YAZAN Eser Güven

Bu Yol Dark Souls 3'e Gider

Dark Souls benim hakkında konuşmayı, araştırmayı, detaylarını öğrenmeye çalışmayı en çok sevdiğim oyunların başında geliyor. E hazır Dark Souls 3’ün çıkmasına da şurada yaklaşık 1 ay zaman kalmışken tam olarak bunu yapmak, sizlerle Dark Souls hakkında konuşmak istiyorum. Bu yazı dizisinde sizlere Dark Souls oyunlarının hikayelerinden de bahsedeceğim, önemli karakterlerinden, belki ilk defa duyacağınız ayrıntılardan, oyunlar arasındaki gizemli bağıntılardan da. Belki siz de bazı detayları öğrendiğinizde benim gibi “ben bunu nasıl gözden kaçırmışım” diye düşüneceksiniz; bazı teorileri okuyunca sizin de benim gibi ağzınız açık kalacak, FromSoftware’e hayranlığınız daha da katlanacak. Battı balık yan gider diyerek oyunda tekrar bir tur daha atacaksınız, NG bilmem kaçıncı seviyede oynarken o kaçırdığınız detayları kendiniz görmek isteyeceksiniz.

> Dark Souls Günlükleri - Bölüm 2

> Dark Souls Günlükleri - Bölüm 3

> Dark Souls Günlükleri - Bölüm 4

> Dark Souls Günlükleri - Bölüm 5

> Dark Souls Günlükleri - Bölüm 6

> Dark Souls 3 İnceleme

Dark Souls oyunları bildiğiniz gibi hikayeyi oyuncunun gözüne gözüne sokan oyunlardan değil. Oyunu baştan sona içinde bulunduğunuz dünyada meydana gelmiş çoğu olaydan habersiz biçimde oynamanız ve bundan çok da büyük keyif almanız mümkün. Ama karşılaştığınız NPC’lerle olan diyaloglarınız dikkat eder, aldığınız eşyaların, öldürdüğünüz boss’ların ruhlarının açıklamalarını okursanız bir anda kendinizi inanılmaz güzel bir dünyanın içinde hissetmeye başlıyorsunuz. Ben de size sonradan da olsa bu hissi yaşatmak için öncelikle gerekli gördüğüm karakterlerden, bosslardan ve olaylardan bahsedeceğim ki yapbozun parçaları yerine otursun. Çünkü şurası bir gerçek, üçüncü oyunda ilk iki oyundan aşina olduğumuz isimler bir şekilde çıkacak karşımıza. “İlk oyunda beyaz bir ejderha öldürmüştük, adı Sit miydi Seat miydi neydi” demek de yerine göre zevkli olabilir, ama olur da 3. oyunda Seath the Scaless ile ilgili bir atıf olursa bunu yakalamak inanın bin kat daha zevkli olacak :)

Hemencecik bir ön not: Dikkatli okurlar tabi ki Demon’s Souls’u es geçip doğrudan Dark Souls ile başladığımı fark edecekler. Her ne kadar Demon’s Souls, Dark Souls’un ruhani öncüsü olsa da serinin asıl lore’unun ilk oyunla başladığını kabul edersek işimiz nispeten kolaylaşacak çünkü.

dark-souls-gunlukleri-1

Dark Souls’ta Neler Olmuştu Öyle Yahu

Kadimlerin Çağında,

Dünya oluşmamıştı henüz, sisle kaplıydı her yanı

Gri kayalıklar, uluağaçlar ve ölümsüz ejderhalarla

 

Sonrasında Ateş geldi

Ve Ateşle birlikte İhtilaflar. Sıcak ve soğuk, yaşam ve ölüm, ve elbette… Aydınlık ve Karanlık.

 

Sonra, Karanlıktan, Onlar geldi

Ve alevlerin içinde Lord Ruhlarını buldular

 

Nito, ilk ölü

Izalith Cadısı ve onun kaos kızları

Günışığı Lordu Gwyn ve onun sadık şövalyeleri,

Ve sinsi cüce, kolayca unutulmuş olan

 

Lordların Gücüyle, ejderhalara meydan okudular.

 

Gwyn’in kudretli yıldırım okları taş pullarını birbirinden ayırdı

Cadılar görkemli alevfırtınaları dokudu,

Nito ise ortaya ölüm ve hastalık saçtı

 

Ve Pulsuz Seath kendi ırkına ihanet etti ve ejderhalar yok oldu

Böylece başladı Ateş Çağı

 

Ama yakında, alevler sönecek ve geriye sadece Karanlık kalacak

 

Şimdi bile geride sadece korlar var, ve insanların tek gördüğü şey ışık değil, bitmeyen geceler

Ve canlılar arasında, Karaişaret ile damgalanmış lanetliler

 

Dark Souls’un açılış sinematiğinde bizim zamanımıza kadar olan olaylar bu şekilde anlatılır ve kendimizi Lordran’da, Northern Undead Asylum’daki hücrelerden birinde buluruz. Undead Asylum Lordran’ın kuzeyinde bulunan ve Darksign (Karanlık İşaret) damgası yemiş undeadlerin dünyanın sonuna kadar beklemek üzere hapsedildikleri bir tımarhane. Buradaki undeadler sonsuza kadar mahkum edilmiş ve çoğu da artık hollow’a dönüşmüş.

Nedir peki bu hollow olayı? “Her Undead bir gün hollow olacaktır” atasözünü duymadınız mı yoksa? Efendim şimdi bu ölümsüzler/ölmeyenler sonsuz azap içinde yavaş yavaş benliklerini yitirmeye, geçmişlerini unutmaya ve özgür iradelerini kaybetmeye başlıyorlar. Hatırlar mısınız Dr. Who’nun son sezonunda Ashildr’da buna benzer bir durumdaydı, sonsuza kadar yaşıyorsanız geçen yılları unutmamak için ya kayıt altına almanız gerekir, ya da öyle bir zaman gelir ki isminizi bile hatırlayamazsınız. Hollow olunca bunun dönüşü yok, Lordran’da karşılaşacağınız undead karakterlerin büyük çoğunluğu bu durumdan ölesiye korkuyor ve geciktirmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Unutmayı, unutulmayı kim ister ki zaten? Asylum’dan kaçınca kendimizi Firelink Shrine’da buluyor ve Chosen Undead, yani Seçilmiş Undead olarak maceramıza resmi olarak başlıyorduk.

dark-souls-gunlukleri-2

Biri Sinsi Cüce Mi Dedi?

Evet dedim. Sinsi cüce dedim. Yani oyunda geçen ismiyle Furtive Pygmy. Peki kim bu açılış videosunun haricinde görmediğimiz, hakkında destanlar okumadığımız karakter? O, alevlerin içinde Dark Soul’u bulan kişi. Bu Karanlık Ruh’u nesilden nesile aktararak nihayetinde Dark Lord’un ortaya çıkmasını umuyor; çünkü Dark Lord ateşi söndürecek ve Ateş Çağını sonlandırarak Karanlık Çağı başlatacak. Bu bilgiyi aklınızın bir kenarına not edin, çünkü oyunun sonu da doğrudan bununla ilgili. Pygmy’nin tüm soyu bu karanlık işareti taşıyor, yani gerçekten ölmek yerine undead olarak hayatlarına devam ediyorlar. Durun bir saniye? E biz de öyle değil miyiz? Kendimizi Undead Asylum’da bulan bir undead değil miyiz? Yani biz Pygmy’nin bilmemkaçıncı nesilden torunuyuz, varislerinden biriyiz, belki de acayip bir hazine bizi bekliyor! Hem biliyor musunuz, bir teoriye göre Pygmy’nin bulmuş olduğu bu ruh aslında tüm insanlığın kaynağı.