Kapitalizm'in Gerekliliği
PazarlamacıPazarlamacı
Üye
Capitalism toplumlar için iyi bir iktisadi biçim midir? Toplum bundan ne kadar fayda sağlar? Bilim ve sanat gibi insanın varoluşunun temelini oluşturan kavramlara etkisi nedir? İnsanın yapıcı nitelikteki üretim özelliğine destek teşkil eder mi? Kısaca insan doğasıyla Uyuşan bir sistem midir?

Yukarıdakilerden anlaşıldığı üzere bu konuda bilgi edinmek ve forumdaşların bu olgu üzerine düşüncelerini öğrenmek için açtım konuyu.
montana_mbmontana_mb
Üye
"Kapitalizm"

YojimboYojimbo
Mod
Kapitalizm; üretim araçlarının özel mülkiyeti, -dolayısıyla- emek gücü sömürüsü üzerine kurulu adaletsiz bir sistemdir. Bu sistemde devlet mekanizması; üretim gücü üzerine hakimiyetini kurmuş belli bir zümrenin imtiyazlarını korumak üzerine şekillenmiştir. Elbette sömürülmekte olan proletarya, sık sık din ve milliyetçilik gibi kavramlar üzerinden afyonlanarak itinayla sisteme bağımlı hale getirilmiştir. Aynı zamanda bu şekilde, esasında sanayi kapitalizmi evresini tamamlayarak emperyalist bir form kazanmış olan sistem içersinde üretici gücün sınıfsal bir bilince kavuşması da engellenmiştir.

Elbette dünya bugünkü haline bir anda gelmemiştir. Bir dönem tüm dünyayı etkisi altına alan devrimci hareketin pasifize edilmesi kolay olmamıştır. Bu bilincin köreltilmesindeki en büyük etkenlerden biri, komünizmin sosyal getirilerinin revize edilerek sisteme yedirilmesi olmuştur. (İşin aslı elbette kapitalizmin karanlık yüzünün, içi boşaltılmış "özgürlük" ifadeleriyle makyajlanmasıdır.) Bu sayede emperyalizmin odağı haline gelmiş ülkelerdeki proletaryalar giderek sınıfsal bilinçten uzaklaşmış, lümpenleşmiştirler. Bu liberal dalganın başarılı olması için gerekli olan ekonomik gücün arkasında, sistem tarafından "3. dünya ülkeleri" olarak kategorize edilen topraklarda yaşayan ve her türlü sosyal haktan uzak bir şekilde, acımasızca sömürülmekte olan proletaryanın emek gücünün olması da, bu politikaların ne denli "özgürlükçü" olduğunu net bir şekilde göstermektedir.

Sistem, temelindeki adaletsizlik kavramını öylesine normalleştirmiştir ki bu süre zarfında; insanlar diyalektik kavramından uzaklaşmış, a posteriori bilginin varlığını reddederek, var olan sistemi "doğalarının bir gereği" (bkz. başlık) olarak görmeye başlamışlardır, ki bu anlayışı yerleştirmek esasen kapitalizmin getirdiği en büyük yıkım olmuştur kanaatimce.

Beğenenler: melencolia1

Misafir
Zamanım geniş olunca yazacam buraya.
Lord Inquisitor
Üye
Konu için:

Bkz.

1-) Bölüm12:Kapitalist Kuramda Finans (sf.143-179)"Türkiye'de Finans Piyasaları ve Oluşum Mekanizması" - Prof. Dr. Levent Halkatapar, Alfa Yayınları 2002 İstanbul

2-) Bölüm4:Para ve Toplum - Bölüm7: Para ve Emek - Bölüm8: Liberal Politikalar "Para ve Para Politikası" - Prof. Dr. İlker Parasız, Uludağ Üniversitesi Basımevi, 1999 Bursa

3-) "Makroiktisat Teorisinde Kapitalist Yaklaşımlar" - Ernst Ghermangg PhD - Alfa Yayınları, 2006 İstanbul

4-) "Kapitalizm ve Liberal Politikalar" - Prof. Dr. Rauf Hilmi Kuleli, Ankara Üniversitesi Yayınları, 1986 Ankara

5-) "Finans Piyasalarının Demografik Etkileri" (Bölüm5-Bölüm7-Bölüm12) - Prof. Dr. Rauf Hilmi Kuleli ve Prof. Dr. Sümer Halit, AÜ Siyasal Bilimler Fakültesi Dergisi Sayı 96 Eki, 1997 Ankara

Bunlar yazabileceğim referans kaynaklardır. Gerçekten ilgili olan arkadaşlar bu kitapları okuyup fikir sahibi olabilir. Ancak proletarya taraftarıysanız çoğu yazılanları benimseyeceğinize ihtimal vermiyorum.
PazarlamacıPazarlamacı
Üye
Verdiğiniz bilgi ve kaynaklar için sağolun.
SerakSerak
Üye
Bence sosyalizmin hatası özel mülkiyeti, parayı, ticareti vbg yok sayması iken kapitalizmin hatası bunları merkeze almasıdır. Bana göre özel mülkiyet de ticaret de , sermaye de olmalıdır ama bunlara sınırlama getirlmelidir. Parayı temel değer olarak kabul eden bir sistem yapısı gereği daha çok kazanmak; her şeyi sömürmek, metalaştırmak, yozlaştırmak ve bu uğurda hiç kimseye ve hiç bir şeye acımamak zorundadır.
Cosmolog
Üye
Kapitalizm anladığım kadarıyla güç ve diğer kaynakların merkezde tüketilmesine deniyor. Yararlı olabilir mi bilmem. Doğal bir ekonomi yöntemide değil bence. İnsanlığın minimum ihtiyaçlarını karşılamak yerine belli bir kesmin marjinal ihtiyaçlarına kaynak bulmaya yöneliyor. Ben daha çok insanlığın sonu olur mu diye düşünüyorum.

Ekonomi ve siyasetten pek anlamam gerçi ama kapitalizmin oluşturduğu zararları görmek için bilgin olmaya gerek yok heralde. Mesala teknoloji bile diğerlerinin elindeki kaynaklara zorla alıkoyabilmek için tüketiliyor. Demek istediğimin silah teknolojisi olduğunu anlamışsınızdır. Dünyadaki en yıkıcı ve en çok tüketen canlılar biz olduk. Sadece birbirizin hakkına değil diğer hayvanlarında hakkına el koyduk. Hayvanlardan bile utanıyorum artık.
Aranel
Üye
[spoiler="off-topic"]
2-) Bölüm4:Para ve Toplum - Bölüm7: Para ve Emek - Bölüm8: Liberal Politikalar "Para ve Para Politikası" - Prof. Dr. İlker Parasız, Uludağ Üniversitesi Basımevi, 1999 Bursa

Soyad - Eser uyumu.  :rofl:

Beğenenler: westgrey, melencolia1

TodzaTodza
Üye
Michael Moore'un "Capitalism : A Love Story" isimli filmini tavsiye ederim. Sistemin ne derece boka battığını gayet güzel anlatıyor.
creiGncreiGn
Üye
Kapitalizm her ne kadar proleteryanın sömürülmesi olarak görülüyor olsa da bu sömürü kapitalizmin ana vatanı sayabileceğimiz Abd'de tam olarak bizdeki gibi değildir. Evet sermaye sahipleri işçinin üstünden para kazanıyor, aslan payını mideye indiriyor ama; bu sömürüye alternatif olarak getirilebilen bir sistem var mıdır? Oradaki işçiye sorarsanız saat başı ve sigortalı olarak çalışmakta, parasını da almaktadır. Buradaki gibi sırtına semer vurulmuş eşek gibi kullanılmamaktadır. Kapitalist sistemin etkilerini en özgürlükçü, sosyalist olarak nitelendirebileceğimiz kuzey Avrupa ülkelerinde bile görebiliriz ki bunun olması kadar doğal bir şey yoktur. Kapitalizm tamamen insan doğasını yansıtan ve dünyanın şu anki durumunda zorunlu olan bir düzendir. Ha elbette kapitalizmin bizim gibi gelişmemiş ve küçük ülkeler üzerindeki etkisini ve büyük devletlerin sömürüsünü tartışabilir, eleştirebiliriz lakin; bu sisteme karşı çıkan kapalı ekonomilerin hali de ortadadır. Kimse çıkıp da bir tane ülke gösteremez ki kapalı ekonomiye yüksek bir refah seviyesine, eşit bir yaşama, gelirin adil dağıldığı bir düzene sahip olsun. Bakınız Küba, bakınız Kuzey Kore. Kapitalizme alternatif olduğu söylenen düzenlerin uygulamaları maalesef diktatörlükten öteye gidememiştir ve bu işçi sınıfını sömürdüğü söylenen kapitalizmin egemen olduğu ülkelerdeki insanların yaşam standartları diğerlerinin çok daha üstündedir. Asıl derdimiz kapitalizmi def etmeye çalışmaktansa bu sisteme nasıl adapte olabileceğimizdir bence, zira bunun dışındaki sosyalist yaklaşımlar romantik ve gerçekçi olmaktan uzaklar. Kapitalizmin emekçiler üstündeki sömürüsünü nasıl azaltabileceğimiz ve insanların haklarını nasıl daha adil dağıtabileceğimizi düşünmeliyiz "kapitalizm pis, kapitalizm kaka" anlayışını gözü kapalı benimsemektense.

Beğenenler: tnetennba

discussioncontroller