YAZAN Eser Güven

Oyunları oynarken acaba renkler gibi detaylara dikkat ediyor muydunuz?

Cyberpunk

Cyberpunk görsel açıdan gerçekten de etkileyici bir tür, ama eğer oyununuzda yüksek kontrast ve parlak renkler kullanmazsanız yaşatmak istediğiniz atmosferi oluşturmanız hiç de kolay değil. Bu oyunlarda genellikle renkli ışıklar sayesinde oyuncuların dikkati istenen yere çekiliyor. Örneğin Far Cry: Blood Dragon oyununu düşünürseniz mavi ve mor ağırlıklı renk paletinin içinde gördüğünüz parlak neon ışıkları sizi hedefinize doğru yöneltiyordu. 

E3 2017'nin bomba oyunlarından The Last Night'ta da benzer bir paletle karşılaşıyoruz. Oyunun Cyberpunk teması koyu üzerine olabildiğince parlak renklerle yansıtılıyor ve kendimizi adeta Blade Runner'ın neon ışıklarla dolu karanlık sokaklarında geziniyormuş gibi hissediyoruz. Başka hiçbir renk paleti, The Last Night'ın yalnızca birkaç ekran görüntüsü ile bile bu atmosferi yaratabilmesini sağlayamazdı.

Renkleri yalnızca atmosferi kurmak için mi kullanıyoruz?

Elbette hayır. Seçilen renk paleti aslında yalnızca başlangıç çünkü renk kullanımı aslında gerçekten çok yönlü bir araç. Dilerseniz bu sayede oyuncuların gitmesini istediğiniz yönü empoze edebilir, nerelerin güvenli, nerelerin tehlikeli olduğunu bir bakışta anlamalarını sağlayabilir, hatta yine renk değişimleri sayesinde oyuncuya karakter gelişimini bile hissettirebilirsiniz.

Bunlar arasında en sık kullanılanın oyuncunun dikkatini belli bir yönde tutmak olduğunu söyleyebilirim. Örneğin Super Hot! oyununu düşünürseniz tamamen renksiz bir dünyada, dünyanın renksizliğiyle zıt bir kontrast yaratan kırmızı-turuncu-sarı ağırlıklı görseller dikkatinizin bir an için bile farklı taraflara kaçmasını engelliyordu.

Belki farkında değilsiniz ama sineklerin ışığa gelişi gibi aslında insanlar da bilinçsizce de olsa ışığa yönelme eğilimindedir. Dolayısıyla karanlık ve ruhsuz bir paleti aralara serpiştireceğiniz parlak ve sıcak renklerle desteklediğiniz anda oyuncular ister istemez o nesnelere doğru yönelir. Bunu en güzel kullanan oyunlardan birinin Bioshock olduğunu söylemek lazım. Son oyunda anlamsızca gideceğiniz yeri belirten bir ok çizmeye başlamış olsa da, önceki oyunlarda ışığı başarıyla kullanarak bizi gitmemizi istediği yere rahatça götürebilen bir oyundu.

Oyunlarda tehlikeli bir duruma doğru gidiyorsak oyunun bunu renklerdeki değişimle göstermesi son derece etkili oluyor. Hatta artık sıklıkla kullanılan bir teknik bu, eğer vurulursak veya ağır yaralandıysak ekran kırmızı tonlarına bürünüyor. Çünkü başta ne demiştik? Kırmızı güçlü duyguların rengidir ve ölüm korkusu da bu duyguların en üst seviyede olanlarından biri. Üstüne bir de kırmızının kan ile ilişkisini düşünürsek bu basit renk kullanımının yaralanma hissini oldukça başarılı biçimde hissettirdiğini söyleyebiliriz.

Yine benzer biçimde bir oyunda saklandığımızda renklerin satürasyonunun azaltılması da içimizde güvende olduğumuz hissini uyandıran güzel bir teknik.

Renk paleti seçimiyle karakter gelişiminin de yönlendirilebileceğini söylemiştim. Bunun da yakın tarihli en iyi örneklerinden biri NieR: Automata diyebiliriz. Oyunda renk ve renksizlik o kadar başarılı biçimde kullanılıyor ki bu sayede içinde bulunduğumuz dünyanın gerçek doğası hakkında fikir sahibi olabiliyoruz. Dünya'nın ne kadar canlı, ne kadar hayat dolu olduğunu yeşili ön plana çıkaran bir paletle gösteren oyun, diğer kısımlarda ruhsuz ve sanayileşmiş ortamların boğuculuğunu gri tonlarıyla karşımıza çıkarıyordu.

Sizi de bu şekilde seçmiş olduğu renk paletiyle etkileyen, oyundan aldığınız keyfi arttırdığını ve atmosfere daha rahat uyum sağladığınızı düşündüğünüz oyunlar var mı peki?