Hunter The Vigil - Berlin Günlükleri - Karakterler
Night EagleNight Eagle
Üye
[center][img width=500 height=162]http://img18.imageshack.us/img18/2729/bannerhunter2.jpg[/img][/center]

Presetler bölümünden seçeceğiniz karakter şablonunu temel alarak yaratacağınız karakterleri buraya yazabilirsiniz.

Karakter özelliklerinizi,

Preset:
Ad:
Yaş:
Kişilik:
Görünüş:
Envanter (Yanınızda bulunan ekipman, varsa silahlarınız):
Geçmiş:


Şeklinde yazarsanız, okuması ve sınıflandırması daha kolay olacaktır.

Presetler yalnızca karakterinizin temelini oluşturur, bunun dışındaki tüm detaylar sizin hayalgücünüzle sınırlandırılmış vaziyettedir.

Not: Oyunun senaryosunun geçtiği yer açısından; presetlerde belirtilen birkaç karakterin haricinde çoğunun Alman asıllı, en azından Avrupa menşeili olmasına özen gösterin. Ayrıca presetinize uyacak şekilde göçmen bir karakter de yaratabilirsiniz (Örneğin Yugoslav veya Türk bir karaktere background hazırlamak oldukça ilginç olabilir).


Karakterler

coren - (Gazeteci)
Çağlayan - Catherine (Fahişe)
oropher - Jesus Cristobal (Dolandırıcı)
KurtulanSama - Kunter Kurtulan (Eski Sporcu)
FireMc - Alexander Carpenter (Dil Öğrencisi)
Fool Arcana - Haine Rozenstrauch (Dedektif)
Sislerin Vampiri - Jürgen Prochnow (Kütüphane Görevlisi)
oyunsever94 - Jack Tailor (İtfaiye Şefi)
FLC - Lukas Köenig (Fizik Öğrencisi)
Gabriel Archangel - Barnabas "Polonius" Gwidon (Kurye)
Mad Dok - Mikael Frei (DJ)
Yojimbo - Preston Roman Bright (Avukat)
Judas - Wilhelm Leibniz (Polis Memuru)
anger rabbit - Siegmund Kuntz (Emekli Polis)
Eflatun - Heinrich Heinz Fichtner (Ambulans Şöförü)
Elegie - Adelinde Jasmine Faustengel (Edebiyat Öğrencisi)
Electronation - Achille Cesar Beaumont (Tamirci)
Adramelech - Alexander James Black (Arkeolog)
coren
Üye
Gazeteci benim sonra yazacağım backgroundu
Çağlayan
Üye
Preset: Fahişe.[spoiler=8 - Fahişe]Çocukluğunuzun geçtiği Amsterdam'da iyi bir eğitim alarak dansçı olma hayalleriniz, küçük yaşınızda ailenizi kaybetmeniz ile birlikte yavaş yavaş solmaya başladı. Zaten ülkede yasal olan keyif verici maddeler sayesinde uyuşturucu batağının cazibesine kapıldınız, ardından daha fazlasına... Artık elinizde hayallerinize dair hiçbir umut kalmamıştı, ve sizin uyuşturucuya ihtiyacınız vardı. uyuşturucu için de paraya... Yapabileceğiniz, yeraltında öğrendiğiniz tek işi yapmaya başladınız; Hollanda sokaklarında bedeninizi satmaya karar verdiniz.

İlk başlarda önünüzdeki ten engel vicdanınızdı, ta ki ilk cinayetinizi işleyene kadar. Ardından bir cinayet daha. Artık dibe vurmuştunuz, sizi öldürmekten alıkoyabilecek hiçbirşey olmadığını, hatta bundan haz aldığınızı düşündünüz. Şimdi ise bir uyuşturucu baronunun koruması altında, Almanya'ya gidiyorsunuz.

Nereye kadar kaçabilirsiniz?
Ad: Catherine (Catherine "saf, temiz, bakire" gibi anlamlara geliyor) 
Yaş: 28
Kişilik: Çekici, soğukkanlı, isteklerini cazibesini kullanarak yaptırmaya alışmış biri. İnanılmaz hırslı, açgözlü, şehvetli bir karakter. Yaşadıkları sebebiyle pek az şey onu şaşırtabilir, hissizdir. Şu ana dek birkaç kez gerek nefsi müdafaa amacıyla, gerek uyuşturucu bulma amaçlı cinayetler işlemiştir ancak Almanya'da sözü geçen bir uyuşturucu baronunun koruması altında olmak bu cinayetlerin kolaylıkla örtbas edilmesini sağlamıştır. Öldürmekten haz alıyor ve sadece cinayet işlediğinde diğer bağımlılıklarını yatıştırabiliyor. Seks ve uyuşturucu bağımlılığından kurtulmak için mücadele etmekte. Sokak konusunda bilgili, dans konusunda yetenekli. Para bulmak için hırsızlık yapmaya alışmış.
Görünüş: Uzun boyludur ve güzel bir fiziğe sahiptir. Yeşil renkli gözleri vardır. Değişik renkte peruklar giyer; kısa elbiseler, jartiyerler ve topuklu çizmeler favorisidir. 
Envanter: Doldurulur burası (Preseti yazmışım buraya asdasda)
Geçmiş:
Spoiler:

10 yıl önce...

Yıldızsız bir sonbahar gecesinin son saatleriydi. Kumral saçlı kadın elindeki cep telefonuna bakıyordu donuk gri gözleriyle. İfadesiz yüzü değil, titreyen elleri belli ediyordu hislerini. Tuşlara bastı aceleyle ve telefonu kulağına götürüp yanıt bekledi. Karşı taraf yanıt verinceye dek geçen süre uzadıkça uzadı; adeta saatler akıp gitti. Sonunda duyduğu "Alo?" sesi ile omuzlarından sanki koca bir yük kalkmıştı. Yavaş, sanki zorlukla konuşur gibi dökülmeye başladı kelimeler ağzından:


-Merhaba canım. Yüzümden dökülen bin parça şu anda. Dur, konuşma kahrolasıca! Sadece dinle. Sıkıntılıyım çok, beni dinlemene ihtiyacım var [glow=red,2,300](küfür)[/glow]. Sabah özenle yaptığım lanet olasıca makyajım aktı ağlamaktan. Kabul ediyorum, yüzümde uzun süre makyaj taşıyan biri sayılmam. Hele sıcak ve boğucu gecelerde makyajımla beraber yüzüm de akıp gidiyor sanki. Ama bu gece o [glow=red,2,300](küfür)[/glow] gecelerden değil! İnan bana, lanet gece çok sıcak, o kadar sıcak ki eriyeceğim neredeyse ama makyajımı bozan boğucu sıcaklık olmadı bu gece [glow=red,2,300](küfür)[/glow].

Ben bu [glow=red,2,300](küfür)[/glow] gece çok korktum biliyor musun, [glow=red,2,300](küfür)[/glow] çocukluğumdan beri bu kadar korktuğumu anımsamıyorum. Hatta [glow=red,2,300](küfür)[/glow] babam beni iş bulamadığım için dövdüğünde bile korkmamıştım bu denli. Sözümü kesip durmasana be [glow=red,2,300](küfür)[/glow], canına mı susadın [glow=red,2,300](küfür)[/glow]? Dinle, ihtiyacım var birinin beni dinlemesine. Bu gece daha fazla hem de... Sana çok korktum diyorum, aslında [glow=red,2,300](küfür)[/glow] ve korkak biri değilimdir. Patronuma bile meydan okuyan tek kişiyim burada, buna rağmen bu gece küçük bir kız çocuğundan bile aciz hissediyorum kendimi.

Yorgunum. Berbat bir gece geçirdim. Ayakkabımın tek topuğu da kırıldı üstüne. şu an sekerek yürüyorum, seni aramadan önce köşe başındaki [glow=red,2,300](küfür)[/glow] çocuk güldü bana. Aslında gülmesine kızmadım gerçekten, o zavallı gün boyunca tek bir kez gülümseyebilmek için arkadaşını boğazlar. [glow=red,2,300](küfür)[/glow] talihime rağmen ona bakınca kendimi şanslı hissediyorum. Neyse...

Başım ağrıyor. Resmen [glow=red,2,300](küfür)[/glow] beni. Çatlayacak resmen, ağrıyı bitirmek için kafamı karpuz gibi çatlayıp ikiye yarılıncaya dek duvarlara vurabilirim şimdi. Hayatım yitip gitti, sıra sağlığımda mı yoksa? Gerçi her zaman hasta ve sarhoş hissederim kendimi. Ama beyazı fazla kaçırdığım zamanlarda bile bu denli feci ağrımamıştı başım, belli ki lanet olası ağrının sebebi bu değil. Müşteri fazla olsaydı yoğun tempoya bağlardım sebebini. Ama müşteri de yok, burası çulsuzlar diyarı! Neredeyse cebimdeki son üç kuruş için onlar bana muamele edecek. Üstüne [glow=red,2,300](küfür)[/glow] sarışın geldiğinden beri pastadaki payım azaldı iyice. Et gibi satılmaktan bıktım ama sarışın piyasadaki tüm müşterileri topladığı için para kazanamıyorum artık ve [glow=red,2,300](küfür)[/glow] erkeklerin altına yatabildiğim günler kendimi şanslı hisseder oldum. Tuhaf ama sarışın aç kalmama sebep olsa da severim onu.

Tamam tamam, kapatacağım birazdan. Dinle. Ne anlatıyordum ben? Ah, hatırladım, çok korktum diyordum. Şu an iyiyim. Hala titriyorum ve ağlıyorum ama iyiyim. Sadece ellerimi yıkayacak bir lavabo bulmayı isterdim. Aslında ellerimi yıkamadan evvel kusmayı planlıyorum. Burası kötü kokmaya başladı. Midem bulanıyor. Ah hayır. Kapatmak zorundayım canım. Telefonun kahrolası [glow=red,2,300](küfür)[/glow] şarjı bitmek üzere. Dinle, aslında sırf sarışını aramak için açtım bu telefonu. Ama evde değildi. O [glow=red,2,300](küfür)[/glow] hiç evde olmaz zaten. Ona sana bu gece anlattıklarımı anlatmak istiyordum; ayrıca bu gece aç kaldığımı, ondan nefret ettiğimi ve bir akşam yemeği parası için az önce iki adamın bağırsaklarını deştiğimi anlatacaktım. Ama lanet [glow=red,2,300](küfür)[/glow] evinde değil! Adamlardan birinin üzerinde bu cep telefonunu buldum. Konuşmam gerekiyordu biriyle ve ben de rastgele tuşlara bastım. Konuşacak birine ihtiyacım vardı. İhtiyacım vardı!

Tanımıyorum seni ama beni dinlediğin için sağol.

Telefonun şarjı bittiğinde kumral saçlı kadının kolu canlılığını kaybetmişcesine indi hızla, cep telefonu zayıf elinden kayıp yere düştü. Ne düşen telefona eğilip baktı, ne de ardında yatan iki cesede.


Bu onun ilk cinayeti ve o zaman 18 yaşındaydı. Şansı yaver gitti ve yakalanmadı. 10 yıl geçti, artık o korkak kız çocuğu yok.

Foto:
oropheroropher
Üye
Dolandırıcıyı kaptım..
ileride bu mesaj editlenerek karakter oluşturulacaktır..
KurtulanSamaKurtulanSama
Üye
Preset:
Spoiler:
17) Eski Sporcu

Bedensel sağlamlığınız ve sağlığınız sizin için herşeyden önemliydi. Çünkü siz, hayatınızı spor yaparak kazanıyordunuz.
Ancak bir gün, herşey altüst oldu. Geçirdiğiniz kaza yüzünden bir daha spor yapamayacağınızı söyledi doktorlar.
Tüm ideallerinizi yitirdiniz. Hayallerinizi, hırsınızı... Tek yakınınız olan üvey amcanız ile kavga ettikten sonra, bir gece amcanızın cüzdanı ve altın kol saatini de alarak, başkente gitmeye karar verdiniz. En azından, orada yeni bir hayat kurabileceğinizi ümid ediyordunuz. O gece, tüm yıkılan hayalleriniz ile otobüse bindiniz.


Ad: Kunter Kurtulan
Yaş:19
Kişilik:Sakatlığımdan önce sıcak kanlı, konuşkan bir insandım. İnsanlarla iyi ilişkiler içerisinde olmak ve mümkün olduğunca fazla kişiye yardım etmek hoşuma giderdi. Şimdi ise eskiden olduğum gibi olmadığımı biliyorum ancak bu yeni "ben"i daha ben de tanımıyorum
Görünüş:Gümüş rengi gözlü ve siyah uzun saçlı, 1.83 boyunda, 85 kilo, aşırı olmasa da yapılı biri.
Envanter:Altın bir kol saati, bir miktar para
Geçmiş:
Spoiler:
İşte başarmıştım. 14 senedir yüzüyordum ve en sonunda Olimpiyat barajlarını geçip gelecek seneki olimpiyatlara katılmaya hak kazanmıştım. Çalıştırıcım da beni bir sene daha iyi şartlarda hazırlanabimem için Berlin'e yollamıştı. Daha mutlu olamazdım.
Son 6 aydır inanılmaz bir eforla çalışıyordum, derecelerim kimsenin tahmin etmediği bir hızla düşüyordu(bu iyi bişey:P). İnsanlar benden çok umutluydu... Taki o lanetli güne kadar. O gün hafif bir antrenman istemiştim çünkü antrenman sonrasında 200 Metre kelebekte derecemi ölçmek istiyordum. Çalıştırıcım da benimle aynı fikirde olacaktı ki o da kabul etti. Sorunsuz bir antrenmandan sonra sıraderece almaya gelmişti.  Hazırlandım ve bizim için neredeyse bir ritual havasında olan çıkış hazırlıklarını yaptım sonra uzun ince bir düdük sesi. "Take your mark" ve birkaç saniye sonra keskin bir düdük sesi ile fırladım. ancak ilk dolfin'i vurmamla beraber karnımda birşeylerin koptuğunu hissettim. Sonra inanılmaz bir acı...
Gözümü açtığımda hastanedeydim. Çalıştırıcımın dediğine göre karın kaslarımda oluşan deformasyon yüzünden tekrar yüzemeyecekmişim. Çılgına döndüm. Hayatımın 14 senesini harçadığım ve aşık olduğum bu sporu tekrar yapamayacaktım. Ayağa kalkmıştım, etrafa birşeyler fırlatıp küfürler yağdırıyordum, sonra o acı tekrar geldi, kan kustuğumu ve bayıldığımı hatırlıyorum. Gözümü açtığımda Amcamın evindeydim. İyileşene kadar beni yapay bir komada tutmayı benim açımdan daha güvenli bulmuşlar. Amcam bana sakin olmamı istersem onun şirketinde rahat bir işte çalışıp hayatımı öyle de kazanabileceğimi söyledi ancak biliyordum ki bu da bir yalandı. O yüzden uzunca bir süre tartıştık daha sonra olay kavgaya dönüştü ve onu tek bir yumruk darbesi ile bayılttım. En azından kollarım hala sağlamdı. Cebinden cüzdanını ve kolundaki benim hediyem olan kol saatini de aldıktan sonra duraktan geçen ilk otobüse atladım... Birileri hayatımı benden çalmıştı ve bunu ödeyeceklerdi...

FireMcFireMc
Üye
Preset: Dil Öğrencisi
Ad: Alexander Carpenter
Yaş: 24
Kişilik: Asla bir yabancı gibi durmayan, daha önce hiç bulunmadığı ortamlarda dahi "cool" diye tabir edilebilecek hareketlerde bulunan, görmüş, geçirmiş havasında bulunan bir kişi. Londra gibi, Berlin ile kıyaslandığında, çok az suç işlenebilecek ortamdan ve sakin bir yerden, Berlin gibi gece, hayatın hiç durmadığı, suçun sanki kuralmış gibi işlendiği bir yere gelmesine rağmen, hiç yadırgamamış hemen şehire ısınmış, hatta sevmişti. Kendini yeraltı dünyasına çabucak sokturtması da, sosyalleşmede usta olduğunu gösterebilir.
Görünüş: 1.85 boylarında, 75 kilo civarındadır. Uzun sarı saçları vardır. Genellikle resmî giyinerek, kendini yeraltı dünyasında önemli biriymiş gibi göstermektedir.
Envanter: Cep telefonu
Geçmiş:
Spoiler:
Çocukluğundan beri önemli biri olmak istiyordu. Okuduğu ilkokul, lise ve üniversiteye bakılacak olursa, hayallerini pek de gerçekleştirebileceği düşünülmezdi. Fakat, okuldaki ilişkileri göz önünde bulundurulduğunda, işler değişiyordu. İngiltere'de ortalama bir ailenin çocuğu olarak nitelenebilirdi. Okulda ve arkadaş çevresinde, hep sevilir, neredeyse lider gözü ile bakılırdı ona. Gerçekten etkileyici bir çocuktu. Değiştirdiği 2 okulda da, çok çabuk arkadaş ortamına girmiş, hemen imrenilecek bir kişi konumuna gelmişti. Üniversiteye gittiğinde, normal bir üniversite öğrencisinin dışında bir hayat yaşadığı söylenemezdi. Kendini çok daha yüksek bir yerlerde, farkedilmiş, birilerine söz geçirebilen biri olarak hayal etmişti hep, üniversitede iken. Üniversite eğitiminin ardından, aradığı heyecanı bulabilmek için, İngiltere'nin dışına bir yerlere kaçması gerektiğini biliyordu. Üniversite eğitiminin hemen ardından, bu iş için fırsatlar kollamaya başladı. Çok değil, 3 ay sonra Berlin'de ufak bir şirkette tercüman aradıklarını işitti. Onun gibi biri için, bu çölde açan bir vaha gibiydi. Hemen, uçak biletini ayarlayıp şirkete gitti. Şirketin yaptığı mülakatları bir bir geçerek, şirketin tercümanlık bürosuna yerleşti. Fakat, Berlin gibi, duyduğu kadarı ile, hayatın gece başladığı bir yerde sadece tercüman olarak kalmaya niyeti yoktu. Gece hayatında da, saygın bir yeri olmalıydı. Berlin'de, bir kaç gün içinde arkadaş edinmeye başladı. Bu arkadaşların, pek sabah 9, akşam 5 çalışan tipler olmadığı her hallerinden belliydi. Bu tipler sayesinde, yeraltı diye tabir edilebilecek bir gece kulübünde her gece takılmaya başladı. Kısa bir süre içinde, orada da bir sürü arkadaş edinip çevre yaptı. Herşey yolunda görünüyordu, hep olmayı istediği kişi olduğunuzu hissetmeye başlamıştı yavaş yavaş. Ta ki, her zaman ki gittiği gece kulubünde tanıklık ettiği bir olaya dek. Her zamanki köşesinde oturmuş, içkisini yudumlayıp, arkadaşları ile sohbet ederken, tanımadığı bir kişi hunharca katledilmişti. Onun dışında kimse, pek umursamazken, onun gözleri yuvalarından fırlamıştı. Bu olay ile birlikte, herşey değişecekti...

Foto:

Spoiler:
Çağlayan'ın taslağı hoşuma gitti. Ona göre hazırladım ben de. ^_^"
Fool Arcana
Üye
Preset: 6) Dedektif
Spoiler:
Düzensiz bir yaşam, vasat bir kariyer ve imsomnianızı tetikleyen bir iş. Hayatınızda sahip olduğunuz tek şey bunlar değildi elbette; karınızın kaçırılıp vahşice öldürülmesinden önce... O günden beri, nasıl yaşadığınız, geleceğiniz veya topluma ne gibi bir fayda sağladığınız umrunuzda bile olmadı.

Her olay yerinde ipucu aramak için durup düşündüğünüzde, kahve almak için köşedeki dükkanın kapısını araladığınızda ve her akşam eve bitmiş bir halde dönüp koltukta sızdığınızda, aklınıza ilk gelen düşünce; bu işe neden hala katlandığınız oldu. Bu işten en fazla tiksindiğiniz anı ise, 5.karayolunda gerçekleşen gizemli kazayı araştırırken yaşadınız. Gardınız düştü, yaptığınız işe nefretle yaklaşmaya başladınız.

İşinizden başka tutunacak hangi desteğiniz vardı?

Özellikler: Soruşturma, araştırma ve inceleme becerisi, soğukkanlılık, silah kullanma, keskin duyular, sözle tehdit, düşük moral


Ad: Haine Rozenstrauch

Yaş: 40

Kişilik: Bıkkın ve yorgun. Haine'in kişiliği ile ilgili söylenebilecek en önemli nokta bu olmalı. Kendisini bildi bileli depresyona girmeye müsait ve obsesif bir yapısı olmuştu. Mesleğine nasıl bağlandığını kendisi bile farketmemişti, rutinleri severdi veya rutinler onu severdi. Küçük,boğucu ve depresif yaşamının mutlu köşelerini bulup buralara tutunarak yaşamını sürdüren Haine için tek önemli olan kişi eşi Carys idi. Carys onun yaşamında başına gelen en iyi şey ve en güzel varlıktı. Aynada baktığında tiksindiği kendisini sevebilen tek insandı belkide. O öldüğünden beri sadece yürüyen, para veriyorlarmış gibi sigara ve kahve içen , işe gidip gelen bir insan olmuştu...

Görünüş: Orta uzunluktaki kahverengi saçları artık yavaş yavaş beyazlamaya başlamıştı Haine'in. Yıllar önce Carys ile birlikteyken sahip olduğu fiziğe artık sahip değildi. Kasları erimiş ve aşırı sigara,kafein ve alkolden zayıflamıştı. Siyah gözlerinin altında sanki kalem çekmiş gibi görünen morluklar ve asla traş etmediği kirli sakalı onu dahada yorgun gösteriyordu. Üzerine hep giydiği kırmızı, yakası kürklü ceketini asla çıkartmazdı çünkü bunu ona Carys 27.yaş gününde hediye etmişti.

Envanter: Bir adet Mauser "Broomhandle" C96



İki paket Camel
Çakmak
Ekstra Mauser Şarjörü

Geçmiş:

Spoiler:
"Belkide asla böyle olmaması gerekiyordu, herşeyin sonunda Carys'ı o kadar özlüyorum ki, yaşadığım yaşam ve soluduğum hava gerçekten çok anlamsız geliyor. Bir insan böyle yaşayabilir mi ? Bir insan ölüm ve yaşam arasında bu kadar kalabilir mi? Yaşayan.Bir.Ölü"
                                                                        Haine / 2006


Hayatında tek olmak istediği şeydi dedektif olmak. Küçüklükten beri Dedektiflik ile ilgili hikayelere ve romanlara meraklıydı. Onlarla vaktini geçirir ünlü bir dedektif olduğu zaman yakalayacağı suçluların listesini yapardı. İşler böyle gitmedi. Ailesi 22 yaşından sonra bir trafik kazasında ölen Rozenstrauch Berlin'in iç kısmında ailesinin ona bıraktığı evinde yaşamını tek başına sürdürdü. 23 Yaşında Berlin Polis departmanında stajyer olarak çalışmaya başlayan Rozenstrauch hızlı bir şekilde dedektifliğe kadar yükselmişti. 26 yaşında rozetini alan Haine aynı sene güzeller güzeli eşi Carys ile bir dosya üzerine ulusal kütüphanede araştırma yaparken tanıştı. 1 Yıl sonra evlenmişler mutlu ve düzenli bir hayata kavuşmuşlardı. Bunlar altın yıllarıydı Haine'in. Dosyaları iyi gidiyordu, üstleri ondan memnunlardı, Carys ile mutlulardı, daha ne isteyebilirdi ki ?

Herşey ters düz olmuştu bir gün içinde. Sadece bir gün içinde tek ailesini kaybetmişti Haine. İç Mimar olan Carys evde çalışan bir kadındı. Geç saatlere kadar ayakta kalıyor kendi işlerini hallederken Haine'in işten gelmesini bekliyordu. Bir gün Haine eve geldiğinde kapının kırık olduğunu, karısının ise ortalarda görünmediğini farketti...fakat kan vardı...haddinden fazla kan...

Bir saat sonra haber geldiğinde yıkılmıştı, karısı evinin 5 km ötesinde ölü bulunmuştu. Beden bütün değildi bu yüzden teşhis etmek mümkün olmadı fakat Haine karısının sol elindeki yüzüğünü tanıdı. Carys parçalanmış, muhtemelen tecavüze uğramış ve öldürülmüştü.

Gerçekliğin ağırlığı filmlerdeki gibi değildir, bir kere sevdiğinizi böyle kaybettiniz mi ne ölmek ne yaşamak istersiniz. Bunun ağırlığı kelimelerle anlatılamaz, resimlerle çizilemez. Granit gibi ifadesi donuk birisi olarak yaşamaya başlamıştı Haine. Kariyeri bu olaydan sonra düşüşe geçmişti. Carys yoktu, yaşama isteğide yoktu, kendini öldürmek istemiyordu çünkü günün birinde belki bunun sorumlusunu bulacağı umudu onu yaşamaya zorluyordu.

Bazen kötü şeyler yaşarsınız ve bu sadece daha kötüsünün geleceğinin habercisidir.


Skeçler:





Sislerin_Vampiri
Üye
Preset : Kütüphane Görevlisi

Ad : Jürgen Prochnow

Yaş : 28

Kişilik :
Spoiler:
Genel kültürü çok iyi olmasına rağmen içine kapanık biri. Bunun sebebi ise çok kendini beğenmiş olması.
Ona göre insanların geneli kendisi gibi bilgili değil. Yani konuşmaya değmez insanlar. Ama karşısında gerçekten
bilgili birileri olduğu zaman konuşmayı seven hatta kendini durduramayan bir insan.
Aşırı düzenli ve duygusuz bir insan. Yanında taşıdığı askılı çantasında her şeyin yeri bellidir.
Kütüphanede çalışmasının önemli sebelerinden biride sessiz ve sakin yeri sevmesi. 
Kendini beğenmiş olmasından dolayı insanlara laf sokmaksı kişiliğinin önemli bir detayı.
Dünyadaki en büyük eğlencesi tabikide kitaplar. Bunun dışında artık yavaş yavaş kitapların
yerini alan internet/bilgisayar dünyasına karşıda oldukça ilgili. Bu yüzden istediği bilgiye her daim ulaşabilmek
için yanında üstün donanımlı bir PDA/Telefon taşıyor. Kısacası bilgiye aç bir insan.
Kitap okurkenki diğer bir eğlencesi ise aradan bir pipo tüttürmek.
Nihilist (Hiççilik) akımından.

Fobileri : Kalabalık ve yükseklik. Aşırı kalabalık alanlarda yere bakmazsa başı dönmeye başlıyor.
Hobileri : Kitap okumak ve okurken hafif bir müzik dinlemek. Bunların dışında bir hobisi olduğunu söylemek zor.


Görünüş :
Spoiler:
Küçüklüğünden beri ciddi bir görünüşe sahip. Bu ciddiliği her daim buz mavisi gözlerinden anlaşılıyor.
Gözlük kullanıyor(2 numara miyop). Alman olmasına rağmen siyah saçlı lakin teni beyaz.
Çok yakışıklı olmasada karizmatik bir görüntüsü var.
Boy: 1.78    Kilo: 70


Envanter:
Spoiler:
Her daim yanında bulundurduğu askılı çantası.
Çantanın içinde : İşe gidip gelirken okuduğu bir kitap, PDA/Telefon, Pipo, tütün, çakmak,
pipo temizleme kiti ve bir adet hançer.(Hançerin sebebi geçmişinde)


Geçmiş :
Spoiler:
Tek çocuklu orta gelirli bir aileye sahip Jürgen okumayı öğrendikten sonra tek eğlencesi kitap okumak oldu.
Okumayı çok sevmesi onu okul hayatında çok başarılı yapmadı maalesef.
Okulda yaşıtlarından bilgi/kültür olarak hep ilerde olması onu kendini bilmiş bir insan
yaptı. Bilgisine çok güvenmesi ve bu konudaki inatçılığı okul hayatındaki sınavlarda hata yapmasına yol açtı ve bu
yüzden kendi potansiyelini çok gösteremedi. Lise hayatında az çok arkadaşı vardı ama genede asosyalliğe devam etti.
Okuldan geldiği gibi kendisini kitaplara öyle bir kaptırdıki anne ve babasının anlaşmazlıklarını ancak boşandıkları
zaman anladı. Boşanmaları aslında hiçte umurunda olmadı. O kitaplarını okumaya devam etti.

Okul hayatında çok başarılı olmasada orta karar bir üniversite önce tarih daha sonra felsefe okudu.
Üniversite okurkende sessiz bir insan olması bazı öğrencilerin dikkatini çekti ve sürekli onunla uğraşır oldular.
Birgün okul çıkışında gene sataştıklarında onlara laf soktu ve bir güzel dayak yedi. Bu durum içine çok dokununca
okula gidip gelirken gördüğü bir hediyelik dükkanından çok beğendi hançeri aldı.
O çocuklar bir daha geldiklerinde üstlerine yanlızca korkutmak için yürüdü ve gerçekten işe yaradığını anladı.
O hançeri bir daha hiç yanından ayırmayıp gözü gibi bakıyor halen.
Bir ara teknolojiye karşı gelsede istediği bilgiye internet aracılığı ile çabucak
ulaşabilmesi onun bu düşüncesini yıktı ve teknoloji meraklısı bir insan oldu.

Okuldan mezun olduktan sonra sessiz, sakin bir işin ancak okul kütüphanesinde olacağını anladı ve orada çalışmaya
başladı. Orada çalışmaktanda oldukça memnun. Çalışmaya başladıktan sonra maaş biriktirip aldığı ilk şey
ona ailesinin alamadığı en üst model bir PDA/Telefon almak oldu.

Her gece nöbetinde, saatlerce kafasını kitaplardan kaldırmayan bir öğrenci ile tanıştı. Başlarda Jürgen'e biraz soğuk davrandı, neyi araştırdığını görmesini istemedi belki de. Ancak çok geçmeden, Jürgen'in öğrencinin araştırdıklarının pek de sıradan şeyler olmadığını anlaması onun meraklı gözleri için pek de zor olmadı.

Judas
Üye
İsim: Wilhelm Leibniz

Yaş: 26

Görünüş: 1.87 m boyunda, 80 kg ağırlığında, son bir aydır spor yapmasına rağmen çok hafif bir bira göbeğine sahip, uzun yüzünün üzerinde -biraz- büyükçe bir burnu olan, saçları kısa kesilmiş, sakalsız, ela gözlü bir polis memuru. Üzerinde üniforması olmadığı zaman kot pantolon ve mevsime göre tişört ya da ince bir kazakla görebileceğiniz birisi.

Geçmiş: Küçüklüğünden beri hep polis olmak istemişti. İlerleyen yıllarda halkın refahını sağlamak ve düzeni korumak o polis üniformasının içinde nasıl görüneceğinin önüne geçmişti onun için. Ailesini bu inancı ve isteğine inandırdı ve onların desteğini de arkasına alarak sonunda polisliğe adım attı.

Tabi ki çocukluğu tamamen polis oyuncaklarıyla oynayarak geçmemişti. Polislik hayalleri onu önce kanunları okuyup incelemeye yöneltti. Doğal olarak sonraki adımı insan psikolojisiydi ve hiç durmadan onu da inceledi. Az da olsa gözlem yapma becerisi kazandı, olaylara karışma isteğini bastırarak. İnsanları inceledi. Hâlâ da yapıyor elbette. Kısa bir dönem felsefeyle de ilgilendi. Lafı fazla uzatmayayım; Platon'dan öteye geçemedi. Yine de fırsat buldukça bazı makalelere bakıyor.

Lise yıllarında müzikle ilgilendi. Arkadaşlarıyla rock grubu kurmaya bile yeltendi her genç gibi. Diğerlerinin aksine bu hevesinden hemen vazgeçmedi; kendini davul çalma konusunda epey ilerlettiğini söyleyebilirim. Dört yıl kadar çaldı sonuçta. Dave Weckl'a hâlâ nefretle karışık bir imrenmeyle bakıyor. Polislik hayalleri rock yıldızı olma hayallerine bastığı için ara verdi davul çalmaya. Polis teşkilatında müzikle ilgilenen birileri çıkınca sevinmişti ancak sevinci daha üçüncü provanın ortasında çıkan bir tartışmayla kursağında kaldı. İyi bir basçı arıyor kendisine.

Gönül işlerine bakacak olursak genel olarak sorunsuz yıllar geçirdiğini söyleyebiliriz. Gereksiz ayrıntıları geçecek olursak ortağı Claudia'dan hoşlanmakta şu anda kendisi.

Preset: Polis Memuru

Yaklaşık 4 yıldır Berlin merkez polis departmanında memur olarak görev yapıyorsunuz. Henüz genç ve idealistsiniz, bu nedenle de önünüzdeki uzun kariyer yolunda riskli adımlar atmaya hazırsınız. Arkadaşlarınız arasında gözüpek ve cesur olarak tanınıyorsunuz.

5. karayolundaki korkunç kazanın meydana geldiği yere ekibinizle beraber gittiğinizde, bir daha asla görmek istemeyeceğiniz şeylere tanık oldunuz. Ve hayır, daha önce bu kadar erken pes etmeyi aklınızdan geçirmemiştiniz.

Özellikler: Silah kullanma, sağlam refleksler, empati, kanun bilgisi

Kişilik: Sevecen birisi, kimseye bir kini yok. Onun için kötü olaylar o anda kalır, daha sonra gün yüzüne çıkmaz. Irk, din, dil ayrımcılığı yapmaz. Yol ortasında ona çarpıp kaçan bir araba yüzünden bacağı kırıldığında ona ilk yardım yapan bir Türk sayesinde bünyesinde az da olsa var olan bu zehirleri attığını anlatmıştır arkadaşlarına. Başka ülkelerdeki insanları ve yaşayış biçimlerini öğrenebilmek için İngilizce çalışmıştır, gördüğü turistlerle de bu çalışmayı pratiğe dökmekten çekinmez.

Çevreden bakıldığında en önemli özelliği adalete olan saygısı olsa gerek. Devlet kurumlarında rüşvet, haksız kazanç, torpil gibi şeyler onun için cinayetten farksızdır. Hatta adaleti öldürmek bir insanı öldürmekten bile büyük bir suçtur. Bu gibi durumlar karşısında tüm sevecenliği gidiyor ne yazık ki.

Herhalde ikinci en önemli özelliği de suçlulara iyi davranması ve onlarla iyi anlaşabilmesi olsa gerek. Hatta bazı densizler onun da önceden suçlu olduğunu, kimileri de bazı yerel çetelerle anlaşma içinde olduğunu söyleme gafletine düşseler de Wilhelm'in bu davranışlarının asıl nedeni suçluların hata yapan insanlar olduğunu düşünmesidir. Kimisi daha hata yaptığının farkında bile değil.

Şiddet yanlısı olmamasına rağmen spor salonunda çalışarak kazandığı tüm gücü -elbette ki gerekli durumlarda- suçluya uygulayabilir. Çok güçlü birisi olduğunu söyleyemem, sonuçta spor salonunda yeteri kadar çalışsaydı o göbekcik de kalmazdı. Yine de cüssesinden kaynaklı ufak bir güç gösterisi yapabiliyor. İş arkadaşları arasında yaptığı bilek güreşi turnuvasında üçüncü olmuştu.

Envanter: Bir polis memurunda olan her şeye sahip. Yeşil çizgili polis arabası, dünyalar güzeli ortağı, belindeki silahı, arabasındaki yedek şarjörleri ve elbette ki polis hayatının vazgeçilmezi olan donutları.
oyunsever94
Üye
Ohoooooo.Dedektifi kapmışlar.
oyunsever94
Üye
PRESET=İtfaiye şefi
Spoiler:
Alevlerin arasında iken, cesaretiniz tek sahip olduğunuz şey. Ne çevikliğiniz, ne elinizdeki balta, ne de adamlarınız... Eğer o alevlerin arasına dalamazsanız, hiçbirisi işe yaramaz.

Ama o gece cesaret edemediniz. Adamlarınızın cesetleri önünüzde seriliyken, cesaretinizin bir anlamı kalmamıştı çünkü. Onların parçalanmış bedenlerine bakmaya cesaret edemediniz. Arkanıza bakmaya cesart edemediniz. Alevlerin ortasına yeniden dalmaya, cesaret edemediniz...


Özellikler: Yakın dövüş silahı kullanma, patlayıcı bilgisi, hayatta kalma, hayvanlarla iletişim, liderlik

AD=Jack Tailor
YAŞ=32
KİŞİLİK=Zeki bir insan.Üsütn bir kavrayabilme yetisine sahip.Etrafındakileri her zaman korurdu.Hatta tanımadığı insanların hayatlarını kurtarmakiçin kendi hayatını çizgiye kkoymaktan çekinmez.Zaten itfaiyecilikte bunu gerektirir.Baskı altında kolayca kimsenin veremeyeceği kararlar verebilir.Mutiş bir ikna kabiliyetine sahip.
GÖRÜNÜŞ=İnsanlar Jack'in gözlerini genellikle 2 yanan mavi alev diye tanımlarlar.Mavi gözleri beyaz dağınık saçı ve seyrek uzun tüy benzeri sakalıyla tamamlar.Orta boylu ve kalsı bir yapıya sahip.
ENVANTER=Görevdeyken kazandığı onur nişanı.Cep telefonu.Bozuk saati.
GEÇMİŞ=Jack her kahramanın olduğu gibi küçükkende popüler değildi.Genellikle gruptan dışlanan çokcuklarlada konuştuğu için diğer çocuklar tarafından sevilmezdi ama genede her zaman bir şekilde dışlananlarıda ana gruba geri almayı başarırdı.Ççocukluğuna dair hatırladığı en berrak anılardan biri kırmızı saçlı mavi gözlü kızdı.Adı April'dı.Çocukluğuk yılları ve lise dönemlerinde birbirlerinin en yakın arkadaşları olmuşlardı.Taki April başka bir yere taşınana dek.Arkadaşını kaybetmenin verdiği üzüntü ve yanlızlığı üstünden belkide kimsenin atamayacağı kadar kolay atmıştı.Bir hedefi vardı.Eğer büyükbabası gibi bir kahraman olmak istiyorsa güçlü olmalıydı.Jack'in büyükbabasıda bir itfaiye'ciydi hatta aynı zamandada bir kahraman.Jackin büyük babası bir apartmanda çıkan yangında 5 kişinin hayatını kurtarmaya çalışırken ölmüştü.Yangından tüm apartman sakinleri sağsalim çıkmışlardı.O olayda bir tek Jack'in büyükbabası ölmüştü.Jack lise ve üniversite yıllarında sınıfını yüksek notlarla geçti.Aslında çalışka biri dğeildi.Hatta derslerine çalışmayı sevmediğini söyleyebilirdiniz.Genede keskin bir zekaya ve normalin üstünde bir anlama çözümleme kapasitesine sahipti.Ona bir problem en doğru ve kısa rotayı bulmaya çalışmak yerine  kendisine en kolay gelen rotayı çizerdi ve gari pbir şekilde her zaman doğru yolu seçerdi.Üniversite bittikten sonra Jack gönüllü olarak aldığı eğitimden sonra itfaiye'ye başka insanların hayatlarını kurtarmak için katıldı.
discussioncontroller