalı sadece bir ay olmuştu belki ama o evde onunla güzel anıları olmuştu. Hala geçen hafta söyledikleri pizzanın karton kutuları salondaa yayılmış duruyordu. Ayağa kalktı ve camdan karşı apartmandaki bir daireye odaklandı. Birkaç dakika hiç gözünü kırpmadan bakakaldı, daha sonra yüzünden süzülen birkaç damla yaş ile birlikte kendi kendine mırıldandı "Boş yere ölmedin dostum, intakımı kesinlikle alacağım.."
[WT]Elessar
Üye
"İyi günler, ben Izumi Curtis, Shou Enterprise adına geliyorum."

"Bayan Curtis, size eşlik edecek arkadaş birazdan burada olur. Ama sizden bir ricamız var."

"Nedir?"

"Bu arkadaş, yani Daichi Kenshin, birkaç ay önce eşini kaybetti ve ağır depresyondan yeni yeni çıkmaya başladı. O yüzden mümkün olduğunca eşini hatırlatacak konulardan kaçınmaya özen gösterin. Sizden tek ricamız bu yönde."

"Çok üzüldüm. Hatırlatmam, meraklanmayın."

...

"İyi günler, ben Daichi Kenshin, size etrafı gösterecek olan kişi benim.
"
"Izumi Curtis. Önce nereyi gezeceğiz? (:"

"İlk başta..."

Bana her baktığında, yüzü kendisini ele veriyordu. Bana acıyordu ama bunu belli etmek istemiyordu. Belli ki biri ona Kallen'den bahsetmişti.

"Size birşey sorabilir miyim?"

"Tabii ki."

"Rivalz, size Kallen'den bahsetti, değil mi?"

"Kim, bana kimden bahsetti?"

"Resepsiyondaki çocuk. Size eşimden, Kallen'den bahsetti. Değil mi?"

"Eee... evet. Sizin adınıza üzüldüğümü belirtmek isterim."

"Kallen'i tanır mıydınız?"

"Hayır..."

"O zaman kendinizi boş yere üzmeyin..."
Misafir
-Bir hamle yapmalıyız, böylece elimiz kolumuz bağlı oturamayız!
-Yapabileceğimiz bir şey yok, gördüğün gibi eski Kira yakalandığından beri dağılmış durumdayız. Yeni Kira ile ilgili elimizde hiçbirşey yok, kendisine henüz ulaşabilen olmadı.
-Ses'in sorguya alınması da hiç işimize gelmedi, ve yeni Kira hala bir ses seçmiş değil..
-Belki Ses seçmiş olsaydı bir şekilde ona ulaşabilirdik.
-Bu konuyu daha fazla uzatmanın gereği yok, eğer aranızda yeni Kira'ya ulaşan biri çıkarsa derhal benimle irtibata geçsin. Ben de gereğine göre yine bir olağanüstü toplantı düzenlerim, amaç ve hedeflerimiz tekrar tartışılır. O zamana kadar dağılabilirsiniz beyler..


Tüm Kira fanatikleri başlarını sallayarak onay verdiler. Daha sonra eski depoyu teker teker terkettiler. Bu sırada Kira her nerede ise Watari'nin ölümüyle kazandığı zaferin keyfini çıkarıyordu. Defterini açtı, içinde yazan ismi kontrol etti.. Zaman gelmek üzereydi, Kira'nın gözü ise saatindeydi. 36.. 37.. 38..39.. Saat tam 23:00:40'ı gösterirken korkunç bir kahkaha attı!

...

-Afedersiniz, hesap lütfen!

FireMc içeceğinden son bir yudum aldı ve oturduğu eski tabureden kalktı. Tam yol kenarındaki eski restoranı terkedecekken bir an için yalpaladı. Sol koluna inanılmaz bir ağrı saplanmıştı. Yere kapaklanırken insanlar etrafına toplandı. Gömleğinin yakasını açmaya çalışanlar oldu ama çok geçti, göğsü artık inip kalkmıyordu.

...

Sorguya alınan Puhaha'yı inceledi, birşeyler biliyor olmalıydı. Artık sabrı zorlanıyordu, Kira davası sona ermeli, bu defter en yakın zamanda kapanmalıydı. "Zaten yeterince kayıp verdik." diye düşündü.
Telefonuna uzandı, arayan gizli bir numaraydı. Konuşmadı, sadece sakin bir şekilde dinledi ta ki ses konuşmayı kesip telefonu kapayınca dek. Bir ajanının daha Kira'ya kurban gittiğini duyan L dişlerini sıktı. Kira'yı bir kez yakalayarak mücadeleyi kazanmış olabilirdi ama savaş tüm çetinliğiyle devam ediyordu.

[hr]

Spoiler:
Kira fanatiği Puhaha sorguya alındı. KIT ajanı FireMc öldü.
Elegie
Üye
Temmuzun sıcak günlerinden serin geceye geçmiş olsalar bile gün ışığıyla ısınmış betonlardan yükselen sıcak hava dalgası hâlâ insanı yakıyordu. Üzerinden dalga dalga buharların tüttüğü asfalttan karşıdan karşıya geçerken biri göz bandıyla kapatılmış bakışları yerdeki küçük çakıl taşlarını sayıyor, kulakları ise dünyadan tamamen kopmuş bir şekilde müziğini dinliyordu. Gençliğinden kalma eski bir şarkı olsa da hâlâ zevkle dinliyordu, bir yandan da kurumuş dudakları şarkı sözlerini mırıldanıyordu. Aimai na tamashi wa subete o wasure tokete yuku, Miserareta kizuato ni tomadoinagara te o sashidasu...

Evet, yaşlanmış hissediyordu artık kendini. Buraya geldiğinde henüz on yedi yaşındaydı, şimdi ise yirmi sekiz... Ne kadar da uzun zaman geçmişti bu ülkede? Kaçmış, kovalanmış, kovalamış, hatta hapise bile düşmüştü değil mi? Birkaç hafta önceki göz altına alınışı tam bir şaka gibiydi. Elini kolunu bağlamış, onu bir hücreye kapatıvermişlerdi. Neyse ki ayakları serbestti, en azından ilk günlerde. Zira canı sıkıldıkça duvarları tekmelemişti ve yaptığı gürültüden dolayı sonunda onları da bağlamışlardı.

Yanından hızla geçen bir arabanın kornasıyla düşüncelerinden uyandı be başını kaldırarak karşısındaki tanıdık mekana baktı. Confession, eski bir katedralden bozma olan bir bardı, çoğu kez ona korku filmlerini andırır ve çok hoşuna giderdi. Zaten ilk gün buraya girmesinin sebebi bu ilginç görünüş değil miydi? Barın bahçesinde sigaralarıyla-ya da sigara süsü verilmiş bilimum diğer otlarıyla-haşır neşir olan insanların arasından geçerek barın sesini boğuk bir şekilde dışarı sızdıran kapısından içeri girdi.

Çok da büyük bir yer sayılmazdı aslında. Disko işte, dans pistine döşenmiş beyaz ışıklar yukarıdaki kırmızı ışıklandırmayla garip bir harman oluşturuyor, taş duvarları kan rengine boyuyordu. Tavandan sarkan zincirler ve kafeslerin etkisi ise bambaşka bir duyguydu. Giriş holunde duvarlara üst üste yapıştırılmış grup posterlerinin arasında birkaç yere tekrar tekrar asılmış bir tanesi dikkati çekiyordu. Gözleri siyah ipekle bağlanmış bir kız, en az teni kadar beyaz elbisesine dökülen kan zerreciklerini andıran kızıl saçları ile bir elinde tuttuğu kana bulanmış kılıcı, diğer elindeki gümüş terazisi ile insanların üzerinde yükseliyordu. Akai Seigi...

Gülümsemeyle kıvrılmış dudaklarıyla beraber bara doğru ilerledi. Venus, barın sahibesi, aynı zamanda bu dünya insanlarının rahibesi her zamanki gibi bara şuursuzca yığılmış bir sarhoşun dertlerini dinliyordu. Adamın ne anlattığına pek dikkat etmedi Elegie, Her zaman geçtiği kolduğa kurularak adamla ilgilenen Venus'ü izledi. Oldukça güzel bir kızdı aslında, açık renk gözlerine tezat simsiyah saçları garip bir uyum içinde olurdu her zaman. Derdin varsa mükemmel bir dinleyiciydi, yoksa iyi bir arkadaştı. Venus onu farkettiğinde Elegie'ye bir gülümseme fırlattı ve adamın eline bir diğer içki tutuşturarak kızın yanına geldi.

"Ev arkadaşı adamın yanında ölmüş." Derin bir iç çekerek mavi gözlerini devirdi ve bir viski şişesi çıkarttı. "Onu Kira'nın öldürdüğünü sayıklayıp duruyor."
"Son zamanlarda arttılar değil mi?" diye yanıtladı onu Elegie, ona uzatılan bardağı kabul ederken hafifçe başını eğdi.
"Korkuyorlar, bu da benim işime geliyor. Eee, senden n'aber? Ne zamandır uğramıyordun."
"Eh, artık çalabilirim değil mi?"
"Tabii ki. Ne zaman geleceğini merak ediyorlardı. Dilediğin zaman çıkabilirsin."
Elegie elindeki bardağı başına dikti. Boğazını yakarak geçen alkol bir an hoş bir şekilde başını döndürmüştü.
"Hemen..."
Venus ise içtenlikle gülümsemekle yetindi.
"Perde seni bekliyor hayatım..."

Bardağı ona geri bırakarak Merdivenlere yöneldi Elegie. Kemanını Venus'un odasında saklıyordu ve oda da üst kattaydı. Kimsenin onu görmediğinden emin olduktan sonra zincirlerle asılmış demir balkonlardan geçerek kızın odasına girdi ve kemanını aldı. Birazdan balkonlar kızıl bir perde ile kaplanacak, görünen tek şey ise genç kızın silueti olacaktı. Çantasından kemanını yavaş ve nazik bir şekilde çıkararak yastığını taktı, tellerin yeterince gergin olduklarından min olduktan sonra cep telefonunu alarak Venus'e bir çağrı attı. Bu hazır olduğu anlamına geliyordu ki birazdan aylardır çıkmadığı yere tekrar çıkacak demekti.

"Oooi, kyooshinta!" Venus'un hoparlorden yankılanan sesini duyunca bürünen sessizlikte ayak seslerinin çıkmamasına dikkat ederek kapıya yöneldi. Bu sırada konuşmaya devam eden Venus anonsunu tamamlamak üzereydi. Kapıyı açarak perdelerle kaplanmış balkona çıktı ve kızın anonsuyla kopan alkış ve sevinç çığlıkları eşliğinde kıkır kıkır güldü.

"Akai Seigi!!"
Fool Arcana
Üye
Hayattan memnun kalsaydık, ölümden memnunsuzluk duymazdık, çünkü ikiside aynı efendinin elinden geliyor.
                                                                            Michelangelo




Ange Fransa'daki yeni dairesinde yağmurun dinmesini bekliyordu, yavaşça sigarasını kaldırdı ve uzun bir nefes alarak dumanı içine çekti, bu hafta içinde hapları bitiyordu ve bittiği zaman kontrolünü sonuna kadar kaybedecekti, buna emindi.

Ortada bir savaş vardı, buraya kadar herşey tahmin ettiği gibi gelişmişti, fakat hala kafasında bazı sorular vardı, Lain'den istediği şeyi almıştı fakat bu işine yaramayacak gibiydi son gelişmeler düşünülürse...

Hafif hafif sigarasını kül tablasına bastırdı ve gözlüğünü düzeltti, siyah saçlarını geriye attı ve pardesüsünü giyerek Paris sokaklarına çıktı.

Bugün her zamankinden daha doluydu Boulevard Carnot, gençler bar neo-barok barların kapılarında cakalı bir şekilde sigara içiyor, bohem sanatçılar ilham için esrar ve kokain arıyorlardı. İnsanlar Ange'ı tiksindiriyordu, günahlar ve insanın sürdürmek zorunda olduğu biyolojik faaliyetleri onda kusma isteği uyandırıyordu.

Kira bu savaşı kazanırsa bu değişecekti, fakat onun Kira'yı bekleyecek sabrı kalmamıştı...
Rue Gaston Darboux ara sokağına girdi ve orada esrar çeken iki tane genç gördü, biri dişi biri eril olan iki insan aralarında esrar döndürüp cinsel innuendolar eşliğinde sevişiyorlardı.

Ange içinde ki nefreti bastırmaktan sıkılmıştı, eline pardesüsünü attı ve cebinden bir tabanca çıkarttı.


TANRIM, BANA HER ZAMAN YAPABİLECEĞİMDEN DAHA ÇOK ŞEY ARZULAMA İMKANI VER


Diye bağırdıktan sonra tetiği çekti, iki varlığın canını alıp onları et torbalarına dönüştürdükten sonra cesetleri tekmeledi, o sırada sokağın başından bu iki değersiz varlığın bir arkadaşları geliyordu, Ange hızl bir şekilde şok olmuş kızın üzerine doğru yürümeye başladı ve kızın boynunu tuttuğu gibi sigarasını gözlerinde söndürdü...


Tanrım bu nasıl bir zevkti böyle, bir insanın canını almak, onları Dünya'dan silmek, şimdi Kira'yı daha iyi anlayabiliyordu, evet belki Kira gibi profesyonelce uygulayamazdı bunları, fakat en azından arkasında iz bırakmayabilirdi.

Sanat eserlerinin kanlarını bir güzel akıttıktan sonra ellerine eldiven takıp cesetleri estetik bir şekilde yan yana koydu, bıçağının ucunu cesetlerin dış salgılarına batırıp safranın ve kanın karışmasıyla oluşan siyah-kırmızımsı renk ile duvara bir slogan yazdı.

Ange sabaha karşı eve döndüğünde bir daha sinir hapı kullanmayacağını biliyordu, en çok istediği şeyi sonunda başarmıştı ve bundan böyle her gece bunu yapabilirdi. Kıyafetlerini,eldivenlerini ve ayakkabılarını dezenfektan ile temizledi, bıçağını kezzapladı ki kan hücreleri üzerinde kalmasın. Kendisine bir kahve koyduktan sonra zevkle televizyonu açtı ve sabah haberlerini dinlemeye koyuldu.


"Sayın seyirciler bu gece Paris'te Rue Gaston Darboux sokağında üç genç korkunç bir cinayete kurban gitti, kimliği belirlenemeyen bir şahısın işlediği cinayet mahallinde hiçbir delile rastlanamadı, sadece duvara maktüllerin kanları ile "WELCOME TO THE NEW WORLD" sloganı yazılmış.Polisler buradan çıkan bilgiye dayanarak soruşturma başlattılar."


Ange bir sigara yakıp sevinçten ağlamaya başladı, Tanrı'ya her zamankinden daha yakın olmuştu bu gece...Ve bu kutsanma ayinini gelecek gece tekrarlamak için can atıyordu...




discussioncontroller