Rüya Günlüğü
Misafir
Her gece rüya gördükten sonra bu rüya günlüğünde paylaşalım. Rüyaların açıklamalarını yazalım. Hadi ben başlıyorum.

Sevgili günlük:
Lost adasındayız. Tanıdığım tek kişi Kate var. Bana yüzüğünü veriyor. Arkadan biri gelip onu geri ver diyor. Ben vermiyorum. Sonra birden kendimi yeşillik bir yerde buluyorum. Bir limuzinden kız iniyor. Kate değil ama. Yanıma geliyor gezmeye başlıyoruz. Bir yere giriyoruz. Burda adam ölmüş. Kız sen mi yaptın diyor. Ben de senin yanındaydım nasıl yaparım diyorum. Kız özel güçlerim var diyor. Sana da bulaştırdım. (Haydaa) Tam kıza aşık oluyorum kız gitmek zorundayım diyor. Elimde elektro gitarım var. Sınıftayım. Matematik sınavı. Hoca "seni aşağıdan biri çağırıyor" diyor. Gidiyorum. Bir yaşlı kadın. Pilot olmak ister misin diyor? Ulan ben de pilot tipi yok ki. Bilgisayar mühendisi olacağım. Neyse ben üzgünüm tabi. Gitarı çalıyor. Ama amfi yok. Çıkan ses çok kötü :D Ve bitiyor.  Aslında daha detaylar var da söylemiyorum çok uzar.

Böyle günlük işte. Sen nasıl rüyalar gör... pardon sen rüya göremiyorsun.

Hadi millet sıra sizde.
Misafir
Rüya Defteri diye bir konumuz var zaten :)
Misafir
Valla göremedim. Pardon. Link verirsen sevinirim ben bulamadım yaw. Neyse. İsterseniz kalabilir bu başlık da. İsterseniz kilitleyebilirsiniz. Farketmez. Görmediğim için açmıştım.
Misafir
Rüya Defteri bir varmış bir yokmuş. Daha önce vardı ama şu an yok yani, nerede ben de bilmiyorum. Buradan devam edebiliriz.
master byroll
Üye
Yanlız böyle bir şevkle başlayıp sonra "ha, öyle mi? ee... peki :/" gibi bir duraksamaya uğramış gibi olmuş, bana da oluyor bazen... Ehehe :)

Efendim, Mindfreak senin ruhun kabarmış :D Lost adasıyla (hiç Lost izlemedim bu arada :)) teyzenin sana piloyluk teklif etmesi arasında bir bağlantı olmalı. Gitarla limuzin arasında da bağlantı kurayım, hani meşhur Rockstar olmuş, limuzini bile var falan gibi. Bu arada "kıza tam aşık olacakken kız gitti" demen, olayların etkisinde çok kaldığını gösterdi bana. Yani kız gitti, kıza aşık olamadın? Hm... Bu arada gitar senin elindeyken nasıl teyze çalıyor? Nasıl bir rüyadır bu?! Hemen git yat uyu, yenisini gör!!!

Madem bu kadar yazdık saçmaladık, ben de dün gece gördüğüm rüyayı yazayım...

Gerekli Şeyler'e gitmişim ama GŞ bildiğiniz GŞ değil, yine çizgi roman, figür falan kısmı var ama küçük bir bölüm. Böyle kadehler dizili raflar boyunca, tadımlık şaraplar falan var her kadehte. Pardon, raflarda değil, piyanolar dizili, piyanoların üstünde şaraplar. Bir değişik... Böyle koyu parke falan yerler, değişik bir ambiyans olmuş. Sonra ben ÇR-Figür bölümüne gidiyorum, bir tane tek figürlü Batman Lego'su var (yani bir tek figür var). Fiyatına bakıyorum, 15 dolar mı ne... Yanımda da babam var (rüya bui çıkıyor hiç olmadık gibi..), diyorum, TR'den Lego falan alınmaz, yurtdışında 1 öro (€) falandır bu diyorum, (hiç olmayacağı gibi) "olsun, al sen" falan diyor babam, bana da bir şevk geliyor, "alayım mı?, hı?" falan diyorum ama almamak da geçiyor içimden, sonra rüya bitiyor...
Neldock
Üye
Sevgili Günlük,

Sana iki farklı rüyamı anlatacağım. Uzun sayılabilecek bir süre geçti ikisinin de üstünden, bazı ayrıntılar yanlış olabilir.

Okulda piyanonun başındayım. Cırt telefon çalıyor, ablam ağlayarak "Berk Hansi ölmüş, hemen Almanya'ya gitmeliyiz, okulun önündeyiz eniştenle, aşağı in." diyor

Hansi de Blind Guardian'ın solisti.

Neyse mezarlığa giriyoruz işte, ablam kendini oradan oraya atarak ağlamaya başlıyor. Omzumda bir el, bir şevkat eli, arkama dönüyorum Jens Johansson. Stratovarius'un klavyecisi, idolüm. "Gel," diyor Türkçe, gidiyoruz. Çıkarken bakıyorum bir kaç kişi almış gitarları Fiddler On The Green çalıp söylüyor, ses Hansi'nin sesi...

Baktım üstüm açılmış, sonra kalkıp bir soda içtim.

Diğer rüyaya geçiyorum.

Sıcak bir yaz günü, okulun önündeyim. İçeri giriyorum, karanlık bir kantin. Bir masa var, kırmızı mumlar şaraplar falan. Masanın karşısında 6-7 yaşlarında sarışın bir kız çocuğu, oturuyorum, yemeğe başlıyoruz. Kız "Sen mezun olunca beni kaçırırsın, evleniriz..." falan saçmalıyor.

Neyse güç bela kaçıyorum minik sarışından, üst kata, müzik odasına girmek isterken bakıyorum kapı kilitli. Elimi sokuyorum cebime, anahtar geliyor lakin kavrayamıyorum. Elimi bir çekiyorum, meğer elimi çekememişim, zira iki elim de bileğimden kopmuş.

Ulan klavyeci bir insanım, elim olmazsa hiç bir şey yapamam ki, en büyük korkumdur.

Bir ses geliyor, "Bunlar senin mi?" diyerekten. Bir dönüyorum Osman Hoca, İngilizce öğretmenimiz! Elinde de ellerim. Bileklerime bakıyorum, hala kopuk. "Evet!" diye haykıracakken bir dönüyorum ki Osman Hoca gitmiş, Lost'un çıtırı Claire gelmiş, kucağında da Aaron. Neyse boşver elleri, Claire ile bir hayatı paylaşırken ellere neden ihtiyacım olsun ki?

Elinden tutmak isterken kanayan bileğime yapışıyor, Aaron'ı bırakıyor koridora, hoş ben kendi oğlum gibi basardım bağrıma da, neyse olmasa da olur, anası yeter.

Mutlu bir hayata ellerim olmadan yelken açacakken saat çaldı ve uyandım. Hele o Claire'in yüzündeki işveli gülümseme...
Misafir
Şu ana kadar gördüğüm en abzürd rüya şu olsa gerek;

Servisci, ben, David Beckham, bizim evde iftar açıyoruz... Eveeeet.
karakilic
Üye
MrClown dedi:


Şu ana kadar gördüğüm en abzürd rüya şu olsa gerek;

Servisci, ben, David Beckham, bizim evde iftar açıyoruz... Eveeeet.

ah koptum ya harikaydı :D saçma rüya görmeye alışkını ama böylesini hiç görmemiştim, çok güzelmiş :D
Laçin
Üye
Hmm, utku söyledi de aklıma geldi. Bir keresinde yolda otostop çekiyorum, kamyonun teki durdu. Şöför kim bilin bakayım?

Hülya avşar. Bunu gördüğümde çok küçüktüm, o yüzden cinsel bir yönü yoktu rüyanın. Sadece birlikte karpuz kırıp yemiştik, epi topu buydu ^^
Misafir
Gördüğüm en gerizekalı, en absürt rüya Fenerbahçenin basketbol takımının başına Fatih Terim'in getirilmesi ile başlıyordu. Fatih Terim Fenerbahçeye Fenerovski isimli bir basketçi transfer ediyordu ve Fenerovski ile Terim Fener'i NBA'e taşıyorlardı. NBA'de geçirilen bir sezon sırasında takıma ihanet eden Fenerovski halkın gazabına uğruyordu ve rüya Fenerovski'nin annesi oğlunu Gelinim Olur Musun'da hararetli bir şekilde savunurken bitiyordu. İki sene önce falan görmüştüm bu rüyayı.
berx
Üye


Gördüğüm en gerizekalı, en absürt rüya Fenerbahçenin basketbol takımının başına Fatih Terim'in getirilmesi ile başlıyordu. Fatih Terim Fenerbahçeye Fenerovski isimli bir basketçi transfer ediyordu ve Fenerovski ile Terim Fener'i NBA'e taşıyorlardı. NBA'de geçirilen bir sezon sırasında takıma ihanet eden Fenerovski halkın gazabına uğruyordu ve rüya Fenerovski'nin annesi oğlunu Gelinim Olur Musun'da hararetli bir şekilde savunurken bitiyordu. İki sene önce falan görmüştüm bu rüyayı.


Senin yüreğin kabarmış. :P
discussioncontroller