Ömer Hayyam: Doğunun ve batının şairi
Prince
Üye
Kimsenin başlık açmamasına üzüldüm biraz da açıkçası... Bu durumda dedim 'Oğlum Prince, Üstad'ı harcattırma, sen aç başlığı'...

Ömer Hayyam... Gerçekten de başlıkta dediğim gibi doğunun da batının da saydığı az sayıdaki insandan biri... O hem bir filozof, hem astrolog, hem matematikçi, hem de, ki başlığı buraya açmama sebep bu özeliğidir, bir şairdir... 'Kitap-Dergi' başlığında konuyu açtığım için bilim adamı yönüne çok fazla değinmek istemiyorum ama kimi şeyleri söylemezsek de Üstad'a ayıp etmiş oluruz...
Hayyam çoğu belgeye göre 18 Aralık 1048'de Nişabur'da doğmuştur; fakat kimi kaynak bu tarihi 18 mayıs olarak da söylemektedir... Çocukluğu ve gençliğiyle ilgili elimizde ne yazık ki kesin bir bilgi yoktur.kimi kaynaklara göre zamanın ünlü alimi Muvaffakeddin Abdüllatif ibn el Lübad'dan eğitim görmüştür. Ayrıca Hayyam’ın en tartışılan tarihi özeliklerinden biri de Selçuklu veziri Nizamül-Mülk ve Batini ve Haşhaşi hareketinin lideri Hasan Sabbah ile aynı medresede eğitim gördükleri söylentisidir. Aralarındaki yaş farkları nedeniyle bu olay pek gerçekçi gelmemektedir; fakat bilinen bir gerçek vardır ki o da Ömer Hayyam, Nizamül-Mülk ve Hasan Sabbah’ın birbirlerini çok iyi tanıyan ve Hasan Sabbah ve Nizamül-Mülk’ün arası bozulana kadar çok iyi anlaşan dostlar olduğudur. Hatta Hayyam, anlaşmazlığın ortaya çıkmasından sonra da iki dostuyla da sık sık görüşmektedir.
Hayyam, henüz genç yaşında yaptığı araştırmalarla dikkatleri üzerine çekmiş ve sürekli göz önüne olmuştur. Horasan’daki büyük şehirleri ve Belh, Buhara ve Merv gibi bilim merkezlerini gezmiş, özellikle Selçuklu Hanedanından büyük bir ilgi görmüştür.
Hayyam fizik, metafizik, matematik ve astronomi alanlarında tam bir üstat haline gelmiştir. Binom açılımını ilk kullanandır. İlgilendiği konularla ilgili çeşitli eserleri vardır. Bunların en önemlilerinden sayılan İbni Sina’nın Temcid (Yücelme) adlı eserinin yorum ve tercümesidir. Ayrıca Melikşah ölene kadar İsfahan'da onun yanında kalmış, bir de astronomi kulesi yaptırmış. Hayyam şüphesiz yaptığı en büyük çalışma, Melikşah'ın isteği üzerine yaptığı 'Celali takvimi'dir...
Hayyam'ın hayatını kısaca özetledikten sonra burada bulunmasına sebep olan rubailerine gelelim şimdi... Hayyam'dan önce rubailer boş ve ozanlar tarafından çok basit olarak görülen dörtlüklerdi... Fakat Hayyam yazdığı muhteşem rubailerle bu türü adeta baştan yaratmıştır; ki çoğu kişi Hayyam'ı bu türün yaratıcısı olarak görür... Kullandığı dil oldukça sadedir, anlaşılırdır... Ve Hayyam her rubaisinde elbet göze batan bir olgu vardır: Gerçek... Hayyam insanların görmek istemedikleri ya da göremedikleri gerçekleri okurunun yüzüne adeta bir tokat gibi vurur... Bu sebeple, bence, döneminde çoğu kişi tarafından sevilmemiştir... Bu kadar bilginin üstüne biraz da rubaileri inceleyelim...

Hiç, hiçbir şey bilmiyorlar, bilmek istemiyorlar
Şu cahillere bak, dünyaya egemen onlar.
Onlardan değilsen eğer, sana kafir derler
Onlara aldırma Hayyam, yoluna devam et.

  Görüldüğü üzere Hayyam burada bağnazlığı, yobazlığı ve gafleti iğneleyici bir tavırla eleştirmektedir. Gerek yaptığı çalışmalar gerekse verdiği eserlere bakıldığında Hayyam’ın bir akılcı olduğu görülür. Fakat bu durum, işine gelmeyen çevreler tarafından farklı algılanır ve çoğu zaman Hayam kafir olduğu söylenir. Hatta ona iftiralarda bulunulur. Örneğin
Şarap testimi kırdın, Tanrım.
Zevk yolumu tıkadın, Tanrım.
Zar rengi şarabımı yere çaldın, Tanrım.
Tövbeler olsun, yoksa sarhoş musun Tanrım?
Rubaisi kimi kesimlerce Hayyam tarafından yazılmış olarak gösterilmektedir. Oysa bu tamamen yalandır. Hayyam bu konuyla ilgili şöyle söylemiştir:
‘Ben, imanı yargı korkusu, duası da secde etmek olanlardan değilim. Nasıl mı dua ederim? Güle bakarım, yıldızlara bakarım, yaratılışın güzelliğine hayran kalırım, yaradanın en büyük, en güzel eseri olan insana, bilgiye açlık duyan beynine, sevgiye susamış olan yüreğine, duyularına, uyanışmış ya da doyuma ulaşmış tüm duyularına hayranlık duyarım.

Bir elde kadeh var, bir elde Kuran;
Bir helaldir işimiz, sonra bir haram.
Şu yarım yamalak fani dünyada
Ne tam kafiriz, ne tam Müslüman!

Hayyam burada gerçekçiliğini konuşturmuştur adeta. Çoğu basit zihniyet bu eseri yanlış yorumlayabilir, fakat gerçek şudur: Hangimiz gerçekten de sadece ‘helali’ yapıyoruz? Burada  Hayyam insanların görmek istemediği, yada görmeyi kabul etmediği bir gerçeği herkesin yüzüne vuruyor.


İster Müslüman olsun, ister gavur, bana ne
Sımsıcak olsun yürek dediğin
Sevgiyle dolu olsun ağzına dek.

İşte Hayyam’ın en önemli özelliği: karşılıksız, tarafsız, saf sevgisi. Çok insanın sahip olduğunu zannettiği, fakat hiçbirinin sahip olamadığı bir sevgidir bu. Fakat Hayyam buna gerçekten sahiptir, bu yüce duyguyla besler ruhunu, saf sevgiyle.

Yaşadın, yaşadın, bin yıl yaşadın diyelim hadi,
Sen bana sonunu de bunun sonunu.
Şu yıkık dökük saraydan çekip gitmek değil mi?
Ha anlı şanlı bir sultansın, ha bir dilenci,
Bir gün gelir ikisi de çıkar bir kapıdan.

Ölümün insan ayırmazlığını ele almıştır Hayyam yine burada...

Düşe düşe sarhoşluk düştü benim payıma.
İnsanlar, neden kınarsınız beni?
Ya bütün haram şeyler sarhoş etseydi,
Ortada bir tek ayık zor görürdünüz.

Özellikle son iki dizeyi defalarca okuyun bence...

Yeryüzü padişahların, kralların olsun.
Cehennem kötü insanın, cennet iyi insanın

Tanrıya toz kondurmamak meleğin işi olsun
Temizlik cennet kapıcısının işi.

Kim ne olursa olsun
Sevgili bizim olsun tek,
Canı canımızın olsun.

Ve Hayyam'ın çok sık ele aldığı bir konu daha; aşk... O sevgiye bağlydı, ama aşk onu apayrı etkilemişti... Hayyam'ın aşkı bir kadına değildi belki çoğu zaman, o aşka aşıktı...

Adil davranmadıktan sonra
Hacı, hoca olmuşsun kaç para?
Hırka, tesbih, post seccade güzel ama
Tanrı kanar mı bunlara?

Yine bağnazlık ve yobazlığa karşı bir başkaldırı...

Benim varlığım senin yaptığın bir nakış
Türlü güzel renklerini senden almış
Kendimi düzeltmeye nasıl varsın elim
Senden güzelini yapmak bana mı kalmış
------------
Sevgili!Bir başka güzelsin bugün
Ay gibisin!Pırıl pırıl gülüşün,
Güzeller yalnız bayram günleri süslenir,
Seninse bayramları süsler güzel yüzün.
-----------
Bir sır daha var , çözdüklerimden başka
Bir ışık daha var , bu ışıklardan başka
Hiç bir yaptığınla yetinme , geç öteye !
Bir şey daha var , bütün yaptıklarından başka!

Ve işte Hayyam'ın aklıcılığının en somut kanıtı bence; özellikle de 'Hiç bir yaptığınla yetinme , geç öteye !' dizesi...

Doyacak kadar aşın varsa,
başını sokacak bir damın,
insanoğluna kulluk etmiyorsan,
başkasının sırtında değilse geçimin,
tamam, güneşli günler içindesin...
----------
Ve son olarak benim en çok beğendiğim;

Ben olmayınca bu güller, bu serviler yok,
Kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok,
Sabahlar, akşamlar, sevinçler, tasalar yok,
Ben düşündükçe var bu dünya, ben yok o da yok.

Ben bu kadar yazıyorum, sizler de yorum yapın, rubailer yazın, paylaşalım birbirimizle...
discussioncontroller