Death Note 2 [Oyun sona erdi. Domine Kira!]
Eärwen
Üye
Nasıl bir sistem belirlesem?Hmm, belki de her şey rpsel olmalı, ama zarlar da gerekli. Off bu yeni oyun  bayağı uğraştıracak beni

Dolabı açıp içinden zarlarını ve birkaç kağıt ile kalemi çıkardı. Çalışmaya başladı. Karakter kağıtları yavaş yavaş oluşmaya başlamıştı. Şimdi bir de kaliteli bir senaryo gerekiyordu.

Çok yorucu, en iyisi biraz dinlenmek.

Bir bardak kahveyle her zamanki gibi bilgisayarın başına oturdu. Yer imlerine girip siteyi açtı.

www.kirafans.com

Değişiklik yok. Saçma muhabbetler, en ufak bir ipucu bile yok. Üstelik gönderdiğim mesajlara da cevap vermedi. Nerde bu?

Yapacak bir şey yoktu. Tekrar kağıtlarına geri döndü.
Misafir
Birşey yapmıyordu, sanki boş bir hayatı bir an önce doldurmak için çabalıyordu..
Crow
Üye
Kira eylemlerini bitirmedi ama hala sesi çıkmadı. Ne yapacağımı bilemiyorum. Şu an kirafans.com da isyan var. Bir “Ses” bekliyorlar “Kira”dan. Hepsi bana “Kira”ya ulaşıp “Ses” seçmesi için isimler veriyor. Eğer “Kira”ya ulaşabilirsem “Ses” olarak kendimi seçtirmeye çalışacağımı bilmiyorlar mı?

L şu anda ne düşünüyor bilmek isterdim.
Ancak ona ulaşmaya çalışmak biraz tehlikeli olabilir.
İnanınki ne yapacağımı bilmiyorum.
Napayım... Napayım?

Bilmiyorum…
Umutsuzum…
L, Kira kim bunlar?

Bilmiyorum…
Emin değişim…
Ne yapmalıyım?
İnancımı kaybetmeye başladım.

Hala bir şey bulamadım. Her hangi bir şey, Her hangi bir kimse. Olaylar çığırından çıktı. Olamaz ben ne yapacağım?
hajimenodairinin
Üye
Koizumi usulca evine yürüyordu yağmurlu gecede. Yarım saattir yoldaydı, bir şemsiyesi yoktu ve çoktan sırılsıklam olmuştu. Ama umrunda değildi. İstediklerine ulaşamıyordu bir türlü. Arzuladıklarını elde edemiyordu.
"Daha basit bir yolu olmalı." diye düşündü. Dişlerini sıktı.
Belki o ona yardım edebilirdi.. Bugüne kadar hiç böyle düşünmemişti ama denize düşen yılana sarılır derlermiş.
..
Birkaç adım sonra duraksadı. Yüzünün yarısını örten koyu mavi saçlarını eliyle sol tarafa attı. Ele geçirmesine izin verdi, tamamiyle. Bir an için gözleri karardı, birkaç saniye sonra yeni bir hayata gözlerini açmıştı adeta.
Soğuk gecede sırıttı, ama sadece dudağının sol tarafı kıpırdamıştı.
Misafir
Daichi, Izumi'ye veda etti ve evine dönmek üzere metronun yolunu tuttu. Saatine baktı, akreple yelkovan tam olarak 22:59:20'yi gösteriyordu. En son vagona doğru yol almaya başladığında tren kalkmak üzereydi. Aceleyle son anda vagona binmeyi başardı. Vagonda tek başına olmasından yararlanarak camın kenarındaki yerlerden birine geçti.  Bir an için kafasını kollarının arasına gömdükten sonra içine çekti. Gözleri yorgunluktan kanlanmıştı. Araç hareket etmeye başladıktan sonra bir an için ayağa kalktı, nefes nefese kalmış bir şekilde yumruğunu vagonun camına vurdu. Elleri cam kırıklarının girdiği bir çok yarayla kan içerisinde kalmıştı. Daichi, eğildi ve yerden bir cam parçası aldı...

[hr]

ScarletBanshee arkadaşlarıyla neredeyse sabaha kadar süren eğlenceden dolayı bitap düşmüştü. Tren hareket ederken yorgunluktan yalpalıyordu. Çakırkeyf ScarletBanshee'den başka vagonda 2 kişi daha vardı. Vagonun tenha olması, saatin oldukça geç olması ve adamların şüpheli bakışları onu bir an için korkutmuştu. Ancak daha sonra kendine güveni yerine geldi. Kira onun yanındaydı. Bu zavallı adamlar ona hiçbir şey yapamazdı. Ancak bir an sonra, ne olduğunu anlayamadan o 2 adam tarafından kıskıvrak yakalanmıştı işte... Karşı koyacak durumda olmadığının da farkında olarak öfkeyle adamları tekmelemeye çalıştı. "Lanet olası pislikler, bırakın beni! Dokunmayın bana! Kira size bu yaptıklarınızı ödetmez mi sanıyorsunuz?" diye bağırırken, adamların gülümsemesi ve söyledikleri, kendine olan tüm güvenini sarsmıştı. "Kira artık sana yardım edemez..." Gerçekler ve adamların kimliği ScarletBanshee'nin suratına fena çarptı. Adamlar ağzını tıkayıp ellerine kelepçe takmadan önce tek söyleyebildiği "KIT..." oldu.

[hr]

Tüm bunlar olurken tren yavaşlayarak durdu. Tenha bir istasyonda gecenin köründe metro bekleyen birkaç insan önlerine çıkan ilk vagona atladılar. Ancak bir an sonra en arka vagondan bir kadın çığlığı geldi. KIT ajanlarından birisi Banshee'yi diğer ajana bırakarak arka vagona doğru koştu. Vagona geldiğinde kanını donduran manzarayla karşılaştı. Yerde bir adam gırtlağı kesilmiş bir şekilde kanlar içinde yatıyordu, yığılmış olduğu yerin en yakınındaki camda ise adamın kendi kanıyla yazmış olduğu anlaşılan bir yazı vardı; "Kallen'i ben öldürdüm."

[hr]

Ertesi gün metroda "intihar" eden adamın hikayesi tüm şehre yayılmıştı. İnsanlar kulaktan kulağa sevgilisini öldürmüş genç adamın Kira tarafından nasıl cezalandırılıp adaletin yerini bulduğunu konuşuyordu. Suçlu, onlara göre cezasını bulmuştu.

...Ve Kira'nın amaçladığı yeni dünya düzeni de yavaş yavaş şekilleniyordu...

Spoiler:
[WT]Elessar öldü, ScarletBanshee sorguya alındı.
Misafir
Koizumi, buluşma noktasına yürürken gayet sakin ve kendinden emindi. Bu gece oldukça önemli şeyler olacaktı. Bunu biliyordu. Buluşma noktasına geldiğinde, Elegie'yi çoktan oraya gelmiş olarak buldu. Yüzünde meraklı bir ifade vardı kadının, tekini kapattığı yeşil gözlerinin ardındaki korkuyu ise rahatlıkla görebiliyordu..

-Koizumi-san. Beni gecenin bu vaktinde buraya çağırmanızın nedenini öğrenebilir miyim?

Koizumi Elegie'nin etrafından yürürken gülümsüyordu. Bembeyaz dizlerinin acımasız sivriliği parıldarken Elegie’nin ürperdiğini belli belirsiz farketti.

-Seninle konuşmak istediğim bazı şeyler var Elegie.

-Bu kadarını zaten tahmin edebilmiştim. Ancak yine de şaşırmadığımı söyleyemem. Ben...

Koizumi elini kaldırarak Elegie'nin lafını böldü.

-Audiodragon'ın kaybı hala kalbimi sızlatıyor.. Kendisi, benim kollarımda ölene kadar bir kukla olarak görevini oldukça iyi yerine getirmişti. Hayatının son saniyelerinde bile bana tahmin edemeyeceğin yardımlarda bulundu...


Koizumi, şimdi Elegie'nin arkasından dolaşıyordu emin adımlarla. Audiodragon adını duyunca kızın hâlâ genç olan yüzündeki anlık kasılmayı göremese de biliyordu, farkındaydı...

-Ama ne yazık ki ölümü kaçınılmazdı. Kollarımda can çekişirken L'in gerçek adını sayıklaması hala kulaklarımda çınlıyor...


Artık açıktan açığa sırıtıyordu. Komik bir ses tonuyla Audiodragon'un taklidini yaptı;

-Elegie, kurtar beni.. Bana yardım et Elegie..


Elegie, kafası karışmış ve donakalmış bir şekilde öylece durmaktan başka bir şey yapamıyordu. Yumruklarını sıktı öfkeyle, manikürlü tırnaklarının etine batarken yarattığı uyuşuk acıyı garip bir şekilde hissedemiyordu. Bütün bunlar ne anlama geliyordu?

-Ama neyse ki sana ulaşmama gerek kalmadan sen beni buldun. Ve açıkçası zekandan çok etkilendiğimi söyleyebilirim, ama sanırım herşeyin bittiği noktaya geldik Elegie...


Elegie, Koizumi'ye doğru döndüğünde dehşete düşmüştü. Normalde tanıdığı genç adamdan, en iyi dostunun ölümünden sonra tanıdığı meleksi yüzlü, güvenilir dostundan çok daha farklı biri duruyordu karşısında.

-Ne demek istiyorsun Koizumi? Açık konuş.


-"Nippon ni yokoso L", "Sayonara Watari"...*


Elegie'nin gözleri bir şok ifadesiyle giderek genişlerken Koizumi'nin sırıtışı yüzünde büyük bir keyifle genişliyordu.

-Koizumi... Beni korkutuyorsun... Kes şunu...

-Gerçekten Glowel'ın Kira olduğuna, elindeki defterin ilk sayfası haricinde gerçek olduğuna inandığını söyleme bana?


Elegie istemsiz bir şekilde geriye doğru bir adım attı. Kesilmiş nefes alış verişleriyle durmuş olan göğüs kafesi, kulaklarına garip bir kuşun kanat çırpışlarını andıran bir sesle yankılarını vuran kalbiyle titriyordu.

[glow=red,2,300]-Eski bir söz vardır, korkunun ecele faydası yok diye, yanılıyormuyum  Elegie... Yoksa L mi demeliyim, benim ebedi ve ezeli düşmanım?
[/glow]

Elegie tam arkasında, gölgelerin içinde kıpırdanan başka birini farketti. Uzun saçlı, gözlüklü bir adam gölgelerin arasından en az Koizumi’ninki kadar keyifli bir gülümsemeyle çıkıp Elegie ve Koizumi'ye doğru yaklaşırken Elegie artık hiçbir şansının kalmadığını iyice kavramıştı.

[glow=red,2,300]-Benim sadık varisimle tanış, L.[/glow]

-Kami...**

Adam, Koizumi'nin önüne gelip dizleri üzerine çöktü.

-Herşey... Herşey planladığınız gibi gitti. Hakkettiğiniz Tanrılık mevkisi ile aranızda artık hiçbir şey kalmadı!

[glow=red,2,300]-Kesinlikle öyle oldu. "Defter" burada kapanıyor.[/glow]

Koizumi, Elegie'ye doğru döndü. Artık iyice gerilemiş olan Elegie sırtını duvara vermişti; birkaç saat önce hırsıyla dimdik duran L şimdi ayakta durmak için tüm gücünü soğuk bir betondan alacak kadar enerjiden yoksundu.

[glow=red,2,300]-Ah, defterden bahsetmişken... "Gerçek" defteri görmeyi istersin herhalde, değil mi?[/glow]

Çantasının içinden sıradan kapaklı, “basit” bir günlük çıkardı. Günlüğün içindeki sayfalardan birini yırtarak kâğıt parçasıyla Elegie'nin eline dokunmasıyla bir an görünüşünde olan dalgalanmayı belli belirsiz hisseden Elegie’yi ikinci bir şokla tanıştıran şey ise genç arkadaşının arkasında oldukça neşeli bir şekilde süzülen, ilgili gözlerle onu izleyen yaratık oldu. Korkunç görünümlü, büyük bir yaratık... İstemsiz olarak tekrarlanmasına karşın ardındaki duvar tarafından engellenen dehşetli gerileme hamlesiyle çatlamış dudakları hayretle açıldı.

[glow=white,2,300]-Heh heh heh heh... Planlarının bu kadar "kusursuz" gitmesi şaşırtıcı, Koizumi.[/glow]

Koizumi hafifçe kıkırdadı, tavırları odanın içindeki soğuk enerjinin yanında oldukça rahat ve güven yüklüydü.

[glow=red,2,300]-Elbette Ryuk, sana söylemiştim... İnsanlar, hamleleri önceden tahmin edilmesi güç olmayan varlıklar. En azından bir çoğu...
[/glow]

[glow=white,2,300]-Heh heh heh heh... İnsanlar çok... İlginç...[/glow]

[glow=blue,2,300]-S...Sen bir shinigami misin? Sizden söz edildiğini duymuştum... Ancak varlığınıza hiçbir zaman inanmamıştım...
[/glow]

Elegie'nin kendini sakinleştirmeye çalıştığı oldukça ortadaydı. Tedirgin bir şekilde içinde yükselen on yıl geride kalmış genç bir kızın kıkırtısı hissi, bunu bir dereceye kadar başarmasını sağlıyordu.

Kami-sama yeni dünyanın tanrısı olacak! Sonunda bütün insanların kalplerindeki gerçek istek ortaya çıkacak...


[glow=white,2,300]-Koizumi'nin, insan standartlarına göre bile fazla... "ilginç" olduğunu kabul ediyorum... Böyle bir yeteneğin harcanmasını istemem doğrusu. Heh heh heh heh...
[/glow]

-Koizumi-sama'ya ismiyle hitap etme Shinigami. O artık yeni Dünya'nın Tanrı'sı. Biçimsiz, formsuz... Adaletin maddeselleşmiş şekli...


[glow=white,2,300]-Heh heh heh heh. Henüz değil... Henüz değil... Neden bahsettiğimi anlıyorsun, değil mi Koizumi?[/glow]

[glow=red,2,300]-Benimle bu kadar zaman geçirdikten sonra zekâmı hafife almaman gerekir Ryuk.[/glow]

[glow=white,2,300]-Defteri kime bırakacağına karar verdin mi?[/glow]

[glow=red,2,300]-Merak etme, Ryuk. İlk günden beri defteri kime bırakacağımı biliyordum zaten.
[/glow]

Koizumi, çantasından bir elma çıkarıp havaya fırlattı. Havada süzülen kızıl kütleyi hevesle yakalayan Shinigami, elmadan koca bir ısırık aldı.

[glow=white,2,300]-Heh heh... *Gnam gnam* Bu dünyanın "sulu" elmanlarını özleyeceğim. Heh heh heh heh...[/glow]

Koizumi, kendini sakinleştirmeye çalışan Elegie'ye bir kez daha göz atarak gülümsedi ve saatine bir göz attı. Başını eğmişti artık, uzun zamandan beri istediği bu değil miydi?

[glow=red,2,300]-Birazdan herşey tamamiyle sona erecek. Deftere yazdığım gibi, Elegie ilk önce sadık fanatiğim Glowel'ı, eline sahte defteri de vererek serbest bırakacak. Daha sonra ajanlarından biri olan Crow'a bir telefon açıp Earwen'i sorguya almasını ve eğer Earwen sivil çıkarsa feda edeceği ajanın kendisi olduğunu söyleyecek. Hah, Earwen'in alelade bir sivilden başka birşey olmadığını bilmemiz ne hoş...
[/glow]

Elegie, Koizumi’nin sesini uzaktan duyuyor gibiydi. Gözyaşlarıyla bulanıklaşmış görüşünde kirlenmiş ayaklarına bakarak düşünüyordu sessizce. Herşeyin sonu bu kadar çabuk mu gelmeliydi?

[glow=red,2,300]-Daha sonra ise geriye Watari'den aldığım KIT ajanları listesinden 2 kişi kalıyor sadece... Tyrael ve Theyestes. Onları da bir ara aradan çıkarttığımda bu dünyada beni durduracak hiçbir güç kalmayacak!
[/glow]

-Kami-sama!

Shinigami, belindeki deftere uzandı ve uzun bir tüy kalem çıkararak Koizumi'ye baktı.

[glow=white,2,300]-Tyrael ve Theyestes mi demiştin? Heh heh heh heh... İşleri biraz hızlandırmamın sakıncası yoktur umarım Koizumi?
[/glow]

[glow=red,2,300]-Kesinlikle yok, Ryuk.[/glow]

Ryuk'un deftere bir şeyler karalamasının ardından geçen 40 saniye, herkes için büyük bir sessizliği de beraberinde getirdi.

-Kami-sama, şu anda ölmüş olmalılar...

[glow=red,2,300]-Son sözlerin nedir L? İstediğin gibi özgürce ölemeyeceksin özür dilerim. Alelade bir kalp krizinden fazlasını uygun göremedim sana. Can çekişirken tüm suçluların yaşadıklarını daha iyi anlaman için...
[/glow]

Kira'nın yanındaki genç adam, önce Kira'nın elindeki defterde yazanlara, sonra da saatine sırıtarak baktı...

-Sanjuu hachi, sanjuu kyuu...***


Elegie, o akşam olanların ardından ilk defa gerçekten gülümsemeyi başardı. Artık iyice çozülmüş olan dizleri onu yavaşça yere bırakırken duvara sürtünerek yere çöktü. Yeniden çocuk olmuştu işte, kendi ileallerini en sert biçimde ortaya koyan tanrısına duyduğu aşkla ağlayan küçük bir kız... Artık hüzünlü bir şarkıyı andıran bir şekilde uğuldayan kulaklarına aldırmadan başını kaldırdı ve yanağından süzülen tek bir damla ile beraber hayatı boyunca ilgi duymuş olduğu tek varlığa gülümsedi.

[glow=blue,2,300]-Kira'nın yanında ölecek olmam en güzel hediye benim için şimdilik... Ne de olsa bunca zamandır beklediğim, aradığım kişiydin. Neden vazgeçtim... Neyse... Her şeyin bir döngüsü vardır... Owaru desu ne... Sayoonara, watashi no ai da.****[/glow]

Gözlerini bir kez daha kapatmasıyla birkaç damlanın daha hafifçe süzüldüğünü hissetti. Karanlığın içinde kayboluyordu artık, olması gerektiği gibi. Alev kızılı saçları soluyor, anka kuşu ölüyordu artık.

Here's a lullaby to close your eyes.
It was always you that I despised.
I don't feel enough for you to cry,
Here's a lullaby to close your eyes...
Goodbye...


-YONJUU!***


Elegie, bir an kalbini tuttu. Son atışlar acı vericiydi, damarlarında dolaşan bir zehir gibi, ama ardından gelen uyuşukluğu hissedemeyecek kadar uzaklaşmıştı birden. Kızarmış gözlerindeki ışıltı kaybolurken donuklaştı bakışları, robotik bir hareketle ayağa kalktı ve sahte Kira Glowel'i serbest bırakmak, ardından da ölmek üzere gölgelerin arasına karıştı...

-Sonunda bitti, Kami-sama! Yeni Dünya'nın Tanrısı artık sizsiniz! Tarih tekerrür etmedi, bu sefer herşey çok daha farklı olacak!

[glow=white,2,300]-Heh heh, gerçek bir Shinigami olmaya hazır mısın Koizumi?[/glow]

[glow=red,2,300]-Nasılsa ne cennete, ne cehenneme gidebilirim... Amaçladığım yeni dünya düzenini yaratmayı da başardığıma göre, sanırım hazırım, Ryuk.
[/glow]

-Kami...

[glow=white,2,300]-Heh heh heh... Shinigami dünyası oldukça sıkıcıdır. Ancak seninle birlikte eğlenceli birşeyler yapabileceğimize inanıyorum. Heh heh heh...[/glow]

[glow=red,2,300]-Kira'nın inandıklarına ve başarmaya çalıştıklarına olan inancını kaybetme, genç dostum. Benim varisim olarak bu yeni düzenin korunması senin sorumluluğun.[/glow]

-Kami-sama... Gerçek adım...

Koizumi elini kaldırarak adamı susturdu.

[glow=red,2,300]-Gerçek adını biliyorum. Yarattığım dünyanın nasıl şekilleneceğini, onun omzunun üzerinden izlemek güzel olacak... Bana asla ihanet etmedin, güvenimi boşa çıkarmadın. Bu, senin ödülün olacak.[/glow]

-Sizinle birlikte geçirdiğim zaman benim için en büyük ödüldü, Kami-sama.

Shinigami, ellerinden birini havaya kaldırdı ve defterindeki beyaz sayfaları geçip, simsiyah bir sayfaya Koizumi'nin adını yazdı.

Koizumi, önce bir anlık acıyla iki büklüm oldu. Ardından ise histerik bir şekilde gülmeye başladı. Elbiseleri yırtıldı, yerine sırtından iki adet büyük kanat çıkıp bulundukları sokaktan tüm ışığı emerek ortalığı gölgeye boğdu. Gözleri iki alev topuymuşcasına kızıl bir ışıkla parlarken havaya doğru yükselmeye başlamıştı bile.

-Kami-sama!!

Genç adam, gökyüzüne yükselip kaybolan iki Shinigami'yi huşu ve hüzün karışımı bir hisle izledi. Ardından gökyüzünden bir defter, kara deriyle kaplı üzerinde "Death Note" yazılı bir defter ellerine düştü.

Yeni dünya düzeni kurulmuştu... Kira, yeni dünyanın Tanrısı olma hayalini gerçekleştirmişti...

[hr][hr]

http://rapidshare.com/files/131197166/newworldorder.rar

[glow=red,2,300]Sadık fanatiklerim, siviller, ve mezarlarında çürüyen kit ajanları.

Bu size son seslenişim olacak.

Kulaklarınızda uğuldayan çığlıklar benim zafer marşımdır.

Dedektif L öldü, tüm ajanları da onunla beraber cehennemin dibini boyladı.

Uzun süre önce yaptığım çağrıyı görmezden geldiler, bana katılmadılar.

Aksine yolumda durmaya çalıştılar, ve hakettikleri sona kavuştular.

Onlara karşı olan vaadimi tuttum, şimdi ise geriye kalan tek şey sizlere karşı olan vaadimi tutmakta.

Bir çağın sona erdiğine benimle birlikte şahit oldunuz, şimdi ise insanoğlu bambaşka bir düzene kavuşmak üzere.

Suçun, kötünün ve adaletsizliğin olmadığı bir dünya.

Değişim çoktan başladı bile! İnsan oğlunun şahit olacağı en büyük değişim!

Bu günü görecek olan sizler kendinizle gurur duymalısınız.

Zaferime hepiniz tanık oldunuz, artık tanrınız Kira'nın kurduğu yeni düzene kendinizi hazırlayın.
UYANIŞA KULAK VERİN!

Oyun sona erdi.. Beyler bayanlar, YENİ DÜNYA DÜZENİNE HOŞGELDİNİZ!![/glow]
Spoiler:
Elegie (L), enterproxy (Kira) tarafından öldürüldü. Kira oyunu kazandı ve Shinigami mertebesine yükseldi. Death Note 3: New World Order çok yakında başlayacak, bizden ayrılmayın. =)

* Nippon ni yokoso L = Japonya'ya hoşgeldin L.
* Sayonara Watari = Hoşçakal Watari

** Kami = Tanrı

*** Sanjuu hachi = 38
*** Sanjuu kyuu = 39
*** Yonjuu = 40

**** Owaru desu ne... Sayoonara, watashi no ai da = Son, değil mi? Hoşça kal, aşkım..


hajimenodairinin
Üye
TyraelTyrael
Üye
Demiştim enterproxy'ye herkesin adını vermeyin diye diyeyim mi?
Misafir
Tyrael dedi:


Demiştim enterproxy'ye herkesin adını vermeyin diye diyeyim mi?



Amacının eğlenip hoşça vakit geçirmek olduğu bir oyunda kazanıp kazanmamayı bu kadar önemsemek yerine eğlenmeyi hedefleseniz? =)

enterproxy ve Audiodragon'u örnek vereyim; ikisinin de oyunu oynamaktaki tek amacı eğlenmekti. Ve Audiodragon, enterproxy'nin Kira olduğunu öğrendiğinde söylediği şey; "Abi, uyandığımda moralim çok bozuktu, inan şu an tüm neşem yerine geldi. Müthiş bir oyun çıkardın" idi. Yahu bu adamlar da rakip, üstelik enterproxy herkesten çok Audiodragon'u kullandı RP içinde. Ama sonuçta adamlar eğlenmek için oynuyor oyunu, birbirlerini bu şekilde takdir ediyor.

Neyse, uzatmayayım, demek istediğim o ki, oyunu "kazanmak" için oynamak yerine "eğlenmek" için oynamanız çok daha büyük bir keyif almanızı sağlayacaktır. Ha, tabi kazanmaya çalışmayın demiyorum, ama önceliğiniz oyundan keyif almak olsun. Ben açıkçası iki tarafın da oyunundan çok büyük keyif aldım dışarıdan izlerken.
TyraelTyrael
Üye
Kazanmak kaybetmek meselesi değil, sürekli belirtmeme, üstünden defalarca geçmeme rağmen yine de benden habersiz olarak kimliğimin enterproxy'e verilmesine biraz gücendim açıkçası. :(
discussioncontroller