Türk Mitolojisi
xleonxnkxxleonxnkx
Üye
Bu başlık yok sanırım ve öğrenmeyi çok istediğim bir mitolojidir. araştırıken buldum ve paylaşayım dedim.

"Türk mitolojisi, tarihi Türk halklarının inanmış oldukları mitolojik bütüne verilen isimdir. Eski efsaneler, Türk halklarının eski ortak inancı Tengricilikten öğeler taşır. Bunların bazıları sonradan islami öğeler ile değiştirilmiştir.

Türk mitolojisi, birçok araştırmacıya göre aynı Tengricilikte de olduğu gibi tektanrıcı bir temelden, zamanla çoktanrıcı bir biçime doğru gelişmiştir. Ayrıca tarihi Türk halklarının temasa geldikleri Zerdüştlük, Mani dini ve Budizm'de Türklerin mitolojisinde izler bırakmıştır. Bu yüzden genel bir tanım olan Türk mitolojisine, halkların çeşitliliği ve inançtaki farklı unsurlar göz önünde tutulursa Türk Mitolojileri demek daha doğru olabilir.

En eski kalıntılar
Türk halklarının yazı kullanmaları ancak 6. yüzyıldan sonra başladığı için, Türk mitolojisinin en eski kalıntıları ancak diğer halkların yazılı belgeleriyle kanıtlanabilir. En önemli kanıtlar eski Çin yazılarında bulunur. Örneğin M.Ö. 330 yılından kalan bir yazıda Türk mitolojisinin en önemli efsanelerinden olan Asena efsanesi ile karşılaşılır.


Tanınmış destanlar 
Asena
Bilinen en eski Türk efsanesi. Tüm Türk halklarında çeşitli şekilde yaygındır. Efsaneye göre Türkler düşmanları tarafından tamamen yok edilirler. Sadece kolları ve bacakları kesilmiş ufak bir erkek çocuk hayatta kalır. Tengri'nin gönderdiği kutsal bir dişi kurt çocuğu besler büyütür ve korur. Kurt çocuktan gebe kalır ve on yavru doğurur. Bu on çocuk gelecek Türk toplulukların hükümdarlarıdır.


Ergenekon destanı
Türkler büyük bir yenilgiye uğradıktan sonra çadırlarını toplayıp göç ederler. Tengri'nin gönderdiği kutsal bir kurt Türklere kılavuzluk eder ve onları verimli toprakları olan, etrafı dağlarla çevrili büyük bir ovaya götürür. Birkaç kuşak sonra Türkler bu ovaya sığmaz olurlar. Bu kez bir kurt onlara etraflarını çeviren dağlardan birisinin madenden oluştuğunu gösterir ve demirciler bu dağı eritirler. Halk ovadan çıkar ve tekrar bozkırların egemenliğini ele geçirdiklerini tüm bozkır halklarına duyururlar. Bu güne nevruz adı verilir.


Oğuz Destanı Bu destan bir Türk kağanı olan Oğuz'un hikâyelerini anlatır. Doğumundan ölümüne, ve devleti oğullarına pay edişine kadar geçen destanda, Oğuz'un eşleriyle tanışması, oğullarının doğumu, savaşlar da bulunmaktadır.


Manas Destanı Türk Edebiyat Tarihinin en uzun destanı olan Manas Destanında, daha küçük yaştan kahraman olacağı bilinen Kırgız Manas'ın hikâyesi anlatılmaktadır. Manasın dostları tarafından ihanete uğratılıp öldürüldüğü söylenir. Mezarı başında ağlayan hayvanlar Manas'a ağıt yakarlar ve göktanrı acıyarak Manas'ı diriltir. Manas da kendisine ihanet eden dostlarının peşine düşer.


Diğer Destanlar
Göç Destanı
Kırk Kız
Ağacın Çocukları "


Alıntı vikipedi.
MR.KubidikMR.Kubidik
Üye
Türk mitolojisindeki yaratıklar da süperdir.

Karadeniz yöresinde Karakoncolos, Erzurum civarında Karakura olarak bilinen bir yaratık vardır. Amerikalılar'ın Koca Ayak'ına benzer. Vücudu kıllarla kaplıdır, gözleri kırmızıdır, avuçlarında delikler vardır. Kış aylarında yer altından çıkar ve geceleri dolaşır. Sizi yanına çağırır ve kandırmaya çalışır, sonra da öldürür ve yer. İnsanlar bu yaratıktan korunmak için tencere tencere yemekler yapıp kapılarının önüne bırakırlar ki, yaratık gelince bu yemeği yesin. Eğer yemeği beğenmezse ailenin en küçük erkek çocuğunu yer.

Eğer yolda Karakoncolos ile karşılaşırsanız ve size ''kimsin sen ? nerelisin ?'' derse ''Kara'' kelimesi ile başlayan cevaplar vermeniz gerekir, yoksa size inanmaz ve sizi yer.

Örnek olarak:

Karakoncolos: Kimsin sen ?
Türk insanı: Kara Mahmut
Karakoncolos: Nerelisin ?
Türk insanı: Karamanoğlu köy'ündenim.

Ayrıca gece kapınızı açık bırakırsanız bu yaratık evinize girer ve siz uyurken sizin sırtınıza oturur. Sonra uçmaya başlar ve size dünyayı dolaştırır. Eğer gözlerinizi açarsanız sizi öldürür. Eğer açmazsanız dünyayı gezdikten sonra sizi yerinize bırakır.

Bazen de geceleri siz uyurken bu yaratık dışardan seslenmeye başlar. Uyurgezer bir şekilde yaratığı takip etmeye başlarsınız. Eğer uyanamazsanız kar altında donarak ölürsünüz.
TURGON
Üye



Ayrıca gece kapınızı açık bırakırsanız bu yaratık evinize girer ve siz uyurken sizin sırtınıza oturur. Sonra uçmaya başlar ve size dünyayı dolaştırır. Eğer gözlerinizi açarsanız sizi öldürür. Eğer açmazsanız dünyayı gezdikten sonra sizi yerinize bırakır.

Bazen de geceleri siz uyurken bu yaratık dışardan seslenmeye başlar. Uyurgezer bir şekilde yaratığı takip etmeye başlarsınız. Eğer uyanamazsanız kar altında donarak ölürsünüz.



İlla ki ölüyorum yani, bu arkadaşla karşılaşırsam...

Hatta edit: http://tr.wikipedia.org/wiki/Kategori:Türk_mitolojisi

Alta edit: Oha!  :weirdface: Tırstım ciddi ciddi...
MR.KubidikMR.Kubidik
Üye
@Turgon

Evet, öyle de denebilir. Bizim sınıftaki erzurumlu bir arkadaşın anlattıkları bunlar. Yöre halkı bayağı inanıyormuş ama. Nöbetçi falan dikiyorlarmış köylere.
Misafir
Bir tane Azeri yaratığı vardı, adını unuttum. Bir kuş var üstünüzden geçerse ölüyorsunuz.
Electronation
Üye
Sekiz Gözlü Kiştey Ana

Erlik'in (Erlik yer altı efendisi/tanrısı) 2 ya da 9 kızından biri olduğuna inanılan, Ülgen'e(Ülgen iyilik tanrısıdır.) kurban sunmak için göğe çıkarken kamı yolundan alıkoymaya çalışan kötü ruh.
Electronation
Üye
Türk tarihinde yaşanmış bir vampir vakası vardır, olayı tam hatırlamadığımdan hikayeyi buldum komple yapıştırıyorum buraya.

“Tırnovada cadılar türedi . Gün battıktan sonra evlere dadanmaya başladı. Zahireye dair un, yağ, bal gibi şeyleri birbirine katar ve bazen içlerine toprak karıştırır. Yüklüklerde bulduğu yastık, yorgan, şilte ve bohçaları didikler, açar, dağıtır insanların üzerine taş, toprak, çanak ve çömlek atar, hiç kimse bir şey göremez. Birkaç kadın ve erkeğin üzerine saldırmış. Bunlar çağırıldı, soruldu: “Üzerimize sanki manda çökmüş sandık“ dediler. Bu yüzden mahalle halkı evlerini başka yana taşımışlardır. Kasaba halkı bunların cadı denilen habis ruhların eseri olduğunda ittifak etti. İslimye kasabasında cadıcılık ile tanınmış Nikola adındaki adam getirildi ve kendisiyle 800 kuruşa pazarlık edildi. Bu adamın elinde resimli bir tahta vardı. Mezarlığa gider, tahtayı parmağının üzerinde çevirir resim hangi mezara bakarsa cadı o mezardaki habis ruh imiş. Büyük bir kalabalıkla mezarlığa gidildi. Resimli tahtayı parmağında çevirmeye başlayınca resim sağlıklarında yeniçeri ocağının kanlı zorbalarından Tekinoğlu Ali Alemdar ile Apti Alemdar denilen iki şakinin mezarına karşı durdu. Mezarlar açıldı. Cesetler yarım misli büyümüş, kılları ve tırnakları da üçer dörder uzamış bulundu. Gözlerini kan bürümüş, gayet korkunç idi. Mezarlıktaki bütün kalabalık bunu gördü. Bu adamlar sağlıklarında her türlü pis çirkin işi yapmış, ırza, namusa, mala saldırmış, adam öldürmüş Yeniçeri ocakları kaldırıldığı zaman her nasılsa yaşlarına bakılarak cellada verilmemiş ecelleri ile ölmüş kişilerdi. Sağlıklarında yaptıkları yetmezmiş gibi şimdi de halka habis ruh olarak tebelleş olmuşlardı. Cadıcı Nikola’nın tanımına göre , bu gibi habis ruhları defetmek için cesetlerin göbeğine birer ağaç kazık çakılır ve yürekleri kaynar su ile haşlanırmış. Ali Alemdar ile Apti Alemdar’ın cesetleri mezardan çıkarıldı. Göbeklerine birer ağaç kazık çakıldı ve yürekleri bir kazan kaynar su ile haşlandı. Fakat hiç tesir etmedi. Cadıcı “bu cesetleri yakmak gerek” dedi. Bu hususda şer’an da izin verildi ve iki yeniçerinin mezardan çıkarılan cesetleri mezarlıkta yakıldı. Çok şükür kasabamız da cadı şerrinden kurtuldu”
baypalbaypal
Üye
Halen devam eden bir destan da mevcuttur. Yalnız destanın adı ve kimler tarafından yazıldığını hatırlamıyorum.

Edit : Bir tane daha devam eden bir destan buldum ama asıl kastettiğim bu değildi.


İçerik hakkında bilgi:
Şair Metin Koca, "Türk'ün Varoluş Destanı"nı yazdığını belirterek, "12 yıl önce yazmaya başladığım Türk'ün Varoluş Destanı 10 binden fazla kıtaya ulaştı. Şiiri 17 bin kıtaya ulaştığında bitireceğim' dedi.

Koca, yaptığı açıklamada, 1997 yılında yazmaya başladığı "Türk'ün Varoluş Destanı" adlı şiirini yıllardır yorulmadan, bıkmadan, usanmadan yazmayı sürdürdüğünü söyledi.

Kendisinden önce birçok kişinin Türk milletinin geçmişi hakkında destanlar yazdığını, ancak bunların bir kronolojik sıralaması olmadığını söyleyen Koca, kızının teşvikiyle destan yazmaya başladığını belirtti.

İlerleyen zaman içinde yazar Mustafa Necati Sepetçioğlu'yla tanıştığını ve onun kitaplarını okumasıyla şiir yazma şevkinin arttığını ifade eden Koca, şöyle devam etti:

"Böylece büyük Türk milletinin geçmişte yaptığı savaşlar, göçler ve kahramanlıklar, karanlık devirlerden günümüze değin geçen süreçte kurulan Türk dünyasını araştırarak koca Türk'ün destanını yazmayı kendime görev bildim. Yazdığım kıtalar karanlık devirlerden çıkarak Kanuni Sultan Süleyman zamanına değin bir kronolojik sıralama içinde kurulan Türk devletlerini anlatıyor. 12 yıl önce yazmaya başladığım Türk'ün Varoluş Destanı şiirinde 10 binden fazla kıta yazdım, şiiri 17 bin kıtaya ulaştığında bitireceğim. Bundan sonra da 6-7 bin kıta daha yazacağım. Her insanın dünyaya gelişinde bir görevi olduğunu düşünürüm. Bana da milletimin geçmişimini, tarihini kahramanlıklarını dile getirmek için destan yazmakla görevlendirildiğimi hissediyorum. Destanımı bitirdiğimde milletime olan borcumu ödemenin hazzını duyacağım."

Eserini yazmak için Ergenekon, Bozkurt ve Türeyiş gibi destanları okuduğunu ifade eden Koca, "bizler asker milletin çocuklarıyız. Asker doğmuşuz. İnsanlar milli coşkuyu, millet sevgisini ya ailesinde ya da okullarında edinirler. Ben çocukluğundan beri her zaman milletime ve onun yaptığı kahramanlığa karşı heyecan ve coşkuyla bakmışımdır" diye konuştu.

Koca, sözlerini, kitabının önsözünde de yer alacak olan şu mısralarla bitirdi:

"Milletime destan yazmak boynumun borcu / Döktüğüm gözyaşlarım inan ki harcımdı / Bu görev tevdi oldu yüce Allah'tan bize /Soyumuzu anlatıp aktarmalıyım size."
Electronation
Üye
Hikayesini biliyorsan yazıver buraya.
joseph fouchejoseph fouche
Üye
Türk dil kurumunun türk destanları diye boy boy (her boy için 2-3 cilt)ayrılmış bir sayfa orjinal bir sayfa türkiye türkçesi ile merak ediyorsanız alın
hayalgezerhayalgezer
Üye
Oğuz'un Öküzden geldiğini biliyor muydunuz(Ben de bilmiyordum,Bardakçı ile Ortaylı Beyler sağolsun)?
discussioncontroller