Trakya ve Trakyalı
Prince
Üye
Bana göre ayrılmamalı Trakya... En azından ben hep onu bir bütün olarak görmüşümdür... Şehir şehir değildir o, tektir benim gözümde...Doğasıyla, sapsarı ayçiçekleriyle, sıcakkanlı insanıyla bir başkadır benim için memleketim, tıpkı herkesin kendi memleketine duyduğu sevgi gibi... Trakya'da Edirne hariç tüm illere gittim, bu yaz gitmeyi düşündüğüm Edirne'yi görmek ne yazık ki fırsat olmadı... Şirindir Trakya, ve en önemlisi onurludur... Bu arada ben Kırklareliliyim... Şu ana kadar memleketimde, Trakya'da yaşama fırsatım olamadı, ama umarım kader bu şansı verir bana... Siz de yazın, paylaşalım, konuşalım... Bir Trakyalıyla Trakya dışında konuşabilmeye o kadar hasret kaldım ki...
Misafir
Kırklareli - Asılbeyli köyü selam eder!
Prince
Üye
:D Doğanca köyünden ben de aslen :D
Dave Blake
Üye
Kırklareli'li olmak bir ayrıcalıktır.Nerelisiniz sorusuna Kırklareli'liyim yanıtını verince insanların suratındaki o bönlemesine bakış muhteşemdir.
Kütük: Kırklareli/Vize/Evrencik :D

Tüm şoparları bu başlığa bekliyoruz :D
Misafir
Trakyada gezmediğim şehir kalmadı.5 sene Tekirdağ da yaşadım,6 ay kadar kısa bi süre kadar Kırklareli(n)de kaldım.Edirne ye zaman zaman gittim,geldim.

Kırklareli gayet küçük ve sessiz bi şehir.Ama güzel bir yer.Tam kafa dinlemelik.

Tekirdağ ı çok beğenirim.Şehri ayrı güzeldir,kiraz festivali muhteşemdir,sahili çok keyiflidir. Roman ları vardır bea :D Uçmakdere vardır. Özledim de Tekirdağ ı. :) Eğer İstanbul a veya o taraflara yolu düşen olursa kesinlikle Tekirdağ ı görsünler.
Misafir
tekirdağ'a gittim, şarköy gayet güzeldi ama denizi bozduktan sonra bidaha gitmedik. çay bahçelerini de kaldırmışlar ona çok üzülmüştüm. kıyıköy'e 1 ay önce gittim, kafa dinlemek için birebir. gece çıkın, kasabayı dolaşın gönlünüzce. başınıza hiçbişey gelmez. 2 tane sarhoş, arkadaşla muabbet ederken yanımıza geldiler, şarkı söylediler, sonra biri "yaw ben bunları tanıyamadım nerenin çocukları bunlar" dedi sulanmış gözleriyle, ben de "biz istanbuldan geldik zaten abi" dedim, "heee" dedi. :D tatlı bi anım işte. ev tutmak ta ucuz, günlük 30 lira mıydı neydi. elektrik su herşey ev sahibine aitti ve 8 kişi çok rahattık. denizi pek güzel değil ama kafa dinlemek için gidilesi bi yer :D
Prince
Üye
Ben de 3 hafta öncesinde Yayla'daydım... Orası da epey güzel, deniz müthiş, ve çok hoş bir sakinlik var... Küçük bir çarşısı var, yine küçük bir kaç çay bahçesi var... Git, akşamları balkonunda oturup yıldızları izle... İnsana gerçekten huzur veren bir yerdi... Dinlenmek ve huzur istiyorsanız gerçekten çok ideal... Biz 80 liraya kaldık evde ama ev epey güzeldi, denize de sıfırdı...
Prince
Üye
Geçen günlerde Lüleburgaz'ın tarihine bakayım dedim bir(Anne tarafı Lüleburgazlı). Aldım elime Büyük Larousse'yi açtım okudum. Şimdi de sizinle paylaşayım dedim, ki eğer benzer şeyler bulabilirseniz siz de paylaşın.
Aslında Lüleburgaz'ın ilk adı, kurucusunun adı olan 'Arkadiopolis'miş. Daha sonra bu antik kent Romalıların eline geçince önce 'Bergula', daha sonra da 'Lubergos' adını almış. Bu bilgi beni epey şaşırtmıştı, çünkü ismin Türkçe kökenli olduğunu düşünmüştüm hep. Önce Hunlar'ın, sonra Bulgarların eline geçerek yıkıma uğramış maalesef. 1359'da ise I. Murat'la beraber Osmanlılar'ın eline geçmiş Osmanlı'nın son yıllarına kadar özellikle sanat alanında çok uğraşı olmuş Lüleburgazlıların. Doksanüç harbinde Ruslar tarafından işgal edilmesinin ardından, Ayestefanos Antlaşması ile Bulgarlara bırakılmış, daha sonra da Berlin Antlaşması ile geri alınmış. Daha sonra Balkan savaşlarında Kırklareli'nin düşmesinin ardından sıra Lüleburgaz'a gelmişti... Fakat Bulgarlar bu kez beklemedikleri müthiş bir direnişle karşılaştılar Lüleburgaz-Pınarhisar savunma hattında ve bozguna uğradılar. Kurtuluş Savaşı'nda çok kısa bir süre Yunan işgalinde kaldıktan sonra da geri alınmış.
İşte Lülerburgaz'ın tarihi buymuş. Benzer araştırmalırınız olursa Trakyamızla ilgili, paylaşın ki bilgilenelim.

Not : Batı Trakya ile ilgili güzel görünen(henüz okumadım ama çok güzel göründü bana incelememde) bir kitap : Elveda Balkanlar
Prince
Üye
Çok daha ayrıntılı bir Lüleburgaz tarihi :

  Kentin "yazılı tarihçesi" bilgileri az olmakla birlikte, Prof. Arif Müfid Mansel'in araştırmalarına kadar da ciddi arkeolojik bir çalışma yoktur. 1936'da Türk Tarih Kurumu adına Prof. Arif Müfid Mansel'in yaptığı arkeolojik kazılarda bölge tarihine ışık tutacak ipuçlarına rastlanmıştır. Buna göre Trakya kültürü, Ege ve Balkan kültürleriyle ilişkilidir. İlk Tunç Çağı'na ait buluntular, bölgenin Ege kültürleriyle ilişkisinin varlığını ortaya koymaktadır. Yine yakın tarihte (1981) yapılan kazılarda elde edilen bulgular, bölgede kalkotik dönemin yaşandığını ve Balkanlar-Kuzey Anadolu kültürleriyle ilişkilerin varlığını gösterir.

      İ.Ö. 2000'lerde Balkanlarda yaşayan Traklar, kuzeybatıdan İlliryalıların baskısı ile göçe zorlanmış ve Anadolu'ya doğru göç başlamıştır. Göç sonucunda bazı Trak kavimlerinin "Trakya" adı verdikleri bölgede kalmaları, bir bölümünün Anadolu'ya göçmeleri ile Anadolu, Türk kabilelerininin yerleşim yeri olmuştur. Trakya ismi Traklardan gelmektedir. İ.Ö. VI. yy.'a kadar Trak kabilelerin yerleşim yeri olan bu bölgenin bu tarihten itibaren yönetimi de değişmiştir.

      İ.Ö. 558 Yunan, VI. yy.'dan itibaren Pers IV. yy. Makedon ve İ. Ö. I. yy.'da Roma egemenliğine giren Trakya, Roma'nın doğu toprakları sayılırdı.

Roma İmparatorluğu İ. S. 395'te Theodosius döneminde ikiye ayrıldı. 490-518 dönemlerinde bölgede Bizansın kendi iç çatışmaları yaşandı. 540'lı yıllarda Hunlar, 590'larda Avarlar Balkanları yağmaladılar. 626'da Avarların tekrar saldırısına uğrayan Trakya, büyük karışıklıklar yaşadı. Bölgede 760-924 arasında Bulgar-Bizans çatışmaları vardı.

      1064'te Konanların saldırılarına maruz kalan Uzlar Trakya'yı istila ettiler.

      1122'de Bizans-Peçenek çatışmalarında tutsak alınan pek çok Peçenek, Bizans tarafından Trakya'ya yerleştirildi.

      Trakya, 1190 tarihinde Haçlı Seferleri ile istilalara uğradı. 1192'de bugünkü Lüleburgaz ve çevresinde gerçekleşen Bizans-Haçlı savaşında Bizans yenildi. Haçlı seferleri sırasında 1204'teki yenilgiyle Trakya Latinlerin egemenliğine girdi. Tam anlamıyla sömürünün yaşandığı bu dönemden sonra 1264'te Bulgar ve Tatar saldırılarıyla sarsılan bölge, Katalon askerleri ve Türk askerlerinin (1304-1305) baskısını yaşadı. Bizans İmparatorluğu'nun çöküşünün hızlandığı bu dönemde İmparator Anolronikos yaklaşık 10-15 yıl tahtta kalmayı başardı; ancak Trakya'daki mücadele durmadı. Bizansın taht mücadeleleri, Trakya topraklarındaki egemenliğini iyice zayıflattı. Bu dönemdeki Bizans-Osmanlı ilişkileri, Trakya'nın Osmanlılar tarafından fethini kolaylaştırmıştır.

      I. Murad döneminde fethedilen Lüleburgaz, 1879'a kadar Vize sancağına bağlı kalmıştır.

      Bölge, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nda ağır bir işgal geçirdi. Lüleburgaz Ruslar tarafından işgal edildi. Berlin anlaşmasıyla işgalden kurtulan Trakya, yoğun göç hareketleriyle karşılaştı. 20. yy. başlarında Osmanlı Devleti'nin yaşadığı bunalımlar bölgede işgallere, direnişlere, göçlere yol açtı.

      1912'de patlak veren Balkan Savaşları; siyasi çalkantılar içindeki Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı öncesinde savunmasız ve hazırlıksız yakalanmasına ve ağır bir yenilgi almasına neden oldu. 1912'de başlayan saldırıların birincisini Osmanlı ağır kayıplarla kapattı. 1912 yılının 26-27-28-29 Ekim'inde Lüleburgaz'da yaşanan Balkan Muharebeleri, savaşın en kanlı çatışmalarıdır. Bulgarlar Çatalca'ya kadar dayanırlar. Avrupa devletlerinin araya girmesi ile Londra Konferansı yapılır. Daha sonra I. Balkan Savaşı'nda kaybedilen bu topraklar geri alınacaktır.

      Yöremiz, Mondros Mütarekesi'ne kadar siyasal sorunlarla karşılaşmadı; ancak I. Dünya Savaşı ve Mondros Ateşkesi ile ağır sorunlar yaşandı.

      Birinci Dünya Savaşı yıllarında hemen hemen tüm itilaf devletlerinin Trakya'ya ilişkin hesapları vardı. İngiltere, Fransa ve Rusya birbirlerini kollayan siyasetler içindeydiler. 1917 Rus Devrimi ile Çarlık Rusyası'nın devre dışı kalması, Yunanistan'ı yeni bir güç olarak ortaya çıkarmıştı. Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasıyla birlikte İtilaf Devletleri, Trakya'da adım adım denetim kurmaya başladılar. Mütakere'nin beşinci gününde bir Fransız alayı; Uzunköprü, Sirkeci, Kırklareli demiryolunu işgal etti. Bu işgal uzun sürmedi. 14 Ocak 1919'da bu kez Yunan askerleri tren yolu hattını ve istasyonları işgal ettiler. Daha sonra işgal yavaş yavaş yaygınlaşmaya başladı. İtilaf devletlerinin Paris Barış Konferansı çalışmalarını yaptığı sırasında, Trakya Paşaeli Cemiyeti de çalışmalarını hızlandırmış, 5 büyük kongre toplayarak halkı bağımsızlık için mücadeleye çağırmıştır. Sanremo Konferansı ile Trakya Yunanistan'a bırakılmış, 20 Temmuzdan itibaren de kasaba ve köylerimiz işgal edilmeye başlanmıştır. Altı günlük çarpışmadan sonra bölgenin tamamı işgal altına girmiştir. Lüleburgaz'ımıza Yunan askeri 22 Temmuz 1920'de girmiştir. Özellikle Lüleburgaz Kongresi'nde etkili olan Lüleburgazlı yurtseverler, büyük baskı ve işkence görmüşler ve 2 yıl sürecek bir zulüm yaşanmıştır. Resmi bina ve evraklara el konmuş, yüzlerce hayvan alınmış, tonlarca tahıl zaptedilmiş; ölüm, tecavüz, sürgün ve işkence günlük hayatın bir parçası olmuştur. Lüleburgaz ve Edirne arasındaki bütün köyler yağmalanıp tahrip edilmiş, işyerleri talan edilerek halkın ileri gelenleri tutuklanıp sürgüne gönderilmiştir. Bu baskı ve zulüm karşısında Trakyalılar, coğrafi koşullardan yararlanarak İğneada, Demirköy, Saray, Çerkezköy, Vize, Pınarhisar, Kırklareli, Muratlı civarında silahlı milis kuvvetleri ile Yunan askerlerine, Rum ve Ermeni çetelerine karşı aylarca başarılı bir mücadele verdiler. Direnişleriyle Yunan askerinin bir bölümünün Anadolu'ya geçmesini önleyerek Batı Cephesi'nde güçlenmelerini engellediler ve ulusal mücadeleye önemli katkılar sağladılar.

      Sakarya Savaşı'ndan sonra başlayan ve 30 Ağustos 1922 zaferiyle sonuçlanan askeri başarılar, sömürgecileri Türk Devleti ile 11 Ekim 1922 Mudanya Ateşkesi'ni imzalamaya zorlamıştır. Yapılan ateşkes gereği 22 Ekim 1922'de Yunan askerleri Lüleburgaz'dan çekilmişler ve kentimiz Fransız askeri birliklerine teslim edilmiştir.

      Cumhuriyet sonrasında çok partili siyasal yaşama geçinceye kadar Lüleburgazda yerel yönetimde CHP'li adaylar Belediye Başkanlıkları ve Meclis Üyelikleri görevlerinde bulundular. Çok partili siyasal düzene geçişten sonra farklı siyasal partililerin yerel yönetimde görev aldıklarını görürüz.

      Şevket Ödül, Zühtü Akın, Hasan Tahsin Uzun, Mehmet Ali Ceylan, Feyzullah Çarıkçı, Mehmet Dedeoğlu, Cemal Özbilen, Ahmet Sezai Özbek, Gürcan Ersin Kırklareli Milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne Lüleburgaz'dan seçilen milletvekillerimizdir. Naci Arı ve Ali Alkan ise 1960'tan sonraki dönemde Kırklareli'ni Senato'da temsil eden Lüleburgazlı senatörler olmuşlardır.

      Cumhuriyet'le birlikte tarım, hayvancılık, ticaret ve sanayi; Lüleburgaz'da uygun bir gelişme olanağı bularak 2000'li yıllarda Lüleburgaz'ı Trakya'nın sanayi ve ticaret kenti durumuna getirmiştir.

Lüleburgaz tarihi www.luleburgaz-bld.gov.tr 'den alınmıştır..

anger rabbit
Üye
Aa benim konum ^^ Edirneliyim ben. Hatta buralarda yaşayan varsa mini bir buluşma yapalım biz de :D
buster1
Üye
edirne-kırklareli valla çok severim memleketimi insanları eğlencelidir:D
discussioncontroller