Olay Üstüne Gürültüler
Misafir
Ben bir insanım ve insanlar öyküler anlatan hayvanlardır. Bu, türümüzü yaratan ama öykümüzün sonunu anlatmayan Tanrı’nın bir armağanıdır. Bu gizem bize sıkıntı verir. Zaten başka türlüsü nasıl olabilir ki? Öykünün sonunu bilmeden daha önce olanları, yani hayatımızı nasıl
anlamlandırabiliriz?

Bu yüzden Yaratıcı’mızı heyecanla ve kıskançlıkla taklit eder, kendi öykülerimizi yazarız, Tanrı’nın yarım bıraktığını şans eseri şans eseri anlatabileceğimizi umarak. Ve öykümüzü bitirirken niye doğmuş olduğumuzu anlarız.

[right]Clive Barker[/right]
deddodeddo
Üye
Selam dünyalı, ben dostum.
Lynx lynx
Üye
Selam uzaylı. Ben dostumun dostuyum.
Lynx lynx
Üye
Geçmişi özlediğini biliyorum. Bazen durup dururken derinlere daldığını da. Hatta bazen iç geçirip eski sevdiklerini düşünüp ağladığına da eminim. Kimi zaman ise oyuncaklarını özlüyorsun. İlk bisikletini, ilk evcil hayvanını, ilk bilgisayarını, ilk odanı, ilk arkadaşını, ilk sevdiceğini...

Geride bıraktığın her şeyi özlediğine adım gibi eminim. Ve kaçırdıklarını da.

Ayağına gelen fırsatları, ayrıldığının sevgilinin barışma çabalarını, gelen iş tekliflerini, verebileceğin dersleri kıl payı kaçırmanı ve nicelerini.

Bunların zaman zaman aklına geldiğini ve hüzünlendirdiğini hatta gözlerinin dolduğunu kabullenmek istemiyorsun. Bunlar yıpratıyor seni. Kabuklarını kırıyor. İnsanlara göstermek istemiyorsun. Kendi içinde halletmek istiyorsun ki insanlar seni aciz görmesin. Onlara zayıf ve beceriksiz görünmemek için elinden geleni yapıyorsun.

Fakat bunların hiçbiri geri gelmeyecek. Ne eski sevgilinle barışabilirsin ne kaçırdığın sınavı o an içinde düzeltebilirsin ne de reddettiğin iş teklifini artık kabul edebilirsin.

O günler geride kaldı. Senin için kayıp günler. Bunlar senin kaybettiğin mücadelelerin. Vazgeç artık. İnanmak istemiyorsun, kabullenmek istemiyorsun ama kaybettin. Bunları geri kazanamazsın.

Kayıp günlerin için tasalanmaya devam edersen kaybetmeye de devam edeceksin. Onları geride bırak. Çünkü geri gelmeyecek. Ne kötü anıların ne de iyi anıların. Onları saklamak istiyorsun biliyorum. Onlar senin kıymetlilerin, bunu da biliyorum. Fakat takılırsan bunlara kazanamazsın önündeki mücadeleleri. Evet duygusuzca, fakat gerçek.

Geçmişte pek çok kişinin hayatında iz bıraktın bunu da biliyorum merak etme.

Ama onlar orda kaldı ve geri gelmeyecek. Gözünü açıp ileriye bak. Herkes her gün birbirinin hayatında iz bırakıyor. Sokaktaki ıslak mendilcinin seni nasıl etkilediğine bir bak. Metroya binerken karşılaştığın görme engelliye bak. Yemek siparişi verdiğinde yanlış servis yapan garsonu düşün. Otobüste birbirlerine giren iki insanı gözünün önüne getir. Hayır. Gözlerini kapatma. Kendini dışarı kapama. İnsanlar her gün birbirlerine çarpıyor. Sana da çarpacaklar şüphen olmasın. O zaman lütfen kulaklıklarını kulağına oturtup kafanı çevirme. Bu sana zarar verir, ona değil. Ve bir gün biri sana bodoslama çarpacak. Ve o zaman her şey değişecek. Belki iş bulursun belki sevgili belki de kaybettiğin oyuncağını sana getiren eski bir arkadaş. Bundan emin olamazsın. Lakin dünyaya sırtını dönersen her şeyi kaçırırsın. İnsanlarla konuşmazsan her şeyi kaçırırsın. Ve böylece her mücadeleden mağlup çıkarsın. Kaybedersin.

Şimdi kulaklıklarını çıkar ve dışarı çık. İnsanlara bak. Onlarla konuş, onları dinle. Geçmişini unut, geleceğin sana getirdiği fırsatları gör. İnsanlara çarp.
Lynx lynx
Üye
Yok olmayı beklerken zorunluluktan nefes alıyorsun. Küllerinin etrafa savrulmasını istiyorsun bir an önce. Telefonda rastgele çevirdiğin numaradaki adamın sana "alo" yerine "öl" demesini istiyorsun. Çünkü doğrunla yanlışın birbirine girdi. Ne konuşabiliyorsun ne susabiliyorsun. Fakat anlatman lazım ki unutasın. İçmen lazım ki unutasın. Benliğini kaybetmelisin. Ki unutasın. Eğlencenle acıların birbirine karışıyor. Eğlenmek senin için çok bir hal almaya başlıyor. Sessiz kaldığında duydukların rahatsız ediyor seni. Ama emin ol, gün gelecek onlar seni rahatsız etmeyecek.

Hissizleştiğinin farkındasın değil mi? Sessizlik seni manipüle ediyor. Buna eminim. Sessizlik seni kontrol etmiyor. Sessizlik seni meşgul ediyor.

Yok olmak istiyorsun. Lakin hiç olmak istemiyorsun. Kafanda bu üç harfin tasvir ettiği başka terimler var. İkisi sana göre farklı. Belki de aynı yola çıkıyor ikisi de. İnanmak istiyorsun bunların farklı olduğuna. Birbirinden ayrı kavramlar içerdiğine inanmak istiyorsun.

Bunu benim için yapabilir misin?

Bunu benim için yapar mısın?

İkisinin farklı olduğunu ispatlayabilir misin bana?

İkisinin farklı olduğunu ispatlar mısın bana?

Acıma ortak olmasan da zevkime ortak olmasan da bunları benim için yapar mısın?

Yok olduğumda bir hiç olmak istemiyorum.
Lynx lynx
Üye
Günümüz Ekonomik Sistemi Üzerine Yankılar

Eğer geliriniz sabit ise ve gelir piramidinin altında veya ortalarında yer alıyorsanız yaptığınız her harcama sizin için bir külfettir. Eliniz cebinize gittiğinde içiniz burkulur. Sonuçlarını ve ilerleyen günleri nasıl geçireceğinizi düşünürsünüz. Altından kalkmak için çeşitli stratejiler oluşturursunuz. Almak istediğiniz veya almanız gereken onlarca şey vardır. Ancak siz onları tutarlarına ve kullanım önceliğine göre sıraya koymak zorundasınız.

Gerektiğinde ikinci belki de üçüncü bir iş bulursunuz cüzdanınızın patlamaması için. Buna rağmen her an sırtınızda bir borç ya da ödeme vardır. Her an bazı denklemler kurup bunları uzun vadede çözmenin planlarını yapmak zorundasınızdır.

Dara düştüğünüzde devreye sokabileceğiniz bir fon yoktur. Çünkü o fonu zaten kullanmışsınızdır. Ebedi bir günü kurtarma hakimdir. Ay sonları ise içinden çıkılamaz bir sorundur. Hayatınızı devam ettirmeniz için bulunduğunuz mevkii ve çatıyı koruyabilmek için ay sonlarında herkesi memnun etmeniz gerekir.

Üst gelir sınıfına yapılan imrenme ise sadece daha fazlasını hedeflediniz için oluşan bir imgedir. Sürekli tüketmenizi ve daha fazla tüketmenizi, sonundaki elinizdeki ile yetinmeyip azami tüketimi sağlamanızı isteyen çarklar içinde kazanan aslında yoktur. Herkes azamiyi hedeflemektedir. "Zengin" diye belirtilen kesim ise sadece daha fazla kazanmaktadır. Fakat bu, onların sizden daha iyi ya da daha mutlu olduğunun bir işareti değildir. O kesim de ay sonunu düşünür. Çünkü alt ve orta gelir sınıfının harcamaları kendi cebine göre olduğu gibi üst gelir sınıfının harcamaları da bu yöndedir. Onlar daha fazla tüketir, daha fazla harcar, daha fazla yeniler. Miktar artmasına rağmen insanoğlu doyumsuzluğu ile birlikte gelir farkını asgari seviyeye çekmektedir.
Lynx lynx
Üye
Hayatın Log'ları

Log kavramı bilgisayar üzerinden insanlarla iletişime geçtiğimiz andan beri hayatımızda. Sohbet günlüğü veya konuşma geçmişi de diyebiliriz. Lakin irdelemek istediğim log'un tarihsel süreçteki gelişimi ve değişimi değil.

Log tutmak ve onları saklamak bir noktadan sonra takıntı haline geliyor. 5 senelik 7 senelik log'lar bulunabiliyor bazılarımızın arşivinde. Bunlar okunmuyor. Sadece orda duruyor. Sadece nostalji için oradalar. O zamanki acılarımızı ve sevinçlerimizi tazelemek için kullanıyoruz sadece. Hatalarımızla acı çekiyoruz. Adeta o ana saplıyor. İlerlemeni engelliyor. Anılar yük oluyor, anılar külfet oluyor bu sayede.

Hafızamız bizi yanıltır, buna şüphe yok. Ancak kronolojik takvim çıkartırken şaştığımızda başka tekniklerle o anları ve o kişileri su üstüne çıkarmak mümkün. Anları yaşatmam mümkün.

Ancak tarih bizi yanıltır. Anılar bizi sömürür. Hüzünler bizi eritir.

Ve geçmiş her zaman çarpılılarak sunulur. Biz bükeriz kendi tarihimizi. Yanlışlar ile doludur bu yüzden.

Geçmiş her sene biraz daha büyüyen bir sırt çantasıdır.
Geçmiş her sene biraz daha büyüyen bir mide ağrısıdır.

Nasıl eski logları açıp bakmıyorsak, geçmişimizi de okumuyoruz. Ancak bizim üstümüzde hakimiyeti daha fazla.

Çuvaldızı kendimize batırıp her gün boş bir sayfa gibi uyanmayı öğrenmemiz gerekiyor.
Lynx lynx
Üye
İş ve Çalışma Dinamikleri Üzerine Yankılar

Hayatta kalmak için çalışmak zorunda olmamız aslında kısır döngüden ibaret.

Hepimiz çalışıyoruz, hepimiz tüketiyoruz. İkinci dalga yani sanayi tipi ekonomileri tipik yansıması. Hızlı üretim hızlı tüketimi, hızlı tüketim de gelişmeyi ve marjinal faydayı beraberinde getiriyor. Herkes karını maksimize etme derdinde. Asıl amaç çok kazanmak değil elindekilerden maksimum verim alıp bununla maksimum kâra ulaşmak.

Bir işletmedeki, iş gücünün sayısının artması üretimini arttıracağını garantilemediği gibi minimum işçi çalıştırmak da üretim kademelerini atıl duruma getiriyor.

Çıkar yol çok işçi de değil çok makina da değil. Zaten bu aşikar. Ancak bu teorik.

Günümüzde ise pek çok sektöre baktığımızda iş gücü artığından doğan sürekli sirkülasyona dayalı çalışma hayatı görüyoruz. Çünkü işler o kadar standardizasyona uğradı ki herkes ince ayardan sonra o işi yapabilir konuma geliyor. Ve dişlileri oynatmadığı sürece orada barınabiliyor.

Bu düşük kıstaslar beraberinde ucuz iş gücünü de getiriyor. Kendi standartlarına uygun iş bulamadığında ve mutsuz olarak çalışıp orayı kendine göre asimile etmeye başaldığında bir noktadan sonra kapıyı göstermeleri kaçınılmaz oluyor.

Bir ütopya kurup kimsenin çalışmadığı dünya düzenini düşünelim. Tek sabitimiz ise 04.08.2010 tarihinden sonra bunun uygulanmaya başlanması.

Sonuç olmayan bir sosyal düzen ve sonsuzluğa giden bir yığılma. Çünkü kimse çalışmayacak bu durumda herkes tüketecek. Ve erimeye, çözünmeye başlayacak. Önce mutlak bir tüketim olacak. Ardından her şey tükendiğinde ise kaos olacak. Çünkü savurganlığa ve aşırı tüketime alışan insanoğlu karşısında mutlak bir yokluk bulacak. Bu noktada ise insanlar tüketememe hastalığına yakalanacak. Her şey sabit olacağı için monoton olamama hastalığına yakalanacak. Çözümün bu olmadığını anlayıp tekrar tüketmeye başlayacak. Tekrar maksimum üretim olacak. Marjinal faydalar göz önüne alınacak. Çıkar bir yol olmadığı ve döngü kendi kendini iç dinamikleri ile beslediği için devam edecek.
Lynx lynx
Üye
Genellikle insanoğlu yok olmaktan korkar. Bilmediği için çekinir ve yapmakta olduğu şeye devam eder. Kazanç hesabı yapamaz. Sadece kestiremediği bir yola girmektense kestirebildiği kayıplara boyun eğer.

Gelir gider tablosunu günlük hayatta da hesaplamadığı için çoğunlukla falso durumlarla karşılaşır. Son anda çözüm üreterek işin içinden sıyrılmaya çalışır.

Bu son dakika golleri de beraberinde içinden çıkılamayan bir kısır döngü oluşturur. Kaçamadığın noktada istemsizce yok olana kadar nefes alır.

Peki ya bilinçli olarak yok olmayı seçersek ve bunu gerçekten isersek?
deddodeddo
Üye
Selam dünyalı, hala dostum!
discussioncontroller