Espor Gerçek Bir Spor Dalı Olarak Görülmeli mi?

YAZAN Nurettin Tan

Son günlerin tekrar kafaları karıştıran sorusuna cevabım.

BBC’nin eSpor yayını yapacağını duyurması ile günümüzün en popüler tartışmalarından biri olan “Espor gerçekten spor sayılır mı?” sorusu yeniden hortladı. Kanala abone olan ve çoğunluğunu ileri yaşlarda izleyicilerin çektiği gruptan gelen tepkileri haberimizden okumuşsunuzdur. Bir önceki cümleyi yazarken tepkilerine “saçma” ekini yapıştırmak istedim ama araya gereksiz yere sürekli çalışan ve beni genellikle zor durumda bırakan empatim girince bundan vazgeçtim. Neden? Çünkü adamlar yaşlı… Michael Keaton’ın Spiderman Homecoming’de Vulture rolünü oynarken söylediği gibi “Dünya değişiyor, bizim de değişme zamanımız geldi.” Değişime ne yazık ki yaşını başını almış kişilerin ayak uydurmasını beklemek çok bencilce olur. Artık insanları büyü yapıyor diye yakmıyoruz, sigaranın aslında sağlığa ne kadar yararlı olduğuna dair reklamlar da görmüyoruz, kadın erkek eşitliğine ve cinsel tercihlerin özgürlüğü için iyice bastırdığımız bir çağa giriyoruz. Kısacası dünya biz istemesek de değişiyor. Bu değişime son zamanların yükselen yıldızı, televizyonlarda giderek kendine daha fazla yer bulan ve ciddi bir paraların yatırıldığı eSpor da dâhil oluyor.

İnsanların kafalarının en çok karıştığı nokta “Spor” kelimesinin sözlükteki anlamından geliyor. Gelin buna beraber bakalım; “Tek başına ya da başka bir takıma karşı mücadele ettiren, fiziksel gayret ve yetenek harcanmasını gerektiren aktivite.” Fakat farklı kaynaklarda spor tanımının (kavramın giderek değişmesinden dolayı olsa gerek) “Genellikle fiziksel aktivite,” şeklinde irdelenerek tanımlandığını görüyorsunuz. Fakat genellikle örnek olarak sayılan spor dalları arasında hep vücudu fiziksel olarak zorlayan örnekler veriliyor; futbol, rugbi, tenis, basketbol, sırıkla atlama vs… Dolayısı ile vücudun limitlerinin zorlanmadığı ve dışarıdan bakıldığında genellikle gençlerin başı çektiği, oturdukları yerden oyun oynuyorlarmış gibi göründükleri eSpor, spor tanımının içine girmiyormuş gibi görünüyor. Oyuncuların çok genç olması ve toplumda genel görü olan oyun oynamanın aslında zaman öldürmek ve boş bir etkinlik olduğu önyargısını buna eklerseniz tartışmanın kaynağını daha rahat görürsünüz diye düşünüyorum.

Öncelikle altının çizilmesi gereken konu şu; eSpor, “Spor” kelimesinin klasik anlamına bakıldığında bir spor olarak görülmüyor. O yüzden başına “E” harfini ekleyerek eSpor diyoruz. ESpor fiziksel anlamda insan biyolojisinin sınırlarını zorlayacak tanıma uymadığı için “Spor”un klasik anlamında kendine yer bulamıyor ama bu spor olmadığı anlamına gelmiyor. Eğer böyle düşünürsek satranç, dart ve poker turnuvalarını komple çöpe atmamız gerekli. Bu yüzden fiziksel yükün yerini aşırı derecede dikkat, konsantrasyon ve yorgunluğun tavan yaptığı zihinsel aktiviteler alıyor. Dolayısı ile eSpor şimdilik kendine “Spor” tanımının dalları altında kendi yerini buluyor. Fiziksel anlamda değil (kaldı ki saatlerce çok iyi rakiplere karşı oynanan bir maçın her ne kadar 100 metre koşu olmasa da vücudu yorduğu da inkâr edilemez) ama zihinsel manada takımların çarpıştığı bir spor dalı. Ama zaman değişiyor ve “Spor” tanımımız da bununla beraber yeniden şekilleniyor. O yüzden belki bir yirmi yıl sonra “Spor”u tanımlarken “Fiziksel ve zihinsel gayret ve yetenek harcanmasını gerektiren aktivite,” diyeceğimiz günler yakın.

Espor’un rahatlıkla spor olduğunu kanıtlayacak olayları size aşağıda sıralamaya çalışayım.

İnsanların kişisel görüşleri bir yana gün geçtikçe işin kablolu yayınlar konusundaki ehli ESPN kulvarında eSpor kendine yer buluyor. Entertainment and Sports Programming Network (Spor ve Eğlence Programı Ağı) poker turnuvalarını dahi yayınladığı için eSpor’un spor dalları arasındaki yeri yadsınamaz bir gerçek. Zaten ESPN’deki popülaritesinden sonra eSpor’un Olimpiyatlara eklenip, eklenmemesi gerektiği sorusu giderek daha çok sorgulanmaya başladı. Bir etkinliğin olimpiyatlarda kendine yer bulması için 5 önemli kriter var.

-          Olimpik Teklif (Olimpiyatlara katılması düşünülen spor dalının kaynağının güçlü olması gerekli. Bu noktada ESPN devreye giriyor).

-          Olimpik harekete katacağı değer.

-          Kurumsal Önem (Aday sporun kurallarının olması).

-          Ne kadar popüler olduğu (ki eSpor gülle atmadan daha popüler).

-          Ardındaki ticari model.

2015 yılında Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin belirlediği bu kıstasların hiçbiri içinde illa fiziksel aktivite olacak kuralı getirmiyor. Dolayısı ile özellikle popülaritesi her geçen gün artan eSpor’un olimpiyatlarda kendine yer bulması kolaylaşıyor. 2020’den önce eSpor’un olimpiyatlarda kendine yer bulup bulamayacağının belli olması öngörülüyor.

Espor’un gerçek anlamda bir spor olduğunun en büyük kanıtlarından birisi Amerikan Hükümeti’nin eSpor oyuncularını resmi atlet olarak kabul etmesi. Bu şekilde eSpor oyuncuları rahatlıkla vize alıp organizasyonlara katılabiliyorlar. Espor’da başarılı olan oyunculara üniversitelerin burs vermesi ise başka bir yadsınamaz gerçek.

Zannediyorum ki insanlar bilgisayar başında oyun oynayan gençleri görünce o noktaya gökten zembille geldiklerini düşünüyorlar. Ne de olsa oyun oynuyor değil mi? Ne kadar zor olabilir ki değil mi? Ama durum hiç de öyle değil, bir eSporcu en az kafalarda oluşan klasik bir sporcu kadar ve hatta daha fazla idman yapmak zorunda. Team Liquid’den örnek vermem gerekirse takımın bir psikologu dahi var. Robert Yip Master derecesinde eğitimi ile takıma aynı zamanında koçluk yapmış, fiziksel eğitim de vermişti. Sporcuların yemeklerine dikkat edip, yeterince uyuduklarından emin olup, yoga ve fizyoterapi ile oyun dışında oyun performanslarını arttıracak çeşitli uygulamalara gidip onları çok çetin geçecek önemli turnuvalara hazırlıyordu. Bugün her önemli takımın kadrosunda oyunculara destek verecek yukarıda saydığım uzmanlıkta profesyoneller var.

Genel önyargılardan birisi de oyuncuların dolayısı ile esporcuların da masa başında oturan, kilolu ya da obez tipler olarak düşünülmesi. Kilolu olmak doğrudan oyun oynamak ile paralel olarak gösteriliyor. Dünyadaki milyonlarca obezin oyun bağımlısı olduğunu sanmıyorum. Kilo almanın ya da obez olmanın çok yemek ve az hareket ile alakası var. Denge meselesi, yediğinizden fazla kaloriyi eğer yakmıyorsanız, ister oyunla, ister uyuyarak, ister masabaşı iş yaparak gayet güzel kilo alabilirsiniz. Kaldı ki Pashabiceps gibi atletik oyuncular esporcular için çizilen bu negatif kalıpları bicepsleri ile teker teker yıkıyor.

Bu saydıklarımdan bir haber kişilerin eSpor’u at gözlüğünden bakarak sadece çocukların oyun oynadığı bir etkinlik olarak görmesi çok doğal fakat yanlış ve ne yalan söyleyeyim sinir bozucu bir durum. Espor çok hızlı şekilde popüler oldu bu yüzden insanların buna biz oyuncular kadar çabuk ayak uydurmasını beklememek lazım. Bu tür bir tartışmaya girdiğinizde yukarıda yazdığım bilgilerle karşı fikirde olan kişileri bilgilendirmeyi deneyebilirsiniz. Unutmayın dünya değişiyor, insanlar da değişecek. Espor’un hak ettiği yeri bulması sadece zaman meselesi.

Oyungezer'i beğendiniz mi? Biz de size karşı boş değiliz.