YAZAN Eser Güven

Oyunları oynarken acaba renkler gibi detaylara dikkat ediyor muydunuz?

Peri masalı renkleri

Peri masalı renkleri de neyin nesi diye soruyorsunuz haksız sayılmazsınız, o yüzden hemen bir örnek vereyim ki gözünüzde daha iyi canlandırabilin: The Witcher 3: Blood and Wine. Anladınız değil mi? The Witcher 3'ün kendi renk paletiyle karşılaştırdığınızda Blood and Wine'ın bir masaldan fırlamışçasına görünen grafikleri aslında seçilen müthiş renk kombinasyonlarının eseri. Halbuki Blood and Wine, Witcher 3 veya Hearts of Stone'a göre daha az depresif değil. Ama böylesine yeşilin, morun, hatta renklere ek olarak farklı satürasyon değerlerinin kullanımı sayesinde o karanlık ve iç boğucu atmosferle tezat bir görselle karşılaşıyor ve kendimizi bir peri masalında gibi hissediyoruz. Bu tür bir renk paletine bir diğer örnek olarak da Bastion'ı gösterebiliriz.

Distopya

Dünyanın sonunu gözünüzün önüne getirin, hangi renkler olduğunu düşünürdünüz? Ortada ağaç kalmamış, bitkiler çürümeye yüz tutmuş; ya da öyle karanlık bir geleceğe varmışız ki her yer kirlenmiş, hayatta kalmak artık zevk veren bir şey olmaktan çıkmış. Gerçekten de hem duygusal, hem de gerçekçi olarak kahverengi ve gri tonlarından bahsediyoruz aslında, cansızlıktan bahsediyoruz. Bunun iki güzel örneği Metro 2033 Redux ve gelecek hafta çıkacak olan Observer diyebilirim.

İşte bu ölü dünyalarda soluk renk paletinin şöyle bir avantajı var, işi bilen geliştiriciler bu cansızlıkla kontrast yaratacak renkleri kullanarak dikkatinizi buralara çekebiliyor ve size hayatta olduğunuzu bir şekilde hissettirebiliyorlar. Aynı Metro 2033'te o renksizliğin içinde gördüğümüz mavi renkli durum göstergeleri gibi.

Western

Western ve distopyanın şöyle ortak bir yanı var, her ikisi de aşırı renk kullanımına uygun değiller. Red Dead Redemption'ın kahve tonları ağırlıklı renk paletini düşünsenize bir. Kahverenginin dünyayı ve toprağı çağrıştırışı farklı türlerdeki oyunların, oyuncuya istediği mesajı iletebilmesi için son derece önemli. Bu renk paletini bir çok western oyununda görmek mümkün, çünkü oyuncunun zihninde Vahşi Batı bol tozlu ve topraklı, içinde bolca ahşap bina bulunan kasabalarla, soluk renkli giysiler tercih eden kovboylarla dolu bir ortam. Hayalinizdeki trenin bile kahve tonlarında olduğuna eminim.

Siyah-beyaz / Monokrom

Bir oyunun vermek istediği hissi başarıyla yansıtmak için çok fazla renk kullanması şart değil. Bunu yalnızca iki renkle, ya da tek bir rengin tonlarıyla da yapmak mümkün. Limbo'nun başarısının en büyük sebeplerinden biri de bu değil miydi zaten? Tamamen gri tonlarındaki oyun bize sürekli olarak karanlığın içinde saklanmış tehlikelerin varlığını hissettiriyordu ve bunları apaçık göstermesine bile gerek yoktu (hoş örümceksiz bir Limbo da düşünemiyorum aslında).

Az renk kullanımının bir diğer avantajını da Madworld'de görüyoruz. Tamamen siyah beyaz olan oyunda farklı renkte olan tek şey kıpkırmızı kan ve bu da oyuna alışılmışın dışında bir vahşilik boyutu katıyor. Başka türlü olsa belki de bu kadar tepki görmeyecek bir oyun tüm ilgiyi bu kadar basit bir numarayla kana yoğunlaştırdığı için dikkat çekebiliyor ve çeşitli ülkelerden yasak bile yiyebiliyordu. Demek ki bu tekniği kullanırken dikkatli olmak lazım.