Alacakaranlık Kuşağı Saatleri
Çağlayan
Üye
Neoxolmis dedi:


Neyse lan ne diyodum, hah, şimdi ben böyle kendi kendim ve diğer kendimle geyik çevirirken aklıma şey geldi, random harflerle gülme var ya asaljsdşaskflşs bu misal, bu gerçek hayattada güleceğimiz bişe olduğu zaman ekrandan altyazı olarak geçse süfer olurdu ya, hahaha gülcez diye kendimizi kasıyoruz bence, hem ben gülerken tıkanıyorum, nefes alamıyorum, yüzüm falan morarıyo böyle acayip bişe oluo, asdlşasfkşlasd ise ne kolay, güldü geçti, tıkanma yok, morarma falan yok. adlşasjfas grib beynine vurmuş diyeleri fururum!

ahahahahhahahahahhahahah Neox xD Öldüm ya gece gece.
NeoxolmisNeoxolmis
Üye


ahahahahhahahahahhahahah Neox xD Öldüm ya gece gece.



Süferim dimi :P
nryke
Üye
ilk sayfadan itibaren bazı yazılarını okudum.Ve çok keyifliydi.Yer yer anlaşılır,yer yer anlaşılmaz ama herdaim keyifli:) Ben de eskiden yazardım anlaşılmaz şeyler(kasıtlı değil,öyle hissettiğimden).Sonra insanların beni anlamasına ihtiyaç duymuş olmalıyım ki artık anlaşılr yazılar ytazıyorum:) ne kadar anlaşılır bilemem tabi..Son msj.ına gelince... Bu konuda yanılmışsın işte.Gerçek dünya ile oyun arasınaki sınırı belirleme kriterin ölüm ise,gerçek ölümü oyun olandan ayırman lazım önce..Yani oyun olan ölümü kolaylıkla ayırd edebilirsin tekrar dirildiğin için.Ama gerçek ölümü anlaman ise dirilemediğin o an gerçekleşir ve iş işten çoktan geçmiştir artık:) gerçek dünyaya ait olmadığın için artık onu oyundan ayırt etmen de pek birşey ifade etmeyecektir.Ayrıca bu sadece tek seferlik,ve sadece sana ait bi deneyim olarak kalır.Vs vs... haksız mıyım?
   çok uzun yazdım ama huy işte:) bu arada çoktandır yazmamışsın? bu arada bu yorumu yazdığım msjınız son sayfa değilmiş ben öyle sanmışım:(
NeoxolmisNeoxolmis
Üye
nryke dedi:


ilk sayfadan itibaren bazı yazılarını okudum.Ve çok keyifliydi.Yer yer anlaşılır,yer yer anlaşılmaz ama herdaim keyifli:) Ben de eskiden yazardım anlaşılmaz şeyler(kasıtlı değil,öyle hissettiğimden).Sonra insanların beni anlamasına ihtiyaç duymuş olmalıyım ki artık anlaşılr yazılar ytazıyorum:) ne kadar anlaşılır bilemem tabi..Son msj.ına gelince... Bu konuda yanılmışsın işte.Gerçek dünya ile oyun arasınaki sınırı belirleme kriterin ölüm ise,gerçek ölümü oyun olandan ayırman lazım önce..Yani oyun olan ölümü kolaylıkla ayırd edebilirsin tekrar dirildiğin için.Ama gerçek ölümü anlaman ise dirilemediğin o an gerçekleşir ve iş işten çoktan geçmiştir artık:) gerçek dünyaya ait olmadığın için artık onu oyundan ayırt etmen de pek birşey ifade etmeyecektir.Ayrıca bu sadece tek seferlik,ve sadece sana ait bi deneyim olarak kalır.Vs vs... haksız mıyım?
   çok uzun yazdım ama huy işte:) bu arada çoktandır yazmamışsın? bu arada bu yorumu yazdığım msjınız son sayfa değilmiş ben öyle sanmışım:(



Anlaşılmaz olmak için kendimi kasmıyorum, aklımdan o an ne geçiyorsa parmaklarımın ucundan sözlere dökülüyor sadece. Eh gerçek ile oyun arasındaki ayrımı yaparken zaten oyundaki sınırsız dirilme şansını düşünerekten söylemiştim onu ben. Benim dediğimi demişsin işte :)

Çoktandır yazmadım, yazamadım. Açıkcası kendimi tekrar yeni baştan yaşadığımı farkettiğimden beridir yazamıyorum doğru dürüst. Ya geriliycem ya ilerliycem , belli olur burada zamanla o.
nryke
Üye
tekrar yaşadığını farketmek müthiş bişey:)hele de bu uzun süre sonra gelen bi farkedişse..Merak etme gerilemezsin:) yaşadığını ne kadar hissedersen hayata o kadar derin bakabilirsin bence..tüm detaylarıyla..
NeoxolmisNeoxolmis
Üye
nryke dedi:


tekrar yaşadığını farketmek müthiş bişey:)hele de bu uzun süre sonra gelen bi farkedişse..Merak etme gerilemezsin:) yaşadığını ne kadar hissedersen hayata o kadar derin bakabilirsin bence..tüm detaylarıyla..



Tam tersine, yaşadığımı hissederken yüzeysel oluyorum.
NeoxolmisNeoxolmis
Üye
Anka kuşu gibi küllerinden doğmak diye bir laf vardır. Yanarsın, bitersin, o bitişten tekrar doğarsın. Eskileri atarsın üzerinden, yenileri giyersin. Ve herşeye tekrar başlarsın. Çoğu zaman güzel yerlerde kullanılır küllerinden doğmak. Yenileşmenin, değişmenin olumlu bir tarafı olarak kullanılır.

Ama bence öyle değil.

Eskileri yıktığında, yaktığında, hatalarını da, tecrübelerinide yakarsın. Anılarını yakarsın, yaralarının izlerini silersin, veya kaybolurlar. Sonuçta yeni doğan bir bebeğin yara izi olması için yaşaması gerekir. Hatalarını unutunca, hatırlamak ve tekrar öğrenmek için o hataları tekrarlarsın. Tekrar acı çekersin, tekrar düşe kalka yürümeyi öğrenirsin. Tekrar, tekrar. Hiç bitmeyecekmiş gibi görünen şeylerin pençesinde sıkılırsın. Anılarını tekrar biriktirirsin yol boyunca taşıdığın çantada, ve o çanta git gide yıpranır. Eskiden yeni olmasının önemi kalmaz. O anda eskidir sonrasında daha da eskidir.

Anka kuşu gibi küllerinden doğmak yerine, sıfırdan bir başlangıç yapmak yerine, eskileri bir kenara koyup, acıların hissiyatını unutup, tecrübeleri dayanak yaparak ve o çantayı eskisinden daha güzel bir şekilde yamayarak yaşamaya devam etmek daha iyi olur. Bunları yapabilen, hem geçmişi kullanarak daha güçlü olur, hem de eski toyluğunun olmadığını gösterir. İster kendine, ister başkalarına.

Değişim güzeldir. İnsanı geriye sürüklemediği sürece. İleriye doğru ilerlediğin sürece değişim güzeldir.

Tersine döndüreceksin herşeyi. Sana zarar veren yarar veriyor olacak, seni üzen, üzerinden akıp gidecek, acı veren ise olgunlaştıracak. Dünyanın kanunu bu diye klasik bir söz söylemeyeceğim, öyle zira yapabilecek başka bir şey yok.

Milyonlarca, binlerce insanı ölümüne sebep olan , teknolojinin bir kaç sene içerisinde atılım göstermesine sebep olan, bazı ülkelerin ekonomilerini arttırırken, diğerlerini göçüren , savaşların en büyüğü, asıl insanların kendi aralarında bireysel olarak yaptıkları savaşlardır. Ve işin kötü tarafı, hiç müttefik olmaz, herkes düşmandır.
NeoxolmisNeoxolmis
Üye
[center]Bir avuç kum, sadece gözlerime kaçan[/center]

Başka bir evrende doğru olabilirdi belki yaşadıklarım. Hissedebildiklerim. Ki zaten bir avuç dolusu tüydüler.
Yalnızlığımı seninle süslendirmek istedim sadece. Yalnızlığımı paylaşmazdım. Paylaşmayı zaten hiç sevmezdim ki. Ne bakışlarını ne dokunuşlarını ne ilgini ne de düşüncelerini.
Dedim ya yalnızlığımı paylaşmazdım. Kendimi de kandıramazdım artık bu saatten sonra yalnız değilim diye. Her insan yalnızdır çünkü. Sadece sanrılar vardır kendilerini kandırdıkları. Birkaç saat, birkaç gün belki de birkaç hafta süren. Ömür boyu inandırabiliyorsa, tebrik etmekten başka çarem kalmaz sadece bu kadar iyi rol yapabildikleri gibi.
Tanımıyorsun, tanımadın mı, tanımış olman lazımdı.
Bir insanı kendisinden daha iyi tanıyamam ki ben ama. Sen izin versende, içini dışını söylesende, her anını her dakikanı anlatsanda tanıyamam.
O karadeliğin içerisinde neler döndüğünü yaşamadan bilemem. Ve bunun yolu sen olmaktan geçiyor. Üzgünüm bebeğim, kendimi sende yaşayamayacak kadar ego sahibiyim.
Gözlerimi kapatınca aklıma gelen düşünceleri birbirine bağlamak her ne kadar zor olsada bunların sonucunda oluşan şeyi sevmiyorum.
Benimle alay ediyor zira.
Her seferinde öldürüyorum. O bitmeyen çığlıklarına katlanarak. O bitmeyen kanamasına göz yumarak. Sadistçe hayır mazoşistçe bir istekle tekrar tekrar öldürüyorum. Tekrar diriliyor ben bakmazken.
Ve artık tek yaptığım görmezden gelmek. Böylesi daha kolay.
Kolaylığına kaçtım çoğu şeyin. Kolay olmasını umdum çoğu zaman. Umut denen hissin koca bir saçmalık olduğunu öğrendiğim günden itibaren kelime anlamını yaşadım sadece gerçeklikte.


Nemli, yapış yapış nemli toprağın içerisindeki tabutuna son çivilerini çaktım. Ve sonrasında, mezarı kazarken parçalanmış tırnaklarımın sızısına aldırmadan avuç avuç toprak attım üzerine.
Duyuyormusun? Bu ses, bu toprağın tahtaya düşme sesi, bu ritim, insanı robotlaştıran bu sesi duyuyormusun?
- Sen ne duyuyorsan biliyorum.
Mistik ifadeleri ve didaktik yeteneğini kenara atıp sadece birkaç avuç kelimeyle anlatıyorum. Daha fazlası demek , daha fazla cümle demek, daha fazla cümle demek, uyandırmak demek. Ve ben artık uyanmak istemiyorum.
Kolayına kaçtım demiştim ya, böylesi daha kolay işte.
Anı yaşa, anı gör, anı hisset. Anı boşver kendine bak sadece. Her nefes alışverişinde milyonlarca hücre ölüyor. Her nefes alışverişinde zaman geçiyor. Ve zaman geçtikçe yaşlanıyorsun azizim. Geri alınmayacak bu zaman kıymetini bilmen gerekir ama değil mi?
Hayır, bilemezsin. İnsanlar nankördür. İnsanlar narsistir. İnsanlar iki yüzlüdür. Ve hepsi için bir oyundur.
Sonunda ellerini kan içinde bırakacakları bir oyun sadece. Ne azı, ne çoğu.
Düşüncelerinin kanatlarını yolmuştun ya hani, uzaklaşıp kaybolmasınlar diye. Ama bu seferde yeryüzüne hapsettin onları. Öldürsen belki daha iyiydi. Denemeden bilemezsin ki.
Dene, doğru yanlış. Dene iki olasılık biri daha fazla diğerinden. Dene yanıl belki bulursun gerçeği.
Denemekle geçiyor hayat. Ve bu deneyimler zaman değiştikçe geçersiz hale geliyor.
Hiçbir şey stabil değil ki. Hata yapmamak kaçınılmaz bu yüzden.
Ben hatalarımı öldürdüm, sonra fark ettim ki doğrularım hiç olmamış ki.
Doğru sandıklarım sadece hata dekoruna sahip birer gerçeklikmiş.
Toprak iyi, toprak soğuk, toprak güzel.
Toprak sadece çürümüşlük barındırır.
Güneş güzel , güneş parlak.
Güneş sadece yakar.
Nefes alıyorum. Ciğerlerimin en ücra köşesine dek. Oksijen kanımda geziniyor.
Göğsümü ağrıtıyor bu refleks sadece.
İyi yanlar mı, iyi yanlar yoktur sadece gerçeklik vardır.
Denilmesini istediğiniz şeyi asla duymayacağınız gibi.

Camel-Rajaz
when a poet sings the song and all are hypnotised,
enchanted by the sound...
we will mark the time as one,
tandem in the sun.
the rhythm of a hymn.
discussioncontroller