YAZAN Alp Pektaş

1996 yılı böyle değildi sanki?

İlk oynadığım FPS Wolfenstein idi. Blazkcowicz’in kanayan suratı beni korkuttuğu için mouse pad ile suratını kapatır öyle oynardım. Elimdeki shareware sürümü olduğu için sadece ilk episode’u bitirebilmiştim. Hitler ile kapışamadım çocuk yaşta yani. Wolfenstein ile birlikte FPS türü benim için bir tutku oldu. Doom’tan Quake’e, Painkiller’dan Serious Sam’e çılgınca FPS tüketmeye başladım. Birkaç sene önce STRAFE duyurulduğunda, normalde pek desteklemediğim bir olay olmasına rağmen elim Kickstarter sayfasına gitmişti. Hoşuma giden tek şey gerçek bir eski kafa FPSsi değildi, yapımcı Pixel Titans’ın idealist olması da beni etkilemişti.  

STRAFE’in o 90lar kafasında, VHS kalitesindeki videoları epey başarılı. Dilerseniz oynayabileceğiniz Tutorial bölümünde de hoş genç bir kadın size temel mekanikleri öğretiyor. Sağa sola bak zıpla ateş et falan. Beklendiği gibi bayağı ölümüne basit bir hikayesi var oyunun. Siz bir uzay hurdacısısınız. Hurda toplayıp bunu geri dönüştürerek para kazanıyorsunuz yani. Benzer bir amaçla Icarus adlı bir uzay gemisine gidiyorsunuz. Bakıyorsunuz ki mürettebat ölmüş, bir takım yaratıklar ele geçirmiş. Anında aksiyona atlıyorsunuz. Sağdan soldan not okumak yok. Muhabbet etmek yok. Bam güm ateş ediyorsunuz. Ama STFARE'i, atalarından ayıran en büyük özellik Roguelike olması. Yani kayıt yok, ölünce en baştan başlıyorsunuz ve bir de bunun üstüne oyun zor, alışması biraz zaman alıyor.

strafeinc-big2

Başlarken shotgun, saldırı tüfeği ve railgundan birini seçiyorsunuz. Seçtiğiniz silah oyun boyunca ana silahınız oluyor. Saldırı tüfeği biraz güçsüz ve railgun yavaş kaldığı için ben çoğu kez shotgun’ı aldım. Küçük kutulardan fırlayan o çip benzeri şeylerle silahınızı geliştirebiliyorsunuz. Kurukafa silahınızın verdiği hasarı, dikey mermiler şarjör cephanesini, yatay mermiler atış hızını, artı imleci de isabet oranını artıyor. Arada çıkan robot otomat da silahınızı alıp birincil ya da alternatif atış modlarını rastgele değiştiriyor. Shotgun birden bomba atar olabiliyor mesela. Topladığınız hurda parçalarıyla cephane ve zırh elde edebiliyorsunuz. Sağlık için de yemek otomatlarını bulmalısınız.

Yalnızca bir ana silah olması, bol silahlı FPSlere alışmış bir oyuncuya anlamsız gelebilir. Neyse ki bölümlerde sağa sola serpiştirilmiş plazma tüfeği ve roketatar gibi farklı silahlar da bulunmakta. Cephanesi tükendiğinde bu silahları fırlatabiliyor ya da bir düşmanın kafasında parçalayabiliyorsunuz. Parçalamaktan söz etmişken oyunun kendine ait bir şiddet motoru bulunmakta. Düşmanlarınızın uzuvları ve et parçaları sağa sola saçılıyor, kanları ortalığı bir güzel yıkıyor. Cesetler kaybolmadığı için ortalık kısa sürede katliam şölenine dönüyor anlayacağınız. Tabi basit bir görsellik sunduğu için içinizi kaldıracak cinsten olmaması iyi.

Oyunu Kickstarter bağışıyla ya da ön siparişle alan oyunculara özel bir silah verildi. Bu silahın duyurusu yapıldığında bazı oyuncular anında atlayıp tepki göstermişlerdi. Olay şu arkadaşlar: VV1N adlı bu silahı alıp bölüme başladıktan sonra bir süre tetiğe basılı tutuyorsunuz. Bir ışın topu çıkınca tetiği bırakınca bir patlama oluyor ve karşınıza credits ekranı çıkıyor. Yapımcı ekibin bu alaycılığı takdire şayan.

strafeinc-big3

Bölümlerin rastgele tasarlanması oyun için hem iyi hem de kötü olmuş. İyi yanı bir seferinde 2 renkli kart bulmanız gerekirken, bir dahaki oynayışınızda bir bilim adamının kafasını bulup göz taraması yaptırmanız gerekebiliyor. Kötü yanı ise Doom’un ya da Quake’in o yaratıcı bölüm tasarımlarından eser yok. Bölümlerde gizli yerler var, ancak bulmakta biraz güçlük çekeceksiniz. Çünkü duvarlara tek tek el atıp gizli geçit aramak yerine belirli konsollara ateş etmeniz gerekiyor. Luftenstein gibi yüzünüzü gülümsetecek easter eggler de var.

STRAFE, görsel yönden o eski FPSlerin havasını verebiliyor. Hatta ufak bir ayarla görüntüyü daha ilkel bir hale getirebilmek mümkün. ToyTree’nin bestelediği müzikler de hiç fena değil. Ama iş oynanışa geldiğinde durum biraz değişiyor. Oyun ne safkan old school, ne de tam bir modern FPS. Quake’in bir karbon kopyasının olmasını istemezdim. Ancak bu haliyle de eskiyle yeninin garip bir karışımı olmuş.

Eski FPSlerde siz ilerledikçe düşman sayısı artmaya başlar. STRAFE’de ise daha ilk odadan kalabalık bir güruh size saldırıyor. Düşmanların hepsi, uzaktan ateş edenler dahil, üzerinize koşuyor. Örümcek taretlerin görüş alanında bulunmadığım halde bana duvarların arkasından ateş ediyorlar. Düşmanların hareketleri tahmin edilebilir. Bu tarz bir oyunun düşmanlarında gelişmiş yapay zeka beklemiyordum ama bu kadar basitiyle karşılaşmak da hoş olmadı. Eski FPSlerde sağlık ve zırhınız aynı anda azalır, zırhınız hasarın büyük kısmını absorbe ederken bir miktar sağlığınızdan da olursunuz. STRAFE’de ise sağlığınız ancak zırhınız tamamen tükendikten sonra aldığınız darbelerle azalıyor.

strafeinc-big4

Tek kişilik modu bitirdiniz diyelim. Gerçi bol bol öleceğiniz için sona hemen ulaşacağınızı düşünmüyorum ama öyle olsun. Şimdi ne yapacaksınız? Murderzone’u açıp dalga dalga gelen düşmanlara karşı savaşıp mümkün olduğu galonlarca kan (1 galon=3,78 litre) dökmeye kasabilirsiniz. Arkadaşlarınızla oynamak mı istemiştiniz? Maalesef, oyunda çoklu oyuncu modu yok. Yapımcı ekibin yapmamalarındaki gerekçe şu: Her ne kadar çoklu oyunculuğu sevseler de sayıca az bir ekibe ve kısıtlı imkanlara sahip oldukları için asıl hedefleri olan tek kişilik oyunu tamamlamaya yoğunlaşmışlar. İleride bir DLC ya da güncellemeyle çoklu oyunculuk modu eklenir mi onu zaman gösterecek.

Kickstarter ile hayat bulan ve geçirdiği birkaç yıllık yapım sürecine rağmen böyle bir oyunda bug görmek aldığım tadı biraz kaçırdı. Ama şaşırmadım. 2017’de böyle oyunlar çıkıyor artık. Neyse ki yapımcı ekip çıkıştan sonra yayınlandığı yamalarla ciddi sorunları çözdü yoksa oyunun puanından kıracaktım. Gerçi halen daha ince ayara ihtiyaç var da. İlk bölgede bölüm arası geçişlerde ufak takılmalar yaşıyorum mesela.

Açıkçası STRAFE oynadığım ilk roguelike FPS değildi. İlk olarak Lovecraftvari bir atmosfere ve küplü grafiklere sahip Eldritch’i, ardından her bir merminin önem teşkil ettiği Heavy Bullets’ı oynamıştım. Ancak üçünü kıyasladığımda içlerinde en iyisinin STRAFE olduğunu söyleyebilirim. Ateş etmek ve tavşan gibi zıplayarak ilerlemek dışında 1996 yılında çıkan Quake ile pek benzerliği yok. Yine de FPS seviyorsanız denemenizde fayda var.

Artılar:

  • Hızlı oynanış.
  • Roguelike elementleri iyi yedirilmiş.

Eksiler:

  • Tasarımdaki tercih ve bir takım kusurlar.
  • Yapay zeka fazla basit
NOT: 7.5

 

Son Karar: STRAFE ilginç bir modern-retro FPS deneyimi sunuyor. FPS seven herkes denemeli. Ancak bir Quake oynamayı bekliyorsanız hoşunuza gitmeyebilir.

İLGİLİ BÖLÜMLER
Oyungezer'i beğendiniz mi? Biz de size karşı boş değiliz.