Feminist Sitesini Tongaya Düşüren Sahte Kadın Yazar

YAZAN M.İhsan Tatari

Aldatmacalı gazetecilik örneği

Sandy Beaches’le tanışın. Ya da gerçek adıyla Mark Ankucic’le. Kendisi Gamergate olayları yüzünden ağzı yanan ve işinden olan, ölüm tehditleri alan yazarlardan. Ama tam tersine, ahlaksız bir iş yaşantısı olduğu farz edildiği için değil, kadın düşmanı olduğu farz edildiği için.

Fakat Mark Ankucic’in dediğine göre kendisinin kadın düşmanlığıyla uzaktan yakından alakası yok. Çok küçükken sarhoş babasının annesiyle ablasını dövmesini engellemeye çalışırken pek çok kez dayağı yiyen o olmuş. Gamergate olaylarından sık sık ölüm ve tecavüz tehdidi alan Anita Sarkeesian’ın Kickstarter kampanyasını desteklemiş çünkü o kadını susturmaya çalışanlara, fikrini belirtmesine engel olanlara sinir oluyormuş.

Bununla birlikte Gamergate’in başlangıçtaki çekirdek fikrini, yani gerçek oyuncularla ve güvenilir oyun editörleriyle alakalı kısmını da desteklemiş. “Çünkü,” diyor, “incelemelerine zar zor güvenilen ama dünyanın sosyal sorunlarından bahseden bir editöre hangi oyuncunun ihtiyacı olur ki? Diğer oyunculardan gözlüklü ve şişko kimseler diye bahsetmeye hangi oyuncunun hakkı var ki? Gerçeklikten tamamen kopmuş birinin oyunlarda saatlerce dijital erkek cesetlerinin üzerinden geçtikten sonra aynı pozisyonda yatan dijital bir kadın cesedine rastladığında tüm oyunu ‘kadın düşmanı’ olarak nitelendirmeye ne hakkı var?

Ancak Gamergate olayı bunun çok daha ötesine geçip kadın düşmanlığı hâline gelince, ölüm ve tecavüz tehditleri havalarda uçuşunca kimse Mark Ankucic’e bu hareketi “hangi sebeplerden” dolayı desteklediğini sormamış ve işine anında son verilmiş. Mark uzun süre boyunca kendine doğru düzgün bir iş bulamamış, çünkü adı çıkmış bir kere.

O da en sonunda farklı bir yol izlemeye karar vermiş ve Final Fantasy VII’nin ne kadar kadın düşmanı olduğunu anlatan, feci şekilde abartılı bir makale yazmış. Kendine internette Sandy Beaches adında sahte bir kimlik yaratmış, doğru zamanı beklemiş, ardından en ünlü feminist sitelerinden biri olan Mary Sue’ya makalesini yollamış.

Final Fantasy VII’yle ilgili spoiler vermekten kaçınarak özetlemem gerekirse (sonuçta remake geliyor, ilk kez oynayacak insanlar var) Tifa’nın sadece bir seks objesi olmasından, oyunda kadınlara kötü davranıldığından, Cid’in sekreteri Shera’yı aşağılayan alkolik bir cinsel istismarcı olduğundan ve ölü/işkence görmüş anne fikrine hayranlık duyulduğundan dem vuruyor yazısında. Hatta… hmmm, bunu spoiler vermeden nasıl anlatsam? Oyunun bir yerinde baş karakterimiz Cloud’u intikam almaya yemin ettiren, çok üzücü bir ölüm gerçekleşiyor. Bir kadın karakter ölüyor. İşte Sandy Beaches adlı sahte yazarımız orada aslında baş karakter Cloud’un ölmesi ve oyuna kadın karakterle devam etmemiz gerektiğini savunuyor. Square Enix’in FF VII Remake’i yaparken bu sorunları göz önünde bulundurması, “gerekli değişiklikleri” yapması ve oyunu buna göre baştan tasarlamaları gerektiğini iddia ediyor.

Final Fantasy VII - Tifa

Ve ne olmuş biliyor musunuz? Makale çok büyük bir ilgi görmüş. İnsanlar Sandy Beaches’e övgüler yağdırmış ve ne kadar haklı olduğunu söylemiş. Yazı sadece Facebook’ta 1000 civarı paylaşım, 700’den fazla yorum almış. Buna Mary Sue, Twitter vs yorum ve beğenilerini de ekleyin. “Üstelik sadece 30 dakikamı alan, tamamen abartmaya dayalı, gerçekle alakasız bir makaleydi. Normal makalelerime bundan çok daha fazla özen ve araştırma gösteririm ama hiçbiri ne bu kadar yorum ne de bu kadar görüntülenme sayısına ulaştı,” diyor Mark.

Bazı okurlar durumun farkına varıp bu yazarın bir troll olduğunu iddia etmiş. Bazılarıysa Final Fantasy VII’nin seksistlikle alakası olmadığını söyleyip yazara karşı çıkmış ve… Mary Sue ekibi hepsinin yorumlarını silip bu insanları da siteden atmış!

Mark bununla yetinmeyip Sandy Beaches kimliği altında bir de Warmachine makalesi kaleme alıp onu da benzer bir şekilde seksist ve ırkçı olmakla suçlamış ve yine aynı olumlu tepkileri almış.

Mark’ın amacı feminizmi kötülemek ya da kadın düşmanlığını haklı göstermek değil (Benim de öyle). Bunu yapmaktaki amacının ne kadar saçma, gerçekdışı, yalan yanlış şeyler yazarsa yazsın internette kendisine inanacak birilerinin çıkacağını ve onu destekleyeceğini kanıtlamak olduğunu söylüyor. Tüm kariyeri boyunca, yaptığı tüm araştırmalara rağmen sadece iki kere birinin yanına gelip “Hey, sen o Mark mısın?” dediğini, ama tüm editörlerin Sandy Beaches’in peşine düştüğünü ve kendisine feminist yazılar yazması için deli paralar teklif ettiğini belirtiyor. Taciz edilmekten korktuğunu söylediğinde de kendisiyle ilgili her tür bilgiyi saklayabileceğini söylemişler. Ne geçmişi ne kariyeri ne de kimliği sorgulanmış.

“Kendimi Got Talent (Yetenek Sizsiniz Türkiye) yarışmasında gibi hissettim. O yarışmada şarkı söyleyip söyleyememenizin bir önemi yoktur. Acılı ve karanlık bir geçmişiniz, geleceğe dair umudunuz olsun yeter. […] Eğer bir şeyi iddia eden yüz makale yazarsanız o konu hakkında hiçbir şey bilmeyen insanlar bunun doğruluğuna inanır. Hatta makaleyi okumayıp sadece başlığı görmeleri ve doğru olduğunu kabul etmeleri bile mümkün.”

"Merhaba internet. Ben Sandy Beaches. Hani şu feminist yazar..."

Mark bugün üstte gördüğünüz fotoğrafı yayınlayıp Sandy Beaches’i ifşa etti. Bundan sonraki hedefininse sahte bir bilim adamı kimliği oluşturup konuştuğunu bilen biri numarası yapmak olduğunu söylüyor. Bakalım başarabilecek mi?