YAZAN Eser Güven

Bir bilimkurgu şaheseri

Mass Effect evreni gerçekten de inanılmaz detaylara sahip, son derece iyi kurgulanmış bir evren. Biraz iddialı bir giriş olacak belki ama bilimkurgu yönünden baktığımızda içerik kalitesi bakımından Star Wars evreninden aşağı kalan yanı olduğunu düşünmeyenlerdenim. Irkların birbirleriyle olan ilişkileri, galakside yaşanan sorunlar, mevcut teknolojik gelişimler, arkasında farklı felsefeler yatan çeşitli olaylar gerçekten de takip etmesi ve öğrenmesi keyifli bir arkaplan sunuyor bize.

Orta Dünya tarihini bilmeden de Shadow of Mordor’dan keyif alabilirsiniz, Darth Vader’ın ortaya çıkış hikayesinden habersiz olsanız da Rogue One’ı keyifle izlemiş olabilirsiniz, Mass Effect tarihini bilmeden de Andromeda’yı veya gelecek Mass Effect oyunlarını zevkle oynayabilirsiniz. Ama işte bu konularda bilgi sahibi olmak emin olun bu isimlerden alacağınız keyfi kat kat arttıracak. Zaten bu ‘tarihçe’ yazılarındaki asıl amacımız da bu; önceki oyunları oynadıysanız unutmuş olabileceğiniz detayları hatırlatmak, oynamadıysanız oynamış kadar olmanızı sağlamak.

Yazımızda öncelikle Reaper’ların ortaya çıkışı, Rachni Savaşları, Krogan Ayaklanmaları gibi oyunlardan önce meydana gelmiş olan büyük ve önemli olayları irdeleyeceğiz, sonra da oyunların hikayelerine birlikte göz atacağız. Kemerlerinizi bağlayın ve bolca spoiler’a hazır olun :)

Mass Effect Külliyatında Neler Var

Mass Effect aslında sadece bildiğimiz üç oyundan ibaret değil. Hikayenin çeşitli kısımlarını anlatan 10 farklı çizgi roman ve şimdiye kadar yayınlanmış 4 roman (3 tanesi de yolda) da mevcut. Bu romanlar dilimize de çevrildiği için eğer bu evrene ilgi duyuyorsanız okumanızı kesinlikle öneriyorum. Çizgi romanları dışarıda tutarsak roman ve oyunların zaman çizelgesine göre sırası şu şekilde oluyor:

Yüzbinlerce Yıl Öncesine Gidiyoruz

Mass Effect evreninde Milat olarak kabul edilen tarih Konseyin kuruluşu ve akıllı ırkların Konseye elçi vermesiyle başlıyor. Dolayısıyla burada yazacağım tarihler de MÖ ve MS olarak ikiye ayrılacak.

MÖ 1,000,000

Bu dönemde Leviathan ırkı galaksiye tamamen hakim, karşılaştıkları herhangi bir zeki ırkını hemen esir alıyorlar ve onları koruma karşılığında haraca bağlıyorlar. Leviathan’lar kendilerini galaksinin en üstün ırkı olarak görüyor.

Kendilerine hizmet eden zeki ırkların zamanla sentetik ırklar yarattıklarına ve sorunlar yaşadıklarına şahit olan Leviathan’lar organik yaşamı kalıcı olarak koruma altına almak için Catalyst isminde bir Yapay Zeka yaratıyor. Catalyst kendisine bir çok piyon yaratarak galaksideki genetik bilgileri bünyesinde toplamaya başlıyor.

Ama sonra Catalyst Leviathan’lara ihanet ediyor, piyonlarını kullanarak Leviathan’ları katlediyor ve topladığı genetik materyallerden ilk Reaper olan Harbinger’ı yaratıyor. Böylece Reaper’ların galaksideki zeki organik yaşamı hasat etme döngüsü başlamış oluyor ve Reaper’lar galaksinin en korkutucu ırkı haline geliyor.

Catalyst bu hasatların verimliliğini arttırmak için evrende mass relay (kütle rölesi) ağı inşa ediyor; bu sayede galaktik medeniyetler daha hızlı gelişmeye başlıyor ve haliyle hasat zamanı da daha erken geliyor.

MÖ 68,000 – 48,000

Prothean ırkı, geçmişteki zeki ırklardan birine ait olan harabeler keşfediyor ve bu harabelerden elde ettikleri bilgilerle uzay yolculuğunun ve kütle efekti teknolojisinin sırlarını öğreniyorlar. Böylece başkenti Citadel olan ve birbirine kütle rölesi ile bağlı galaktik bir medeniyet kuruyorlar.

Reaper’ların Citadel’de ortaya çıkmasıyla birlikte Prothean İmparatorluğu çökmeye başlıyor. Her ne kadar önceki uygarlıklardan kalan harabelerde yapmış oldukları araştırmalar sonucunda Reaper’ların varlığından haberdar olmuş olsalar da bu saldırıya hazırlıksız yakalanıyorlar. Prothean’lar ile Reaper’lar arasındaki savaş birkaç asır boyunca sürüyor. Nihayetinde Reaper’lar gezegen gezegen dolaşarak Prothean’ları ve karşılaştıkları diğer zeki ırkları yok ediyor ve bir sonraki hasat döngüsünü beklemek üzere galaksiden ayrılıyorlar.

MÖ 13,000

Turian ırkı Palaven gezegeninde uygarlığının temellerini atıyor.

MÖ 1,900

Krogan ırkının gezegeni Tuchanka nükleer çağa giriyor. Gezegen boyunca yaşanan savaşlarda bu silahlar kullanılıyor ve sonucunda nükleer bir kış başlıyor. Bu parçalanma Krogan toplumunun birbiriyle sürekli savaş halinde olan bir çok klana bölünmesine neden oluyor.

MÖ 580

Prothean teknolojisini baz alarak ışıktan daha hızlı seyahat etmenin yolunu keşfeden Asari ırkı kütle rölesi ağını incelemeye başlıyor ve bu rölelerin merkezindeki devasa Citadel uzay istasyonunu keşfediyor.

MÖ 520

Salarian ırkı da Citadel’i keşfediyor ve Asari ile diplomatik ilişki başlatıyor.

MÖ 500 – 1

Citadel Konseyi kuruluyor (yaşasın!). Aralarında diplomasi kurmuş olan Asari ve Salarian’lar Citadel’i kolonileştirmeye başlıyor ve Citadel Konsey liderliğinde galaktik toplumun merkezi haline geliyor.

Volus ırkı ile irtibat kuruluyor, ticaret odaklı bu ırkın da yardımlarıyla tüm galakside geçerli olan bir para birimine (Kredi) karar veriliyor ve tüm galaktik ekonomiler birbirine bağlanıyor. Konsey Volus’u Citadel’de elçilik kurmaya davet ediyor, ama bu ırka Konsey’de koltuk verilmiyor.

Batarian ırkıyla ilk temaslar kuruluyor ve yüz yıl sonra da Citadel’e elçilik kurmaları sağlanıyor. Daha sonrasında Hanar ve Quarian ırklarıyla temas sağlanıyor ve yeni elçilikler kuruluyor.

1 – 300 Rachni Savaşları

Citadel’den çıkan bir keşif grubu sıçrayış yaptıkları bir kütle rölesi sayesinde ileri derecede zekaya sahip böcek ırkı Rachni ile karşılaşıyor. Rachni savaşçı bir ırk ve bir anda galaksinin geri kalanına karşı savaş açıyorlar. Rachni Kraliçesi ile iletişim kurmak mümkün olmuyor çünkü zehirli dünyalarındaki yeraltı kovanlarına kimse giremiyor.

Rachni Savaşları sürerken Salarian’lar Krogan ırkı ile ilk teması kuruyor ve bu güçlü ırkı Citadel Konseyi için asker olarak kullanmaya karar veriyorlar. Krogan ırkı Rachni dünyasında bile hayatta kalabilecek derecede güçlü bir ırk, Rachni kovanlarına girmeyi başarıyor ve hem kraliçeleri, hem de yumurtaları yok ediyorlar. Galaksinin Rachni ırkından temizlendiği kabul ediliyor. Savaştaki katkılarından dolayı Konsey Krogan’lara üzerlerinde yaşayabilecekleri yeni bir gezegen veriyor. Tuchanka’daki ortamdan kurtulan Krogan nüfusunda patlama yaşanıyor.

300 – 700

Krogan ırkı inanılmaz biçimde yayılmaya başlıyor ve bir çok farklı gezegende kolonileşiyor. Bu ırkın bu kadar hızlı biçimde büyümesi Citadel’de huzursuzluk yaratıyor ve bir çözüm düşünülmeye başlıyor. Bu esnada Salarian’lı Beelo Gurji Citadel Konseyi tarafından ilk Spectre olarak seçiliyor.

700 – 800 Krogan Ayaklanması

Krogan savaş lordları Citadel sınırları içindeki diğer ırklardan da topraklar koparmaya başlıyor ve bunlardan biri de Lusia’daki Asari kolonisi. Konsey Krogan’lardan derhal geri çekilmesini talep ediyor ama Krogan’lar bunu reddediyor. Spectre’ler Krogan altyapısına uyarı amaçlı bir saldırı düzenliyor ve böylece Krogan Ayaklanması başlıyor.

Bu esnada Citadel Konseyi Turian’larla ilk teması kuruyor ve galaksinin iyiliği için onları da savaşta taraf olmaya ikna ediyor. Krogan’lar, Turian’ların ilk saldırısına çok şiddetli bir tepki veriyor ve Turian kolonilerini kitle imha silahları ile yok ediyor. Hayatta kalan Turian’lar Krogan’ları ne pahasına olursa olsun durdurmak için ant içiyor.

Krogan’ları durdurmak mümkün olmuyor çünkü savaşta sayıları azalsa da çok hızlı üredikleri için yerlerine sürekli olarak yeni askerler geliyor. Bunun üzerine Salarian’lar tarafından yaratılan biyolojik bir silahın kullanımına karar veriliyor. Genophage ismindeki bu silah Turian’lar tarafından kullanılıyor ve tüm Krogan ırkının kısır olması sağlanıyor. Bir soykırım silahının etkilerine maruz kalan Krogan nüfusu bir anda hızla kan kaybetmeye başlıyor. Böylece Krogan Ayaklanmaları sona eriyor ve Citadel’de Krogan’dan boşalan askeri kanadı Turian’lar dolduruyor. Ayrıca bu ayaklanmalardaki etkinliklerinden dolayı Turian’lara Konsey’de bir koltuk veriliyor.

1600

Terminus sisteminde ilk kez Collector’ların görüldüğüne dair raporlar geliyor. Citadel ise bu iddiaların asılsız ve rivayetlerden ibaret olduğunu belirterek görmezden geliyor. Gizemli Collector ırkı Omega 4 Rölesinin de ilerisinde yaşıyor ve bırakın Citadel uzayını, Terminus’ta bile daha önce görülmemiş. Bu ırk karşılaştığı yeni ırklara “canlı örnekler” karşılığı teknolojik gelişimler sunan bir ırk. Örneğin bir düzine solak Salarian, sekiz çift Krogan ikizi gibi tuhaf istekleri oluyor.

1895-1921 Geth Savaşı

Quarian’lar tarafından ucuz işçilik amacıyla yaratılmış olan Geth makineleri varlıklarının farkına varıyor. Quarian’lar Geth’lerin isyana kalkışabileceğinden korkarak onları ortadan kaldırmaya çalışsalar da Geth’ler efendilerine karşı koyuyor ve savaş başlıyor. Geth’ler tarafından Sabah Savaşı olarak adlandırılan bu çatışmalar sonucunda Quarian’lar kendi gezegenlerinden kovuluyor. Geth’ler Quarian sistemlerinin dışına çıkıp Citadel’e yayılmak yerine kendilerini galaksinin kalanından soyutluyorlar. Citadel Konseyi Geth’leri yarattığı için Quarian’ları cezalandırıyor ve elçiliklerini kapatıyor.

Geth’ler varolan tüm Geth programlarını aynı anda çalıştırabilecek dev bir yapı inşa etmeye başlıyorlar. Geth uygarlığının uzun vadedeki amacı da işte bu, bu mega-yapı sayesinde ortak işlem kapasitelerini maksimuma ulaştırabilecekler.

2125

Parnack gezegeninde zeki ama uzaya çıkamamış bir ırk olan Yahg keşfediliyor. Citadel Konseyi diplomatik ilişki başlatmak için hemen gezegene elçiler gönderiyor ama bu elçiler yabani Yahg tarafından katlediliyor. Bunun üzerine Konsey Yahg ile tüm irtibatı kesiyor ve Parnack gezegenini yasak bölge ilan ediyor.

2148 – İnsanoğlu Kütle Etkisini Keşfediyor

İnsanlar Mars’ın güneyinde derinlere gömülmüş halde çok ileri seviyede bir Prothean teknolojisi ile karşılaşıyorlar. Uzun zaman önce soyu tükenmiş olan bu gelişmiş ırkın kalıntılarından yola çıkan insanlar kısa süre içinde kütle etkisi alanında ilerleme kaydediyor ve böylece ışıktan hızlı seyahat etmenin yolunu öğreniyorlar. Artık Güneş sisteminde dolaşmak çocuk oyuncağı :)

Mars’ta bulunan veri zulasından elde edilen bilgiler sayesinde Pluto’nun ayı Charon’un aslında Prothean teknolojisi olduğu, burada buzlar içinde bir kütle rölesi bulunduğu keşfediliyor. Röleyi kullanan ilk kaşif grubu kendilerini 36 ışık yılı uzaklıktaki Arcturus’ta buluyorlar ve bunların büyük bir ağın parçası olduğu fark edilince insanların galaksi yolculuğu mümkün hale geliyor.

Dünya’daki on sekiz büyük devlet arasında Systems Alliance anlaşması imzalanıyor ve Alliance insanoğlunun askeri ve keşif amaçlı yüzü haline geliyor.

2151

İnsanlar sınırlarını genişletmek için devasa bir askeri filo ve uzay istasyonları kuruyor; ancak Singapur Uzay Limanında meydana gelen bir kaza sonucu yüzlerce insan sıfır elementine maruz kalıyor. Bu kazadan sonra Singapur’da doğan çocukların %30’unda kanser görülüyor. O yıl doğan Kaidan Alenko ise biyotik potansiyele sahip oluyor.

Sonradan öğreniliyor ki cenin halinde sıfır elementine maruz kalan çocuklarda çok uzak bir ihtimal de olsa sinir sistemi farklılıkları görülebiliyor ve bu çocukların sinir sistemleri beyinden gelen elektrik uyarılarına doğrudan tepki veriyor. Bu çocuklar bu sayede biyotik yeteneklere sahip olabiliyorlar, ama kalan çocuklar maalesef kanserden kurtulamıyor. 

Oyungezer'i beğendiniz mi? Biz de size karşı boş değiliz.