YAZAN Utku Çakır

Sevmesek de saygı duyuyoruz.

Bazı oyunlar vardır ki, üzerinden yıllar da geçse, tekrar tekrar denesek de bir türlü sevemeyiz. Belki türüne alışık değilizdir ya da oynanış mekanikleri bizi tatmin etmemiştir. Sebebi ne olursa olsun, milyonlar tarafından tapılan bazı oyunlar, kendilerine gönüllerimizde yer açamazlar. Ama bir oyunu sevmiyor oluşumuz, o oyun hakkında iyi şeyler söylememizi engellemez. Sonuçta saygı için, illa ki sevgiye ihtiyaç yoktur.

Oyungezer İmece ya da OGZ İMC'nin ikinci bölümünde, editörlerimizden sevmedikleri bir oyun hakkında iyi bir şey söylemelerini istedim. Bakalım ne cevaplar göndermişler?

Call of Duty: Modern Warfare (C. Serpil Ulutürk)
Yapımcı: Infinity Ward
Tür: FPS
Çıkış Tarihi: 5 Kasım 2007

Call of Duty serisiyle ilgili tek bir olumlu cümle etmemeyi tercih ettim yıllar boyunca. Neden? Çünkü FPS'lerin bu kadar popülerleşmesinin en büyük sebeplerinden biri oldu. Shooter'lara dair tüm hevesini Counter-Strike'ta alıp nişancı tüfeğini duvara asmış bir oyuncu olarak artık tüm dünya da benimle birlikte macera oyunlarına yönelsin, hikâye sevsin, fireball atsın ama headshot kasmasın istedim. Lakin ilk Modern Warfare'in sinematik anlatımı, haritaları, hikâyesi ve insanın hafızasına kazınan sahneleri (şaka maka bayağı sevmişim oyunu aslında) durmadan düşman vurmanın ötesinde bir seviyeydi, burun kıvıracağım derken ciddi şekilde zorlandım (inanmazsanız siz de deneyin, burun kıvırmak gerçekten zor bir eylem).

Neyse ki sonradan serinin tadı çok kaçtı, anlamsız tekrarlar oyunu para tuzağına dönüştürdü, CoD sevmemek artık hipster'lık değil "normal" bir durumdu. Hikâye tarafı da klişeye sardığı için benim açımdan savunulacak tarafı kalmadı. Gerçi Advanced Warfare tarafında neler olduğunu hiç bilmiyorum, o sırada Don't Starve falan oynuyordum muhtemelen.

Diablo (M. İhsan Tatari)
Yapımcı: Blizzard North
Tür: Aksiyon - Hack n' Slash
Çıkış Tarihi: 31 Ocak 1996

Seni hiç sevmiyorum Diablo. Babanı da... şey, aman... kardeşlerini de sevmem zaten. Kaç kere seni oynamayı, milyonları peşine taktığın o "eğlenceyi" görmeye, yakalamaya, tatmaya çalıştım... ama olmadı, olamadı. Anladım ki hack'n slash, yani önüne geleni manasız bir şekilde kes-biç türünde oyunlar bana göre değil. Tık-tık-tık-tık! Sevemiyorum sadece fareyle sağa sola hunharca tıklamaya dayalı oynanış mekaniğini.

Ama hakkını vermem lazım. Arka planda güzel bir evrene sahipsin. Ayrıca şu mana-can küresi ve oynanış mekaniğinle senden sonra pek çok oyuna ilham kaynağı oldun, defalarca kez taklit edildin ve piyasaya tek başına yön veren "o yapımlardan" biri oldun. Eğer bugün Torchlight, Van Helsing, Victor Vran ve Nox gibi yapımlar hatırı sayılır satış rakamına ulaşıyorsa bu sadece ve sadece senin sayende. Kısacası sana saygı duyuyorum... ama uzaktan.

GTA III ve devam oyunları (Nurettin Tan)
Yapımcı: Rockstar
Tür: Aksiyon
Çıkış Tarihi: 22 Ekim 2011

GTA ne zaman klasik halinden (kuşbakışı) olmaktan çıktı o gün nefretim başladı. Nedendir bilemiyorum... GTA hakkında sevdiğim şeyler; oyun kapağındaki bikinili kızlar, dvd'sini alıp çizmek, onu hard diskimden silmek, yaşlı teyzelerin üzerine spor araba sürmek...

Neden sevmediğime dair net bir şey söyleyemiyorum. Belki de ilk iki oyunu yukarıdan oynamaya alıştıktan sonra çok büyük bir değişiklik geçirerek günümüzdeki haline gelmesini yadırgadım, bilinçaltım ben farkında olmadan bunu protesto etti ya da kabullenemedi. Herkesin delicesine sevip, oynadığı bir oyun için hiçbir şey hissetmemek nasıl kötü bir duygu bilir misiniz? Natalie Dormer'i görüp ondan hoşlanmamak, "Bu ne ya bu mu güzel?" demek gibi bir duygu... Çok denedim olmadı ama getirin bana GTA I-II, şu an saatlerce oynarım, kimse ile de paylaşmam. O derece severim nostaljiyi... Git-gelli adamım.

Fallout 4 (Eser Güven)
Yapımcı: Bethesda
Tür: Aksiyon rol yapma
Çıkış Tarihi: 10 Kasım 2015

Ya ben seni neden sevmeyi bir türlü başaramadım Fallout 4, bir izah edebilir misin bana? O kadar heves ettim, iki kere baştan başladım sana ama daha ortalarına bile gelemeden bıraktım gitti. Acaba hala daha seni Fallout 1 ve 2 ile karşılaştırdığımdan mı böyle oldu dersin? İlk iki oyunda diyaloglar sırasında çıkan kafaları senin seslendirilmiş NPC'lerinden daha çok sevdiğimden midir acaba? Nostalji hissine mi yenik düşüyorum Fallout 4, var mı bunun bir çaresi?

Halbuki yarattığın dünya her ne kadar apokaliptik de olsa nasıl da canlı, nasıl da dolu görünüyor. Grafikler desen, aşmışsın olayı. Hele bir de mod desteği sayesinde aynı Skyrim'de olduğu gibi bambaşka bir hale bürünebiliyorsun. Bak mesela silah yaratma sistemin de hiç fena olmamış, hakkını veriyorum yine. Ama işte sen galiba artık daha çok Fallout serisine 3. oyunla başlayan oyuncuları memnun etmeye çalışıyorsun. Biz eski toprakları pek de önemsemiyorsun değil mi? İtiraf et hadi. RYO'dan RYO-FPS türüne evrilişin de bu yüzden olmalı. Tamam, özünde iyi bir oyunsun, mekanikleri de çok iyi oturtmuşsun ama bana çok uzaksın be Fallout 4.

The Witcher 3 - Gwent (Alp Pektaş)
Yapımcı: CD Projekt RED
Tür: Aksiyon rol yapma
Çıkış Tarihi: 19 Mayıs 2015

İskambil oyunlarını, Uno’yu falan sevmeme rağmen, Yu-Gi-Oh ve diğer kart tabanlı oyunlara karşı hep mesafeli oldum.

White Orchard’da dolanırken Gwent dedikleri bir oyunla karşılaştım. Milleti ütüp kart toplayıp elini güçlendiriyormuşsun. İlgimi çekiyor ve birkaç el oynayayım diyorum.
Başta kolay gibi görünüyor. Kartlarını yerleştiriyorsun saldırıyorsun falan. İlk eli alıyorum aslında ama sonrasında devamı gelmiyor. Güçlü kartlarımı ileri sürüyorum ama rakibim durmak bilmiyor. Ne kart koyarsam hemen karşılık veriyor. Masa altından deste mi alıyor nedir benim kartlarım bitiveriyor ama o durmak bilmiyor. Kartım kalmadığı pes edip yeniliyorum.

O kadar yaratık kesiyor yumruk dövüşlerinde rakiplerimi yere seriyorum, köylülere soylulara yardım ediyor lanetleri ortadan kaldırıyorum ama bir kart oyununda galip gelemiyorum. Bu oyun niye var anlamış değilim. Witcher 1 ve 2’de ne güzel zar atıyorduk. Ne yaptınız yuttunuz mu zarları?

Sonuç olarak beceremediğim için sevemedim, sevmediğim için de içimden çabalayıp öğrenmek gelmedi. Benim hatam. Dolayısıyla bu kadar sükse yapabilen bir oyun içi oyunu, tek başına oyun olarak çıkacak kadar iyi tasarladıkları için CD Projekt RED’i takdir ediyorum.

SoulsBorne serisi (Utku Çakır)
Yapımcı: FromSoftware
Tür: Aksiyon rol yapma
Çıkış Tarihi: 4 Ekim 2011

Demon’s Souls, Dark Souls, Bloorborne… Olmuyor işte, zorla değil ya, sevemiyorum bir türlü. Bir oyunda en nefret ettiğim şey, zamanımın harcanmasıdır. SoulsBorne serisi de bunu en iyi yapan oyun serilerinden bir tanesi. Saldır-öl-öğren-üstesinden gel döngüsü asla alışamayacağım ve zaman bulamayacağım bir oynanış döngüsü ne yazık ki...

Fakat… SoulsBorne’u oynamayı sevmesem de, bu iki önemli unsurunu övgüye doydurmayacağım demek değil. Öncelikle oyunların dünyası ve bu dünyaların görsel olarak aktarılışı, belki oyunlar tarihinde gördüğüm en kaliteli ve detaylı tasvirlerden biri olsa gerek. İkinci olarak da, yukarı da bahsettiğim zorluğa değineyim. Dediğim gibi SoulsBorne oyunlara bana anlamsız derecede zor ve ulaşılamaz gelse de, adaletsiz değiller. Oyunun kurallarını etüt edip, düşmanların atak döngülerini öğrenen oyuncular kısa sürede oyunlarda ustalaşabilir. Bundan dolayı belki de SoulsBorne, oyun dünyasında “Öğrenmesi zor, ustalaşması daha zor” unvanını hak eden nadir oyun serilerinden biri.

Journey (Ömer Akdağ)
Yapımcı: thatgamecompany
Tür: Macera
Çıkış Tarihi: 13 Mart 2012

Ah Journey ah... Senin o huzurlu atmosferin, huzurlu görselliğin, huzurlu müziklerin, huz.. zzzzzzzzz.. Ah pardon uyumuşum! Lanet olsun dostum, fazla huzurlusun! Sevmiyorum yahu öyle git git git. Bir hikâye olsun, iki muhabbet olsun, arada bulmaca falan olsun. Adam dövmek falan şart değil de yani kuş gibi ötmekten fazlasını yapalım, böyle ne bileyim, bir şeyler olsun, en azından yürüme simülasyonlarındaki gibi lore parçaları bulalım, bir şeyleri keşfedelim. Yok, sadece yürü yürü.

İyi bir şey söyleyelim dedik de söylenecek iyi şey çok Journey için. Ruhu kaçmışlara, ninni gibi oyun isteyenlere hitap etmesini çok iyi başarıyor. O müziklerini de hiç sevmiyorum ama bu kadar insan bayılıyorsa bir bildikleri vardır herhalde. Ha, oynanış yapısını vs. sevmesem de görsel tasarımının muhteşemliğine hiçbir şey diyemem tabii, o açıdan harikulade oyun.

Max Payne 3 (Gencer Fenercioğlu)
Yapımcı: Rockstar
Tür: TPS
Çıkış Tarihi: 15 Mayıs 2012

Serinin son yapımı New York'un soğuk fırtınalarını bırakıp Brezilya'nın terleten sokaklarına geçmişti. Bu olay zaten başlı başına bir fiyaskoydu. Birincisi zaten bir klasikti, ikincisini de müziklerin, atmosferin, hikayedeki dramanın verdiği güzel hislerden dolayı çok seviyordum. Ama üçüncü oyunda beni oyuna bağlayacak hiçbir öge göremedim. Önceki oyunlardaki çizgi roman tarzı anlatımı özlemiştik, onun yerine her bittiğinde duvarların arkasına atladığımız ara sahneler vardı. Oyunun klavye ve fare kontrolleri de rezaletti.

Oyunda hakkını vermem gereken şeyler de tabii ki var. Grafikler çok büyütülmeyecek şekilde iyi olmasa da ortamlar ayrıntılı bir şekilde detaylandırılmıştı. Seslendirme ve ara sahnelerin de sunumu güzeldi.

Oyungezer'i beğendiniz mi? Biz de size karşı boş değiliz.