For Honor Hakkında Ne Düşünüyoruz? - Beta İzlenimleri

YAZAN Yasin Madyb İlgün

Satın almaya değer mi?

 Ubisoft'Un sevgililer günü çiçeği For Honor, kapalı ve açık beta sürecini tamamladı. For Honor, 14 Şubat'ta PC, PS4 ve Xbox One platformlarında oyuncularla buluşacak.

Dolar kurunun uçup gitmesiyle cebimizdeki üç beş kuruşu da oyuna yatırmak iyice zor hale geldi. Bu sebeple ince eleyip sık dokumak lazım. İki beta sürümünü de uzunca oynamış biri olarak For Honor hakkında konuşacak bir sürü şey biriktirdim. Bu yazıda hem kendi maceralarımdan bahsedeceğim hem de çoklu-oyuncu modlarını detaylıca açıklayacağım. 

Öncelikle açık betayı PC'de oynamak gerçekten zordu. Bitmek ve tükenmek bilmeyen bağlantı hataları sebebiyle bir maçı baştan sona oynamak çoğu zaman şans eseriydi. Acaba şimdi bağlantım kopacak mı gerginliğiyle oynadım çoğu zaman ve bu da haliyle bende kötü bir etki yaptı. Ancak sıkıntısız şekilde oynayabildiğim her maçtan büyük keyif aldım. Hatta aldığım bu hazzı Mount&Blade Warband'i çoklu oyuncu modunda oynayanlar çok iyi anlayacaktır. Oyunun savaş ve savunma mekanikleri Mount&Blade'i andırıyor ve For Honor üzerine koymuş diyebiliriz. Bunda bir sakınca görmedim, neticede ortada işleyen ve oldukça başarılı bir yakın dövüş mekaniği varken bunu kullanmaları doğru bir tercih olmuş. Yakın dövüş mekaniklerine ek olarak savaşırken mekanı ve çevreyi de çok iyi kullanmak gerekiyor. Uçurumlardan aşağı atmak, düşmanı alevlerin içine itmek, köprüden düşürmek gibi pek çok öldürme şekli mevcut ve oldukça efektifler. Betada herkes oyunun yenisi olduğu için bu tip öldürüşleri yapmak oldukça kolaydı. İyi bir savaşçı çevresini de silah gibi kullanmalıdır zaten. Çevreyi önemli bir faktör yaptıkları için bu konuda benden artı puanı aldılar. 

Oyunda üç farklı takım ve her takımda dörder tane savaşçı sınıfı var. Bu sınıflardan Vanguard'ın en dengeli özelliklere sahip karakter ve hem saldırıda hem de savunmada oldukça başarılı, ancak düz bir sınıf ve karşı tarafta iyi bir suikastçi olduğunda savunması yavaş kalıyor. Assassin, yani suikastçiler ise çok hızlı ve çevikler. Ancak hasarları kritik vuruş yapmadıkları sürece düşük oluyor. Beta süresince en keyif aldığım karakterler hep suikastçiler oldu. Oynamak için özel bir yetenek gerekiyor ve rakibin etkili bir kombosu sizi anında öldürebiliyor. Ancak zoru sevenler için ideal bir karakter. Ustalaştığınızda düellolardaki en etkili karakter kesinlikle suikastçiler, en azından betada böyleydi. Heavy, yani ağır savaşçılar ise adından da belli olduğu üzere hasarı ve defansı çok, tank tipi karakterler. Bölge koruma ve hattı müdafa etmek için ideal seçimler. Üstelik çoklu oyuncu modunda elde ettiğiniz geliştirmeler ile bu arkadaşların "infazdan can kazanma" oranını artırırsanız, öldürmesi oldukça güç bir hale geliyorlar. Hybrid(melez) ise oyundaki şu an için son sınıf. Diğer üç sınıfın karışımı gibiler ve diğer sınıflarla paylaşmadıkları özel hareketleri ve yetenekleri bulunuyor. 

Oynadığım yaklaşık 15 saatlik süre içerisinde sınıflar arası denge ve hangi şampiyon hangi şampiyona karşı daha avantajlı gibi konulara netlik getiremedim. Çünkü karşınıza gelen oyuncular da tıpkı sizin gibi oyunun yenisi olduğu için işleyen bir seviye sistemi yoktu. Oyunun metası zamanla ortaya çıkacaktır. Ubisoft da aldığı geri bildirimlere göre yeni düzenlemeler yapacaktır. 

Çoklu oyuncu(multiplayer) modları

Oyunun çoklu oyuncu bölümünde(ki kabul edelim Ubisoft'un bu oyun için amacı çoklu oyuncu modu) beş farklı oyun modu bulunuyor ve Ubisoft ileride başka oyun modları da çıkaracağını söyledi. Bu modların isimleri Dominion, Brawl, Duel, Skirmish ve Elimination. Bu oyun modlarından kısaca bir bahsedelim;

Dominion'da sekiz oyuncu yer alıyor. İki ekip de dörder savaşçıdan oluşuyor ve haritadaki önemli noktaları ele geçirip, bu bölgeleri muhafaza etmeye çalışıyoruz. Takımlardan biri yeterli puana ulaştığında rakiplerini tamamen öldürme şansına sahip oluyor. Bölge kaybı yaşamadan tüm rakip oyuncuları öldürebilirsek oyunu da kazanıyoruz. Bu modda bir sürü minyon tadında asker bulunuyor, ancak bu arkadaşların size zarar verebilmesi çok zor. Zaten her karakterden tek yiyorlar. Dominion oldukça keyifli bir mod olsa da aynı zamanda büyük oranda takım oyunu içeriyor. Yani mızıkçı oyuncularla aynı takıma denk gelirseniz işiniz zor. Üstelik For Honor'da takım arkadaşına hasar verme var. Yani takım arkadaşınız uyuzluğuna gidip size kılıcını geçirebilir. For Honor'u ekipçe oynama şansınız yoksa bu moddan uzak durun derim. CS, LoL, DOTA gibi oyunları sıklıkla oynayan Oyungezerler bu uyarımın sebebini şimdiden anlamışlardır eminim.

Brawl'da haritaların küçültülmüş halinde 2v2 karşı karşıya geliyoruz. Kazanmak için iki takımdan biri diğerini tamamen elimine etmek zorunda. Stres atmak ve çabuk bir oyun oynamak için ideal bir mod. Aynı zamanda takımlar sadece iki kişiden oluştuğu için tek bir arkadaşınızla girip hiç gerilmeden birkaç maç oynayabilirsiniz. Ancak biraz çabuk sıkıyor. Hatta gördüğüm ve oynayan diğer arkadaşlardan aldığım geri bildirime göre bu modu uzun süre oynayan pek kimse yok. 

Duel ise adından da anlaşılabileceği gibi düello modu. Bu modda rakibimizle farklı farklı ortamlarda teke tek savaşıyoruz. Üç puana ulaşan taraf maçı kazanıyor. 

Skirmish modu ise klasik bir "takım öldürme savaşı" tadında. Takımlar yine dörder oyuncudan oluşuyor ve haritanın süresi dolduğunda en çok öldüren taraf maçı kazanıyor. Bu modun en büyük sıkıntısı oyunun sonlarına doğru önde olan takımın savaştan kaçabildiği kadar kaçarak zaman kazanması. Oynanışı sıkıcı bir hale getiriyor, ancak Ubisoft bu konuda çeşitli önlemler alacaktır elbet. 

Elimination ise oyunun en rekabetçi modu diyebiliriz. İki takım da dörder oyuncudan oluşuyor ve rakibini haritadan silen eli kazanıyor. Takım oyunu, taktikler ve şampiyon tercihleri de bence en çok bu modda fark yaratıyor. Bu modda yaptığımız hataların affı yok ve çok dikkatli oynamak gerekiyor. Aynı zamanda en epik savaşların da Elimination'da yaşandığını söyleyebilirim. Dörde tek kalıp tüm rakipleri haritadan silmenin verdiği haz gerçekten muazzam. Oyunun mekanikleri, yetenekli oyuncuyu ödüllendiriyor. For Honor'un muhtemelen en popüler modu da Elimination olacaktır. Elimination'a girmeden önce bir oyun "Duel" atıp, ısınmanızı öneririm. 

Ancak yukarıda saydığım her bir oyun modu kısa sürede kendisini tekrar ediyor ve maçlar da kısa sürüyor. Savaş filmlerindeki gibi uzun kılıç düelloları yapmayı bekliyorsanız hayal kırıklığına uğrayacağınızın garantisini verebilirim. Hatta ufak hatalarınız sizi ani bir ölümle karşı karşıya getirebilir. Her modun tadı ayrı ve oynarken gerçekten keyif alıyorsunuz. Fakat bunun altını ne kadar çizsem az kalır; mevcut içeriğiyle For Honor, kısa sürede kendini tekrar eden ve heyecanı çabuk tükenen bir oyun. Son kullanma tarihi var, tazelik hissini kısa sürede kaybediyor. Bununla birlikte oyunun çok da büyük bir potansiyeli var ve taze içerikle canlı tutulabilir. Ubisoft da Rainbow Six Siege ile bir oyunu güncel ve taze tutmayı başarabildiğini bizlere gösterdi aslında. 

For Honor'un dövüş mekanikleri harika, savaşçılarımızı eşyalarla farklı alanlarlarda güçlendirmek de orijinal olmasa da kesinlikle işliyor ve savaş alanında fark yaratıyor. Savaş anında inanılmaz gaza geldiğim anlar da oldu, bunu da inkar etmeyeceğim. Müzikler ve oyunun atmosferi de oldukça başarılı ve beni kısa sürede oyunun dünyasına sürüklemeyi başardı. Bu kadar büyük artılara sahip olmasına rağmen oyundan yana hala şüphelerim var ve bunlar kenara atılacak cinsten şeyler değiller. Bağlantı sorunları zamanla çözülecektir, ancak betada oyunun netcode'unda bazı sıkıntılar vardı. Minik ping farkları bazen düelloda kazanan tarafı belirliyor ya da düşmanın savunmasını düşürdüğünüz halde kombonuzu servera iletmediği için karşı taraf kombonun devamında gelen hasarı yemeden toparlanabiliyor. Rekabetçi oyun modlarında tolere edilebilecek sıkıntılar değil bunlar.

Ubisoft, dilerim ki oyunu modlamaya kapalı tutmaz ve For Honor'un tam potansiyeline ulaştığını görebiliriz. Firmanın, oyuncular için ideal yolu kendi başına görebileceğini(veya o yolda ilerleyeceğini) hiç sanmıyorum. Umarım yanılırım.

Peki For Honor'u alalım mı?

Öncelikle hatırlatayım, For Honor'un fiyatı 60 dolar(Steam'de 180TL). Oyunun potansiyeli çok yüksek, bulutlara değecek seviyede yüksek hem de. Özellikle mod yapan komünitelerin eli bir değse eminim ki çok yaratıcı oyun modları görebiliriz, ama bu yönde umudum az. Ek olarak Ubisoft, oyunu duyurduğundan beri çoklu oyuncu modunu pazarlamaya çalışıyor. Yani hikaye modu adına çok da bir şey beklememek lazım, ama yanılma payı da bırakalım. Oyunun çıkış sürümündeki çoklu oyuncu modları, pek çok oyuncu için bir süre sonra sıkıcı bir hale gelebilir. For Honor'u almak bütçenizi sarsmayacaksa alın ve oynayın derim. Özellikle arkadaşlarınızla birlikte bir savaş alanını paylaşmak, sırt sırta kılıç, kalkan, mızrak vb. kuşanmak farklı ve güzel bir tecrübe. For Honor şaşırtıcı bir şekilde yeni bir tecrübe sunuyor.  Arkadaş grubuyla oynamak için ideal oyunlardan biri. 

Eğer maddi durumunuz harika değilse ve oyunu satın alsam mı diye düşünüyorsanız, almayın. Biraz daha bekleyin ve indirim kovalayın. Emin olun daha sonra aldığınızda da oyunu oynayan büyük bir kitle olacaktır. Bugün, The Division oynadığınız zaman bile hala operasyon yapacak bir sürü oyuncu bulabiliyorsunuz. For Honor'u her oyuncunun tecrübe etmesini isterim açıkçası. Ortalık çatışma oyunları kaynıyorken farklı bir tat sunuyor. Oynaması basit, iyi oynaması zor bir oyun olduğu için de takdiri hak ediyor. Oyunda ustalaşmak zaman alacak ve üst düzey oyuncuların savaşları muhteşem enstantanelere sahne olabilir. 

Bir de bu detayın altını çizelim tabii. Oyun Ubisoft'un. Yani çıkış yaptığı dönemde özellikle online modunda bir sürü hile, hurda, oyun hatası olacaktır. Şu ana kadar hiç şaşmadı ve bunun For Honor ile değişeceğini de sanmıyorum. 

Bu arada PC oyuncularının sistem gereksinimlerini kontrol etmelerini öneririm. Oyunu alıp sonrasında sistem yetersizliği yüzünden oynayamamak üzücü olur. 2017'de çıkacak oyunların tam listesine de bir göz atın derim.