progressive rock
ClaptonisgodClaptonisgod
Üye
Progresif Müzik

60'ların sonlarında “King Crimson”, “Pink Floyd”, “Jethro Tull” gibi gruplar ile ortaya çıkıp, 70'lerde altın devrini “Yes”, “Camel”, “Rush” gibi gruplar ile yaşayan, 70'lerin sonlarında “Sex pistols”ın insanlara falanca müzikler dinleyin çağrısından sonra gözden düşen, fakat “Marillion”un oluşturduğu Neo Progressive müzik sayesinde tekrar eski grupların su yüzüne çıktığı, 90'larda “Anglagard” gibi bir iki albümlük çıkış yapan grupların yanında progressive metal; “Dream Theater”, “Porcupine Tree”, “Pain of Salvation”, “Riverside” ve post rock; “Sigur Ros, “Mogwai”, “Explosions In The Sky”, “Godspeed! You Black Emperor” ile yaşatılan bir türdür.

Çok geniş bir tür. Prog. müzik sanılandan çok daha fazla alt türü veya türü içinde barındırabilir. misalen post-rock progressive sayılabilir. yobaz düşünmezsek “Radiohead”in Kid A albümü progressive sayılabilir, nitekim bir çok kaynak sayıyor psychedelic öğeleri nedeniyle.

evet progressive müzik “King Crimson” ile başlamıştır resmi olarak. nasıl ki Sheakespeare'in oyunları kendinden sonra gelen tüm edebiyat dünyasına etki etmişse ve ilham kaynağı, referans olmuşsa, King Crimson da Sheakespeare'in edebiyata yaptığı gibi bir progressive rock'un her türlü öğesini işlemiştir ilk albümleri olan “In the Court of The Crimson King” albümünde. “21st Century Schzoid Man” parçası fusion’ın hafiften progressive öğelerle beslenmesi iken, “I Talk To The Wind” daha sonraları “Jethro Tull” ile daha ön plana çıkacak olan yan flür kullanımı ile progresif müziği destekler. “Epitaph”ta Pink Floyd’un üstüne düşeceği politik duruş vardır. “Moonchild” nitekim Psychedelic müzik ve bir bakıma Kraut Rock’u destekler. “The Court Of The Crimson King” parçası ise tam bir klasik progresif parçadır; “Van Der Graff Generator”ı hatırlatır bize. Albümün işte bu geniş yelpazesi onu bu kadar önemli kılar.

Fakat King Crimson’dan önce progresif müziği etkileyen gruplar çokça vardır. Bu gruplara genel olarak Proto-prog deriz. Fakat gruplar arasında işlev dışında müzikal olarak hiçbir bağlantı yoktur. Ortak olarak yaptıkları tek şey, bilinçli ya da bilinçsiz olarak progresif müziğin oluşmasında etkili olmalarıdır. “The Doors”da klavyenin ön planda olup The Doors’un müzikal yapısını oluşturması daha sonraları progresif müzikte de klavyenin önemli olmasında etkili olacaktır. “Frank Zappa”nın avant-garde müziği şüphesiz progresif müziğin en önemli özelliklerinden biri olacaktır. “The Beatles”ın “Sgt.Pepper's Lonely Hearts Club Band” albümü ile Britpop’tan çıkıp müzikal olarak görece daha ön plana çıkması ve konsept albüm yapma arayışı da önemli bir basamak olacaktır. Fakat kanımca en önemli iki grup “Deep Purple” ve “The Moody Blues”dur. Deep Purple’ın ilk dönem konsept albümleri ve Hard Rock yapısı, gitar kullanımı gelecek progresif gruplara en önemli esinlenme olacaktır. Öte yandan The Moody Blues fusion yapısından senfonik yapısına kadar, albüm içindeki parçaların birbiri ile müzikal uyumuna kadar progresif müziğin estetiğinin ve şekilselliğinin kaynağıdır. Grubun bu etkisini de en çok “Days Of Future Passed” albümünde görmekteyiz. Fakat en çok gözden kaçan grup şüphesiz “Procol Harum”dur. Belki “A Whiter Shade of Pale”den daha başka akılda kalan parçaları pek yoktur ama kendileri ilk epik progresif parçayı icra eden gruptur; “In Held Twas in I”.

Prog. rock deyince ilk akla gelen Symphonic Rock ve Psychedelic Rock icra eden gruplar olacaktır sanırım. “Yes”, “Genesis”, “Pink Floyd” gibi gruplar ilk başta akla gelir. oysa derinlere indikçe “Camel”, “Eloy” gibi gruplar keşfedilebilir. deneyselliğe kaymak isteyenler Kraut Rock'a (Almanya) yönelebilirken, senfonik bir yapı arayanlar İtalyan senfonik müziğine girebilirler. Kraut Rock'ta Almanya'nın disko vari tekno müziklerinin teknik özelliklerinden yararlanır gruplar. Örnek olarak “Neu!”, “Nektar”, “Amon Düül II”, “Can” gibi grupları gösterebiliriz. İtalyan senfonik rock'ta ise gruplar daha çok İtalyan arialarından etkilenmişlerdir. senfonik kökenleri de sanırım gayet net anlaşılabiliyor : ). Bu gruplar genelde tekli albümler çıkararak sonra piyasadan kaybolmuşlardır ama İtalyan Senfonik müziğini taşıyan iki önemli isim göze çarpar; “Premiata Forneria Marconi” ve “Banco Del Mutuo Soccorso”. Senfonik müziğe ülkemizden örnek vermek gerekirse, “Barış Manço”nun “Kurtalan Eksperesi” ile yaptığı “Yeni Bir Gün” albümü ülkemizde çıkan sayılı başarılı çalışmalardandır.

Prog. rock içinde blues türü çok fazla ön plana çıkabilir. senfonik rock gruplarında gitar blues ritmine kaptırırken, “Wishbone Ash” gibi gruplar akıl almaz sololarla süslerler blues yapılarını ve bir blues parçasından beklenmeyecek uzunlukta parçalara imza atarlar. “Renaissance”, “Yes” gibi gruplarda gitar hep blues çalar. bu yüzden funky havaya bürünebilirler. nitekim “Renaissance”ın büyüleyici bayan vokali grubunu diğer bütün özelliklerini gölgede bırakır. Fransız gruplar ise jazz ile rock soundlarını birleştirerek fusion temelli progresif müzik yaparlar. en popüler ve en güzel örneği ise “Maneige” grubunun “Les Porches de Notre Dame” albümü ve aynı adı taşıyan parçasıdır.

“Rush”, “Traffic”, “Uriah Heep” gibi gruplar daha çok hard rock'tan beslenirken, “Van Der Graff Generator”a, “Jethro Tull”un “Thick As A Brick” albümüne saf progresif müzik diyebiliriz. Genelde bu tarz grup ve albümler Crossover, başka bir deyişle Art Rock alt türünde toplanmıştır. Aslen Art Rock; kariyeri boyunca tek tip bir müzik icra etmeyen fakat her albüm farklı arayışlara giden grupları kapsar.

daha tekli tüklü örnek arayacak olursak Magma'yı örnek gösterebiliriz; kendi müziklerini yapan “Magma” aynı zamanda kendi uydurdukları zeuhl adını verdikleri dili kullanırlar albümlerinde. Avant-garde havaları vardır. Avant-garde yapısı olan bir başta alt tür ise Canterbury Scene’dir şüphesiz. Aslen türe ait grupların araların bariz farklar bulunsa da bir çok noktada temelde fusion ve avant-garde yapıları ile benzer atmosferleri yaratırlar. Fakat bu grupların bir arada anılmasının temel nedeni coğrafidir. Bu gruplar İngiltere’nin Canterbury şehrinde doğmuşlardır. En ünlülerini söyleyecek olursak; “Gong” ve “Caravan”dır. Gong’un yapısında konsept albümlerden daha çok, kendi yarattıkları bir evrende süregelen bir dizi olayı anlatırlar. Büyüklere “bed time stories”dir bir bakıma.

90'larda artık öldü sanılan türdür.

Progresif müziği düşündüğümüzde her dönem birbirine benzeyen gruplar oldu. 70'lerdeki Yes, 80'lerin başındaki “Asia Minor”, 90'lardaki “Anglagard” hep birbirinden etkilenen gruplar sırası ile. bu bakımda senfonik rock her zaman vardı hatta çıtayı daha bir yükseğe taşıdı. Asia Minor'da türk lirikleri sayesinde ağır Aşık Veysel havası hakimken 90'lara gelindiğinde Anglagard İskandinav ülkelerindeki o basık atmosferi vermeyi tercih etti. bu gibi atılımların yanında 2000'li yıllarda senfonik rock ortalardan kayboldu artık.

90'larda Porcupine Tree gibi eskilerden çok şey alıp, günümüz metal müziği ile progresif müziği birleştiren gruplar hakim oldu progresif müziğe; Porcupine Tree, Riverside, Pain of Salvation gibi. progressive metal artık günümüzde en popüler progresif tür. bunun da en büyük nedeni 90'larda çok kişiye ulaşamasalar da yollarına devam eden gruplardır. Porcupine Tree underground yapısından ayrılınca 90'larda pek su yüzünde olmayan progresif rock 2000'lerde artık progresif metal türünde popülerliğini arttırdı. öyle ki porcupine tree'nin Fear of a Blank Planet albümü klasik progresif albümleri yapısını koruyarak günümüz progresif öğeler, kurallarını barındırıyor içinde. geçmişle bugün arasındaki en büyük bağılardan birini kanımca Porcupine Tree oluşturur.

Progresif Metal’i biraz daha açarsak; progresif metal “Dream Theater” ve “Queensrÿche” ile başlamıştır. Queensrÿche sistem karşıtı konsept albümler yaratırken, Dream Theater estetik açıdan ustalaşmayı tercih etmiştir. Fakat Dream Theater’ın popülerliği bir çok progresif müzik severe negatif bir etki bırakmakta ve genelde soğuk bakılmaktadır gruba. Ben kendi adıma Dream Theater’ı artık hiç dinlmiyorum. İlk tanıştığım zaman büyüleyici gelmişti. Hatta “A Change of Seasons” parçaları en iyi epik progresif metal parçaları arasındadır. Dream Theater izinden giden bir grup da Riverside’dır. İkisininde Pink Floyd’dan etkilendikleri gerçeği müziklerine bir hayli yansımıştır. Queensrÿche’in ise daha bir efsane, ağır havası vardır dinleyici gözünde.

Progresif Metal’den önce, progresif müziğin popülerliğini yitirdiği 80’li yıllarda Marillion isimli grubun çıkıp tamamen kendi tarzlarında bir müzik icra ederek ortaya çıkması ile progresif müzik tekrar bir kalkışa geçmiştir. Marillion ve IQ gibi gruplar progresif müziği yaşatarak, progresif metal grupları türüyene kadar tek başlarına taşımışlardır progresif müziği. Daha sonraları Porcupine Tree’nin ve Steven Wilson’ın da büyük ölçüde etkileneceği Marillion yeni dönem progresif müziği tanımlamıştır.

90'larda post-rock patlaması yaşandı. 2000'lerde halen ön planda olmayan yapısını korumasına rağmen Sigur Ros gibi gruplar sayesinde bu tür de bir çok hayran toplamaya başladı. öyle ki www.last.fm sitesinde üyelerin dinlediği müziklerin istatistiğini tutan sayaç toplam 12 milyon Sigur Ros parçası çalındığını göstermekte. post-rock felsefe olarak, artık klasik rock müziğin işlevini yitirdiğini savurunur. bu yüzden post-rock grupları rock entrümanlarını kullanarak non-rock müzik icra ederler. öte yandan Pink Floyd gibi politik duruşu olan gruplar, Yes gibi estetik açıdan müziği ön planda tutan gruplar gibi post-rock grupları da geniş bir yelpaze sunar dinleyiciye. 90'ların sonlarında Godspeed You! Black Emperor antiemperyalist bir tutum sergileyerek, dünya düzeni ve abd'nin konumu üzerine büyük eleştireler getiren bir gruptur. öte yandan 2000'ler ile iyice popüler olmaya başlayan post-rock gruplarından Sigur Ros grubu, memleketi olan İzlanda'nın havasını soluyan bir müzik icra ederek post-rock 'a eleştirisel bir duruşun yanında estetik bir yapı da kazandırmıştır.

90'larda eski, efsane grupların son çırpınışları da vardır. Pink Floyd, The Division Bell ile veda ederken, Camel, Rajaz albümü ile klasik anlamda progresif rock'ı yaşatma, diriltme çabası güder. yine de grupların kişisel, kendi içindeki çatışmalarının yanında müzik dünyası da bir dönemece geldiğinden bu albümlerin devamı gelmez.

nitekim ve malesef, 70'lerin müthiş alman, italyan, fransız progresif rock kaleleri 80'lerde yıkılmış, 90'larda hiç kalmamıştır. 2000'lerde ise bu kadar geniş bir yelpazeden eser yoktur.

ülkemizde dinleyici kitlesi yavaş da olsa emin adımlarla artan türdür. artık sokaklarda üzerinde Riverside yazan tişörtlerle dolaşan adamlar görebiliyoruz. kadıköy zeroda post rock gruplarının materyalleri çok rahat bulunabiliyor, bunlara ülkemizde piyasası olmayan lp albümler de dahil. God is an Astronautun sadece kendilerini tanıtmak için geldiği barışarock konseri bile dinleyicinin ilgisini beklenenden fazla çekti. öyleki masstivalde Riverside ile Pain of Salvation izledik, Paatos izledik. geçen sene Roger Watersı, Mogwai’yi izledik. Opeth resmen popüler bir grup oldu. fakat umarım bu popülerlik diğer gruplara da sıçramaz, zira pek sanmıyoum sıçrayacağını çünkü progressive müzik popüler olmaktan çok uzak bir tür, nitekim kolay sindirilemeyen, komplike bir yapısı var, radyo dostu parçalar pek çıkmıyor.

Ülkemizden birkaç tane progressive tabanlı örnekler vermek gerekirse; Barış Manço'nun belirttiğin albümünün yanında kanımca ülkemizdeki en iyi progressive albüme imza atmış olan “Nekropsi” vardır. “Mi Kubbesi” albümleri başka bir dünyaya ait albümdür. olağan üstüdür. geçen sene çıkan 2.albümleri ise aynı etkiye sahip değildir malesef. öte yandan geçen sene “Gevende”nin çıkardığı “Ev” albümü vardır. Türk ezgileri ile süsledikleri albüm bir alaturka albümü olmaktan çok uzaktır. albüm zaman zaman psychedelic hava dahi bürünür. en çok öen çıkan parçası Nem de başka bir dünyanın parçasıdır. kasarsak ekleyebileceğimiz bir başka güncel grup da “Dandadadan”dır. “Sen Bana Birini Android” harkuladedir, özellikle “Kaltaklar” parçaları favori olarak ele alınabilir. eskilerden; 1975 çıkışlı “21.Peron” grubu vardır. Fransız-Türk karışımı “Asia Minor” ise Türk progresif müziğin en sağlam örneğidir. fakat ne yazık ki ülkemiz sınırları içinde değil Fransa'da çıkmış bir albümdür.

Yeni başlayanlar için;

(Harf Sırasına göre; Grup - Albümün çıkış yılı - Albüm adı)

1- Eloy - 1977 - Ocean
2- ELP - 1970 - Emerson, Lake and Palmer
3- Genesis - 1972 - Foxrot
4- Jethro Tull - 1971 - Aqualung
5- King Crimson - 1969 - In The Court Of The Crimson King
6- Pink Floyd - 1973 - The Dark Side Of The Moon
7- Renaissance - 1973 - Ashes Are Burning
8- Rush - 1976 - 2112
9- Van Der Graff Generator - 1976 - Stil Life
10- Yes - 1972 - Close To The Edge

kendi önerilerim (ya da ilk listeden sonra ilerisi için yol gösterebilecek liste);

(Harf Sırasına göre; Grup - Albümün çıkış yılı - Albüm adı)

1- Änglagård - 1992 - Hybris
2- David Gilmour - 2006 - On An Island
3- Godspeed You! Black Emperor - 2002 - Lift Your Skinny Fists Like Antennas To Heaven
4- Jethro Tull - 1972 - Thick As A Brick
5- Pink Floyd - 1994 - Division Bell
6- Porcupine Tree - 2002 - In Absentia
7- Radiohead - 1999 - Kid A
8- Rush - 1975 - Carees Of Steel
9- Sigur Rós - 1999 - Ágætis byrjun
10- Yes - 1972 - Fragile
Laçin
Üye
Claptonisgod mükemmel bir paylaşım olmuş,bizleri aydınlattığın için teşekkür ederim :)
ClaptonisgodClaptonisgod
Üye
rep yok mu?
Misafir
olsaydı verridik :)
gerçekten çok açıklayıcı ve uzun olmuş
Çağlayan
Üye
Süper yazı. Ama şu var, mesela ben bi grubu merak ettiysem o gruba dair bir şarkı dinler, grubun içeriği hakkında kendimce bir fikir sahibi olurum. Yazıda fazla şarkı örnekleri vermemişsin :-\
ClaptonisgodClaptonisgod
Üye
grupları şarkı bazlı incelemem : ). bir şarkı ile grup hakkında bilgi sahibi olmazsın. en azından progresif müzik için böyledir bu durum.
Çağlayan
Üye
Haklısın, albüm bir bütündür, ayrı incelenmemeli. Ama benim gibi progresif müzik hakkında fazla bişi bilmeyenler için birkaç parça örneği verilmeli ki sevip devamını araştıralım, albümlerin peşine düşelim.
ClaptonisgodClaptonisgod
Üye
albüm listesi verdim o kadar iki tane :D
Çağlayan
Üye
İyi de bu albümlerin herbiri farklı tada sahip. Yani tatlı demişsin ama kadayıf da var, baklava da. Örnek vereyim, Radiohead'in albümünü alıp dinlesem olumsuz bir düşünce belirebilir aklımda, halbuki Pink Floyd'u dinlesem Progresif müziği seveceğim?

Sonuçta bu albümleri dinlemiş ve aklında kusursuz bir progresif imgesi oluşturmuş birisin ama daha yeni başlayanlar için daha çoook şarkı var dinlenmeyi bekleyen... Bu yüzden, bu türün uzmanı olarak, "tam kıvamında progresif" dediğin bir iki şarkı örneği sunmalıydın bence.
ClaptonisgodClaptonisgod
Üye
yukarıda dedim ama; Jethro Tull'den Thick As A Brick en klasik progresif örneğidir mesela. işin aslı gerçekten merak eden birisi ilk listesi dinlediği taktirde bir fikir edinebilir. yaptığım ikinci liste daha çok sonraki aşama için. dediğim gibi ilk liste gayet uygun bir liste. öte yandan spesifik bir örnek o listeden; Rush'ın 2112 albümünün aynı isimli parçası da işinizi görebilir.
darth_revan
Üye
Başlayacaklar için şarkı önerelim:

Camel - Rajaz, Lady Fantasy (Rajaz albümü baştan sona beni alır, götürür, bitirir... Mükemmel ötesi bir albümdür, kelimelerle anlatılmaz hatta :D)
King Crimson - The Court Of The Crimson King albümü baştan sona dinlenmeli, ayrıca Fallen Angel, Red gibi şarkılar dinlenmeden ölünmemeli.

Progresif Rock dinlerken bir seyahate çıkıyorsunuz sanki, öyle garip bir haz veriyor.
discussioncontroller