Acetaminophen ile Röportaj
Çağlayan
Üye
[center][img width=780 height=520]http://img227.imageshack.us/img227/2472/1000915w.jpg[/img][/center]
Oyungezer: İsim nick soyisim gibi klasik bir soru?
Yiğitcan Erdoğan: Yiğitcan "acyberexile" Erdoğan, her ne kadar bu forumda Yiğitcan "Acetaminophen" Erdoğan olsa da
Oyungezer: Ace olarak biliyoruz seni (okuyucu bilgisi: A-ce değil, Eys) , A Cyber Exile'ın hikayesini bize anlat önce, sonra neden vademecum'dan alıntı bir ilaç ürününü nick olarak seçtiğinden bahset. "Ace"e gönderme yapmak için mi?
Yiğitcan Erdoğan: ya acyberexile'ın hikayesi de ace ile derinden bağlantılı aslında
Yiğitcan Erdoğan: çünkü benim nikim senelerdir ace aslında, uzantısını, kısaltılmış versiyonunu kullanıyorum ama ace yaklaşık bir altı senedir sabit
Yiğitcan Erdoğan: önceden eski forumlarda ace_wolf'tu, ardından White Stripes'ın Girl, You Have No Faith in Medicine şarkısında duyduğum bir kelimeyle uzatmanın daha mantıklı olacağına karar verdim; sezgiydi biraz da, doğru hissettirdi Acetaminophen
Yiğitcan Erdoğan: ardından forumlardan banlandım, yeni bir nikle geri dönüş yapmak o zamanlar modaydı, ben de geri dönüş nikimin özel olmasını istiyodum
Yiğitcan Erdoğan: A Cyber Exile'ı seçtim, çünkü hem durumuma uyuyordu, hem baş harfleri ACE'i veriyordu, hem de boşluklarla birlikte karakter sayısı Acetminophen'in aynısıydı
Yiğitcan Erdoğan: bu hesap için gmail'den yeni bir adres aldım acyberexile@gmail.com, gmail'in yaygın olmaya yeni yeni başladığı dönemlerdi, onun ardından yavaş yavaş her yere sıçradı bu nick, en sonunda oyungezer dışında her yerdeki nickim ve ismim haline geldi
Oyungezer: Acetaminophen forumda zor okunan nicklerden biri. İlk soru: nasıl okunuyor? İkinci soru: Bu ilaç hakkında bir araştırman var mı, ne işe yarıyor, hangi durumlarda kullanılıyor? Benim bildiğim bir tür sakinleştirici olduğu. Karakterini yansıtıyor mu şimdiki nickin, sakin biri misin örneğin?
Yiğitcan Erdoğan: sondan başlayayım, sakin miyimdir bilmiyorum ama soğukkanlı olduğumu söylerler; genelde olağanüstü hal durumlarında panik olmamak anlamına geliyors anırım bu... ama ilaçla her iki halde de alakası yok, o zamanlar için acetaminophen sadece havalı bir kelimeydi benim için, sonraları anlamlar yükledim, ilaç sektörüne olan tutumumla bağdaştırdım, politik oldu kendi kendine, oysa ki basitçe kulağa güzel gelen bir kelimeydi
Yiğitcan Erdoğan: kulağa da "asidomenıfın" diye geliyor zaten =)
Oyungezer: ben hep eys - tami - nofen şeklinde sesleniyorum sana, daha ritmik geliyor kulağıma çünkü :D Peki Oyungezer çerçevesinde bize yazarlık tarihçenden bahseder misin?
Yiğitcan Erdoğan: tabi; ama o çerçevede çok uzun bi tarihçem yok, 2007'nin ekim ayında forumlarda açılan nintendo editörü arıyoruz konusunu görüp sinan'a başvuruda bulundum, ilk yazıma tepki gelmedi, ikinci yazım ise kabul gördü ve ilk yazılarımı aldım =) ardından biraz çalkantılı bir ikinci ayın ardından üçüncü ay pirates of the burning sea'nin betasına girip nintendo himayesinden çıkmaya başladım, ardından ufak ufak derginin her yerinde görev almaya başladım, bunların doruk noktası temmuz 2008 sayısıydı, yaklaşık 15-16 sayfa yazmıştım, ilk defa bu kadar fazla yazıyordum, sonradan da devamı geldi
Yiğitcan Erdoğan: amerika'dayken birçok farklı faktörden düştü bu tempo, ama şimdi gayet rayında yine =)
Oyungezer: Amerika demişken, tam 1 sene Amerika'daydın. Nasıl gittin oraya ve sana neler kattı Amerika?
Yiğitcan Erdoğan: oraya afs'nin yes adlı alt branşıyla gittim, amerikan dışişleri bakanlığının 11 eylül sonrası amerikan halkının müslüman ülkelere olan bakış açısını değiştirmek için başlattığı bir programdı bu, hiç para ödemeden, yaklaşık dört beş sınavın bana kazandırdığı bir bursla gittim, bir sene orada bir ailenin yanında yaşadım ve lise sonu okudum tekrar
Yiğitcan Erdoğan: neler kattığı ise biraz karışık
Yiğitcan Erdoğan: hayatımın en zor tecrübesiydi herhalde, sahip olduğun her şeye yabancılaşıyorsun, yeni şeyler yaratman gerekiyor orada var olabilmen için
Yiğitcan Erdoğan: kendini ne kadar dışındaki şeylerle tanımladığını fark ediyorsun, yani arkadaşların, yaptığın şeyler, işin, okulun, bunlar seni tamamlıyor belki, ama tanımlamıyor, bunlara kendini dayandırdığın zaman bunlar gidince ayağının altından dünyayı çekmişler gibi hissediyorsun, düşüyorsun
Yiğitcan Erdoğan: ama tüm bunların yanında hayatımın en güzel tecrübesiydi de aynı zamanda, bugün kimsem, hayatımda hangi kararları verdiysem, iyi ya da kötü, amerikada yaşadıklarımın yarattığı şeyler hepsi
Yiğitcan Erdoğan: çok okudum, seyrettim, gezdim, tozdum, bayağı şey öğrendim amerikada çünkü =)
Oyungezer: Okudum, seyrettim, gezdim tozdum diyorsun. O zaman soru geliyor. Amerika'dayken iyi ki izlemişim, iyi ki okumuşum ve iyi ki gezip görmüşüm dediğin neler var?
Yiğitcan Erdoğan: çok güzel soru bak, çok güzel de bi cevabı var
Yiğitcan Erdoğan: iyi ki izlemişim dediğim dancer in the dark, von trier'i hiç sevmeyen bir insan olarak bile o kadar vurulmuştum ki filme; beni susturan nadir filmlerdendir
Yiğitcan Erdoğan: film bittikten sonra hakkında bir kelime dahi etmek istememiştim, kendime saklamak istemiştim film ile ilgili tüm hislerimi
Yiğitcan Erdoğan: iyi ki okumuşum dediğim ise bir kış gecesi eğer bir yolcu
Yiğitcan Erdoğan: italo calvino'nun
Yiğitcan Erdoğan: uzun süre aklımda olan bir kitaptı, okudum, her sayfasında dünyada böyle bir deha olduğu için mutlu oldum, her sayfasında ayrı etkilendim, bayağı eminim bir daha böyle bir hissiyatı yaşamayacağımdan bir kitaba karşı =)
Yiğitcan Erdoğan: iyi ki gezmişim dediğim ise kesinlikle portland
Yiğitcan Erdoğan: 39 saati otobüste geçen ve otogarda sabahlamamla biten 55 saatlik bir yolculuk sonucunda varmıştım
Yiğitcan Erdoğan: 69 senesinden beri yağmayan bir kar yağıyordu o sırada şehre
Yiğitcan Erdoğan: bomboştu, bembeyazdı, olabildiğine sessizdi ve içerisinde powell's diye iki m migros boyutunda olan ama sadece ve sadece kitap ve kahve satan muazzam bir kitapçı vardı
Oyungezer: Kahvee... (homer simpson sesiyle okunacak)
Oyungezer: Ya oyun?
Yiğitcan Erdoğan: oyun işi biraz daha karışık, çılgın gibi oyun oynadım oradayken... oyunların anavatanına gidince biraz artıyor tabii ister istemez bu sayı =) ama sanırım fable 2
Yiğitcan Erdoğan: saatlerimi harcamıştım resmen, her seansın sonunda oyungezer talk'a girip serpil ve tuğbeke yaşadıklarımı anlatıyodum
Yiğitcan Erdoğan: böyle bi dizi seyreder gibi
Oyungezer: Dizi sorusu da sorulmazsa olmaz hani.
Yiğitcan Erdoğan: e olmaz galiba =) zannediyorum orada seyrettiğim en iyi dizi house'tu, her ne kadar türkiyede başlamış olsam da orada maratona girdim, 5. sezonu canlı canlı takip ettim ve finalinde dağıldım
Oyungezer: House aşmış dizidir cidden, diziye devam etmemi sağlayan da senin o başlıktaki mesajın olmuştur benim için. Ama ilk iki sezon hasta merkezliyken son sezonlarda karakter dizisine dönüştüğünü sen de demiştin, insanların ilk iki sezon sıkılmasına sebep olan da klişe "hasta - daha çok hasta - iyileş" döngüsüydü.
Takip ettiğin yapımlardan konuşuyoruz madem, hiç çizgi roman önerebilir misin bize?
Yiğitcan Erdoğan: çizgi roman önerebilirim, ama takip edilecek şeyler olmazlar büyük ihtimalle, limited çizgi romanları çok daha fazla seviyorum
Yiğitcan Erdoğan: alan moore'u direk yazın listeye; v for vendetta, league of extraordinary gentlemen, watchmen, from hell, lost girls, killing joke... kitap gibilerdir bunlar
Yiğitcan Erdoğan: onun dışında joss whedon'un yazdığı astonishing x-men serisi çok etkilemişti beni
Yiğitcan Erdoğan: alex ross'un da çizimlerini beğenirim, onun da kingdom come serisi çok çok iyiydi
Oyungezer: Dizi film muhabbetinden biraz uzaklaşıp okurları şaşırtmak istiyorum. İzmir buluşmasına gelen Ace için, izmirli bir forum üyemiz (biohazard) "Sen kaç yaşındasın?" diye sordu Ace'e ve 26 falan gibi bir yanıt beklerken aldığı cevapla şok olmuştu. Oldukça olgun gösteren sevgili Ace'imiz aslında ...
Yiğitcan Erdoğan: on dokuz =)
Oyungezer: Ama 29 yaşında gibi gösteriyor ve davranıyorsun :D Bunda sanırım sürekli okumanın ve kendini geliştirmenin etkisi büyük. Sen bir ara Wikipedia'da yazardın, değil mi?
Yiğitcan Erdoğan: yani herhangi birinin wikipedia'da yazar olabileceği kadar, fakat bir ara aktif bir şekilde makale düzenliyordum
Yiğitcan Erdoğan: hem türkçe hem ingilizce wikipedia'da
Yiğitcan Erdoğan: hala wikipedia en çok vakit geçirdiğim sitedir muhtemelen
Oyungezer: Peki Ace bilgisayarı ilk açtığında hangi 5 siteyi ziyaret eder, hangi 5 siteyi bize tavsiye eder?
Yiğitcan Erdoğan: önce bir sosyal medya güncellemelerimi takip ederim; facebook-gmail-oyungezer posta-formspring-twitter, çoğunun chrome addonu var zaten, browserı açar açmaz görüyorum bir şey gelmiş mi diye
Yiğitcan Erdoğan: ardından ntvspor.net; cracked.com, gametrailers.com, pitchfork.com ve bizim site gelir
Yiğitcan Erdoğan: wikipedia aklıam bir şey geldikçe açıp aramak için, chrome'un tek harfle site doldurma ve ardından adres çubuğundan o site içerisinde arama yapma özelliği sağ olsun aylardır wiki'nin ana sayfasını görmedim, youtube'da aynı şekilde
Yiğitcan Erdoğan: acetobalsamico, flying dutchman, amerika deplasmanı gibi futbol bloglarını da okuyorum ara ara tabi =)
Oyungezer: Kendi blogun da var, biraz depresif yazıların var sanki?
Yiğitcan Erdoğan: var, öyle biraz
Yiğitcan Erdoğan: aşırı radiohead dinlemenin yan etkileri olsa gerek =)
Yiğitcan Erdoğan: hep öyle değildi tabii, son iki senedir yaşadıklarımla öyle olageldi, bir de ben "her şeyi" yazmaktan, en net materyali yazmaya çevirdim odağımı
Yiğitcan Erdoğan: en net materyalin de hep acıdan çıktığını fark etitm
Yiğitcan Erdoğan: mühim olan acıyı acındırmadan anlatmak tabii, yani hissederek, hissettirerek ama karşıdakini senden yukarıda bir pozisyona koymadan, kendini düşürmeden
Çağlayan
Üye
Yiğitcan Erdoğan: o yüzden ben genelde yoğun bir şey hissettiğimde yazıyorum, genelde de bu yoğun şey mutsuzluk oluyor, çok nadiren mutluluk da giriyor tabi işin içine
Oyungezer: Peki sen aynaya baktığında nasıl bir Ace görmektesin, mutsuz tarafı mutlu tarafından daha ağır basan birini mi?
Yiğitcan Erdoğan: yoo aslında, mutluluk da mutsuzluk kadar gerçek bir şey benim için, sadece yazılarıma mutsuzluk daha fazla yansıyor
Yiğitcan Erdoğan: ağır basan bir taraf yok yani, sadece zamanla yer değiştiriyorlar, ara ara daha baskın çıkıyorlar
Yiğitcan Erdoğan: aynaya baktığımda nasıl birni görmekteyim? =) hmm, bilmiyorum, güzel bir soru bu
Yiğitcan Erdoğan: ilgimi çeken birini görüyorum galiba... yani tanımak istediğim, kim olduğunu, ne istediğini, neyi sevdiğini bilmek istediğim biri
Oyungezer: İnsanlar da sana baktığında aynen böyle düşünüyorlar :) İyi ki yapmışım ve keşke yapsaydım'ın var mı hiç? Varsa her birinden 3er tane alabiliriz.
Yiğitcan Erdoğan: =) iyi ki sinan benden son bir şans olarak super paper mario'yu yazmamı istediğinde olayın "son bir şansa" gelmesine sebep olan yazıyı yeniden yazıp yollamışım paper mario'yu beklemek yerine, iyi ki şimdiki okulumu yazmışım öss tercihlerinde ve iyi ki amerikaya gitmişim; hepsi beni bambaşka adımlarla çok güzel şeylere götürdü çünkü
Yiğitcan Erdoğan: keşke yapsaydımım ise muhtemelen yok, keşkelere hiç işim düşmedi hayatımda, ya bir şeyler yaptım, ya da mantıksal olarak asla yapamayacağımı bildiğin şeylerin düşünü kurdum, ikisi asla yapabileceğim şeyleri düşlemek şeklinde birleşmedi
Oyungezer: Yukarıda bir yerde radiohead lafı geçti ve fark ettim ki en önemli soruyu sormayı unutmuşum: müzik! Ace ne dinler?
Yiğitcan Erdoğan: ace çok şey dinler
Yiğitcan Erdoğan: hayatında onun için özel olan birkaç grup vardır, onların işlerini dinler öncelikle; radiohead, arcade fire, interpol, cloud cult, menomena, the smiths, pink floyd, the national ve animal collective dinler
Yiğitcan Erdoğan: editors, fang island, frightened rabbit, eminem, fuck buttons, kasabian, nine inch nails, nirvana, pj harvey, pure reason revolution, queens of the stone age, babybird, ratatat, semi precious weapons, spiritualized, tool, these new puritans, vampire weekend, xx, xiu xiu, yeasayer, velvet underground da diğer gruplardır çok severek dinlediğim =)
Yiğitcan Erdoğan: müzik hayatımda çok önemli bir yerde olduğu için böyle biraz =)
Oyungezer: Grupların çok azını tanıyorum ama psychedelic ağırlıklı gördüğüm kadarıyla.
Oyungezer: Aslında her türden dinliyorsun
Yiğitcan Erdoğan: aslında değil hiç, sol baştan saymak gerekirse post-punk revival, indie-progressive, art rock, rap, experimental, indie-alternative, industrial, grunge, alternative, progressive, stoner rock, indie, electronic rock, garage, space rock, progressive metal, art rock, indie, indie-electronic, experimental, art rock şeklinde gidiyor alt çeşit gruplar mesela
Yiğitcan Erdoğan: her türden dinliyorum yani cidden
Oyungezer: Karışık bir müzik zevkin var ama bunların içinde "en en ennnn" bir tane vardır mutlaka. Mesela, ölmeden önce dinleyeceğin son parçayı seç deseler, hangi şarkıyı dinlerdin?
Yiğitcan Erdoğan: kendi yazdığım ölüm hikayemde pink floyd - eclipse çalıyordu ben ölürken =)
Yiğitcan Erdoğan: ama sanırım gerçekten ölmeden önce dinlemek istediğim parça death is the road to awe
Oyungezer: Katılıyorum.
Oyungezer: Şiddetle katılıyorum hem de.
Oyungezer: Biraz daha rahat sorulara geçelim :D En son satın aldığın "garip şey" neydi?
Yiğitcan Erdoğan: garip? valla bilmiyorum ki, neyi garip olarak kabul ediyoruz? =)
Oyungezer: bu senin garip'e bakış açını da gösterecek
Yiğitcan Erdoğan: valla en son kontör kartı aldım, garipsedim böyle bi, bi ürperme geldi
Oyungezer: ahahah : D
Yiğitcan Erdoğan: bilmiyorum valla aslı, normal şeyler alıyorum galiba ben : D
Oyungezer: Bu arada sen Amerika'da epey kilo verdin di mi?
Yiğitcan Erdoğan: 15 kadar =)
Oyungezer: O_o nası yaptın?
Yiğitcan Erdoğan: valla kolay oldu
Yiğitcan Erdoğan: yemek yemedim
Yiğitcan Erdoğan: iki ayda bir 250 dolar veriyolardı, host ailemin de durumu çok iyi değildi, o 250 doları da bıçkın bir şekilde oyunlara yatırdığımdan sadece evde yemek yiyodum, 9 ay tek öğünle beslendim, akşam yemeği =) kolay oldu yani
Oyungezer: Peki buradan en sevdiğin yemek diye bir soru sorsam?
Yiğitcan Erdoğan: mantı
Yiğitcan Erdoğan: tartışmasız
Yiğitcan Erdoğan: annem de öyle güzel yapar ki mantıyı =)
Oyungezer: Senin bir mutfak önerin var mı bize? Bekarlar için basit yemek tarifleri kitabı gibi bi kitap çıksa, bir tarif ekleyebilir misin o kitaba yani?
Yiğitcan Erdoğan: hiç ekleyemem, yani öğrenci hayatımın içerisinde bile yemek yapamıyorum, mikrodalgayla olan düzeyli ilişkimiz haricinde yemek yapmakla hiç ilgim olmadı ya
Oyungezer: Bu arada blog sorusuna bir eklemede bulunmam lazım. Adres çubuğundaki isim ve blog adı nereden geliyor?
Yiğitcan Erdoğan: inevitablehappyending benim yarattığım bir şeydi, yani o zamanlar staperw hikayelerini yazıyordum, hiçbiri de mutlu sonla bitmiyordu, biraz onunla dalga geçiyordu bu, biraz da mutlu sonların kaçınılmaz oluşunun aslında gerçek hayatla hiç ilgisi olmayışıyla
Yiğitcan Erdoğan: nutopia ise john lennon'ın yaratısı =)
Yiğitcan Erdoğan: lennon imagine'da anlatılan ülkeyi kuruyor ideal olarak 1973'te, bayrağı bembeyaz, milli marşı ise 3 saniyelik bir sessizlik
Yiğitcan Erdoğan: anarşizm ve punk ideolojisiyle çok ilgiliyken acayip çarpmıştı beni imagine, ardından nutopia'yı öğrenince bir parçam yapmak istedim =)
Oyungezer: Senin blogunu az çok biliyoruz artık, peki senin "Kendini okutan blog" dediğin nedir?
Yiğitcan Erdoğan: hm... yani genel konulara değinen bloglar kendilerini okutuyorlar genelde, müzik, futbol, siyaset... şahsi konular genelde okunmuyor, okunsa da yorum almıyor, alsa da derinlikli olamıyor bunlar =)
Oyungezer: Zayıf noktan nedir, ne zaman neşeli sakin "şeker adam"a dönüşürsün, ne zaman katil olan "candy man" e?
Yiğitcan Erdoğan: zayıf noktam müzik, iyi bir müzik eritir beni resmen sandalyeme =) şu an da öyle mesela, dancer in the dark'tan i've seen it all çalıyor arka planda, embesile dönmüş durumdayım =)
Yiğitcan Erdoğan: candy man'e dönüşüşüm de müzik =) somewhat damaged ya da a dying god coming into human flesh'i açayım mesela, kapkara olurum çok acayip bir şekilde
Oyungezer: Yavaş yavaş son sorulara geliyoruz. Giyim konusunda sence siyahı abartıyor musun?
Yiğitcan Erdoğan: abartıyor muyum, bilmiyorum, ama siyah en sevdiğim renk, tişörtlerimin çoğu siyah =) ama renkli tişörtlerim, pantolonlarım da var tabii ki =)
Oyungezer: Fırsatın olsa, yeterli paran olsa, hangi uç sporu yapardın?
Yiğitcan Erdoğan: tekrar kaykaya dönerdim =) iki sene kadar kaykayla ilgilendim, kendi çapımda bir şeyler yapmayı denedim devamlı, fakat bir sürü şey yüzünden kaydı gitti arada =) para fırsa üçlüsü olsa kaykaya dönerdim kesinlikle
Oyungezer: Bir forum bir de ofis anısı istiyoruz senden ^_^
Yiğitcan Erdoğan: forum anısı... hmm, vallahi hiç aklıma gelmiyor forum anısı =) bir tek senin aydına (kastrasyon) pornografi bağımlılığın varsa kurtulmalısın bence, bağımlılıklar iyi şeyler değiller demene karşılık aydının senin iki gün önce yazdığın internet bağımlısı oldum yazına gönderme yaparak "haklısın aslı, internet bağımlılığın ne alemde bu arada, nasıl gidiyor?" diyişi baya etkilemişti beni
Yiğitcan Erdoğan: ofis anısı ise çok, mesela e3 sırasında faruk, ben, berkant, ezel konferansları takip ediyorduk, nintendo konferansı geldiğinde faruk "abi çok sıkıcı olacak şimdi bu ya" dedi, ben de "bir de mgs bi nintendo sistemine geliyor diye açıklama yapıyorlarmış" dedim, güldük, eğlendik, dalga geçtik, konferansın sonunda 3DS'e gelen Metal Gear Solid 3'ü açıkladılar, sonrasını kaybettim. en son faruk pencereyi falan yumrukluyodu =)
Oyungezer: OHa.
Oyungezer: O ilk ayar, forumdaki tek ayarımdır bu arada sanırım
Oyungezer: Son olarak bir absürd soru ve bir de foto ile bitiriyoruz ^_^
Oyungezer: Herhangi bir kapıyı açtın, gördüğün manzara nasıl bir şey?
Yiğitcan Erdoğan: bi kapı daha
Yiğitcan Erdoğan: fotoyu da atayım madem =)
Çağlayan
Üye
Bu tartışma kapatıldı.
Aktif Başlıklar
discussioncontroller