Yunan Mitolojisi
Blacktorch
Üye
Dediğinin hikaye Hephestatos'un(Demirci) hikayesi olması lazım. Ancak hikayenin orijinal hakkında bilgim yok.
FLC
Üye


Bu başlığa ilgi duyan herkesin yunan mitolojisi konusunda yapacağı araştırmaların veya okuyacağı hikayelerin vs. nin arkasına jenerik müziği olarak  : ) Manowar'ın "The Triumph Of Steel"
albümünden "Achilles, Agony, And Ecstasy (In Eight Parts)" adlı başyapıtını koymalarını naçizhane tavsiye ederim bilenler zaten başka bişey yapmazlar.Truva savaşının 10 yılının son 1 yılını anlatan (aynı ilyada'da olduğu gibi bu müzik şölenini dinlemeyen kalmaz umarım (evet kişisel başyapıtım))

Bir de örnek vermek istiyorum (çok gaz oldum gece gece kusura bakmayın)

Oh Achilles let thy arrows fly.
Into the wind, where eagles cross the sky
Today my mortal blood will mix with sand
It was foretoid I will die by thy hand
Into hades my soul descend



Dinlerseniz eğer alçakgönüllü tavsiyeme uyup ne demek istediğimi anlarsınız umarım.



Offf, favori grubumdan, bir favor parça... Amma ve lakin 29 dakika olunca şarkı koyuyor biraz.

Ayrıca, "I will not rest, until Hector's blood is spilled, His bones will all be broken, dragged across the field."
psychorpse
Üye


Dediğinin hikaye Hephestatos'un(Demirci) hikayesi olması lazım. Ancak hikayenin orijinal hakkında bilgim yok.



Hephaistos'un hikayesi bildiğim kadarıyla şu;

Hera'nın bir oğlu olur fakat çok çirkindir.Hera ise kıskançlığından ve diğer tanrıçalar arasında alay konusu olmak istemediğinden çocuğu (Hephaistos'u) Olimpos'tan aşağı atar.Bebeği yüz kollu devler bulur ve yetiştirmeye karar verirler.Bir süre geçince Hephaistos'un metalleri işleyerek çok güzel eşyalar yaptığını görürler.Yaptığı bir bilezik bir şekilde Hera'nın eline geçer ve çok beğenir.Bunu yapan kişiyi görmek ister ve ısrarları sonucu bunu Olimpos'tan aşağı attığı oğlu olduğunu öğrenir.Yaptığından pişmanlık duyar ve Hephaistos'un Olimpos'a gelmesini ister.

Böyle birşeydi sanırım.
Blacktorch
Üye
Hah, evet, zaten oradan attığı için de topal kalıyor...
ömerorkun
Üye


Konuyu okurken ilkoulda okuduğum bir hikayeyi hatırladım. Hatırladığım kadarıyla hikaye Olimposta tanrılara hizmet eden kişinin bileğini burkmasıyla başlıyor. Yerine  insanlar tarafından çok sevilen topal bir tanrı aldığında tanrılar onu aşağılayarak aralarından atıyorlar. Bu duruma üzülen insanlar dualarıyla diğer tanrılara ulaşarak yaptıkları hataları anlamasını sağlıyorlar. Bu hikaye yi tekrar okumak isterdim ama bir türlü bulamadım daha önce böyle bir hikaye duyan warsa tam versiyonunu yazabilir mi??


Bu kesinlikle Hephaestos ama bildiğim kadarıyla Hephaestos Zeus'un hera ile evliliğinden doğan üç çocuktan biri.Görünüşü diğer tanrılar kadar asil olmadığı için Olimpos'un zirvesinden annesi tarafından atılır düştüğünde bacağı sakat kalır.Etna yanardağı'ının eteklerinde demirciliği öğrenir ve eşsiz silahlar ve zırhlar yapmaya başlar(Aşil'in Truva savaşında giydiği zırh ve kullandığı kılıç onun eserleridir).en sonunda bir gün annesi Hera'ya altın bir taht gönderir.Ancak tahta işlediği zincirler Hera oturduğu anda onu esir eder.Zeus oğlunu eşini kurtarması için Olimpos'un zirvesine çağırır ancak Hephaestos bunun için Afraditle evlenmeyi koşul koyar.Zeus'un rızası üzerine evlilik gerçekleşir.Ancak tanrıların en güzeli Afradit asla kocasına sadık kalmaz falan falan(Afraodit ve Aresin basılmasının hikayesi bayağı meşhurdur).Hikayenin orjinali bu.
HOXHOX
Üye


Olimpos dağında, Thetis ile Peleus'un görkemli düğününe davet edilmişti tüm tanrı ve tanrıçalar; her davette eğlencelerin neşesini bozan kavga ve nifak tanrıçası Eris hariç. Buna içerlemişti Eris ve intikam almak için altın bir elmanın üzerine “en güzele” diye yazdı ve düğün yemeğinin en neşeli anında şölen sofrasının ortasına fırlattı.

Birden ortalık karıştı. Altın elma, en güzel olduğunu iddia eden tanrıçaların haykırışları arasında durmadan el değiştirdi. Rakiplerini alt eden üç güzel tanrıça, Hera, Athena ve Aphrodite, baştanrı Zeus’un karşısına dikilerek altın elmayı en güzel olana vermesini istediler. Çok zor bir seçim yapmak durumunda kalan Zeus, İda dağında çobanlık yapan Paris adlı bir delikanlının güzellikten iyi anladığını ve bu seçimi onun yapmasının daha doğru olacağını dile getirdi; Paris’in aslında bir kral çocuğu olduğunu ancak bu gerçeği kendisinin bilmediğini de ekledi sözlerine. Bu sözlerin üzerine güzeller hiç duraksamadan Olympos’tan İda dağına süzüldüler.

Tanrıçalar Paris’i İda dağının derinliklerinde, zümrüt yeşili suların başında buldular ve bütün ihtişamları ile karşısına çıktılar. Altın elmayı Paris’in eline tutuşturan tanrıçalar bunu içlerinde en güzel olana vermesini istediler. Paris’in şaşkınlığını kararsızlık sanan tanrıça Hera, elmayı kendisine vermesi karşılığında Asya krallığını ona vermeyi vaad etti. Güç onun olacaktı. Bunun üzerine Athena da sonsuz akıl ve başarı vaadinde bulundu. Bilgeliğe sahip olacaktı. Aphrodite ise dünyanın en güzel kadını sayılan Spartalı Helena’nın aşkını vereceğini söyledi. Paris altın elmayı Aphrodite'e uzattı.

3 seçenek arasında ızdırabı böyle seçti Paris.



bu spice girls üçlüsü en güzel olduklarını kanıtlamak için üzerinde "en güzele" yazılı elmayı almak için kendilerini yırtıyorlar fakat Spartalı Helena'nın en güzel kadın olarak kabul edilmesine birşey demiyorlar. hikayeyi uyduran antik yunanlının o ara kafası karışmış herhal ;D   
goo_khangoo_khan
Üye


AENEIS

Öykü, Yunanlılar ile Truvalılar arasında yıllarca süren savaşın bittiği sırada başlar. Yunanlılar uzun bir kuşatmadan sonra Truva'yı ele geçirerek ateşe verirler. Kent yanarken tanrıça Afrodit, ya da Venüs, Truvalı savaşçılardan biri olan oğlu Aeneas'a görünür ve Truva'yı hemen terk ederek halkına yeni bir ülke aramasını söyler. Aeneas yaşlı babası Ankhises'i sırtına alıp, küçük oğlunun elinden tutarak yola çıkar. Karısı Kreusa ise ardından giderken alevlere yakalanarak can verir. Aeneas ve arkadaşları 12 gemiyle yelken açarlar.

Annesinin sözünü ettiği yeni ülkeyi bulmak için yıllarca denizlerde dolaşan Aeneas ve beraberindekiler, uğradıkları kıyılarda yarısı kuş, yarısı kadın olan Harpyalar ve tepelerinde tek gözleri olan dev Kykloplar gibi garip yaratıklarla karşılaşırlar. Gemiciler için çok tehlikeli olan Sila kayalığından ve Karibdis girdabından kazasız belasız geçerler.

Truvalılar Sicilya'ya ayak bastıklarında Aeneas'ın babası Ankises ölür. Babasını görkemli bir törenle gömdükten sonra yeniden yola çıkan Aeneas öncekilerden de zor durumlarla karşılaşır. Roma'nın gelecekteki rakibi Kartaca'dan yana olan tanrıçalar kraliçesi Juno Aeneas'a düşman kesilir. Rüzgarlar tanrısını kandırarak Aeneas'ın gemilerini batırmasını ister. Gerçekten de bazı gemileri batıran fırtına Aeneas'ın gemisini Afrika kıyısına, Kartaca yakınlarına atar. Orada yaşayan güzel kraliçe Dido ona aşık olur ve ülkesini birlikte yönetmeyi önerir. Ama Aeneas'ın kalması olanaksızdır; çünkü tanrılar ona kuracağı yeni kenti bulmakla görevlendirmiştir. Dido, Aeneas'ın gitmesinden umutsuzluğa kapılarak kendini ateşe atar.

Sonunda İtalya'nın güney kıyılarına varan Aeneas, yeraltında ölüler kentine giderek babası ile görüşür. Sonra da kuzeye, gelecekteki Roma kentinin yer alacağı Tiber ırmağının ağzına doğru ilerler. Orada Kral Latinus ile karşılaşır. Kral, Aeneas'ı kızı Lavinia ile evlendirmeye söz verir. Oysa Lavinia komşu kabilenin prensi Turnus ile nişanlıdır. Turnus, Lavinia'nın Aeneas ile evleneceğini duyunca çok öfkelenir ve İtalya'daki öbür kabileleri yabancılarla savaşmak için yardıma çağırır. Bu savaşta Turnus'u yenerek öldüren Aeneas, bu yeni ülkede halkının önderi olur. Böylece büyük Roma soyu başlar.



Hatta Roma ve Kartaca halkları bu yüzden birbirlerine düşmanlık duyar. Pön Savaşları sırasında bu hikaye propaganda unsuru olarak sık sık kullanılır.
fAntasy
Üye
HOX dedi:


bu spice girls üçlüsü en güzel olduklarını kanıtlamak için üzerinde "en güzele" yazılı elmayı almak için kendilerini yırtıyorlar fakat Spartalı Helena'nın en güzel kadın olarak kabul edilmesine birşey demiyorlar. hikayeyi uyduran antik yunanlının o ara kafası karışmış herhal ;D   


Tanrıçaların güzelliği insanların güzelliğinin kat be kat üstünde görülüyor yani bir insanın onlar kadar güzel olması mümkün değil. Zaten Afrodit de en güzel insan vaatinde bulunuyor Paris'e.
SİNİRMANGASİNİRMANGA
Üye
Yunan mitolojisi ile ilgili bildiğim en önemli bilgi Clash Of The Titans filminde tüm mitolojinin içine edildiğidir.Berbat türkçe dublajını da ekleyince ağlamak ve gülmek arasında gittim geldim film boyu

Ayrıca bu bir takip mesajıdır, ileriki tartışmalara katılmak için atılmıştır.

Hah bir de benim bildiğim Hephaistosun iki ayağı da topal, Zeus da atıyor onu aşağı, bir de karısı afrodit'i ikide birde başkasının yatağında bulması var, yazık lan adama.

Tanrıların en amelesidir kendisi, diğer tanrılar o olmadan tuvalete bile gidemeyeceği halde şamar oğlanıdır, yazık lan :D
fAntasy
Üye


Yunan mitolojisi ile ilgili bildiğim en önemli bilgi Clash Of The Titans filminde tüm mitolojinin içine edildiğidir.Berbat türkçe dublajını da ekleyince ağlamak ve gülmek arasında gittim geldim film boyu

Ayrıca bu bir takip mesajıdır, ileriki tartışmalara katılmak için atılmıştır.

Hah bir de benim bildiğim Hephaistosun iki ayağı da topal, Zeus da atıyor onu aşağı, bir de karısı afrodit'i ikide birde başkasının yatağında bulması var, yazık lan adama.

Tanrıların en amelesidir kendisi, diğer tanrılar o olmadan tuvalete bile gidemeyeceği halde şamar oğlanıdır, yazık lan :D


Hephaestos'un bir ayağı topal. Aşağıya atılınca topal oluyor zaten. Ayrıca Afrodit'ten öcünü gerektiği gibi alıyor. ;D
discussioncontroller