Yılların Eskitemeyeceği, Hala Oynadığımız Oyunlar

YAZAN Sistem Yöneticisi

Biz hala bunları oynuyoruz

STAR WARS GALAXIES

İş çevrimiçi oyuna geldiğinde, bazı standartlar ediniyor insan ister istemez. Özellikle 2010 öncesinde, DVO’ların birbirileriyle deli gibi yarıştığı zamanlarda themepark yolu çok popülerdi. Ama WoW öncesinde yeşeren, sonrasında inzivaya çekilse de özellikle şimdi uzak doğudan kopup gelen bir alışkanlık var: Sandbox DVO’lar.

Bu ne demek? Yani oyuncular kendi önlerine çizilmiş “sadece vur, kır, öldür, dövüş, pikuv pikuv!” mantalitesinin dışına çıkmak istiyorsa bir yere kadar özgürlüğü elde edebiliyorlar. Ama ne yalan söyleyeyim, elimi nereye attıysam huzuru  ve özgürlüğü asla Star Wars: Galaxies’te bulduğum kadar bulamadım.

Eğer bugün sandbox bir dünyada, istediğiniz işi yapabileceğiniz, oyuncular tarafından idaresinin yapıldığı şehir merkezlerinde dükkanını tanıtan oyuncular sayesinde eşsiz şekilde görülen bir oyun istiyorsanız tek şansınız bu oyun. Çünkü evet, uzak doğudan gelen oyunlar işin PvP kısmına odaklanırken bir topluluk olmanın ruhunu taşıyabilen başka oyun çıkmadı. SWG’yi özel yapan diğer konu ise, fişinin çekilmiş ama hâlâ yaşıyor olması. Oyunu şu anda resmi yolla oynamanız mümkün değil, ama etrafta WoW’la rekabetini perçinlemek için oyunu paramparça eden Combat Upgrade (CU) öncesi sunucu hizmeti veren yerler (Pre-CU) var. İşin hukuki kısmını özetlersem, Sony’nin kodlarını kullanmadıkları için bir suça ortak olmuyorsunuz diyeyim.

biz-bunlari-oynuyoruz-6

Doğru çalışanını bulmak zor olsa da bayağı yol kat etti ekipler. Benim en net gözlediğim, bir taraftan da kurulumuyla uğraştığım sunucu SwgEmu. Ama ararsanız, başka seçenekler de var. Ping’ler biraz düzeliyor, oyun yamanıyor, gelmiş geçmiş en harikulade sandbox evrenlerden (e bir de Star Wars) biri de hayatına devam ediyor böylece. -Sarp

HIRS DELİSİ! - Diablo III

Blizzard oyuncu topluluğunu kendine bağlamayı iyi biliyor. Diablo III’te uyguladığı temel formül de son derece basit; oyuna daha güçlü eşyalar kat, ardından daha güçlü düşmanlar kat, ardından daha güçlü eşyalar kat… Karşıdan bakan bir oyuncunun anlam veremeyebileceği ama Diablo III’ün içindeki milyonlarca oyuncunun gayet hoşnut olduğu bu durum Blizzard’ın oyunu sürekli oyuncuların isteğine göre güncellemesiyle devam edip gidiyor. Örneğin çok yakınlarda çıkacak yeni sezon güncellemesiyle oyuna legendary eşyaların özelliklerini kataloğuna ekleyebildiğiniz ve bu özellikleri eşyayı kullanmadan da kullanabilmenizi sağlayan, legendary eşyaları yeniden dövebilen, rare eşyaları legendary’e dönüştürebilen bir zanaatkâr eklenecek. Diablo III oyuncularının en çok istediği şey daha da güçlenmek ve Blizzard da oyunculara bunu sağladığı sürece Diablo III daha çok uzun süre oynanacaktır.

biz-bunlari-oynuyoruz-7

EURO TRUCK SIMULATOR 2

Tır şoförlüğü gibi cazibesi ve toplumda pek saygınlığı olmayan bir işi bize sevdirmeyi başaran Euro Truck Simulator 2'nin çıkışının üstünden üç yıl geçti. Ancak popülaritesini korumaya devam ediyor. Yollarda yük taşımaktan başka hiçbir oynanış özelliği olmayan bu oyun kendisini nasıl bu kadar sevdirip bir türlü eskimedi peki?

Aslında oyunun içeriğinin bu kadar sade olması en büyük etken. Şehirlerarası uzun, boş yollarda yolculuk etmenin insanı dinlendirici, zihni boşaltıcı etkisini büyük ölçüde bulabiliyoruz tır direksiyonunda. Koca Avrupa'nın yolları ayağımızın altında. Yük taşımak ekmek kapımız; ama kendi tırımıza sahip olduktan sonra istediğimiz kadar boş boş gezip tozma lüksümüz de var (mazotumuz ve harcayacak paramız yettiği sürece tabii). Başlayıp geliştirecek kariyeri olsa da sonu yok tır şoförlüğünün. Biraz alışmak yetiyor; canımız sıkıldığında, beyni yormayacak hafif bir meşgale aradığımızda, kafamızı boşaltmak istediğimizde başvurduğumuz güzel bir alternatif olarak hayatımıza yerleşiyor ETS 2.

biz-bunlari-oynuyoruz-8

Basit ve keyifli yapısının yanında sürekli değişip gelişiyor olması da sıkılıp uzaklaşmamızı engelliyor. Çıktığından beri durmadan güncelleniyor. Ve her güncelleme sorun çözmekten çok, yeni içerik ve özellik ekliyor. DLC olarak satılabilecek onlarca güzel yenilik (yeni araçlar, lisanslar ve şehirler dahil) ücretsiz güncellemelerle oyunculara sunuluyor. Bunların yanında Doğu Avrupa ve İskandinavya adındaki ücretli iki harita DLC'si de Avrupa'yı %50'ye yakın genişletiyor.

Bu geliştirmeler tamamen yapımcılara ait olanlar. Tıra gönül vermiş mod yapımcıları da boş durmuyor tabii. Oyunun modlamaya açık yapısı sayesinde çıkışından bu yana irili ufaklı binlerce mod geliştirildi (Türkiye haritası da aralarında). Tır dünyamızı istediğimiz gibi özelleştirmek için yüzlerce seçeneğimiz var ve sayı giderek artıyor. Bu da eğlencemizin ve tır şoförlüğü kariyerimizin ömrünü uzatmaya devam ediyor. –Burak

MOD DELİSİ! - TES V: Skyrim

Mod yapımcısı bir topluluğa sahip olmak, daha da iyisi bu mod yapan topluluğa verebildiğince destek vermek bir oyunun ömrüne ömür katan şeylerden şüphesiz. Eh, mod denildiğinde akla gelen ilk ismin de Skyrim olduğu söylenebilir sanırım. Oyunun Steam’deki Atölye sayfasına uğrarsanız 26.000’den fazla moda sahip olduğunu görebilirsiniz. Grafik güzelleştirenlerden arayüzü değiştirenlere, silah-zırh vs. ekleyenlerden farklı müzikler sunanlara inanılmaz bir çeşitlilik hâkim. Ama tabii en dikkate değerleri de oyuna yeni görevler, zindanlar, bölgeler katan modlar. Örneğin en popülerlerinden Falskaar ismindeki mod oyuna çok büyük yeni bir bölge ve tamamlaması 20-30 saat süren görevler ekliyor. Ya da Dragonborn Castle ile kendi görev dizisine sahip epik bir kaleye sahip olabiliyorsunuz. Skyrim’in suyunu çıkarmayı başardıysanız The Elder Scrolls VI çıkana kadar sizi oyuna bağlı tutacak kadar mod var yani kısacası. Ha modsuz hali de zaten canavar gibi oyunun, ki bu noktada hayal kırıklığına uğradığınız bir The Elder Scrolls oyunu gördünüz mü hiç?

biz-bunlari-oynuyoruz-9

SPLINTER CELL: CONVICTION

Ofise ziyarete gelen arkadaşlarla oyun sohbeti yaparken “bana ne MOBA oynuyorsun?” diye soruyorlar bazen. Çok oyunculu deneyimi sürekli rekabetle ilişkilendiren insanlara “Ben Splinter Cell oynuyorum. Hatta Conviction. Evet, hâlâ.” diyemiyorum tabii. Nasıl diyeyim ki, iki karakterin senkronizasyonunun elzem olduğu bir co-op deneyimi nasıl anlatayım ki?

Şimdi, Conviction en iyi Splinter Cell deneyimi değil. Hatta kimileri, Blacklist’in çıkışından sonra en iyi co-op deneyimi de olmadığını söyleyebilir. Ama gizliliğe önem veren, düşman kıllandı mı durumu ondan çok dert edinen bir oyuncu olarak hemfikir değilim işte. Blacklist, işin içine “ister tarayarak gir, istersen sessiz ol. Her şekilde sırtını sıvazlarım ey oyuncu!” dediği anda benim için akan sular durdu. Conviction, bir kere iki kişi için başlayıp keyifle ilerleyen bir senaryo sunuyordu, birbirinden kopuk görevlerin aksine. İkincisi, görev tasarımı Blacklist’ten çok daha keyifli bence. Sessizlik, kapalı mekanlara sızmadaki hassasiyet gibi konularda boynuz kulağı geçemiyor anlayacağınız.

biz-bunlari-oynuyoruz-10

“İyi de senaryo bitti, gitti, neden hâlâ oynuyorsun?” derseniz, çünkü “Üç dediğimde kafadan indiriyoruz, hazır mısın?” dediğimiz, birimiz yakalanmasın diye korumaların dikkatini dağıtmak zorunda olduğumuz, ortağımıza “güvenmenin” her şey olduğu başka bir oyun yok taktik / aksiyon dünyasında derim. Üstelik oyun size kaşıkla “şunu şunu yap” demeden siz kendi kendinize yeni meydan okumalar bulabiliyorsunuz. “Burada kimseyi öldürmeden gidelim”, ya da “sadece headshot yapalım” gibi binbir çeşit var. Yıllarca her akşam oynanmasa da, ayda 1-2 kere ateşleyip “hadi bir el gidelim bakalım” demelik, sosu tadında bir atıştırmalık gibi Conviction. –Sarp