progressive rock
Laçin
Üye
Haklısın...
Harry Mason
Üye
*tüm forum içini çeker*
ironPunisher
Üye
Yes'in diskografisini yavaş yavaş tamamlıyorum, Camel var, Pink Floyd da var.
Huzur veriyor insana prog.
Icarus
Üye
progarchives'in cogu listeledigi gruba katilmiyorum acikcasi. kid a iyi guzel album ama bence prog demek yanlis. hele the doors veya jefferson airplane gibi gruplar ise tam hikaye imho. bu gibi gruplar varken velvet underground nerede?
ClaptonisgodClaptonisgod
Üye
hoşlarına giden grubu eğip, büküyorlar, çekiştiriyorlar, "oldu oldu, bak şurasında şu var, prog işte abi" diyorlar ekliyorlar. fazla takılmaya gerek yok bence. ama The Doors falan proto-prog olarak geçiyor zaten, prog olarak geçmiyor.
seyfoyun
Üye
Biraz müzik konuşalım.

Son zamanlarda bayağı bir albüm dinledim. Kimisini beğendim, kimisini beğenmedim.

Emerson, Lake & Palmer'ın Trilogy ve Brain Salad Surgery albümlerini edindim. Prog fanları arasında büyük tartışma konusu olan, Trilogy mi daha iyi? yoksa BSS'mi? tartışmasında ben Trilogy tarafında yarimi aldım. Daha kolay dinlenebilir, daha melodik, güzel bir albüm. İlk olarak BSS'yi dinledim. O kadar da beğenmedim. Sonra Trilogy'yi dinledim. Ardından tekrar BSS'ye geçince, ELP'yi gerçekten tanımış ve alışmış oldum. ELP dinleyeceklere tavsiyem, Trilogy albümünden başlasınlar.

Türkiye'de ilk defa sıfır Rush albümu buldum. Retrospectives serisinin son bölümü olan Retrospectives 3 albümü, Rush'ın son 20 senesini hiç dinlememiş biri olan beni tatmin eder diye düşündüm. Yanılmışım. Rush'ın 85'ten sonra yaptıklarını sevmedim. Bir iki şarkı var sevdiğim. Dipnot olarak da Rush'ın 85'ten bu yana tüm albümleri artık müzik marketlerde satılıyor. Yes'in Close to the Edge, Fragile gibi albümleri de D&R'larda mevcut. İlgilenenlere duyurulur.

Dream Theater'ın Images and Words'ünü, o meşhur, hayatımda çok önemli yeri olan albümü aldım. EMI güzel bir atak yaparak, DT'nin albümlerini 15 YTL'den satışa sundu. Bu albümü dandik, sasık mp3 yerine, cd'den dinlemek ayrı bir boyut kazandırdı albüme. Her zaman gelmiş geçmiş en iyi albüm listemde ilk 3'te olacak. Bilinçli olarak müzik dinlememi sağlayan bu albüme ve Dream Theater'a saygım ve sevgim sonsuz.

Biraz da 21. Yüzyıl Prog müziğinden bahsedelim. Bu sene birçok leziz grup albüm çıkartıyor. Öncelikle şu anda bunu yazarken dinlediğim Dredg'in 'the Pariah, the Parrot, the Delusion' albümünden bahsedeyim. El Cielo ile birinci sıraya yarışacak bir albüm olmuş. İlk albümlerindeki gibi arada geçişleri sağlayan Brushstroke'lar gibi Stamp of Horizon'lar var bu albümde. Her şarkısı güzel. Ama bu albümde en çok dikkatimi çeken Mix ve Mastering kalitesi. Prodüksiyon olarak kusursuz bir albüm olmuş. Her enstruman ve efekt tane tane, ayrı ayri duyulabiliyor, enstruman tonları enfes. Bunu çoğu avrupalı progresif grupları beceremiyor, birazdan değineceğim.

Dredg'den sonra Riverside var. Üçlemenin son parçası olan Rapid Eye Movement albümünden sonra, biraz daha konsept olarak serbest kalmışlardı. Ve sonuç olarak biraz daha metale doğru kaymışlar. Duda'nın vokalleri güzelleşmiş, efektleri de biraz daha azaltmışlar. Fakat Riverside'da hep gördüğüm, şu klavye tonlarını ayarlayamama, veya mix'in iyi olmamasından kaynaklanan, ucuz albüm hissi. Bilmiyorum başkaları da aynısını düşunüyor mu, fakat, çok alakasız, rahatsız edici klavye tonları var. Yumuşak, sakin bir ton yerine cırtlak, parlak bir ton koyunca, sanki Casio org ile kaydetmişler hissi veriyor.

Albüme gelince, albüm güzel bir metal albümü olmuş. En beğendiğim parçası Left Out.

Gazpacho'nun yeni albümü Tick Tock, tam bir şaheser olmuş. Devamlı dinliyorum. Vokal kendini aşmış, gitarlar daha oturaklı, şarkılar son albüme göre çok daha iyi. Her albümde daha iyisini yapıyor gazpacho. Özellikle son şarkı Winter is Never 'da Vokalin performansı başarılı. Melodik müzik seven herkese öneririm. Mutlaka dinleyin.

Daha çok var, onlar da başka zamana kaldı. Daha Dream Theater'ın yeni albümünü dinlemedim, beğenenler çok, beğenmeyenler de çok. İlk iki şakı çok hoşuma gitmemişti. Ama Dream Theater bu, 6 şarkının arasında 1 baba şarkı yapar, beni benden alır.
seyfoyun
Üye
Dream Theater albümünü dinledim. Okumaya üşenenler için notum: ••••· (5 üzerinden 4)

Dream Theater eski DT değil. Hiçbir zaman da olamaz kanaatimce. Rudess'ın gelmesiyle çok değişen grup, yıllar geçtikçe daha fazla metal yönüne doğru kaydı. Hele ki son Systematic Chaos'un, bana göre Dream Theater tarihinin en kötü şarkısı the Dark Eternal Night, Portnoy'un Progresif Death Metal hayranlığının bir yansımasıydı. Eğer bu şarkının çok iyi olduğunu iddia edenler varsa, D&R'dan bir adet Awake albümü alıp dinlesinler. Eskiden metal müzik ile progresif rock müziğini bir kapta eritip, mükemmel bir karışım olarak sunan grup ile şimdiki arasında bayağı fark var.

Grup, her ne kadar eski müziğinden uzaklaşmaya başlasa da, metal janrasında birçok grubun hayal bile edemeyecekleri derecede iyi albümler çıkardı. Fan kitlesi katlanarak büyüdü. Artık, DT forumlarında 13-18 yaş arası birsurü insan görmeye başladık. Son konserde de gördük bu fanları.

Bu son albümde, daha da metale kaymışlar. Özellikle Portnoy'un ritimleri, blastbeat'lari, Petrucci'nin Metallica-vari gitar tonu ve riffleri, albümün progresiften daha çok metal albümü olduğunun göstergesi. A Nightmare to Remember, son derece basit rifflerin ve LaBrie'nin etkileyici vokalinin ve Rudess'in korku filmini andıran klavye tonlarının birleşimi. Ben şarkıyı dinledikçe biraz daha alışıyorum, fakat ilk seferde dinlediğimde çok beğenmemiştim. Hele ki şarkının sonundaki portnoy vokalleri var ki, feci. O son kısıma dayanamıyorum bile. Bu şarkıya •••·· (5 üzerinden 3) veriyorum. Abartıldığı kadar iyi bir şarkı değil. Ama dinlenebilir.

A Rite of Passage. İlk single olan ve benim de albümün ilk dinlediğim şarkısı. Bu şarkının riffleri biraz Awake'i andırsa da, onun havasını vermiyor. Fakat kulağa çok hoş gelen bir melodi. Şarkının ortasında giren riff ise çok gaz, hoşuma gitti. Biraz Rainbow'u andırıyor. Çok hoş olmuş. Tek sevmediğim, vokaller. Gereksiz yere uzatılan, Evanescence benzeri vokaller var. Systematic Chaos'ta da vardı bu vokaller. ••••· (5 üzerinden 4)

Wither. İkinci single. Bir nevi ikinci Forsaken denilebilir. Single olması için yapılmış bir şarkı. Fena değil. Uzatılan, bayık vokaller bu single'da da var. •••·· (5 üzerinden 3)

Geldik, albüme hak ettiği değeri veren son 3 şarkıya. Önce: The Shattered Fortress. Portnoy'un alkol bağimlılığını anlatan serinin son şarkısına. Bunu bilmeyenler, "abi adamlar eski riff'leri birleştirip şarkı yapmışlar hehe" deseler de, bence son olarak müthiş bir şarkı olmuş. 5 şarkı 12 kısımdan oluşan serinin son 3 kısmı var TSF'da. the Glass Prison'la başlayıp, This Dying Soul ile devam eden, The Root of All Evil ile coşan, Repentance ile sakinleşen seri, the Shattered Fortress ile bizi geriye götürüyor ve güzel bir hatırlatmayla ve sonla seriyi bitiriyor. ••••· (5 üzerinden 4)

Ve sırada the Best of Times var. Vacant ile birlikte son 3 albümün en iyi slow şarkısı diyebilirim. Hollow Years'ı andıran müthiş solosu ve uzunluğu ile Vacant'ı bir adım geride bırakarak birinci oluyor. Konuk sanatçı Jerry Goodman'ın müthiş kemanı ve Petrucci'nin hayranı olduğum akustik gitar partisyonları ile başlıyor. Daha sonra Solitary Shell benzeri bir hal alıyor şarkı. Çok çok güzel. Sonda ise Petrucci'nin albümdeki en iyi solosu yer alıyor. En iyi Dream Theater şarkıları listemde iyi bir yer edindi şimdiden. ••••• (5 üzerinden 5)

Gelelim BC&SL'in, albüm için bana -Mutlaka Alınmalı!- yorumunu yaptıran şarkısına. The Count of Tuscany. Ne diyeceğimi bilemiyorum. Şarkı o kadar iyi ki, neden bu kaliteyi baştaki şarkılarda göstermediler dedirtiyorlar. Bu şarkıda denge var. İşte özlediğimiz, beklediğimiz Dream Theater. Son derece melodik, son derece güzel. Ortalarda biraz durgunlaşsa da, sonunda zirveye çıkıyor ve bitiyor. Sololar, arpejler, davullar, vokaller, klavyeler mükemmel. Konserde keşke bu şarkıyı çalsalardı. •••••+• (5 üzerinden 6!!!)

Son olarak albümün Mix ve Mastering'ine değineceğim. Systematic Chaos'dan daha kötü bir mastering ile karşi karşıyayız. Systematic Chaos'un bendeki Special Edition'ında Surround versiyonu vardı. Müthişti. Fakat bu albümde, tıpkı Metallica'nın Death Magnetic albümünde olduğu gibi, kötü bir mastering ile karşı karşıyayız. Paul Northfield'ı kınıyorum buradan. Gerçi kendi suçu olmayabilir.

Albümün ikinci CD'si olan Cover'ları ise albüm elime ulaştığında inceleyeceğim.

Bir önceki mesajımda yazmışım, bir şarkı bile beni benden alabilir diye. Bu albümde 3 şarkı var. Çok güzel bir albüm olmuş. Dream Theater'ın eski günlerine dönemeyeceğinin mümkün olmadığını bilerek, yeni Dream Theater'ın keyfini çıkartmak isteyenlere bu ölbümü şiddetle öneriyorum.

Metal dinleyen herkesin en azından dinleyip bir şans vermesi gerekir.
ClaptonisgodClaptonisgod
Üye
ya ben DNR'da hiç görmedim Rush, Yes falan. Sadece Snakes and Arrows görmüştüm. Yalnız Rush'tan neler dinledin de sevmedin son dönemi ile alakalı. ne bileyim Test for Echo, Vapor Trails, Snakes and Arrows şahane albümlerdir halbuki. Hatta ben Roll the Bones ve Counterparts da bayılırım. Tamam ilk dönemlerine göre daha farklı, daha bir Heavy Prog ama nasıl sevmessin ya ;D Bravado, Roll the Bones, Where is My Thing, Animate, Leave That Thing Alone, Cold Fire, Test for Echo, Driven, Limbo, One Little Victory, Ghost Rider, Vapor Trail, Earthshine, Far Cry, Armor and Swords, The Main Monkey Business, Bravest Face, Malignant Narcissism, We Hold On. Daha sayarım valla. Tamam hiç biri Tom Sawyer'ın yerini tutamaz ya da 2112'in ama senin sevmen lazımdı. Gerçi baktım Retrospective'in listesine, saydıklarımın çoğu var orada. hmm. bilemeyeceğim. Bu arada DNR'lara ben bir bakayım tekrar Roll the Bones'a sahip olmam lazım.

Ayrıca ben bu aralar nette ne arasam bulamıyorum. Gazpacho'nun Tick Tock'ını bulamadım. Lazuli arıyorum onu da bulamadım.

DT için de pek yorum yapmak istemiyorum, kızıyorlar bir şeyler deyince. Ama Systematic Chaos bana abuk subuk gelmişti bu albümlerini de pek merak etmiyorum. artık birisi kulaklığı verip dinletirse ancak dinlerim bir kaç parça.
soytarı13
Üye
Cem baba'nın belli zaman sonra yaptığı rock türü
SwooshSwoosh
Üye
ekşi sözlük şu tarafta ----->
discussioncontroller