Nasıl Takıntılı Oyuncu Olmayı Bırakıp Oyunlardan Keyif Almaya Başladım?

YAZAN Emre Özdemir

Oyunlarda her şeyi başarıp en iyisi olabilmek adına heyecanı öldürüyor, alacağımız zevki baltalıyoruz!

 Bir oyunu oynarken en çok çıkar sağladığımız seçeneği seçmek zorunda mıyız? Ya da karakterimiz için en iyi dizilimi kurmadan olmuyor mu? Hata yapmak ya da bazı detayları kaçırmak bizi kötü bir oyuncu mu yapar? Belki de en önemli soruyu sormak yeterli: Bir oyunu en fazla keyif alacağımız şekilde mi oynamak, yoksa mümkün olan en iyi şekilde mi?

Bu sorular bir süredir kafama takılıyordu sevgili Oyungezerler. Soruların ilk aklıma geldiği ya da daha önce de aklıma gelse de ilk kez üzerinde ciddi ciddi düşünüp bir karar verdiğim an ise yaklaşık bir ay öncesine denk geliyor.

Başarılı Olmak Adına Heyecanı Öldürüyoruz!

Kendimi bildim bileli oynadığım her video oyununda rol yapma işine oldukça önem vermişimdir. Aldığım kararlar, karakterimin görüntüsü, sesi, adı... Her şeyi önceden karar verdiğim bir temaya uygun olarak seçip oyunu bu şekilde oynamaktan büyük haz alırım. Çünkü bana göre her oyun bizlere keyifli bir macerada rol oynama ve sanal da olsa imkânsız senaryoları deneyimleme şansı verir.

Fakat farkettim ki son yıllarda küresel olarak değişen oyunculuk anlayışı ile birlikte ben de değişmeye başlamışım. Ne zaman, ya da neden olduysa birden bire oyunu en iyi istatistiklerle ve hiç hata yapmadan bitirmek, en iyi karakter dizilimlerini seçmek ya da bir kerede oyunun sunabileceği her şeyi görmek gibi konular önem sırasında birinciliğe oturmuş.

Peki, fark etmeden değişen bu önceliklerim bana ne kattı ya da benden ne götürdü? Kendime bu soruyu sorduğum anda yaptığım büyük hatanın farkına vardım...

emre-7

Sevdiğiniz bir film ya da kitabı düşünün. Mesela Yüzüklerin Efendisi diyelim. Video oyunlarının benim için anlamı o yüzüğü kardeşlikle birlikte Mordor’a götürmek, kardeşliğin üyelerinden biri olmaktır. Bu yüzden oyunlara bağımlıyım işte. Diyelim ki kitabı okuyor ya da filmi izliyorsunuz ve ana karakterlerden biri için önemli ve kötü bir olay gerçekleşti. Hemen birkaç dakika ya da sayfa geriye dönüp o olaylar böyle gelişsin, böyle daha iyi dediğinizi farz edin. İşte o anda o eserin tüm büyüsü kaçıyor. Çünkü elinizdeki bu büyük güç sayesinde sizin için hazırlanan tüm heyecan verici, sevindirici ya da üzücü olaylar değiştirebilmek; her şeyi kendi istediğiniz gibi şekillendirerek mümkün olan en iyi son ulaşabilmek gibi bir şansınız oluyor.

Kısacası olayın tüm esprisi kaçıyor...

Büyük Güç, Beraberinde Büyük Sorumluluk Getirir...

Biraz önce bahsettiğim, alışkanlıklarımın değiştiğini fark ettiğim anı yaşamama sebep olan oyun XCOM Enemy Unknown’du. Oyuna girişmeden önce nedense spoiler yemeden serinin geçmişine göz atmak istedim. Neredeyse her yerde XCOM’un ne kadar zor ve hataları ciddi şekilde cezalandıran bir oyun olduğundan bahsediliyordu. Heyecanla başına oturdum, sonuçta yepyeni bir macera beni bekliyordu...

İlk 1-2 saatten sonra başarısız olduğum bir görev oldu. Tüm askerlerim öldü, yeterli sayıda ve rütbede yedeğim olmadığı için bir önceki kayda döndüm. Sonra benzer bir olay yine tekrarlandı ve yine load game... Üçüncü seferde ise henüz işler iyice kötüleşmemiş, sadece bir askerim ciddi şekilde yaralanmış ve geri kalanlar da kötü bir pozisyondaydı (XCOM’da doğru yerde olmak hayati önem taşıdığı için ciddi bir durum yani). Fakat bir anda reflekslerim devreye girdi ve kendimi oyunu tekrar yüklerken buldum. O anda anlamıştım, oyunu öldürüyordum...

emre-3

"Mesela oyun sonu istatistiklerine göre dünya üzerinde XCOM 2'de herhangi bir görevde başarısız olan sadece benim!.."

Fark ettim ki elimde kutsal “Load Game” gücü oldukça ve ben de bunu kullandıkça XCOM’un o kendine has tedirgin havası ortadan kalkıyor, her hareketini iki kere düşünme gerekliliği yok oluyordu. Yeni bir oyun açtım ve bu sefer ne olursa olsun tekrar yükleme yok diye kural koydum. Gerilim, tedirginlik ve nefes tutmalı anlar geri döndü. İşte şimdi gerçek XCOM deneyimini yaşıyordum!

Oyungezer'i beğendiniz mi? Biz de size karşı boş değiliz.