Warhammer 40k The Mischief
oyunsever94
Üye
-Offf bari işkence yaparken beni bu adamdan ayrı tutsanız.

Birden lorum kendini saran deliliğin farkına vardı.Bu duruma düştüğünden beri ettiği sözler ona yakışmıyordu ve onuruna sürülmüş kara bir lekeydi.Deliliğe ne kadar kaydığını görmek lorumu dehşete düşürmüştü.Bu cadılar onu canlı alamayacaktı.Bir duaya başladı.

-Yüzlerce yıl senin için savaştım.Bir kere geri çekilmedim.Bir kere seni yüzüstü bırakmadım.Hiç durmadan düşmanlara karşı insanlığı korudum.Bunları yaparken hep senin gücünü kullandım.İhtiyaç anında hep gücünü bana bahşettin.Şimi senin adına düşmanlarınla savaşmak ve onlara gücünü göstermek için benim yanımda olmanı diliyorum. 

Lorumun gözlerinin maviliği git gide artıyordu.Tüm kasları enerji ile gerilmişti.Ve tüm gücüyle birden onu bağlayan ipleri zorladı.

-ORDO MALLEUS!!!!!!!!!
talonmaster
Üye
şero ellerinin birazda olsa eski haline geri döndüğünü gördü. yanlarındakilere bakarak"işte başlıyoruz"dedi."hadi şu varili yuvarlıyalım"diyerek varili tekmeleyerek yuvarlamaya başladı."umarım kapıya kadar dayanır" diye düşünüyordu
varili yuvarlarken arakya bakarak" bence bir fırsatımız varken üsten geriye kalanları bir kontrol edelim belki bir telsiz falan buluruz"dedi
Kalixis
Üye
Kalixis sero'nun dediğinin mantıklı olduğunu düşünse de yapmak istemedi.Çünkü çok üşüyordu ve biraz ısınmaya başlamıştı.Sero'ya:``Olabildiğince varili yakalım ondan sonra kapıyı yakarız ve bu biraz bize zaman sağlar´´dedi.Beyninin buzları daha yeni çözülüyordu ve aklında kapı yanıp bittikten sonra ne yapacakları hakkında bir fikir yoktu.İmparatorun yardım edeceğini umuyordu.İmparatora:``Lordum bana yardım et ki krallığını kurtarabileyim´´dedi. O sırada bir yerden,``Burada İmparator YOK ... Ben burada tanrıyım´´ diye bir ses işitti.Şaşırdı ve yürümeye devam etti...
anger rabbit
Üye
"Acele edip kapıya gitmeliyiz" dedi Raven "Ve hayatta kalmak istiyorsak sığınacak bir yer bulmalıyız."
Lord Inquisitor
Üye
--------------------DM----------------------

Bilinmeyen Bir Yer...... Clan XelTawii Şehri.
-----------------------------------------

Warp kapısından geçmemek için direnen Grey Knight'ın çırpınışları veya bağrışları işe yaramamıştı. Gabriel ile Lorum'u birbirine sıkıca bağlayan enerji ipi Haunter'ların iradesiyle onları havada tutuyor ve kolaylıkla sürüklüyordu. Enerjiden ip giderek sıkılaşarak hem Gabriel'i hem de Lorum'u acıya boğuyordu. Bu sırada hala kasıkları acıyla ağrıyordu.

Haunter'lar ellerini hızla ileriye savurarak Gabriel ile Lorum'u açık olan Warp kapısına fırlattılar. İkisi birden aniden hareketlenmiş ve açık olan kapıdan geçerek başka bir yere, güzel ve geniş bir yere gelmişler ve aynen de yere yapışmışlardı.

Geldikleri yer oldukça geniş bir ve dairesel tarzda dizayn edilmiş bir salondu. Üzerinde bulundukları yer, bir platform gibiydi ve havada asılı gibi bir hali vardı. Platformun kenarlarındaki korkuluklardan ötesi gözükmüyor ve etraftaki derinlik hissi olduşça yüksek bir yerde olduklarını anımsatıyordu. Üzerinde bulundukları platform muazzam bir mermer işlemeciliğiyle döşenmişti. Birbirine dolanan dört tane yılan ve bu yılanların ortasında gözleri kızıl renkte bir kurukafa motifi bütün platformun zeminine döşenmişti. İmparatorluğun en harika saraylarında bile böylesine bir sanat yoktu.

Lorum ve Gabriel kafalarını kaldırıp yukarılara baktığında tavanda asılı halde birçok devasa kristal gördü. Kristaller havada öylece asılı duruyor ve kendi etraflarında dönüyorlardı. Kristallerin döneüşleri öyle bir ayarlıydı ki yansımalar birbiri üzerine biniyor ve etrafı adeta gündüzmüşçesine aydınlık kılıyordu. Bu aydınlıktan anlaşılan bir diğer nokta ise bu devasa salon platformun yer altında olduğuydu. Zira kristallerin havada süzüldüğü tavan topraktandı ve kocaman sarkıtlar göze çarpıyordu.

----------------------------------------

Aniden Lorum ile Gabriel'i birbirine bağlayan enerji ipi ortadan kayboldu ve ikisini serbest bıraktı. Gevşemenin verdiği rahatlıkla derin derin nefes aldılar. Ancak, enerji ipinin çözülüşünü takip eden sırada platformda birçok ufak Warp delikleri açıldı ve içinden Dark Eldar'lar çıktı. 

Gelen Eldar'ların hepsi dişiydi ve zırh giymiyorlardı. Lorum ve Gabriel ilk defa Eldar'ları zırhları olmadan, doğal halleriyle görüyorlardı. Neredeyse yarı çıplak, oldukça da kışkırtıcıydılar. Hepsinde uzun ve dümdüz bacaklar, derin yırtmaçlı etek gibi bir kıyafet ve göğüslerini de çok fazla saklamayan bluzları vardı. Zaten dekolteleri fazlaca derindi. Sarı, Kırmızı ve Turuncu renklerdeki saçları bellerine kadar iniyordu ve narin, ince düzgün hatlı vücutları, hafif bronz tenleri olduğu gibi gözler önündeydi. Bir Eldar'dan asla beklenmeyecek kadar iri göğüslüydü bunlar ve hepsi en azından 172 ile 190 cm arasında boylardaydı.

Gabriel ve Lorum asla cinsel ihtiyaç hissetmemişlerdi. Bu onlara yasaktı. Ancak, karşılarındaki bu Eldar'lar, ikisininde hayatları boyunca gördükleri tüm insan "Kadın" denen canlılardan yüzlerce kat daha farklıydı. Space Marines güzel kavramını bilmezdi ama bunlar, sanki bu kavramı yavaş yavaş hissediyorlardı. karışık ruh hali içersindeydiler.

Ancak bu huriler aniden ellerini havaya kaldırdılar, ritmik ve ilginç bir dans etmeye başladılar. Danstan da ziyade bir nevi ritüeldi. Eldar'ların bu ilginç ritüeli ritmik olarak devam ederken tam olarak Lorum ve Gabriel arkasında yerdeki mermer zemin yükselmeye başladı. Yaklaşık olarak 2 metrelik bir sütun olacak şekilde yükseldikten sonra durdu. Dehşetle fark edildi ki bu mermer aslında mermer falan değil, yaşayan bir tür kaplamaydı.

Daha kısa bir süre geçmemişti ki bu sütundan uzantılar çıkmaya başladı ve aniden hem Lorum'u hem de Gabriel'i kendisine çekerek sütuna bağladılar. Öylesine güçlüydü ki bu bağlantılar, bacaklarını ve ve kollarını hareket ettiremiyorlardı. Enerji İpi gibi acı verici değildi bu kaplamadan oluşan uzantılar ama enerji ipinden çok daha etkiliydi.

Bu kısa işlemden sonra Eldar'lar ritüeli bırakarak yere diz çöktüler. Kısa süre ardından ise büyücenek bir Warp Deliği açıldı.

Son derece uzun boylu ve insanın algısının ötesinde bir güzellikte Eldar hanımı kapıdan çıkmıştı. Tül şeklinde bir elbisesi vücudunun bütün narinliği üzerinde süzülüyordu. Kaslı, upuzun ve zarif bacakları yaşayan kaplamanın üzerinde adeta kayıyor gibi adımlar atıyordu. Dimdik vücudunda göğüsleri kalp krizi sebebiyeti verecek kadar kışkırtıcıydı. Derin, yemyeşil gözleri ve narin, kalkık burnu ile harika bir yüzü vardı. Çizmeleri kaplama üzerinde ince sesler çıkararak yürüyordu.

Eğer bu... Kadındıysa, Lorum ve Gabriel daha önce kadaın görmemişti.

Bu harika Eldar dişisinin ardından Karanlık zırhları içersinde 3 tane Haunter da gelmişti. Bu Haunter'lardan birisi tanıdıktı. Kapıdan geçmeden önce onlarla konuşan yüksek rütbeli Haunter'dı. Gözlerinde adeta öfke vardı. Neredeyse patlayacakmış gibi bir hali vardı! Kendini zor tutuyordu.

O harika Eldar Dişisi Lorum ve Gabriel'in yakınına gelerek durdu, gözleriyle bir Lorum'u bir de Gabriel'i süzüyordu.
-"Nasıl insancıklar? Eldar'ları hiç böyle beklemiyordunuz değil mi? Fikirleriniz değişti mi?"

Az önceki Haunter hızla ileriye fırlayıp kadının elini kavradı. Kızıl gözlü miğferinden sesi öfkeyle çıkıyordu!
-"Sevelana! Delirdin mi sen? Bu insanlar genetik olarak değiştirilmiş canlılar bunlar aseksüel! Bunlarla yatamazsın! Bir işe yaramaz! Klanın haysiyetini ayaklar altına alıyorsun!"

Bu güzel Eldar aslında Sevelana'dan başkası değilmiş. Sevelana elini bir çırpıda haunter'dan kurtarığ tekrardan Gabriel'e baktı:
-"Klanın kurtuluşu için uğraştığımı anlamıyorsun yüce Kahin. Bu canlıların cinsel dürtüleri yok değil sadece baskılanmış. Biz Eldar'lar için bu baskılardan onları kurtarmak çok zor olmasa gerek. Bu canlılar bu gece yatağıma girecek ve onlarla Kızıl Ritüeli gerçekleştireceğim"

Haunter dehşetle irkilmişti. Sevelana'ya değil de Lorum ve Gabriel'e bakıyordu:
-"Kızıl Ritüel?"

Sevelana başını yana yatırıp, muziü bir gülümseme ile Gabriel'e bakmaya devam etti:
-"Evet, kızıl ritüel."

Haunter tek bir laf bile etmeden diğer iki Haunter'ı da yanına katıp arkada açık olan Warp Deliğine girerek kayboldu. Sevelana ve diğer 10 tane Eldar dişisi platformda sütunlara yapıştırılmış halde bulunan Gabriel ile Lorum ile beraber kaldı.

Sevelana şeytani bir kadının gülümseyeceği şekilde sadist bir kahkaha attı ve ardından zevkle konuştu:
-"Beyninizin derinliklerinde yatan o vahşi erkeği uyandırmanın zamanı geldi. İmparatorunuz bile en nihayetinde bir erkekti. Sizi bu zevkten mahrum bırakması ne kadar da yazık.... Ama, üzülmeyin ben size cinsel kimliğinizi geri vereceğim."

(DM: Bakalım ne olacak? Coming soon... )
Lord Inquisitor
Üye
----------------------------DM--------------------------

Yavaş yavaş ve derinden yanan Fuison Oil tenekesi etrafa tesirli bir ısı yayıyordu. Bu ısı az önce Raven'ı, Sero'yu ve Kalixis'i donduracak olan sıradışı soğuğu baskılamıştı. Isının etkisiyle yeniden kan akımları hızlanmış ve düşünebilme yeteneklerini canlandırmışlardı.

yapacak başka bir şey olmadığında yavan varili yuvarlaya yuvarlaya Engisizyon Karargahının kapısına kadar göütmüşlerdi. Kapıya vardıklarında zaten tek bir kocaman menteşede asılı duran ve düştü düşecek halde öylece sallanan kapıyı menteşeden çıkarmak çok zor olmadı. Devasa kapı etrafı kuma toza katarak yere yapıştı. Kapının devasa genişliği oldukça yeterli bir ısı sağlayacağa benziyordu.

Zaten hızla varilin ateşi kapıya sıçramış ve kapı büyük bir gürültüyle çatır çatır yanmaya başlamıştı. Az önce donarak ölecek olan Kalixis, Raven ve Sero ise şimdi boncuk boncuk terliyordu.

Ne var ki, artık etrafta hiçbir şey kalmamıştı. Üçü de yere diz çökerek ateşin yakınına oturdular. Ne yapmaları gerekiyordu?

Turn 3-4-5 bitti. Frostbite Baskılanmış halde.

Çevrede bir şey yok.

Turn 6 başladı.

(DM: Kapı 5 Turn boyu yanacaktır.)
Lord Inquisitor
Üye
--------------------DM-----------------------

Imperium Üssünün birkaç kilometre uzağında kum tepelerinde
--------------------------------------------------

Termal vizörden etrafı inceleyen T'au Pathfinder aniden Imerium üssünden yükselen ısıyı yakalamıştı. Üstün T'au teknolojisi ile ateşin geldiği yöne iyicene yakınlaşan T'au belli belirsiz 3 tane şekil seçmeyi başarmıştı. İnsana benziyorlardı. Ancak, yıkıntı halindeki Imperium üssüne T'au defalarca kez keşif düzenlemiş ve kimseyi bulamamıştı. Şimdi orada birilerinin olması çok ilginçti.

T'au Pathfinder hızla mevkisinde ayrılıp kum tepesinin eteklerinde konuşlanmış olan savaşçıların yanına gitmişti. Shas'O' Tapen savaşçıların başında bekliyordu. Pathfinder'ın yaklaştığını görünce ayağa kalktı. Teknolojik beyaz kocaman Battle Suit tüm görkemiyle gözler önündeydi.

Pathfinder sukunetle rapor vermeye başladı:
-"Imperium üssünde ateş yakıldı Shas'O ve  3 tane insana benzeyen şekil var."

Shas'O' derin bir sesle konuşarak emirlerini verdi:
-"Imperium'un gizemli yok oluşunun ardında yatan sırları öğrenmek istiyorsak onları ele geçirmeliyiz. Gizlilikle hareket edeceğiz ve onları esir alacağız. Davranın!"

T'au'lar gizlilik içersinde hareket ederek yola koyuldular.
Gabriel Archangel
Üye
Delilik artık Raven Guard'ın damarlarında kan gibi akıyor bütün vücudunu sarıyordu, zihninin son sağlam kalıntılarıda yitmeye başlamışlardı... Gabriel yeni bir kahkaha krizine tutuldu, yükselen kahkahalar o kadar kötücüldü ki duyan onu masumları doğramaya giden bir Chaos sanabilirdi, sanki esir olan kendisi değil Dark Eldardı... Haunter ve Eternal Sister'ın konuştuklarını dinliyordu bir yandan ve Haunter'ın sözlerinin arasına girip; İkinizde delisiniz! Bir Apothecary çağırtmamı ister misiniz? Holster, Holster seni lanet olasıca burada iki kaçık var! diye gülmeye başladı tekrar...

tekrar durulduğunda; Gel bana! Tatlı kızıl kan, cici kara ruh! dedi başını yana eğip Sevelana'nın bakışlarına aynı muziplikle karşılık verirken...


oyunsever94
Üye
-Yardım severliğini kendine sakla cadı.Biz bu zevkleri yasak olduğu için değil sadece gerkemediği ve saçma olduğu için yapmıyoruz.Ve karşıma tüm eldar klanlarınıda çıkarsan bu fikrim değişmez.Bu arada keşke şu anda Azakniel yanımda olsaydı.
Lord Inquisitor
Üye
-------------------DM--------------------

Clan XelTawii Şehri
-----------------------

Sevelana yavaş adımlarla Gabriel'e doğru yaklaştı. İyice burun buruna yaklaşmıştılar. Sevelana'nın derin yeşil gözleri Gabriel'in koyu kahverengi gözlerine kenetlenmişti. Bir elini yavaşça Gabriel'in yüzünde gezdirmeye başladı. Uzun ve sivri tırnakları Gabriel'in yüzünde gezinirken Gabriel'İn adeta içi gıdıklanıyordu.

Sevelana aniden Gabriel'in dudaklarına yapıştı[DM: Gabriel miğfer kullanmıyordu}. Sevelana'nın mükemmel, insanın yüreğini hoplatan dudakları, Gabriel'in yara bere içersindeki dudaklarıyla kenetlenmişti ve dilleri de birbiriyle sürtünüyor, ateşili bir şekilde öpüşüyorlardı.

[DM: Allah'ın daha nasıl anlatsam. FRP oyunu değil bu başka bir şey oldu]

Sevelana öpüşürken zihnini adeta bir matkap gibi Gabriel'İn bilinç altına odaklamıştı. Psişik dalgalarıyla hızla Gabriel'in savunmasız kalan iradesine girmişti. Gabriel'in zihninde sonsuz bir savaş vardı. İmparator'a olan manevi güven çok güçlüydü ama eskisi gibi kuvvetli bir telepatik ağ yoktu. Gabriel delirmeye başladığı için zihinsel ağı gevşemişti ve Sevelana inanılmaz rahat bir şekilde Gabriel'in zihninde dolaşıyordu.

Sevelana kısa bir süre sonra Gabriel'in zihnindeki baskılanmış duyguları buldu. Çok basit bir şekilde genetik olarak köreltilmiş olan içgüdü merkezi Sevelana'nın muazzam psionik kabiliyetlerinin karşısında öylece duruyordu. Sevelana tek bir odaklanmayla o baskıyı kırdı ve Gabriel'in zihni bir girdap gibi dönmeye başladı.

Gabriel aniden gözlerini açtı. Sevelana ile öpüşüyordu. İnanılmaz bir zevk vardı. Daha önce böyle bir şeyi hissetmemişti. Acayip zevk alıyordu. O dudaklar, o dillerin teması.....

Gabriel daha önce hiç sertleşmemiş olan bir kasının sertleştiğini[DM: Anladınız siz] hissetti. Bu kadını kucaklamalıydı, bu kadına sahip olmalıydı. Bu kadınla bir şeyler yapmalıydı....Ama ne yapmalıydı? Daha önce bunları hiç hissetmemişti ama içinde adeta bir canavar uyanmıştı. Gabriel'e ne yapması gerektiğini söylüyordu.

Tüm kasları gerilmiş olan Gabriel'i aniden bağlı olduğu sütun serbest bıraktı. Gabriel güçlü ve kaslı kollarıyla Sevelana'yı kucakladı. Sanki bir kayayı sıkar gibi haşince sarıldı Sevelana'ya, deli gibi öpüyordu sonra yavaş yavaş o Eldar güzelliğinin boynunu yavaş yavaş da göğüslerini öpmeye başladı. Sanki 1000 yıl su içmemiş bir insanın suyla karşılaşması gibiydi.

Sevelana Gabriel'in zırhlı kollarında kadınsı bir şehvetle inildiyordu ve Gabriel  daha da tahrik oluyordu. Sevelana psişik güçlerini devreye sokarak Gabriel'in zırhını birer ikişer parça parça sökmeye başladı. Kısa sürede Gabriel'in Power Armor'u iyice sökülmüştü. Sadece pantalonu olan geri kalanı çıplak ama devasa kaslı bir erkek vardı. Simsiyah asker kesim saçları olan, kasları birbir sayılan bir erkek.

Sevelana yavaşça Gabriel'in kulağına fısıldadı:
-"Dur.....Zamanın olacak!"

Gabriel istemese de kendisini geri çekti. hayatında ilk defa bir şeyler hissediyordu ve bunu bırakmak istemiyordu.

Bütün bu olan biteni Lorum izlemişti. Raven Guard'ın nasıl da şehvete yenik düştüğünü görmüştü.

Az önce sevişen Sevelana hiç üzerini düzeltmeden Lorum'a yaklaştı. Açıkta kalan göğüsleri Lorum'un bile dikkatini çekiyordu.

Sevelana kıs kıs gülerek konuştu:
-"Gerekmediği için yapmıyorsunuz ha İnsancık? Oysa hepinizin içinde bir hayvan yatıyor....."

Sevelana yavaçşa yaklaşarak Lorum'un miğferinin kilitlerini açtı ve mavi gözleri parlayan miğferi yavaşça çıkardı, öylece bir köşeye fırlattı.

Lorum'un asker kesimi, kızıla bakan renkteki saçları ve psionik grimsi gözleri ortaya çıktı. Yakışıklı bir İnsandı. Ancak, Lorum'un zihnine girmek Gabriel'inki kadar kolay olmayacaktı.

Sevelana Lorum'dan ayrılarak tekrardan Gabriel'in kolunun altına girdi ve ardından Etraftaki Eldar dişilerine döndü:
-"Bu İnsana cinsel kimliğini verin. Hepiniz ona şehveti öğretin!"

Sevelana sonra Gabriel'e döndü:
-"Sen ve ben insancık.... İçindeki hayvana ihtiyacım var!"

[DM: Uuuu beybi....]
discussioncontroller