Kapitalizm'in Gerekliliği
YojimboYojimbo
Mod
ABD gibi emperyalizmin merkezi haline gelmiş ülkelerde, proletaryaya taviz olarak verilen sosyal hakların arkasında da (ki bu kazanımlar adına sol örgütlerin uzun mücadeleler verdiğini de görmezden gelmemek lazım şüphesiz ABD'de) sömürü politikaları bulunmaktadır esasında. Üçüncü dünya ülkelerinin ucuz emek gücü kaynağı olarak sömürülmesine dayalı ekonomik büyüme (350 milyon dolaylarında çocuk işçinin büyük kısmı bu ülkelerde, insanlık dışı şartlarda, küresel şirketlerin fabrikalarında çalışmaktadır örneğin) ile kapitalizmin karanlık yüzünü makyajlamak, güçlenmekte olan sosyal hareketleri frenlemek, enternasyonalist bir proleter bilincin oluşmasını engellemek, verilen bu tavizlerin temel gerekçeleridir denebilir. Küresel kapitalizmi ve neo-liberal politikaları yorumlarken daha geniş açıdan yaklaşmak sağlıklı olandır bu yüzden yıkımın boyutunu görebilmek adına.

Ayrıca Küba gibi sosyalist ülkelerin ekonomik anlamda yaşadıkları sorunları (uygulanan ambargolara, ABD destekli fiili terör saldırılarına vs. rağmen Küba o coğrafyadaki birçok ülkeden, insani gelişmişlik açısından daha ileri seviyededir bu arada.) küresel kapitalist sistemin bu ülkelere uyguladığı ağır baskıyı göz önüne almaksızın, sosyalizmin sunduğu üretim modelinin yetersizliğine dayandırmanın fazlasıyla yüzeysel bir argüman olduğunu belirtmeliyim.

EDIT: Bugün Küba'nın iktisadi olarak, tam anlamıyla bir sosyalist devlet olduğundan bahsetmek de pek mümkün değil esasında.
DesqpioDesqpio
Üye
Serak dedi:


Bence sosyalizmin hatası özel mülkiyeti, parayı, ticareti vbg yok sayması iken kapitalizmin hatası bunları merkeze almasıdır.



direkt olarak komünist manifesto'dan alıntı yapıp bir şeylere açıklık getirmek istiyorum "o" noktada;

Komünizme özgü olan, bütünüyle mülkiyetin kaldırılması değil, burjuva mülkiyetinin kaldırılmasıdır.

Ama modern burjuva özel mülkiyeti, ürünlerin, sınıf karşıtlıklarına dayalı, birinin ötekini sömürmesine dayalı biçimde üretilmesinin ve sahiplenilmesinin en son ve en tam ifadesidir.

Bu anlamda komünistler, kuramlarını: özel mülkiyetin kaldırılması, diye tek bir sözle özetleyebilirler. Biz komünistler, kişisel olarak kazanılmış, kişinin kendi çalışmasıyla elde edilmiş mülkiyeti ortadan kaldırmak istemekle suçlandık; her çeşit bireysel özgürlüğü, bireysel edimi ve bireysel özerkliği meydana getiren şeymiş mülkiyet.

Kişisel çalışmayla elde edilmiş, hakkıyla kazanılmış, kişisel kazançla edinilmiş mülkiyet! Burjuva mülkiyetinden önce var olan, küçük burjuva, küçük köylü mülkiyetinden mi söz ediyorsunuz? Onu bizim kaldırmamıza gerek yok ki, sanayinin gelişmesi ortadan kaldırdı onu, gün geçtikçe daha da kaldırmakta.

Yoksa modern burjuva özel mülkiyetinden mi söz ediyorsunuz?

Peki ücretli emek, proleterin emeği mülk sağlıyor mu kendisine? Asla. Onun emeği sermaye yaratıyor, yani ücretli emeği sömüren mülkiyeti sağlıyor, yalnızca yeniden sömürmek üzere yeni ücretli emek üretmesi halinde artabilen mülkiyeti. Bugünkü biçimiyle mülkiyet, sermaye ile ücretli emek arasındaki karşıtlıkta deviniyor. Bu karşıtlığın her iki yanını bir gözden geçirelim.

...

Özel mülkiyeti ortadan kaldırmak istiyoruz diye dehşete düşüyorsunuz. Oysa sizin mevcut toplumunuzda nüfusun onda dokuzunun özel mülkiyeti ortadan kaldırılmış durumda; özel mülkiyetiniz ancak onda dokuzun buna sahip olmaması sayesinde ayakta duruyor. Demek ki bizi suçlamanızın nedeni, toplumun ezici çoğunluğunun mülksüz olmasını zorunlu koşul koyan bir mülkiyeti ortadan kaldırmak istememiz.

Tek kelimeyle bizi, sizin mülkiyetinizi ortadan kaldırmak istemekle suçluyorsunuz. Doğrusu, istediğimiz de bu.

Emek, sermayeye, paraya, toprak rantına, kısacası tekelleştirilebilir bir toplumsal güce dönüştürülemediği andan itibaren, yani kişisel mülkiyet burjuva mülkiyetine geçirilemediği andan itibaren, bireyin ortadan kaldırıldığını ilan ediyorsunuz.

Birey deyince burjuvadan başka birini, burjuva mülk sahibinden başka birini düşünmediğinizi itiraf ediyorsunuz demek ki. İşte o birey kalmamalı doğrusu.

Komünizm, kimsenin toplumsal ürünleri mülk edinme gücünü elinden almıyor, yalnızca o mülkiyet yoluyla başkasının emeğini boyunduruğa sokma gücünü alıyor.

Özel mülkiyetin ortadan kaldırılmasıyla tüm faaliyetin duracağı, genel bir tembelliğin ortalığı kaplayacağı ileri sürüldü.

Buna göre burjuva toplumu çoktan atalet yüzünden çökmüş olmalıydı; çünkü o toplumda kimler çalışıyorsa, mülk edinemiyor, kimler mülk sahibiyse, çalışmıyor. Tüm bu kaygı, sermaye olmadığı anda ücretli emek de olmaz, totolojisine varır.



yani nasıl desem "yok saymak" derken "hadi. hop. yok sayıyoruz beyler ehehe" diye bir durum yok ortada. böyle yani neyse.

creiGn dedi:


Kapitalizm tamamen insan doğasını yansıtan ve dünyanın şu anki durumunda zorunlu olan bir düzendir.



şununla ilgili olarak yojimbo bir sürü bir sürü şeyler yazdı forumun çeşitli konularına, bulup okumak lazım bence.

hah bir de,

"there is no human nature. there is human behavior and that's always been changed throughout the history."
creiGncreiGn
Üye
@Yojimbo;

Elbette ki kapitalist modeli benimsememiş ülkelerdeki yetersizliklere bakarken tek sebebin sosyalizmin eksik yanları olduğunu söylemek haksızlık olur fakat; Sovyetler'deki üretim hacminin artması, sanayinin büyümesi ve üretimin genel olarak sanayileşmesi örnek olarak verilirken bu süreç içinde emek veren insanların gelir durumlarına ve haklarına da göz atmak gerektiğini düşünüyorum, bu büyüme ve gelişmenin işçi sınıfının da gelir ve haklarının artması ile paralel olduğunu düşünmek de bir yanılgıdır.

Kesinlikle şu sistem iyi, bu sistem kötü gibi tamamen sabit fikirli bir tartışma yürütmek değil amacım; her sistemde olduğu gibi kapitalizmde de, sosyalizmde de kötü yönler, modelin doğasından gelen eksikler bulunuyor. Söz konusu insan olduğu için bu gediklerden faydalanılması ve yozlaşma kaçınılmaz tıpkı sosyalist rejimlerin diktatörlüğe gitme eğiliminde ve kapitalist düzenin zaten fakir olan ülkelerde orta sınıfı yok etmesi ve insanların ekonomik durumu arasındaki uçurumu büyütmesi gibi..
YojimboYojimbo
Mod
Konuyu iyiden iyiye sosyalizme kaydırmak istemiyorum fakat Sovyetler'i eleştirirken - ki benim de eleştirdiğim yönleri var kesinlikle. Başka başlıklarda uzun uzadıya değinmiştim bunlara- dönemin şartlarını da göz önünde bulundurmakta fayda var. Sosyalizmi dış tehlikelere karşı ayakta tutmak, Troçki'nin de söylediği gibi "sürekli devrimler"le sosyalist toplumu komünizme hazırlamaktan daha ön plandaydı. Çarlık Rusya'sının sanayisinin yerlerde sürünmesi ve sosyalizmin bu zor dönemde ayakta durabilmesi adına çok ciddi bir sanayi atılımına ihtiyaç duyması, ABD'nin komünist ideolojiyi yaralamak adına ürettiği asılsız iddialar vs. gibi faktörleri de unutmamak lazım.
hayalgezerhayalgezer
Üye
"Dönemin şartları" Demek ki tarihçilerin bir bildiği varmış. Bkz. "Yaptım ama neden yaptım bir sor."

Bunun dışında bu düzenin temeli kaynakların sınırlı olmasında yatar. Bankacılar da bu düzenin bekçisi ve belasıdırlar. Altını koruyan rüşvetçi muhafıza benzetebiliriz kendilerini.

Kısıtlı kaynakları yapay bir ölçü ile kullandırarak çarkın dönmesini sağlarlar.Ancak bu gücü kendi lehlerine kullanmaktan da kaçınmazlar. Tarihin en büyük varlık çöküşleri bankacılar ve sanallıktan ortaya çıkmıştır.
YojimboYojimbo
Mod


"Dönemin şartları" Demek ki tarihçilerin bir bildiği varmış. Bkz. "Yaptım ama neden yaptım bir sor."



  Tarihsel olayları yaşandıkları dönemin şartlarını da içine alarak incelemekte yanlış olan bir taraf mı var? Yoksa ben kinaye yapmaya çalıştığın yanılgısına mı düştüm? :)
hayalgezerhayalgezer
Üye
Yojimbo dedi:


  Tarihsel olayları yaşandıkları dönemin şartlarını da içine alarak incelemekte yanlış olan bir taraf mı var? Yoksa ben kinaye yapmaya çalıştığın yanılgısına mı düştüm? :)



Ya aslında ben kendim dahil herkesle dalga geçtim. Mesela ben Atatürk'ü savunurken bu sözü kullanırım,stalinist bu sözü Rusya için kullanır.Böyle gider. Bir de Anakronik tarih anlayışı var tabii,onu da çok saçma buluyorum. Yoksa sen doğru söyledin bence.
creiGncreiGn
Üye
Yojimbo dedi:


Konuyu iyiden iyiye sosyalizme kaydırmak istemiyorum fakat Sovyetler'i eleştirirken - ki benim de eleştirdiğim yönleri var kesinlikle. Başka başlıklarda uzun uzadıya değinmiştim bunlara- dönemin şartlarını da göz önünde bulundurmakta fayda var. Sosyalizmi dış tehlikelere karşı ayakta tutmak, Troçki'nin de söylediği gibi "sürekli devrimler"le sosyalist toplumu komünizme hazırlamaktan daha ön plandaydı. Çarlık Rusya'sının sanayisinin yerlerde sürünmesi ve sosyalizmin bu zor dönemde ayakta durabilmesi adına çok ciddi bir sanayi atılımına ihtiyaç duyması, ABD'nin komünist ideolojiyi yaralamak adına ürettiği asılsız iddialar vs. gibi faktörleri de unutmamak lazım.



Sosyalizmi ayakta tutmak adına sosyalizmin temelinden ödün verilmiş olmasını anlayabiliyorum fakat bu oradaki insanların da bir şekilde sömürüldüğü gerçeğini değiştirmez. Ama tabii sadece orada değil bu sömürü senin de söylediğin gibi; sonuçta her düzen bir şekilde asıl emeği ortaya koyanların sırtında yükseldiği halde baştakileri ihya ediyor. Diğer taraf da aynı, belki de daha beter, Abd ve kapitalizmi savunduğum yanılgısı oluşmasın aman :).

Bence de sosyalizm vs. kapitalizm'e gitmesin konu, burada bırakalım.
hayalgezerhayalgezer
Üye
@Yojimbo: Alınmadın di mi abi?
---

Tarih boyunca çeşitli sınıflar dünyada kaynakların yönetiminde hakim olmuşlardır. Kapitalizmde de bu hakimiyet bankacılardadır. Böyle olunca Kapitalizm konusunda da işçi sınıfının bayrağı almasından sözetmek garip olmaz.

YojimboYojimbo
Mod


@Yojimbo: Alınmadın di mi abi?



Yok yahu :) Neyi ima ettiğini merak etmiştim sadece, açıkladın sen de. Sorun yok ;)



discussioncontroller