Dosya Konusu: Tamamlanmamış Oyunlar

YAZAN Sarp Kürkcü

Aceleyle çıkan AAA oyunlar, artık hayatımızın bir gerçeği

İlk gün yamalarının olmadığı günleri hatırlıyor musunuz? Bir oyunu gidip satın aldığınızda, elinizde tamamlandığından emin olduğunuz o ürünü tuttuğunuz günleri? İnternet bağlantısı mecburiyeti, DRM gibi çeşit çeşit sınırlayıcıya rağmen içinizden “Olsun, hak ediyor” deyip kendinizi avutabildiğiniz o zamanları hani?..

Bugünlerde hayatımıza giren her oyun, irili ufaklı problemlerle çıkıyor karşımıza. Bu problemlerin varlığı bağımsız oyunlarda tahammül edilebilir olsa da AAA’lar açısından gün geçtikçe daha büyük hayal kırıklıklarına yol açıyor.

AAA’lar bozuk, bu konuda hemfikiriz diye düşünüyorum. Ve bizler tüketici olarak sistemin işleyişi hakkında kafa patlatmadığımız sürece de bu şekilde kalacaklar.

BÜYÜYEN EKİPLER / KÜÇÜLEN FİYATLAR

Oyun fiyatlarını anlamaya çalışırken, yapabileceğiniz ilk büyük hata Türkiye’yi norm olarak kabul etmek olacaktır. Çünkü biz, aslında yokuz! Çünkü küresel bir pazardan bahsederken bir ülkenin vergilendirme politikası ya da acımasız ithalatçıları tartışmanın tarafları olmaktan çıkıyor. O nedenle Türkiye’deki haksız fiyatlandırma politikaları bizi ne kadar acıtırsa acıtsın, dünyanın derdi değil ne yazık ki.

1985’te, bir NES oyununun fiyatı 50-60 dolar arasında değişmekteydi. 2015’te bu fiyatlar hâlâ aynı. Ama enflasyonun minimal olduğu ülkeler göz önüne alındığında bile aradaki 30 yıl, paranın değerini ciddi anlamda etkiledi. 1985’te elinizdeki 50 dolar ile bugünkünden daha fazla şey alabiliyordunuz.

tamamlanmamis-oyunlar-4

Oyundan kâr etmek isteyen firmaların bu değer kaybına karşı iki yöntemi var ve bunlardan ilki, sürümden kazanmak. 2000’de piyasaya çıkan Diablo 2, bir yıl içinde bir milyon civarında satmış ve takdirleri toplamıştı. Ama 2013 yılında Tomb Raider’ın 3.4 milyon satması Square Enix’i hayal kırıklığına uğratmıştı. Bir zamanlar bir milyon satış rakamı bir firmayı ihya ederken, bugünlerde üç milyonu yakalamış bir oyunun başarısız olarak görülmesi ticarette bir şeye işaret eder: Hedeflenen kâr marjına ulaşamamak.

Tomb Raider, belli ki çok daha fazlasını hedeflemişti ki bu da, oyunun geniş bir kitleye hitap etmesi demek. AAA oyunları eleştirirken birbirinin aynısı oynanış mekanikleri, aynı kamera efektleri, benzer duygu ve heyecanları yaşatmak için aynı formülü uygulayan oyun serileri gibi kalıpları kullanırız ya; işte bu kalıpların dayanağı bu. Kitleler tarafından sevilen, ilgiyle karşılanan oyun mekaniklerinin geniş kitlelere ulaşmak adına tekrar tekrar uygulanıyor olması iş gören bir taktik. Bu, her zaman kötü bir oyun olacağı anlamına da gelmez tabii. Metacritic ortalaması 86 olan Tomb Raider gayet iyi, kaliteli bir oyundu.

Çünkü oyunlar, özellikle teknik anlamda eskisine göre çok daha kaliteliler. PS2 zamanında gölgelerin ayrımını ya da özerk fizik motorlarını tartışamazken, şu anda animasyonları başarılı bir dublörden mo-cap ile aktarılmamış oyunlara burun kıvırıyoruz. Ama tüm bu gelişmeler, ekiplerin de büyümesine sebep oluyor. Artık animasyonları tek bir kişi yapmıyor, çünkü mo-cap verilerini temizleyen, iskelet yapısını kontrol eden, insanımsı olmayan canlılar için elle animasyon hazırlayan, kitlelerin hareketlerini programlayan, birçok farklı konunun birçok farklı uzmanı var. Bunu alıp tüm departmanlara yayın üstelik. Üç nokta arasında devriye yürüyüşü yapan yapay zekâlardan size kılıç dövüşünde kafa tutabilecek olanları kodlayan programcılara, birkaç bina varyasyonundan detaylı bir şehri en ufak variline kadar yaratan modelleyicilere, tek bir ateş sesinden tüm silahlara ayrı ve özel birer ses efekti kaydeden insanlara…

tamamlanmamis-oyunlar-2

GENİŞ REKLAM KABUKLARI

Yakın gelecekten bir başka örnek de Destiny. Activision ve Bungie’nin ortaklığından ortaya çıkan oyun yaklaşık 200 kişilik bir ekip tarafından geliştirildi. Biraz daha yükselirsek, Ubisoft’un bir Assassin’s Creed oyununa ayırdığı ortalama insan sayısı 500. Peki 2013 Eylül’ünde çıkmış olan, son dönemin başyapıtlarından GTA 5? Oyuna emek veren insan sayısı 1000’in üzerinde. 2013’ün hüsranlarından sayılan Star Wars: The Old Republic ise 800’e yakın çalışanı ve 1000 civarında seslendirme sanatçısıyla konuya nokta koyar nitelikte. Bir zamanlar 60 kişinin çekip çevirdiği oyunlar hem ölçek olarak, hem de çalışan olarak o kadar büyüdüler ki devasa bir bütçe tüketen birer makineye dönüştüler.

Oyunların çok satması, yani sürümden kazanması sorunsalı yanında ölçeksiz reklam bütçelerini de getiriyor. GTA 5, bütçesini “anlamlı” dağıtanlardan. 265 milyon dolarlık bütçenin sadece %48’i pazarlamaya ayrılmış. Ama seri oyunlardan Call of Duty, Modern Warfare 2’de bütçeyi neredeyse tümüyle pazarlamaya ayırmış durumda : %71. Yani bugünün değeriyle 275 milyon dolar bütçesi olan oyunun “oyun” kısmına ayrılan miktar çok az.

Önümüze sunulan AAA oyunlar sürekli büyük bir şeker paketinin içinde sunuluyor işte. Çünkü 200 milyon dolarlık pazarlama bütçesiyle yapabileceklerinizin sınırı gerçekten çok az. Amaçlanan şey de birazcık bu, çünkü seri spor oyunları haricinde 2 ilâ 3 yıl arasında bir oyun hazırlarken bu bütçe dağılımı mükemmel illüzyonu yaratmaya harcanıyor. Assassin’s Creed serisi sinematiklerini Digic Pictures’a emanet etmişken E3’te gördüğümüz Dishonored 2’nin o mükemmel görselliği Blur Studio’nun elinden çıkma. AAA oyunların o göz boyayan sinematikleri, görseller anlamında stüdyoların kendi işleri bile değil.

Türkiye’de alışkın olmasak da reklam panoları, gazete ve televizyon alanları, dergilere oyuna özel verilen sayfa reklamlar derken bu bütçe uzayıp gidiyor. Bizler, Türkiye’de bu göz boyamanın gerçekten çok küçük bir miktarına şahit oluyoruz bu arada. Avrupa’da metro istasyonlarında giyim kadar video oyunlarının da reklam anlamında yer ettiği zamanlar var.

tamamlanmamis-oyunlar-3

DLC VE SEASON PASS

AAA oyunların bir diğer problemi ise, oyun geliştirilirken DLC ve Season Pass kavramlarının da işin içine girmesi mevzusu. Yani oyunun içeriğinin geliştirilip DLC için kenara ayrılıyor olması mantığı. Birçok oyun, kurulum dosyalarında gerekli materyalleri barındırırken para bariyeriyle oyunun içeriği kullanıcılardan ayrılıyor. Üstelik Season Pass’ler oyunlar çıkmadan önce satışa çıkarılıyor, insanlara ürünü görmeden para vermeleri öğütleniyor. Şimdilik indirimlerle sınırlı kalan bu pazarlama daha da agresifleşir mi, göreceğiz.

Oyungezer'i beğendiniz mi? Biz de size karşı boş değiliz.