YAZAN Eren Eryürekli

Wonder Woman filmi harika mı? Güldürmeyin lütfen. 

İzleyenleri ikiye bölen Batman v Superman’den sonra hemen herkesin merak ettiği konu DC’nin Sinematik Evreni’nin bir gün belini doğrultup doğrultamayacağı idi. Suicide Squad’ın da okkalı bir kazma darbesi vurduğu o belin Justice League filmiyle birlikte son şansıydı Wonder Woman. 70’li yıllardaki popüler TV dizisinden uyarlama filmlerini bir kenara bırakırsak şöyle şaşalı bir filmi hiç olmamıştı cengâver Amazon Prensesi’nin ve zamanlama (özellikle de sinemada feminizmin yükseldiği bir döneme denk gelmesiyle) gayet uygundu. Eh Gal Gadot da BvS’in en iyi tarafıydı zaten. Ne yanlış gidebilirdi ki? Pek çok şey...

***DİKKAT SPOILER VAR***

Film aslında gayet iyi başlıyor Diana’nın Zeus tarafından insan gözlerinden saklanan Amazon adasındaki günleri, eğitimleri, Kraliçe annesi ve cesur bir savaşçı olan teyzesiyle olan dinamikleri hiç fena değil ve karakteri sempatikleştirmek adına doğru adımlar atılan sahneler olarak karşımıza çıkıyorlar. Benim bu bölümde takdir ettiğim kısım Diana’nın mitolojik kökenlerinin çizgi-romanlardaki gibi sunulması oldu. Zaten filmin kaynak materyale öykü anlamında genel bir sadakatinin olduğunu söyleyebiliriz rahatlıkla. Yakışıklı pilot Steve Trevor’un adaya uçağıyla düşmesi, Diana’nın onu buluşu filan gayet yerli yerinde ve gülümseten anlarla dolu. Hayatında ilk kez erkek gören bu genç kızımızın hissettiği merak duygusu bir yandan, insanlardan üstün olduğunun bilinci bir yandan (oldukça da esprili şekilde) güzel aktarılmışsa da film hakkındaki olumlu görüşlerim Diana’nın insanların dünyasına adım atmasıyla azalmaya başladı.

(Emre ve Onur'un video incelemesini yukarıdaki videodaizleyebilirsiniz.)

Şimdi bir durup düşünelim Wonder Woman neyi simgeliyor aslında diye. 1941 yılında serüvenlerine başlamış olan bu güçlü kadın o dönemin çizgi-romanları için bambaşka bir soluk, yepyeni bir bakış açısı demekti. İlk kez bir kadın karakter ikinci sınıf yan rollerden başrole geçmiş, kılıcı kalkanı, kurşunları sektiren bileklikleri ve tabii ki doğruları adamın ümüğünü sıkarak söylettiren kemendi ile bir feminizm idolüne dönüşmesi uzun sürmemişti. Tabii feminizmin karmaşık labirentlerine burada detaylıca girecek değilim ama Wonder Woman’ın hem çıktığı dönemde hem de 70’li yıllarda kadınların sosyal hak ve eşitlik davalarında sembol bir kahraman olduğunu söyleyebilirim. Peki o köprülerin altından çok sular akmışken ve özellikle 2. Dünya Savaşı’ından sonra satılmaya başlanan Amerikan Rüyası’nın kabusa dönüştüğü günümüzde Diana Prince’in öyküsü bize ne sunuyor? Bir film olarak klasik bir çizgi-roman filminin tüm izleklerini ezberden şiir okuyan bir öğrenci gibi duygusuzca önümüze atan yapım, başrol oyuncularının iyi performanslarıyla ortalamanın üstünde bir seyir tutturmuşken 1. Dünya Savaşı’nın gölgesindeki modern dünyaya ayak basılmasıyla birlikte Hollywood’un saklayamadığı zenofobik samimiyetsizliğini de yüzümüze vurmakta gecikmiyor.

en-guclu-kadin-kahramanlar-haberici

Yahu arkadaşlar Osmanlı’nın Almanlara biyolojik silah yaptığı bir kurgudan bahsediyorum. Bi’ tarafımla güldüğüm bu detayın alabildiğine abartılı patlamalı çatlamalı sahneler eşliğinde sunuluşu ve sempatik görünmesi amaçlanmış yan karakterlerin Arap, İskoç ve Kızılderili olması bir yana filmin alttan alta verdiği korkunç Anglosakson pompalaması da gözüme fena halde battı.

wonder-woman-elestiri-1

Hadi diyelim bunu tüm filmlerinde yapıyorlar eyvallah, bir dönem filmi olarak da söz gelimi ilk Captain America filminden de geride kalıyor Wonder Woman. Oradaki daha insani ve bir nebze kabul edebileceğimiz adalet ve kendisi için savaşamayanların yerine savaşma dürtüsü burada yerini resmen Diana’nın ergen kafasıyla savaşa girmesine indirgenmiş. Şunu anlarım misal; genç ve toy bir kız sonuçta Diana ve savaşın gerçeklerini de bilmiyor olabilir, bu yüzden de savaş çığırtkanlığına soyunması ve yarı-tanrı olmasından ileri gelen kendine aşırı güveni biraz abartılabilir. Lakin filmin yarısından sonra tamamen kaybettiği hafif esprili ve nüanslı tonu daha karanlık bir bölgeye kaydıkça Diana’nın tüm bu toyluklarının ağır bedelleri olduğunu görüyoruz. Hayır bunu Diana da görüyor ama nihayetinde yine dünyayı sevgi kurtaracak minvalinde bir kafaya giriyor ki o kafayla savaş kazanılmayacağını hepimiz biliyoruz. Hele hele bu kuru Amerikan idealizminin dünyayı getirdiği hali düşününce iyice keyfimiz kaçıyor ve bari aksiyon sahneleri eğlenceli olsa diye hayıflanmadan edemiyor insan.

wonder-woman-elestiri-3

Lüzumsuz derecede fazla yavaş çekim ve efekt bütçesini şişirme (dolayısıyla pop-corn’ları soluksuz yedirtme) amaçlı sahnelerle boğulmuş olmasa aslında Wonder Woman’ın aksiyonu taze gelebilir pek çok seyirciye. Zira her gün kılıç/kalkan ve mini etekle Alman mini-gun’larının önüne atlayan bir karakter görmüyoruz. Filmin ortalarındaki bu siperlerden çıkma sahnesinin en büyük problemi arkasında yatan ciddi bir motivasyon veya çok kritik bir mevzunun olmaması. Diana’nın resmen aksiyonu geliyor ve “bırakın lan gidicem!” deyip kendini kurşunların önüne atıp tanklık yapıyor yancılarına. Görsel olarak güzel görünse ve karakterin gücüne ilk elden şahit olma şansı verse de bu sahnenin daha mantıklı bir zemine oturtulmasını tercih ederdim. Bu noktadan sonra baş aşağı giden yapım finaldeki Ares kapışmasıyla dibe vururken o kısımda kullanılan efektlerin bayatlığı da göz acıtıyor. Hani koskoca savaş tanrısının üstüne başına zırh yapıp Magneto gibi metal yığınlarını sağa sola savurmaktan daha fazla bir numarası olmalıydı. Ayrıca Diana’nın açıktan OP olması da herhangi bir gerilim ve heyecan hissi yaşamanızı engelliyor, kadın tüm filmi tek çizikle atlatıyor öyle diyeyim siz anlayın.

wonder-woman-elestiri-2

Wonder Woman tüm yapış yapış Amerikancılığı, tatsız zenofobisi ve duygusuz içeriğiyle batı dünyasında kesinlikle tutacaktır. Hatta “işte DC’yi kurtaran film” yaftalarını yapıştırmakta da gecikmeyecektir pek çok kişi. Ama ne Gal Gadot  Chris Pine ikilisinin başarılı performansları ne de ortalamanın üstündeki bazı aksiyon sahneleri bana bu filmin iyi olduğunu düşündürtmedi. Yani evet, diğer DC filmlerinden daha derli toplu ve meselesini daha düzgün anlatıyor. Fakat anlattığı meselenin ne feminizmi yüceltmekle, ne kadın dünyasına özgün bir bakış atmakla ne de sevgiyle alakası var. Zorlama aşk meşk muhabbetleri de cabası.

Filmin ilgilendiği yegane şey aşırı güçlü bir kadının erkekleri pataklamasını veya yerli yersiz laf sokmasını izletip feminist“miş” gibi yapmak ve Amerika’nın dünya arenasında düşen itibarını 1. Dünya Savaşı nostaljisini kullanarak birazcık toparlamaya çalışmak. Geçiniz bunları DC bey geçiniz, aynısının daha iyisini çuvaldızın ucunu kendine değdirerek Marvel yapıyor zaten.

 

NOT: 6.5

 

Editörün Notu: Klasik bir başlangıç öyküsü olarak bile izlemesi sıkıcı, ruhsuz ve politik açıdan oldukça tartışmalı bir uyarlama olmuş Wonder Woman. Oyunculuklar ve ortalardaki aksiyonlar için izlenebilir.

İLGİLİ BÖLÜMLER