Türk Mitolojisi
rade
Üye
Lise 1'deyken Türk Mitolojisi ve Destanları hakkında çok araştırma yaptırmıştı edebiyatçımız.Orhun Abideleri olsun destanlar olsun iyi kaynak toplamıştık.Onlardan bir kısmını geçireyim buraya.
Türk Yaradılış Destanı
Yer gök hiçbirşey yokken dünya uçsuz bucaksız sulardan ibaretti.Tanrı Ülgen bu uçsuz bucaksız dünyada durmadan uçuyordu.Göklerden gelen bir ses Tanrı Ülgen'e denizden çıkan taşı tutasını söyledi.Göğün emri ile oturacak yer bulan Tanrı Ülgen artık yaratma zanabu geldi diye düşünüerek şöyle dedi:

Bir dünya istiyorum, bir soyla yaratayım
Bu dünya nasıl olsun, ne boyla yaratayım
Bunun çaresi nedir, ne yolla yaratayım
Su içinde yaşayan Ak Ana, Su yüzünde göründü ve Tanrı Ülgen'e şöyle dedi.
Yaratmak istiyorsan Ülgen, yaratıcı olarak şu kutsal sözü öğren:
De ki hep "Yaptım oldu." başka birşey söyleme.
Hele yaratır iken "Yaptım olmadı." deme.(Bence burada insanoğlunun nankörlüğüne değiniyor sanırım.)

Ak Ana bunları dedikten sonra kaybıldu.Tanrı Ülgen'in kulağından bunlar hiç gitmedi, insana da bu öğüdü iletmekten bıkmadı.

Tanrı Ülgen yere bakarak "Yaratılsın yer." göğe bakarak "Yaratılsın gök." der ve yer ve gök yaratılır.Tanrı Ülgen çok büyük üç balık yaratmış ve Dünya'yı bu balıkların üzerine koymuş.Böylece dünya gezgin olmamış, sabit kalmış.Tanrı Ülgen balıkların kımıldadıklarında dünyayı su kaplamasın diye Mandışire'ye balıklarıdenetleme görevi vermiş.Tanrı Ülgen dünyayı yarattıktan sonra tepesi aya güneşe değen etekleri dünyaya değmeyen büyük Altın Dağ'ın başına geçip oturmuş.Dünya altı günde yaratılmış, yedinci günde ise Tanrı Ülgen uyumuş kalmıştı.(Tanrıların insani zayıflıklara sahip olması değişik aslında diğer mitolojilerde görmediğim bir özellik.Uyuyup kalması ve öğüt alması vb...)Uyandığında neler yarattım diye baktı.Ayla Güneşten başka fazladan dokuz dünya birer cehennem ile bir de yer yaratmıştı.Günlerden bir gün Tanrı Ülgen denizde yüzen bir toprak parçacığı üzerinde bir kıl gördü."İnsanoğlu bu olsun, insana olsun baba." dedi ve toprak üstündeki kıl birden insan oldu.Tanrı Ülgen bu ilk insana "Erlik" adını verdi ve onu kardeşi kabul etti.Ancak Erlik'in yüreği kıskançlık ve hırsla doluydu.Tanrı Ülgen gibi güçlü ve yaratıcı olmadığı için öfkelendi.

Tanrı Ülgen kemikleri kamıştan, elleri topraktaan yedi insan yarattı.Erlik'in yarattığı dünyaya zarar vereceğini düşünerek insanı korumak üzere Mandışire adlı bir kahraman yarattıktan sonra yedi insanın kulaklarından üfleyerek can, burunlarından üfleyerek başlarına akıl verdi.Tanrı Ülgen insanları idare etmek üzere May-Tere'yi yarattı ve onu insanoğlunun başına han yaptı.

Divan-ı Lugat-it Türk gibi eserler sayesinde bu destanlar ve kısa hikayeler günümüze kadar gelebilmiş.Türk Edebiyatı'nda neredeyse her kelime ve sözle ilgili tekerlemeler, hikayecikler, anektodlar var ama bazıları maalesef günümüze ulaşamamış.Bu da aslında bilinmese de ne kadar zengin bir edebi/mitolojik mirasa sahip olduğumuzu(ya da sahip çıkamadığımızı, Orhun Abideleri dahi Danimarkalı Vilhelm Ludwig Peter Tomsen tarafından keşfedilmiş ve Rus Türkolog Vasili Vaasilyeviç tarafından çözümlenmiştir.)kanıtlıyor.
Arquette
Üye

(Tanrıların insani zayıflıklara sahip olması değişik aslında diğer mitolojilerde görmediğim bir özellik.Uyuyup kalması ve öğüt alması vb...)



Tanrıların zayof olması aslında İskandinav mitolojisinde de görünüyor. Odin'in sonsuz bilgi için bir gözünü feda etmesi, Baldir'im ölümü, RAgnarok'ta Odin'in Fenrirle savaşıp yenilecek olması v.b.
Electronation
Üye
sadece iskandinav mitolojisinde değil neredeyse bütün mitolojilerde var tanrıların insanı zayıflıklara sahip olması.

bunu sadece ölümsüzlük, orasından burasından ateş püskürtmek olarak algılamayın. kıskançlık, şehvet, kibir, hırs her türlü insani kötü huy bu eski mitolojik tanrılarda mevcut. özellikle yunan mitolojisi.
Arquette
Üye
yunan mitolojisinden uğraşsan 5 sezon pembe dizi çıkar zaten =)

Beğenenler: FrkNNhR92

Electronation
Üye
dizi finali gelmeden film bile çekilir ne diyorsun :)

sebebide insanların nasıl tanımlasam pek bilemedim bu huyları, duyguları vs tanımlamak için bunların tanrılar tarafından kontrol edildiğine inanmışlar. iyiliği x tanrısına yüklemişler, itliği y tanrısına yüklemişler.
apocalypse
Üye
xleonxnkx dedi:



Tanınmış destanlar 
Asena
Bilinen en eski Türk efsanesi. Tüm Türk halklarında çeşitli şekilde yaygındır. Efsaneye göre Türkler düşmanları tarafından tamamen yok edilirler. Sadece kolları ve bacakları kesilmiş ufak bir erkek çocuk hayatta kalır. Tengri'nin gönderdiği kutsal bir dişi kurt çocuğu besler büyütür ve korur. Kurt çocuktan gebe kalır ve on yavru doğurur. Bu on çocuk gelecek Türk toplulukların hükümdarlarıdır.



Bu efsane Romanın kurucuları olduğu varsayılan Romus ve Romulusun hikayesinede baya benziyor.Doğum hikayesi hariç tabi.
mindlesszombie
Üye
Tamamda Tengrizim diye bir din yoktur Tengri Tanrı demektir bu durumda dinde Şamanizmdir ve herşeyi yaratan Bayürgen,en büyük tanrı.Önce Dünya dümdüz,Topraklar,kumlar.Sonra Erlikhan karşı çıkıyor ben senin yerine geçicem diyor Kayrak hana,u.ma yeteneği elinden alınıyor,Ardından yüz emriyle yüzüyor,suyun altından çakallık yapıp kendi yerimi kurarım diye toprak alıyor,tüküt deniyor bataklıklar dağlar falan oluyor ve dünya da bu şekilde oluşuyor.Erlikhan kötü ruhlarla birlikte vb. yerin dokuz kat altına gönderiliyor ve cehennem Tanrısı oluyor.
Neldock
Üye
Wurde dedi:


Hehehe WoW daki şamanizm(inanç) Türk mitolojisinden bizzat alınmıştır. Tamamen aynıdır.



Örgü zırh giyip sağa sola totem koyup dalıyorlardı yani. Yok böyle bir şey.

Bir kaç sene önce arkadaşlarla yaptığımız araştırmalardan hatırladığım kadarıyla Orta Asya Türkleri'nde şamanlar din adamından öteye gitmezlerdi. Cenazelerde müzik eşliğinde şiir okumak gibi görevleri de vardı.

Umarım doğru hatırlıyorumdur.
Legionator
Üye
Neldock dedi:



Bir kaç sene önce arkadaşlarla yaptığımız araştırmalardan hatırladığım kadarıyla Orta Asya Türkleri'nde şamanlar din adamından öteye gitmezlerdi. Cenazelerde müzik eşliğinde şiir okumak gibi görevleri de vardı.

Umarım doğru hatırlıyorumdur.



Şamanlar din adamlığının yanı sıra şifa veren ve ara bulan kişiler olarak da (bugünkü Alevi dedeleri de şamanlara biraz benzer) görev alırlardı. Hatta bazı Türk boylarında İslam'a geçişten sonra bile hastalanınca kam (şaman) çağırmak geleneği sürmüştür. Kamlar toplumsal statü olarak önemli kişiler olmakla birlikte yaptıkları işlerin karşılığında para almadıkları için yoksul bir hayat sürerlerdi. Wilhelm Radloff'un "Türklük ve Şamanlık" kitabı konuyla ilgili ayrıntılı bilgi içerir.
mindlesszombie
Üye
Evet şamanlar öyledir ruhlarla iletişim kuduğu,bir hayvanın içine girdiği(Uyuyunca)Ruhunu dolaştırdığı,gelecekle ilgili gördüklerinden tahmin yürüttüğü de var.
discussioncontroller