Demon's Souls
luisliu
Üye
Okur incelemesi gönderilebilecek oyunların öncelikle veritabanına kaydedilmiş olması gerektiğini fark etmemiş bulunup kazara sanıyorum Sims içine Demon's Souls incelemesi gönderdim. Bu konuda verdiğim rahatsızlıktan ötürü ilgili kişilerden özür diliyorum. Şimdilik ziyan olmasın diye incelemeyi buraya koymamda sakınca yoktur herhalde.



DEMON'S SOULS: BAZI RUHLAR AĞIR ÇEKER



“Kafam zonkluyor yine. Sanki miğferimin içinde okul zilleri çalıyor. Varsın çalsındı, ama heyhat! Başka bir zamanın, başka bir diyarın soğukluğu var dışarıda. Görünmez bir tabutun içinden el sallıyorum ufuktaki donuk görüntülere. Ve uzaklarla aramda tedirginlik, tereddüt, korku, bilinmezlik, istikrah ve gökkuşağının renklerini çalıp tüyen sürüngenler var.”




Demon’s Souls başlığının altındaki kasvetli macera, oyunlarda genellikle kaçındığımız bir son olan kahramanın ölümüyle başlıyor. Daha bismillah derken “game over”!! Şaka şaka, en azından şimdilik şaka. Hani dünyadaki işini bitirmediği için öldüğünde yaşamla ölüm arasında bir yerlerde sıkışan ruhlar vardır ya.. Evet, vardır. İklini 1990 yapımı Ghost filminde görmüştüm (şimdi blu-ray’i çıkmış, kapağı da hayli erotikmiş). İşte onlardan biri de siz oluyorsunuz. Tabi bu role-playing olgusuna ne denli kapılıp kendinizi oyunun kahramanıyla ne kadar özdeşleştirdiğinizle ilgili. Bu özdeşleşme doğrultusunda iyi bir başlangıç yapmanız için oyunun başlangıcında karakterinizin görüntüsünü detaylı olarak tasarlayabildiğiniz bir karakter yaratma bölümü oluşturulmuş. Oblivion, Fallout 3, Saints Row, Palystation Home gibi hemen aklıma geliveren birkaç örnektekine benzer bir sistem. Demon’s Souls’daki görsel karakter tasarımı bölümü ise olağan kulak burun çekiştirme, saç uzatma, kaş yaparken göz çıkarma özelliklerinin yanında karakterinizin ne kadar erkeksi veya kadınsı olacağını belirleyebildiğiniz bir “slider”ı da hizmetinize sunuyor. Eğer oyunda sadece kadınların giyebildiği tipte zırhları (evet, bazı zırhlarda böyle bir ayrım var) giymek istiyorum, ama kahramanım Xena gibi iri kemikli olsun diyorsanız bu slider (Türkçesi sürgü veya kaydıraklı gezingeç) işinizi görebilir.

Kahramanınızı cilalayıp parlattıktan sonra şövalye, rahip, hırsız, büyücü, tapınak şövalyesi, asker, barbar, soylu, avcı veya boş gezenin boş kalfası karakter sınıflarından birini seçip maceranın ortasına atılıyorsunuz ki bu tutorial kısmına tekabül ediyor. Bu kısımda amaç kolaylıkla alışacağınız oyun mekaniğini kavradıktan sonra mevta olmak. Isınma turlarında Demon’s Souls aksiyonunun alışılmış oyunlardaki aksiyondan farklı bir yönünü keşfetmeniz uzun sürmüyor. Karakterinizin yeşil bir dirimsellik (doğrucası vitality) göstergesi var ve silah savurma, kalkanla saldırıları bloklama/savuşturma veya hızlı koşma, yuvarlanma gibi eylemlerinizi Devil May Cry gibi oyunlarda teşvik edilenin aksine dinlenmeden çok fazla arka arkaya yapamayacağınızı söylüyor. Gazınız bittiğinde kısa bir süre soluklanıp kaldığınız yerden devam etmeniz gerekiyor. Değişik ekipmanlarla başlayan farklı karakter sınıflarını kıyasladığınız takdirde hemen anlayacağınız üzere karakterinizin ne kadar çevik ve hızlı davranabileceği, ne kadar hızlı yorulduğu, yorulduğunda ne kadar çabuk toparlanabileceği gibi değişkenler taşıdığı zırhın ağırlığına doğrudan bağlı. Oyunun ilerleyen kısımlarında da anlıyorsunuz ki endurance (dayanıklılık) özelliği de bu değişkenleri doğrudan etkileyen diğer faktör. Bunun dışında oyun mekanikleriyle ilgili olarak karakterin taşıdığı zırh ve silahlara göre oldukça gerçekçi davrandığını söylemek yeterli. Her silah tipi biraz (veya bir hayli) farklı bir dövüş stili gerektiriyor. Bu durumu Monster Hunter serisindekiyle kıyaslama imkânı bulanlar benzerliği görecektir.

[img width=700 height=394]http://i25.tinypic.com/13yi49c.jpg[/img]

Hızlandırılmış kurs faslını geçip hakkın rahmetine veya Valhalla’ya kavuştuğunuzu sandığınızda kendinizi ruhani kimliğiniz ve pasaportunuzla sözünü ettiğim ölümle yaşam arasındaki yerde buluyorsunuz. Hayır, durumdan söz ettim de yerden söz etmedim sanırım. Nexus diye bir yapının içinde buluyorsunuz kendinizi ve hâlâ yapacak işiniz olmadığını o an idrak edemeseniz bile durumunuz size güzelce izah ediliyor ve dayatılıyor. Gerçi yarım kalan iş sizin işiniz değil ama “Üstüme vazife değilse de sallarım başımı alırım maaşımı.” şeklinde yaklaşmamakta fayda var, çünkü görev hayli zorlu ve yılmadan, azimle, tırmalaya tırmalaya  (“claw” kullanmayı tercih ederseniz gerçek anlamda) ilerlemeniz gerekiyor.

[img width=700 height=394]http://i30.tinypic.com/2epsne9.jpg[/img]

Nexus’a geldiğiniz anda başlayan esas oyuna ruh formunda giriyorsunuz ve bu ne yazık ki maksimum canınızın (hit point) yarıya inmesi demek. Neyse ki amiyane tabirle bölüm sonu canavarı olan iblislerden birinin icabına baktığınızda veya oyun içinde bulabildiğiniz özel bir eşyayı kullandığınızda (Stone of Ephemeral Eyes) fiziksel bedeninizi geri kazanıyorsunuz, kısa süre sonra yeniden kaybetmek üzere şüphesiz. Oyunda her öldüğünüzde ruh formunda Nexus’a dönüyor ve bölüme baştan başlıyorsunuz. Yaratıkları öldürünce kazandığınız, hem deneyim puanı (xp) hem de para işlevi gören ruhlardan seviye atlamak, ekipman almak veya mevcut ekipmanı oyunda bulunan cevherler aracılığıyla geliştirmek için kullanmayıp yanınızda taşıdığınız kısmı öldüğünüz yerde kalıyor ve gayet olası bir şekilde ilk denemenizde aynı yere ulaşamadan ölürseniz buhar olup uçuyor. İlk bakışta başlı başına insafsızlık gibi görünen bu uygulama oyunun acımasız gerçeklerinden sadece biri. Oyunda her köşe ve bucakta sizi pusuya yatmış ölüm bekliyor. Eğer yeterince sabırlı değilseniz ve her adımınızı dikkatle, ölçüp biçerek atmak size göre değilse Demon’s Souls sizi kolaylıkla kendinden soğutabilir. Fakat zorluğu ve her durum için yeni bir strateji geliştirmeyi seven oyuncuları da yine kolayca büyülü dünyasına hapsedebilir. Acımasız gerçekler burada da bitmiyor. Demon’s Souls’da neredeyse bütün NPC’ler öldürülebiliyor ve örneğin kazara tüm ekipmanınızı emanet ettiğiniz Stockpile Thomas’a saldırırsanız depoladığınız ekipmana ve ekipman deposu kullanımına oyun sonuna, daha doğrusu ikinci oynayışınızın başlangıcına dek güle güle diyebilirsiniz. Zira oyunun otomatik kaydolması sebebiyle küçük kazayı fark ettiğinizde artık çok geçtir, muhatabınız artık düşmanınızdır ve ister öldürün, ister mazoşist emellerinize alet edin, isterse turşusunu kurun asla barışmaz. Bir saniye önce size huşu içinde bakan can ciğer dostunuzun ilk yanlışınızda nasıl gözü dönmüş bir katile dönüştüğünü görmek çok ağırınıza gidebilir ve Nexus’ta bunalıma girip yiten ruhlardan biri olabilirsiniz.



“Attığım her adımın sonu bir uçurum ve atmadığım her adımda tepetaklak süregelmenin bayatlığı. Yakınlığından ötürü benim diyebileceğim bedensinin aksine telaşla bir defa baştan sona, bir defa sondan başa, sonra ortadan ikiye ayrılırcasına zıvanadan çıkmış bir telaşla oradan oraya koşuşturan düşünce bulutları. Gökyüzü de ilk ağladığımdan beri hiç bu kadar soluk olmadı; karanlıkta ışığı bulmak için kasılan göz bebeklerim gibi içindeki aydınlığı görmek için kararan gök.”

“Bu burçların altı üstü bir. İnsanların yüzyıllarca kuşattığı o burçlar da kendi âleminde insanın benliğini, yaşamını ve ölümlülüğünü kuşatır. Yaşadığın her an, söylediğin her söz, yediğin her lokma, içtiğin her damla su, gözüne değen her göz pişmanlığın sorgusundan geçer.”




Neyse ki bu zorlukların tamamıyla tek başınıza baş etmeniz gerekmiyor. Demon’s Souls işinizi bir nebze olsun kolaylaştıracak eşsiz bir çevrimiçi oynanış özelliği barındırıyor. Oyuncular yere kırmızı simgelerle başka oyuncuların okuyabileceği mesajlar bırakabiliyor, ölen oyuncuların ardında kalan kan izleri kullanılarak bu oyuncunun son hareketleri izlenebiliyor. Özellikle uçurumdan düşenleri izlemek ibret oluyor ve karanlıkta adımlarınızı daha bir sakınarak atıyorsunuz. Çevrimiçi özellikler bu iletişim araçlarıyla sınırlı değil. Oyuncular mavi ruhlar olarak fiziksel bedenindeki bir oyuncunun yardımına gidip onunla birlikte oynayabiliyor veya siyah ruhlara dönüşüp yine fiziksel formdaki bir oyuncunun dünyasını istila ederek ona meydan okuyabiliyor.

[img width=700 height=394]http://i27.tinypic.com/2nt8u8g.jpg[/img]

Demon’s Souls’un görsel ve işitsel tasarımı yaşam ve ölüm arasında bir yer kavramına oldukça uygun bir şekilde kasvetli ve mistik. Hilkat garibesi yaratıklar, aklını kaybetmiş mahkûmların haykırışları, bir rüyadaymışsınız hissi veren, insana benzediği halde konuşmayan, sadece garip sesler çıkararak anlaşan düşmanlar, içinde kaybolabileceğiniz dehlizler ve kana susamış ejderhalarıyla size soğuk terler döktürecek bir deneyim.

Oyunun yeniden oynanabilirliği de yüksek. Ak ve kara uçlar arasında gezinen ve sizin davranışlarınıza bağlı olarak değişen dünya ve karakter eğilimleri oyun dünyalarındaki olay ve durumları değiştiriyor. Her oynayışta bir defaya mahsus bir iblisi öldürerek kazanabileceğiniz özel ruhun belli bir büyü satın alma, belli bir mucize satın alma (bir nevi rahip büyüsü) ve özel bir silah yaptırma gibi üç farklı kullanımı olabiliyor ve bunların tamamını gerçekleştirebilmek için oyunu en az 3 defa oynamanız gerekiyor. Oyunu ilk defa bitirip ikinciye başladığınızda sahip olduğunuz her şeyi aynen koruyorsunuz, fakat oyunun zorluğu da uygun bir şekilde artıyor. Bu oyunu bir defa bitirdiyseniz muhtemelen ikinci defayı denemek sizin için doğal bir seçim olacaktır. Demon’s Souls’un zorlukları seven bir oyuncuda yarattığı bağımlılığı tarif etmek kolay değil. Oyunun sizi yıldırmak için karşınıza dikeceği her engeli aşabileceğinizi göstermek istiyorsunuz.



“Ancak parıltılı kumlarda biter bu unutulmuşluk, ama deniz yok: deniz sensin. Hayatın maun kapısını açan anahtar… Hangimiz yoktan var olmadık ki?”

[img width=700 height=394]http://i27.tinypic.com/2lwvsya.jpg[/img]


Değerlendirme:

Oynanabilirlik: 9/10
Grafik: 8/10
Eğlence: 10/10
Ses: 9/10
Hikaye: 8/10

Genel değerlendirme: 9/10
DreamonDreamon
Oyungezer
Çok güzel bir inceleme olmuş. Demon's souls'u onu en az benim kadar sevmiş bir başka oyuncunun gözünden görebilmek çok güzel bir duygu.

Yazın oldukça başarılı öncelikle bunu söylemeliyim. Görebildiğim tek aksaklık yazıdaki bölümlerin birbirinden fazla kopuk olması ki bu da akıcılığı etkiliyor. Bir inceleme yaparken önceden yazı planı yapıp neyi ne zaman yazman gerektiğini bilmen önemli elbette. Yine bu planı yaparken sadece planını bölüm bölüm grafik, senaryo, bitiş tarzında değil de aralarında geçiş olacağını bölümleri nasıl bağlayacağını da düşünmen gerekiyor. Bu eleştiriler seni üzmesin kesinlikle bütün yazıyı bir solukla zevkle okuduğumu söylemeliyim. :)
luisliu
Üye
Tekrar bakınca bana da son kısımları biraz aceleye getirmişim gibi geldi. İlk defa inceleme yazdığım için yeterli sabrı gösteremeyip sonuca bağlamak istedim galiba. :) İtalik kısımlarda da dağıtmamak için biraz kırpma yaptım. Onları daha iyi öyküleyebilirdim.

Edit: Teşekkür etmeyi unutmuşum. Nezaket konusunda da eleştirilere açığım  :-[
luisliu
Üye
Kimseyle paylaşamadım, nedense içime dert oldu. Buraya yazayım bari dedim.. Acaba hiç Demon's Souls oynayıp da GODS oyununu anan oldu mu? Yoksa tek ben miyim civarda?

Veteran oyunculardan ve eskileri kurcalamayı seven nispeten yeni oyunculardan GODS'ı bilen vardır muhakkak, 1991 yapımı bir oyun. En son yakın zamanda SNES emülatöründe oynadım. Düşüncem odur ki hâlâ (18 seneden fazla zamandır) eline su dökecek bir platform oyunu çıkmadı. Benzer bir tadı ancak Demon's Souls'dan alabildim şimdiye kadar. Gönlümde taht kurdu derler ya, GODS aynen öyle bir şey yaptı. Hatta tüm zamanların en iyi oyunuydu diyerek melankolinin dibine vurmak istiyorum. :'(

Kendime not: Gece vakti Empyrium dinleme uleyyyyyn! Abba dinle, BoneyM dinle, en kötü Kitaro dinle!! (iç sesimin sillesini yedim)
egosss
Üye
Oyun gerçekten çok mu zor ya
luisliu
Üye
Benim gibi oyun (özellikle RPG) mazoşistlerini tatmin edecek kadar zor. Başka bir deyişle sürekli olarak zorluğuyla anılan bir oyun olacak kadar zor. Ama kesinlikle uğraştığına değiyor, bu yüzden zorluk oyunun değerini arttırıyor. Aslında ben oyunu zorluğuyla anmak istemem ama rahat bir oyun bekleyenler hayal kırıklığına uğramasın diye bunu vurgulamakta yarar görüyorum.
loveimmuneloveimmune
Üye
Oyunu kötü son ile bitirdim yaklaşık 1 ay önce:(, tekrar oynamak istiyorum yakın zamanda. cesaretimi toplayıp, derin bir nefes alıp, sabırla başlamam lazım oyuna :)

Ama önce elimdeki yeni oyunları bitirmeliyim :)

Can: ''Demons Souls sen bekle bir kenarda.'' der ve bu güzide ama lanetli oyun PS3 oyunlarının olduğu dolabın en karanlık ve ücra köşesinde tekar oynanacağı günü sabırla bekler. O gün geldiğinde, oyun, kendisini oynayan kişiyi defalarca, tekrar tekrar öldürmeye başladığında, (gerek black phantom vasıtasıyla,gerek uçurum işkenceleri ile) içinde yaşadığı karanlık ve tozlu dolabın köşesinde,diğer oyunlardan uzakta, ürpertici ve bir o kadar da sinir bozucu gülüş efektini hazır tutar.

''Nihahahahahahahhaaaa''

discussioncontroller