Ankara vs Ankaralı
stabilostabilo
Üye
xleonxnkx dedi:


Melih gökçek Avrupa insan hakları mahkemesine başvuracakmış


Yuh. İnsan hakları mahkemesinin Melih'e başvurması lazım aslında.
KnightOfPainKnightOfPain
Üye
stabilostabilo
Üye
İyi mi oldu diye düşünmüyor değilim aslında. Birkaç gündür dolmuşlar tıklım tıklım lan, insanlar indirimi bekliyormuş dolmuşa binmek için. Hep bomboş giderdik, öğle saatlerinde bile hareket edecek yer kalmıyor artık. Zam gelsin de rahat rahat bineyim dolmuşa. :(
FirewingFirewing
Üye
Şaşırdık mı?
Zaten pek birşeyin değiştiğini sanmıyorum, dolmuş harici.
Nevermind18
Üye
---edit---

Not: Halkın "indirim kararı" şeklinde adlandırdığı iptal kararı aslında ilgili mahkeme tarafından ilk defada verilmemiş, Danıştay bu ret kararını temyizen bozmuştu. Şimdi Danıştay kendi kararına paralel bir karar aleyhine Yürütmeyi Durdurma kararı verdi. Nasıl oluyorsa yorum yapmıyorum.

edit: sonunda ne olduğunu öğrendim temyiz falan yokmuş. melih mahkeme kararı sonrasında 6 yıl öncesinin bilet fiyatlarının alınması yönünde bir karar vermiş(kararı veren mahkeme falan değil belediye) sonra kendi avukatlarından birisi şöförler birliği adına bu ikinci idari işlemin iptalini iştemiş, zaten absürd olduğu için de Yürütmeyi durdurma kolayca çıkmış neticede iş iyice sarpa sardırılıp en az 2 yıl daha bu fiyatlara halk talim edilmiş.
creiGncreiGn
Üye
"- önce toplu taşıma ücretlerine "yok devenin nalı" dedirtecek bir zam yapılır. ve tüketici derneklerinin dava açması beklenir. (zira, o fiyat nasılsa uygulanacaktır. kendine güven gibisi yok)

- tüketici derneklerinin dava açmasını müteakip yargıdan "kamu hizmetleri kamu yararına yürütülen faaliyetler olup, kar amacı güdülmesi mümkün olmadığından..." gerekçesi ile zam kararının iptali beklenir.

- yargıdan beklenen kararı gelince "haaaaa, öyle mi! alçak düşman al sana bomba" nidalarıyla yeni toplu taşıma ücreti olarak 6 yıl önceki tarifeler belirlenir. "kamu yararı öyle olmaz böyle olur, al bakalım" denir ve belediyenin sefer sayısı azaltılıp, transferler de ortadan kaldırılır. (zira yargı bir kararı iptal ettiğinde yeni bir karar almaz. onu yapacak olan yine belediyedir)

- tekel işçilerine gösterilmeyen "hakkını savunuyor, haklı talebini dile getiriyor" hoşgörüsüyle eyleme kalkışan özel halk otobüsçüleri ve dolmuşçuların eylemine tam destek verilir.

- akabinde ve detayında kamu televizyonuna çıkılıp gevrek ve sinir bozan gülümseyemeyişiyle şöförler odasına hukuki destek verilir: gidin dava açın! (amaç tüketici dernekleri ile esnaf odalarını karşı karşıya getirmek ve iti ite kırdırmaktır. nitekim bu politika çok aşina oldukları bir politikadır kendilerinin.)

- desturu alan odadır bu kez yargı önüne gidip 6 yıl öncesine ait fiyatların uygulanması kararının iptalini talep eden. yargı, tam da beklendiği gibi, bu kararın yürütmesini durdurunca/iptal edince hukuka göre otomatikman eski durum (yani ilk mahkemenin yürütmesini durdurduğu 1.85lik karar) tekrar uygulanmaya başlanacaktır.

- bu durumda kamu yararını gözeterek son derece düşünceli bir tavırla 6 yıl öncesinin ücretlerini vatandaşa kaşıkla verirken gözünü çıkaran melih gökçek de aradan sıyrılacaktır. o vazifesini yapmış, ilk mahkeme kararını uygulamış ve ne yaptıysa yargı yapmıştır."

*Alıntıdır.
SerGeanT
Üye
stabilo dedi:


Zam gelsin de rahat rahat bineyim dolmuşa. :(



Elit dolmuş.
Phoenixlin
Üye
Ondan anca elit çikolata olur.
(http://www.elit-chocolate.com/tr/index.php)

Elit olsa dolmuşu kendine kapatırdı hem.

Bir de en azından bir kereliğine indirimli bindim dolmuşa adasd :d Akşamında da indirim kalktı lol
Nuvole BiancheNuvole Bianche
Üye
Hazır an itibariyle mevsimin ilk karı Ankara'ya düşmüşken ve 'Ankara'da yılbaşı geçirmek' başlığında hararetli bi tartışma sürerken şunu paylaşmak ve konuyu canlandırmak istedim.

"frankfurt’a gelene kadar hayatımda iki önemli şehir vardı. istanbul ve ankara. istanbul sokakların, ankara evlerin şehriydi. istanbul güzelliğin ve ihtişamın ankara ise sadeliğin, mütevaziliğin şehriydi. istanbul nereden geldiği belirsiz, aniden bastıran bir melankolinin, ankara ise huzurun şehriydi. istanbul’da hayat sokaklarda insanın karşısına çıkar, insanın başına gelir, ankara’da ise hayat evden içeri kabul edilirdi. istanbul’da ay boğaz’ın üzerinde beklenen bir şenlikti, ankara’da ise evinin penceresinden aniden görünüverirdi. istanbul led zeppelin ise ankara jethro tull’dı. istanbul polanski ise ankara godard’dı. istanbul aşkın, ankara arkadaşlığın şehriydi ve frankfurt westbahnof’taki o otelin balkonunda şehrin tüm hücrelerine kadar işlemiş yoğun sessizliği dinlerken, buraya gelmeden önce son yıllarımı geçirdiğim istanbul’u değil, çocukluğumu geçirdiğim ankara’yı düşünüyordum."
şükran yiğit, wittgenstein'ın yalnızlığı'ndan –



Şunu da arkada bırakmayalım. :)
Spoiler:

Ankara'yı herkes sevmez zaten, sevmesinde. Herkes tarafından sevilen şeylerin bozulma ömürleri kısa olur. Gri şehir denmiş Ankara'ya. Yazın yemyeşil, sonbaharda kahverengi-yeşil- sarı renkleri arasında gidip gelen, kışın kar yağmasıyla gelinliğini giyen, ilkbaharda ise yeni çiçek açan ağaçların rengarenkleriyle dolan şehir gri değildir.

Havası kirlidir, büyük şehir olmasından mütevellit gürültülüdürde. Ama yaşadığını hissedersiniz. Kızılay'da, Demet'te, Keçiören'de veya herhangi bir semtte yürürken, ayaklarınızın altından şehrin yaşadığını hissedersiniz.

Gidilecek bi yer yok kızılay dışında. Var, gidilecek çok yer var ama bunları keşfedebilmek gerekir. Keçiörendeki şelalenin oradaki teleferikler var. Keçiören tepe üzerine kurulduğu için teleferik güzel bi şehir manzarası seriyor önünüze. Ayyaşlarla, tinercilerle dolu olmayan parklar var. Genelde ailelerin haftasonları gezdiği. Gerek şehirde, gerekse şehir dışındaki yakın yerlere ulaşım kolay ve kısa süreli olduğu için, bi haftasonu kahvaltı etmeye İnözü vadisine gidilebilir. 1 saat gibi kısa bi sürede gidiliyor oraya. Her mevsim, dik yamaçlara ve o yamaçları yıllarca aşındırarak oluşturmuş dereye bakarak ve sessizliği dinleyerek kahvaltı edebilme olanağı güzel bence.

İnsanı soğuktur Ankara'nın. Gri binalar, öğrenci veya memur şehri olmasından dolayı değil. Her insanın çiğ süt emdiğini bildiğinden dolayı soğuktur. Yerlisi soğuktur daha doğrusu. Ama yerlisi de azdır. Genelde Türkiye'nin öteki illerinden çalışmaya gelenlerle doludur. Bi esnaftan alışveriş yaparken muhabbet muhabbeti açınca hemşeri çıktığınızı öğrenince, bişe almasanda çay ısmarlayıp saatlerce muhabbet için tutabilen insanıdır Ankaralı.

Ulus halinde küçükken babamla gezip sebze meyvelere bakarken, elime havuç tutuşturan, insanı gerek evinde gerek dükkanında boş karşılamayan insandır Ankaralı. Yabancılara karşı soğuktur. Her ilin yerlisi soğuktur.

Gece 10'dan sonra hayat yok denmiş. Gece vakti dersanesi bitipte, etraftaki tinercilerden ayyaşlardan korka korka gidenler için avantajdır bu. 24 saat ulaşım konusuna değinmeyeceğim. Yozgat'tan sonra açıkcası gece 11de ulaşım aracı bulabilemek benim için nimet gibi bişe.

Aradığın zaman, gezdiğin zaman yapacak çok şey vardır Ankarada. Hiç bişe bulamasamda, ring yapan 413 gibi otobüslere binip Yıldız'a gittiğimi bilirim. Otobüs insanının en arka koltuktan seyretmek güzel oluyor.

Kibardı halk, sıcaktı, şehirleşmenin içerisinde bu kayboldu ama. İnsanlar soktu Ankara'yı üstüne yakışmayan gri renge. 

Ekleme: Zevkine pazarlık eder esnaf. Diğer illerde pek bunu göremedim. Almazsa almasın mantalitesi mevcut onlarda. Dişe diş sıkı bi pazarlık ederken ne kadar kurtarmıyor abi deselerde o fiyattan satarlar. Bir sürü şey var daha, ama aklıma geldikçe yazarım.

MAVİSAKALMAVİSAKAL
Üye
Çok güzel yazmış. Kitaptan mı bu?
discussioncontroller