Bleach FRP - Chaos Arc
KurtulanSamaKurtulanSama
Üye
Herkesin duyabileceği yüksek bir sesle Dosojin'e:
- Bu ağzında bakla ıslanmaz, ne dediğini düşünmeden boş konuşan, mantık çerçevesi bile olmayan aptal quincy'de mi bize katılıyor?
YojimboYojimbo
Mod
Dosojin kulaklıklarından yankılanan müziğe rağmen Yusei'nin söylediklerini işitmiştir.

" Ne o shinigami, bir kez daha mı takım arkadaşlarını sırtından bıçaklamaya çalışacaksın? "

Yardımcı kaptan dikiz aynasından tehditkar bir gülümseme ile shinigamiyi süzerken; jeep sokağın ortasında açılan dev bir kraterin üzerine inşa edilmiş, ahşap köprünün üzerinden geçmektedir.

Köprüden aşağı bakıldığında tek görülen, zifiri karanlıktır.
KurtulanSamaKurtulanSama
Üye
- Üç şey var Dosojin Fuku-Taichou. Birincisi, söylediklerimden bunu yapmak isteyeceğimi nerden çıkardın? İkincisi, ben kimseyi arkadan vurduğumu hatırlamıyorum. Sayet ona saldırdığımda She-do karşımda durmaktaydı. Üçüncüsü, saldıranın şu anki ben olmadığını biliyorsun. Şunu da söylemeliyim ki buradaki herkese senden daha çok güveniyorum hatta Okibi ve Noroi'ye bile

Sonra tekrar kafamı arkaya yaslayıp hatıralarıma daldım.

YojimboYojimbo
Mod
Dosojin'in suratına küçük alaycı bir gülümseme yayılmıştır.

- Hala güvenden bahsediyorsun öyle değil mi?


Yardımcı kaptan cebinden çıkardığı sigarasını yakarken daha resmi bir ses tonuyla devam eder.

- Hala Yojimbo 5 ekibinde yer alabildiğine sevinip, çeneni kapalı tutsan iyi olur evlat. Lakin şu sarkık çenene bir çözüm bulmassan, bu durumun da uzun süreceği konusunda sana güvence veremem. Akademideki kitap kokusu henüz üzerinden çıkmamış, züppe bir veletin benim hakkımda düşündüklerinin umrumda olduğunu nereden çıkardın? Hele ki bu velet henüz ilk görevinde, emirleri görmezden elerek takım arkadaşına saldırmışsa..."

Dosojin aldığı derin nefesin aldından, sigarasını aracın içindeki küllüğe hafifçe bıraktıktan sonra tüm ekip üyelerinin duyabileceği, sert bir ses tonuyla konuşur;


- Şimdiye kadar boşboğazlık etmenize göz yummuş olmam, belli ki karşınızdaki shinigaminin rütbesini unutmanıza neden olmuş. Lakin şu dakikadan itibaren her fevri hareketiniz, tüm ekibin kaderini etkileyeceğinden bir başka müsemma beklemeyin. Ayrıca bu ekipteki üyeler hakkında -burada ben dururken- fikir yürütebileceğinizi asla düşünmeyin. Merak etmeyin bazılarınızın benim ekibimde olmasını da ben tercih etmedim. Yalnızca size söylenenleri yapın ve gerekmedikçe çenenizi kapalı tutun.


Yardımcı kaptan, birkaç saniye önceki sert ifadesiyle alakası olmayan, muzur bir gülümsemeyle ekibi süzdükten sonra, bakışlarını tekrar yola odaklar.



KurtulanSamaKurtulanSama
Üye
Asla anlamayacaksın... Neler yaşadığımı bilmiyorsun ya da içimde neyin yaşadığını. Biraz güç kazandın diye hakkımızda hiçbir şey bilmeden yorum yapıyorsun. İyi bir lider değilsin dosojin. İyi bir liderin yakınından bile geçemiyorsun ancak bir fuku taichou olabilecek güce sahipsin... Bu güce nasıl sahip olduğunu bilmiyorum ancak bir gün seni bu konuda geçeceğim ve o gün seni yaşadığına pişman edeceğim. Sadece seni değil, o gün hayatımı kurtaran bütün shinigamileri. Bu veletin güçlenmesini iyi seyret Dosojin çünkü bu velet güçlendikçe senin sonun daha da yaklaşacak...

-Dosojin Fuku-taichou, takımndakileri kurtarmak için gözü kapalı bir şekilde ölümüne koşan birisinin neden onlara ihanet etmek isteyebilecğini düşünmeni isteyebilir miyim?
________________________________________________________________________________________________________________

-Sanırım burada bizi bulamazlar.

-Hey Sakura, sen iyi misin?

-Evet, sanırım...

-Peki nasıl geri döneceğiz Izawa. Akademiye giden yolu biliyorsundur umarım.

-Merak etme. Eminim Mito bizi bulmak için yola çıkmıştır bile. Hey Sakura bu 11. bölük elemanlarını bu kadar kızdıracak ne yaptın?

-4. Bölükte olmam yetiyor sanırım.

-Gotei 13'de daha ilk günün ve seni bu kadar sıkıştırıyorlar ha?

-Hey Yusei, senin dersin yok muydu?

-Hayır bu gün izinliyiz. Bu arada şu gelen Mito değil mi?

-Selam çocuklar. Neden bu kadar uzaktasınız? Sizi bulana kadar baya uğraşmak zorunda kaldım.
-11.Bölük...

-Ahahaha, bu kadar ileri mi gittiler? Sadece eğleniyorlardır... Ben gelirken etrafta kimse yoktu. Hadi geri dönelim...

........

-Bu reiatsu da ne?

Gerisi boştu. Bir ağaca adjuchas tarafından çivilenmiş biçimde arkadaşlarımın parçalanmış bedenlerine bakmaya zorlanıyor olduğuyuydu...

-Yeter. Şimdi sıra senin küçük adam...

Sonra Shinigamiler geldi. Adjuchas'ı öldürdüler ancak bir parçasının hala içimde olduğunu biliyordum.

-NEDEN BENİ KURTARDINIZ LANET OLASILAR! NEDEN ÖLÜME TERKETMEDİNİZ! LANET OLSUN! NEDEN ÖLÜME TERKETMEDİNİZ!!!

_______________________________________________________________________________________________

-NEDEN ÖLÜME TERKETMEDİNİZ!!!

Uyandım. Ter içindeydim. Takımdakiler bana bakıyor olabilirdi. Açıkçası dikkat etmedim. bu kabusu, hayır anıyıyı düşünmeyeli çok uzun zman geçmişti. ancak hiçbir zaman şimdiki kadar gerçek olmamıştı. Neler oluyordu? Dünya'ya indiğimden beri bzı şeyler fazla gerçek olmaya başlamıştı. bunların neden olabileceğini öğrenmek zorundaydım ancak şimdi görevime odaklanmam gerekiyordu...

-Özür dilerim. sadece bir rüyaydı...

Hayır, sadece korkunç bir hatıraydı... O zamndan beri nadiren de olsa o hollow tarafından rahatsız ediliyordum. İçimdeydi bundan emindim. Vücuduma direkt etki edemese bile düşüncelerimi karıştırıp beni kendi istediği gibi hareket etmeye zorlayabiliyordu ancak çok zaıftı ve rahatça bastırılabiiyordu. she-do'yu yaraladığım zaman ise benim bilincim işlevselliğini yitirmişti. bir anlık tereddüt'ün sonucu kılıcımı ben onu durduramadan çekmişti. Nasıl olduğunu bilmiyordum ancak daha sonra da denedi ve başarısız oldu. git gide güçleniyor beni deliliğe sürüklüyordu. Yardıma ihtiyacım vardı ancak şu anda kendim başa çıkmak zorundaydım...
YojimboYojimbo
Mod
Yardımcı kaptanın, shinigaminin attığı çığlığa verdiği tek tepki, kulaklıklarından yankılanan müziğin sesini açmak olmuştu. Fakat zaman zaman dikiz aynasından attığı düşünceli bakışlarını, ter içinde kalmış Yusei'den kaçıramamıştı.

------------

Jeep, şehirden uzaklaştıkça etraftaki yıkım da kendini iyiden iyiye belli etmekteydi. Öyle ki, bir süre sonra etrafları dev bir hurdalığı andırır hale gelmişti.

Gün sona ererken, shinigamilerin tek görebildikleri peşi sıra yol alan araçların farlarının aydınlattığı yoldan ibaretti. Tek bir yıldız görmeyi dahi olanaksız kılan gökyüzü, bir kara delikten farksızdı. Güneş ışınlarını dahi büyük ölçüde hapsedebilen bu hastalıklı bulutların etkisi, belli ki geceleri daha da hissttiriyordu kendini. Üstelik açık klimaya rağmen aracın için neredeyse buz kesmişti.

Konvoyun, bir süre sonra farklı yollara sapmaya başlamasıyla, karanlık wagoonera daha da yaklaşmıştı. Shinigamiler, zaman zaman beliren ve etraflarındaki hiçliğin içinde birer mücevher gibi parlayan gözleri seçebilir hale gelmişti.

"Uuuu... Korku hikayesi bileniniz var mı? Ah bir de marshmallow olsaydı değil mi? Kamp ateşi de yakardırk"


Dosojin soğuk şakasının ardındna, net ve kısa bir kahkaha patlattıktan sonra hiçbirşey olmamış gibi bakışlarını tekrar yola odaklamıştı.

Dakikalar birbirini izlerken shinigamiler, yaklaşmakta oldukları büyük bir ışık kümesini fark etmişlerdi. Gökyüzünü saran bulutları dahi aydınlatan bu güçlü ışığın kaynağına ulaşmaları için bir yarım saat daha yol tepmeleri gerekmişti.

Işık kaynağı, etrafı bir kaç metrelik demir plakalarla ve dikenli tellerle çevrilmiş -ki bu haliyle bir mülteci kampını hatırlatmaktadır- bir kasabadan başka birşey çıkmayacaktır.

Dosojin aracı, üzerinde büyük sarı harflerle -ki boyanın bir kısmı akmıştır- "Bane Barony- Doğu Kapısı" yazan geniş metal aksamın tam önüne park ettiğinde, yapının iki yanında yükselen derme-çatma kulelerdeki spotlar üzerlerine odaklanmıştı bile.

Bu güçlü ışıklar, gözleri karanlığa alışmış olan shinigamileri bir kaç saniyeliğine kör etmeye yetmişti bile.

  Dosojin, -hiç birşey demeden- araçtan inip, birkaç metre ilerdeki kapıya doğru ilerleken ellerini iki yana açmış, suratındaki geniş gülümsemeyle haykırmıştır.

"Hey! Pickie için teslimatım var dostlarım!"

Metal plakanın üzerinde küçük bir bölme açılıp, iki çift göz yardımcı kaptanı dikkatle süzdükten sonra, - gür bir "AÇIN!" emrinin akabinde- bir takım çark sesleriyle beraber dev yapı aniden yükselmeye başlar.

Oluşan toz bulutu dağılırken, kapının ardında bir grup silahlı ve nispeten iri cüsseli adam belirir. Aralarından, üzerindeki deri cekette -bir rütbeyi temsil eden- metal işlemeler bulunan siyahi bir adam, Dosojin'e doğru yaklaşır ve tam karşısında durur.

Suratındaki yarar izleri, iri yapısı ve uzun sakalları ile oldukça korkutucu bir tip olan bu adamın sert bakışları yardımcı kaptanla burun buruna geldiklerinde aniden yumuşar ve attığı şen kahkaha ile altın kaplama dişleri ortaya çıkar.

"DOSSOO-ADAMIM!" gırtlaktan yükselen bu bass-bariton sesin ardından, adam yardımcı kaptan ile gayet sıcak bir şekilde tokalaşır. (Tokalaşma esnasında Bane Barony'e özgü garip figürler yapmayı da ihmal etmezler.)

"Nerelerdeydin be adam!"

"İş, güç. Ne olsun? Eh... Bunca zamandan sonra hediyesiz geleceğimi düşünmedin ama umarım, Sol!"

Yardımcı kaptan uzun ceketinin iç cebinden çıkardığı altın işlemeli yüzüğü uzatırken, iri adamın gözleri küçük bir çocuk gibi parlar. Hediyesini -dikkatle- yakından inceledikten sonra, suratına yayılan gülümsemeyle, işaret parmağına takılı gümüş kuru kafa işaretli yüzüğün yerine bunu takar.

"Bunu kraliyet sarayında buldum ona göre! İyi bak ona!"

Yardımcı kaptan birkaç saniye bekledikten sonra hala kapı önüne park etmiş vaziyetteki aracını işaret ederek.

"Eh, tek hediye bekleyen sen değilsin, öyle değil mi Sol? Pickie'nin bu teslimatı alması lazım."

Sol, yeni yüzüğüne kendini öylesine kaptırmıştır ki sadece kafasını olumlu yönde sallamakla yetinir.

Dosojin araca dönüp, metal plakanın altından yavaşça kasabaya girerken gülümser.

"Bu iş bu kadar!"

Bu esnada arkalarından Sol'ün gür sesi duyulur.

"Hey Doso! Şu malları bir görmem lazım, biliyorsun."

Dosojin aniden aracı durdurduktan sonra, pencereyi açarak kafasını dışarı çıkarır.

"Ah kusura bakma! Bagajda olacak! Sen bir baksana!"

Sol yanındaki silahlı adamlara kafasıyla aracı işaret eder ve adamlar wagoonera temkinle yaklaşarak, arka kaputunu açarlar. Gördükleri şey bir kasa yıllanmış fransız şarabıdır.

"Patron burada şarap var! Hem de fransız! Denemek için bir tane alalım mı ha?"

Sorduğu soruya istediği cevabı alan vücudu dövmelerle kaplı adam, suratında muzur bir gülümseme ile, kasadan aldığı şaraplardan birini cebinden çıkardığı isviçre çakısının ardındaki tirbüşon ile açıp tepesine diker. Islak sakalları eliyle sildikten sonra;

"Patron çok sağlammış bu yahu! Bir tane daha mı alsak... Yani deneme için."

Adamın elindeki şişeye neredeyse saldıran diğerlerinin yanından usulca geçen Sol, bir şişe de kendine aldıktan sonra kaputu sertçe kapatarak seslenir.

"Doso-sama... Şu adamlarınla tanıştırmayacak mısın bizleri yahu? Hem bu kadar kalabalık dolaşmazdın sen, ne oldu?"

Belli ki adam hediyesinin büyüsünden çıkmaya başlamıştır.

" İnatçı o... çocuğu."

Yardımcı kaptan sinirle mırıldanmasına rağmen araçtan indiğinde suratına -tekrar- eski neşeli ifadesini takınmayı ihmal etmez.

"Ah... Acelem var dediğim gibi. Mazur gör Sol!"


Dosojin aracın üstüne eliyle sert bir şekilde vurarak içerdekileri ikaz eder.

"Duydunuz çocuklar! Burada sizinle tanışmak isteyen biri var!"

Sol'ün yanına giderken daha düşünceli bir hal alır ses tonu Dosojin'in.

"Biliyorsun, bu işte ilerlemeye başladın mı, arkandan kuyunu kazmak isteyen şerefsizler de o kadar artıyor. Eh ben de kişisel güvenliğimi biraz arttırdım son zamanlarda. Buraya silahlı getirmedim ama tabi onları."

İri adam bir kahkaha patlarak, neredeyse dengesini bozacak bir şekilde omuzuna vurur shinigaminin.

"Ahah! Seni paranoyak! Biliyorsun Bane Barony'de ben varken kimse kılına zarar veremez senin!"

"Ah... Biliyorum elbette... Ama dediğin gibi alıştım bir kere onlara. Dışarda yaşadıklarımdan sonra tuvalete bile onlarla gider oldum! Ahaha!"


Dosojin hafif kızararak eliyle başını kaşır.



okveyay
Üye
Hala onlara karşı kötü hissediyorum kendimi, sanki ekipen biri değilmişim gibi hissediyorum bu duyguya bir son vermem gerek ama nasıl? O anda hissettiklerimi anlatsam bu Shinigami'ler dediklerimi anlayacak kadar anlayışlılar mı? En iyisi uygun bir yerde herşeyi açıklamak olur yoksa bu duyguyu hissetmeye devam edeceğim

-Sanırım size bir açıklama borçluyum, o anda hissettiklerimi öğrenmenizi istiyorum. Tabi burada değil daha düzgün biryer bu konuşma için en uygun seçim olur.

Kendimi hala ekipten biri gibi hissetmiyorum, buna Judas'ın o soğuk hoşgeldini değil yaptığım büyük hata neden oluyordu. Buna o soğuk sözler ve tavırların nedeni de büyüktü acaba yanlış yerde miyim, bilmiyorum ama sanırım burada olmam gerektiği için burdayım.
KurtulanSamaKurtulanSama
Üye
-Kimseye bir açıklama borçlu değilsin. Olan oldu artık yapılacak bişey yok. Sadece bir daha olmamasını sağla yoksa Doojin-sama'nın seni ikinci kere affedeceğini hiç sanmıyorum...
YojimboYojimbo
Mod
Dosojin aracın üstüne -bu kez daha sert bir şekilde- vurarak tekrarlar.

- Hey! İnip bir merhaba demeyecek misiniz bu koca çocuğa?"

Ardından hala karşısında dikilmekte olan Sol'e küçük bir gülümsemeyle bakar.
KurtulanSamaKurtulanSama
Üye
Dosojin'in uyarısıyla nerede olduğumuzu farkettim ve diğerleri ile birlikte arabadan indim. Karşımda durmakta olan ve Dosojin'in Sol dediği adama kendimi tanıttım...
-Aesawa Yusei, Juu-hachi sai.

[spoiler=RP Dışı]Bilmeyenler için juu-hachi sai , 18 yaşındayım demektir ve japonyada resmi tanışmalarda yaş söylenmesi bir görgü kuralıdır...
discussioncontroller