WH40K RP
talonmaster
Üye
gemi savaşları ikiye ayrılıyor bir battlefleet gothic bir de başka bir tür vardı games workshop'un çıkardığı ama adını unuttum zati bizim gemi savaşları battlefleet gothic'in biraz fazla basit bir versiyonu olacak bildiğimiz gemiyi düşman gemisine bağlayıp bütün askerleri içeri yollama ve o sırada bazı ufak gemilerin destek ve koruma ateşi gibilerinden
(raven'in koca bir armageddon sınıfı battlecruiser'in kaptanı olduğunu düşünürsek pilot olarakta atraksiyonlar bekleriz kendisinden)
Kalixis
Üye
Rp dışı:Sağol bilgiler için :)
Captain Kalixis bağırarak emirler yağdırıyordu Octavius gemisi Night Lords'un büyük gemisinin yanına usulca sokulmuştu ve Ultramarine'ler içeri girmek üzereydi Captain Kalixis:Evet kardeşlerim şimdi içeri gireceğiz ve dediğim gibi plazma bombasını bırakıp gideceğiz sakın yakın savaşa girmeyin ve unutmayın imparator bizimle... daha sözünü bitiremeden içeri girmişlerdi bile geminin belirledikleri yerine bombayı kurmak için ilerliyorlardı...
Bu sırada Night Lords raptorlarının bir kısmı hazırdı ve şero da onları yanına toplamıştı Ultramarine'lerin komuta odasına geleceğine emindi ama anlayamadığı ise neden bunun için en uzun yolu seçtikleriydi bu sırada gemiden bir dizi patlama sesi duyuldu ve hissedildi.İmparatorluk Donanmasından ve bir dizi Ultramarine gemisinden ateş ediliyordu
battlecruiser'a ancak güçlü gemide aynı sertlikle yanıt veriyordu çeşitli manevralar yaparak kendisine yapışan Ultramarine gemisi Octavius'dan kurtulmaya çalışıyordu ve bunu başardı bu ise Ultramarine'ler için bir şok olmuştu plazma bombalarını koymuşlardı ve onların patlamadan imha edilmesi imkansızdı Captain Kalixis şunları söyledi:şu an öleceğiz ancak imparator adına yanımızda çok sayıda kafiri de götüreceğiz...
Bu sırada Night Lords terminatörleri ve raptorları kırmızı alarm verildiği halde tam sayıya ulaşamamıştı çünkü onların odalarından  kontrol odasına geçmelerini sağlayan tek yolu Ultramarineler kapıyorlardı. ancak onların orada olduklarını bilmiyorlardı ancak Night Lord'lar talihliydi çünkü Ultramarine'lerin yanlarında getirmek istemedikleri halde olası chaos saldırılarına karşı getirmiş oldukları Kütüphaneci bir ay kadar önce chaosa geçmişti ve bunu bir şekilde diğer kütüphanecilere fark ettirmemişti ve geminin captainları'na bilgi vermek için gelmişti
-Captain Şero
-Ne var?
-efendim Ultramarine kütüphanecisini yakaladık
-``Ha güzeel şimdi...´´ daha şero sözünü tamamlayamadan kütüphaneci ona eşlik eden 3 raptoru psişik gücüyle fırlattı.Diğer raptorlar saldırmak üzereyken durun dedi ve şero'ya şunları söyledi:Ben tahmin ettiğin gibi kısa zaman önce chaos'a geçtim
-e bundan bana ne dedi şero ve kılıcını kaldırıp onu öldürmek üzereyken anger onu tuttu ve ona:Bekle kardeşim bize bazı bilgiler verebilir dedi.
Bunun üzerine kütüphaneci şunları söyledi:Ultramarine'ler gemiyo bomba koydular acilen gemiyi tahliye etmeliyiz
Anger:-Asla bu gemiyi terketmeyeceğim derken bir ses duyuldu Ultramarine gemisi yine sağ taraflarına gelmiş ve Ultramarine'leri almak için hazırlanıyorlardı.Gelen İmparatorluk donanmasının bir kısmı yok olmuş bir kısmı da kaçmıştı geriye sadece Ultramarine'ler ve onlar kalmıştı ve Captain Şero ve Captain Anger'in bir karar vermesi gerekiyordu ya gemiyi bırakıp podlara binip kaçacaklardı ve Ultramarine'lerin geçmelerini engelledikleri marine'leri unutacaklardı ve en azından company'lerini kurtaracaklardı ya da Ultramarine'lerin kaçışını engellemeye çalışırken hem Ultramarine'ler hem de onlar ölecek ya da bir yolunu bulup bombaları etkisiz hale getireceklerdi ve bir karar vermeleri gerekti...
talonmaster
Üye
"raven sen burda kütüphaneciyle birlikte kaptan köşkünde kal sana hala burda ihityacımız var"dedi yüzbaşı şero."ben ve raptorlarım bombaları arayıp etkisiz hale getirmeye çalışacaz"
"tamam" dedikten sonra raven arkasını dönerek kütüphanceinin yanındaki muhafızlara"misafirimizi odasına götürün"diye emretti.kütüphaneci"bu nedemek oluyor"diye sordu suratını asarak"psyker olan sensin haliyle nedenini de öğrenmişsindir"dedi."öyle olsun"diyerek arkasındaki muhafızlarla birlikte kamaralardan birine yol almaya başladı.

motor odası...

yüzbaşı şero karanlık ve duman dolu motor odasında ilerlemekteydi. bir şekilde gemideki bombaların çoğunu etkisiz hale getirmiş ve marinelerin raptorlarına uyguladığı barikadı kaldırmıştı. bu sayede tam gücüne ulaşan  raptorlar şimdi geminin her tarafını kalan bombaları bulup imha etmek için arıyorlardı.karanlıkta dolaşırken bir ses dikkatini çekti.kafasını sesin geldiği yöne çevirdiğinde bombayı reaktör bilgisayarına bağlı gördü.bombaya doğru yaklaşırken duyduğu"teslim ol kafir"sesiyle kapıya doğru yönlendirdi.
genç bir izci marine elinde taşımakta zorlandığı bolterı ile yüzbaşının karşısındaydı.yüzbaşı şero kahkaha ile birlikte"kalixis'in elinde kalan bu mu?daha elindeki silahını tutmaktan aciz bir bebe hah"diye sözünü bitirdiği bolter sesi duydu.dikkatlice baktığında izcinin arkasında kalixis'i gördü.raptorlar'a"gidin ve bombayı etkisiz hale getirin"diye emir vererek kendisi kalixis'in üstüne doğru koştu
anger rabbit
Üye
Ben, raven :D


Büyük Hata

Raven geminin komuta bölümündeydi. "Ne olursa olsun hala kazanmam gereken bir savaş var" diye düşündü. Gemiyi manuel kullanmak için gerekli yere giderken yanındaki haberleşme görevlisine "karşıdakilerin telsizlerine bağlan" dedi. Önündeki bilgisayar tek kişilik manuel kontrole geçerken yardımcı kaptanlarına "silahlara geçin ve ben söyleyince bütün silahlarla saldırın, hepiniz" dedi.

Yalnızca birkaç patlama ötede 3 büyük gemiden oluşan Ultramarine filosunun komutanı mutluydu. Kendi gemileri Raven'ın Siyah İncisi kadar büyük değilse de(artık bu büyüklükte gemiler pek bulunmuyordu) ondan daha teknolojik sayılırdı(gerçi imparatorluk teknolojisinin son 40bin yılda pek geliştiği söylenemezdi pek) not; işte, olduğu kadar :D Derken o anda 3 gemideki telsizlerdeki ses kesildi ve yerini yoğun bir cızırtının ardından Ravenın manyakça gülerek söylediklerine bıraktı.
"gemime girdiniz demek ha! Tebrikler. Ama malesef şimdi neden Imperial Navynin bile yaklaşmaya cesaret edemediğini göreceksiniz."

Tam o anda, büyük battlecruiser ani bir manevrayla kendine yönelmiş füze selinin ortasına dalarak 3 gemiden en büyüğün tam üstüne ilerledi. Ultramarine kaptanı "Ne yapıyor bu, intihar ediyor!" diye bağırdı.

Bu manevraya karşı yolundan çekilmek için marine gemisi yana doğru çekilmeye çalıştı. "Büyük hata!" Siyah İnci aynı ivmeyle çekilen geminin yanından geçti. Şimdi 3 geminin de arkasındaydı, gayet bilinen bir şekilde, motorların bulunduğu arka taraf gemilerin en zayıf yeriydi. Dolayısıyla ravenın emriyle Siyah İnciden yönelen füzeler(ki bu silahlar Siyah İncinin ateş gücünün büyük bir kısmını oluşturuyordu) çok kısa sürede 3 geminin motorlarını patlatmıştı. Siyah İnci tekrar bir manevrayla; artık durmuş, ve büyük oranda güç kaybetmiş gemilere dönerek ateş yağdırmaya başlamıştı. Gemiler patlarken kontrolü tekrar yardımcı kaptanlarına bırakmış raven marinelerin kaçmadığını görerek gülümsedi. "Bakalım saeron ne yaptı?"


Kalixis, öyle görünüyor ki mahsur kaldın ve raven de oraya geliyor. Esir düşersen (ki bence düş) sana ve arkadaşlarına işkence etmeyeceğim. Beraber başka maceralara yol açarız bu sayede.

Bu arada bu olaylar bizim Catacha bozgunundan önce gerçekleşiyor. Sonrasıa da bir ara bakarız. Ama bunlar önce.(çünkü ben o olaylar sırasında gemimi kaybediyorum yeni gemi bulmam lazım, tabi yeni gemi daha farklı bir şey olacak muhtemelen)
Kalixis
Üye
Yalnız şöyle bir durum var bence bu işi daha bir kurallı yapalım mesela üçümüz bir gezegene düşelim ve oradan kurtulmaya çalışalım vb. çünkü yoksa bu iş olmaz şimdi hikaye çok karıştı o yüzden bence yeni bir hikayeye başlayalım ve üçümüz bir adada mahsur kalalım kurtulmaya falan çalışalım ne dersiniz?
talonmaster
Üye
raven bence bence konu senin tekrar ortaya çıkmandan sonra geçen bi olaya başlayalım bu arada o artistik kılıç ustası sonsuz luciusmuydu?
anger rabbit
Üye
Hayır o diğerleri gibi benim 'uydurduğum' bir karakter. Adı Marcus(ya da o blasterlının adı marcus, tam hatırlamıyorum) ve o bir Fallen Angel. Bir arkadaş için tasarlamıştım ama oynamak kısmet olmadı(!) ben de boşa gitmesin diye oraya ekledim :D

Senaryo konusu ise fark etmez. MSNden toplu konuşmayla da bağlayabiliriz o işi hatta. Veya ben Siyah İnciyi patlatmam ve böyle devam ederiz? Gerçi o geminin patlaması olayı da serodan çıkmıştı ama... :D benim için hiç sorun değil nasıl olduğu.

Ha bir de bu olay o 'gezegene düşme' işinin başlangıcı tabi ki. Ben hep beraber birine saldırmamızı veya zorunlu iniş yapmamızı düşünmüştüm. Siz yine de msne gelin ama. Ben her gün 8-9 civarı msnde oluyorum. Hatta adresim  ekimtaylan@hotmail.com
TAN
Üye
Aaaa...güzel bir forum...konu W40K...ve herkes burda...

Eee o halde başlayalım ne duruyoruz...

Karakterlerin eski forum üyelerinden oluştuğu hikayemin devamıdır...


Parça:2 Bölüm:1- Kapanın Dişleri
Yer:Warp boyutu,Faithbearer İmparatorluk Kargo Gemisi
Saat: 12:24 A.M.
1.günün sonu.

Kütüphaneci TAN artık emindi.Kesinlikle yanlış giden bir şeyler vardı.
Tam dört dakikadır warp boyutunun içindeydiler ve hala çıkışa ulaşamamışlardı.Faithbearer gemisi tam yolda ilerliyordu ve warp boyutunda milyarlarca ışık yılı yolu sadece birkaç saniye içinde alınabilirdi.Şimdiye kadar çoktan varmış olmaları lazımdı.
TAN dönüp Aydroid’e baktı.O’da farkındaydı.Aydroid dönüp pilotlara seslendi.
-“İmparator adına neden hala varamadık?!”
TAN ve Aydroid’in on metre ötesinde oturan ve geminin ilerlemesinden sorumlu iki pilotta cevap vermedi.Kımıldamadılar bile.TAN,Aydroid ve diğer tüm tayfa bakışlarını bu ikisine çevirdi.İki pilot kemerlerini çözmeye başladı.TAN tam bu anda bir şey hissetti.Tıpkı bir yıldırımın toprağa düşmesi gibi,anlık bir şey.O an anladı.Başını kaldırıp bağırdı ve yumruğunu kontrol panelinde duran en altta sağdaki üzeri camla korunan düğmeye indirdi.
-“Kaos tohumu!Genel alarm!”
Pilotlar arkalarını döndü.Göz bebekleri kaybolmuştu.Göz ve boyun damarları inanılmayacak şekilde kabarmıştı.Artık insandan çok hayvana benziyorlardı.Aydroid içinden “Khorne” diye geçirdi.
Aniden iki pilotta ileri atıldı.Ağızlarından çıkan ses insanımsı değildi.TAN ve AYdroid hemen pistollerine(bolt thrower) asıldı.Tayfalardan içlerinde silah taşıyanlarda ateş etmeye başladı.İlk pilot kafasına dört vücuduna yedi mermi yiyince ancak öldü.İkincisi ilkinin cesedinin üstüne basıp atlayarak TAN’ın üstüne sıçradı.
TAN pistolündeki son mermiyi de pilotun kafasına yerleştirip hala uçarak üstüne geldiğini görünce asla zamanında yetişemeyeceğini bilerek asasına davrandı.Pilot (ya da ondan arta kalan) tam pençesini TAN’ın kafasına geçirecekken Aydroid’in asası bir an TAN’ın gözünün önünden geçti.Yere bakan TAN canavarın ikiye bölünmüş cesedinin bölünme noktasında Aydroid’in asasını gördü.

-Saol kardeşim.
-Önemi yok İmparator bizi kor…

Aydroid cümlesini tamamlayamadan geminin alevlere büründüğüne şahit oldu.Ya da bir an için öyle sandı.
Geminin tüm yüzeylerinden warp’ın bilinen tüm şeytan ve yaratıkları alev geçitleri halinde geminin içine akmaya başladı.Tayfalar iki kütüphanecinin etrafına toplanıp dar bir alanda savunma hattı oluşturmaya başladılar.

-“Bu pilotların işi olmalı!Geminin dış korumasını devre dışı bırakmış olmalılar.Ben gemiyi korumak için bir kalkan oluşturacağım.Sonrasında derhal gemiyi warp’tan çıkarın” dedi TAN ve hilal başlı asasını öne doğru zemine saplayıp ellerini iki yana doğru açtı.Aydroid ilk gelen grubu zorlanmadan psişik güçleri ve asası ile dağıttı.TAN yavaş yavaş ellerini önünde birleştirmek için yaklaştırdı.Göz bebekleri parlamaya başlamıştı.İkinci olarak gelen yaratık grubu ilkinden çok daha kalabalıktı ve bu sefer Aydroid tayfalarında ateş desteğine ihtiyaç duydu.Artık TAN’ın etrafında belli bir psişik hale oluşmuştu.Tam bu anda TAN’ın kulağına geminin derinliklerinden gelen çarpışma sesleri geldi.”Gri Şovalyeler” diye düşündü.Son gelen yaratık grubunu gördüğünde TAN artık çabuk olması gerektiğini anlamıştı.Çünkü aralarında Tzeentch’in şeytan grupları ve cehennem tazıları vardı.AYdroid ve tayfalar asla onları tutamazdı.
Aydroid çarpışarak geri çekilmeye başladı.Tayfaların ateş desteği pek işe yaramıyordu çünkü warp yaratıkları fiziksel silahlardan pek etkilenmezlerdi.Bir cehennem tazısı tayfalardan birini kapmayı başardı.Adam çığlıklar içinde sürüklenirken Aydroid psişik bir güç dalgasını serbest bıraktı ve oluşan boşlukta TAN’a seslendi:
-“Şimdi tam zamanı kardeşim!!!”
TAN birden ellerini iki yana açtı ve mavi bir çember etrafına doğru hızla genişledi ve iblisleri beraberinde götürdü.Çember en son geminin etrafını kaplayacak kadar büyüdüğünde TAN ellerini asasında birleştirdi ve bağırdı:
-“Çabuk geminin rotasını değiştirin,bu alanı fazla tutamam!”
Tayfalardan ikisi derhal ileri atıldı ve ön kontrol panelinde uğraşmaya başladı.TAN beyninin zorlanmaya başladığını hissetti.Yaptığı bu hareket hem zihinsel hem de bedensel enerjisini hızla tüketiyordu.Aydroid ve tayfalar tüm güçleri ile çalışıyorlardı.
-“Çabuk olun!” diye bağırdı Aydroid tayfalara.
-“Aşağılık warp’ın hizmetkarları sistemi kilitlemiş Lordum.” Dedi tayfalardan biri klavyayle cebelleşerek.
-“Geri çekil!” dedi Aydroid ve sağ elini monitörün üstüne koyup gözlerini kapadı.Gözlerinin önünden rakamlar süzülüyordu.Aslında sadece iki rakam,1 ve 0.Bu iki rakamın oluşturduğu kolonlar hızla akarken Aydroid konsantre olmaya çalıştı.
-“Aradığım burada bir yerde.” Diye düşündü.”Sadece ben göremiyorum.Tek yapılması gereken bakmak değil görmek!”
Bu arada TAN kolundaki gerilimin hızla arttığını hissetti.Boynuna bir ağırlık binmiş gibiydi.”Bu kötü…” diye düşündü.Zihinsel enerjisinin hızla azaldığına işaretti bu çünkü.Acele etmesi için Aydroid’e seslenmek istedi ama konsantrasyonunu bölmek istemedi,yoksa Aydroid gerekli parolayı bulamayabilir ve kalkan kaybolarak geminin iblis istilasına uğramasına neden olabilirdi.”Dayan!” dedi kendisine.”Dayan!Dayan!DAYAN!!!”

Tam o anda kalbinin içinde bir şeyin kımıldadığını hissetti.Gözlerini kocaman açtı.”Hayır!” dedi.”Şimdi olmaz!Olmamalı.Burada,kardeşimin önünde olmamalı!!!”
Birden TAN’ın gözleri karardı.Zaman ve mekan duygusunu kaybeden TAN kendini bir boşluktan düşüyormuş gibi hissetti…

Aydroid hızla akan rakam sürülerine bakmayı sürdürdü.Sonra bir an için gördüğü şeyin ne olduğunu anlamaya çalıştı ve sonra şoke oldu.Kodun girilmesi için gereken satır tamamen kayıptı.
-“Silinmiş!Ama nasıl?”

Aydroid aniden bir şey hissetti.
Garip bir duygu.Sanki buz gibi gibi bir el omzuna dokunmuş gibi irkildi.Sanki o elin sahibi kendini parçalamak için büyük bir istek duyuyormuş gibi.Çok büyük bir… kana susamışlık!
Sonra bir kahkaha:
-“Ha hahaha.!”

Çok derinden ve soğuk.

Konsantrasyonu tamamen bozulan Aydroid gözlerini açarak elini monitörden çekti,yanındaki tayfalara baktı.Tayfalar sırtlarını kontrol paneline vermişlerdi ve gözleri şaşkınlık-korku karışımı bir duyguyla kocaman açılmıştıBirinin eli havada asılı kalmış sanki belindeki silaha davranıp davranmama konusunda kararsız kalmıştı.Aydroid başını yavaşça döndürdü.Arkasını görebildiğinde gördüğü şey hakkında ne düşünmesi gerektiğini bilemedi…
-“Kardeşim..?”




Aynı anda…
Terra İmparatorluk Sarayı Hastahanesi Granta Hospitellium

Başkütüphaneci Onka yaralı kütüphaneci Metal Warrior’ın durumunda bir gelişme olduğunu duyduğunda derhal Kuvvet Komutanı Bliz ve Engizisyon Lordu Virus ile yapmakta olduğu toplantıyı yarıda kesip hastahaneye koşmuştu.Koridorda ilerlerken bir yandan da tehlikeli bir göreve gönderdiği iki öğrencisini düşünüyordu.Bir an TAN’ı düşündü,sonra Aydroid’i.Sonra kendi kendine söylendi.
-“Acaba TAN’ın durumundan Aydroid’e bahsetse miydim?”
Bir ses yankılandı.
-“Neden?Çırağının sana benzemesi diğerini tehlikeye atar diye mi korkuyorsun?Ha hahaha!”
-“Kapa çeneni!” dedi Onka ve koridordaki yürüyüşüne devam etti…

Umarım beğenmişsinizdir.Bu arada küçük bir sürprizm daha var:

Yakında Shade of Terra aktif hale gelecek.Hem de herzamankinden daha aktif.
Kalixis
Üye
Tan abi beni de ekler misin hikayeye?(ne olursa bana uyar)Bir de Tan abi mümkünse daha sık yazsan olur mu?
anger rabbit
Üye
Ooo bu haber çok iyi.

Eee bu hikayeye bizi de dahil edecek misin?

Sen de hoş geldin :D Ha bir de bu bölümü daha önce yazmıştın sanki?
discussioncontroller